İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/818 E. 2025/576 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/818
- Karar No
- 2025/576
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/818 Esas KARAR NO : 2025/576 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 20/12/2023 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; " " Davalılar müvekkil idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisidirler. İhale ile iş alan şirketler, işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam etmişlerdir. Davalılar ve alt yükleniciler, müvekkil idareden iş aldıkları dönemlerde, çalıştırdıkları işçilerden dolayı doğan ve idaremizce ödenmek zorunda kalınan her türlü hak ve alacaktan, ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunun hükümleri doğrultusunda aslen sorumludurlar. Ödenen işbu meblağın yüklenici firmalardan tahsil edilmesi için müvekkil idare ilgili birimleri ile yapılan yazışmalar neticesinde, 76.307,29-TL müvekkil kurum zararının davalılardan tahsili gerekmektedir. Davacı müvekkil ile davalılar arasında akdedilen İhale şartnameleri ve sözleşmelerinde yer alan hükümler ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde taraflar arasındaki ikili ilişki gereği davaya konu bedelin sorumlusu çalıştırdıkları süre bazında ayrı miktarlarda davalılardır. Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekçe ile davalıların ödenen bedeli yarısından sorumlu tutulması yerinde gerekirken yanılgı gerektirmiştir. Müvekkil idare ile davalı şirketler arasındaki ilişkinin Borçlar Kanunu, Kamu İhale Kanunu, İhale sözleşme ve şartnameleri ile Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirilerek hüküm kurulması gerekir. Bu yasal hükümler ve yargısal kararlar doğrultusunda yüklenici firmaların çalıştırmış oldukları işçiler nedeniyle doğan ve müvekkil kurumca ödenmek zorunda kalınan yukarıda belirtilen dava nedeniyle ödenen toplam 76.307,29-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte sorumlulukları oranında davalılardan tahsili için iş bu davayı açma zorunluluğu doğmuştur. Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla toplam 76.307,29-TL bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya/davalılara tahmilini.." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı ... vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Dava görevsiz ve yetkisiz mahkemede açılmıştır. zamanaşımı defiinde bulunmaktayız. Kıdem ve ihbar tazminatından davacı kurum sorumludur. Dolayısıyla her ne kadar AYM tarafından m.112/6 iptal edilmiş olsa da hem Tebliğ'in 78.30'daki düzenlemesi hem de İş.K. M.112/2 gereğince kıdem tazminatından asıl sorumlunun asıl işveren kamu kurum ve kuruluşları olduğu açık ve emredici olarak yasayla hüküm altına alınmış olduğu gözetilerek müvekkil şirketin kıdem tazminatından sorumluluğunun bulunmadığı ortadadır. DAvacı ile müvekkil şirket arasında imzalanan sözleşme ise müvekkil şirkete dava dışı işçilere ödenen alacak kalemleriyle ilgili bir sorumluluk yüklememektedir. Bu alacak dava dışı işçinin davacı nezdindeki çalışmasından doğmuş olup bu alacağın müvekkil şirkete yükletilmesi halinde davacı sebepsiz zenginleşecektir.Dava dışı işçinin iş akdi davacı nezdinde çalışırken sona ermiş olup feshe bağlı alacak kalemlerinden müvekkile sorumluluk yükletilmesi mümkün değildir. Kabul anlamına gelmemekle, müvekkilin sorumluluğuna hükmedilecekse bile müvekkil bu tutarın en fazla yarısından sorumlu tutulmalıdır. Bunun yanı sıra müvekkile sorumluluk yükletilecekse bile bu miktar işçinin şirket nezdinde aldığı son ücret ve çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Müvekkilin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ödeme yaptığı tarihte müvekkilin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden bu tarih itibariyle faiz işletilmesi mümkün değildir. Müvekkilin hak edişinden kesinti yapılmasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, idarece müvekkilin teminat mektubundan kesinti yapılmış olup davanın kabulüne karar verilmesi ikinci kez tahsilat yapılmasına sebep olacaktır. Yukarıda arz ettiğimiz sebeplerle; haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.."savunmuştur. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; ... 28. İş Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasının celbine karar verilmiştir. ... 25. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasının celbine karar verilmiştir. İdareden ihale şartnameleri ve sözleşmelerin celbine karar verilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişi, 1 sözleşmeler konusunda uzman bilirkişi ve 1 işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişi ile 08/05/2024 tarihinde saat 14:00'de Mahkememiz kaleminde inceleme yapılmasına, bilirkişilerce taraflar arasındaki sözleşme , celp edilen dosyalar kapsamı itibariyle davacı tarafça dava dışı işçilere yapılan ödemelerden davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, takip tarihleri itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarının tespiti hususunda rapor alınmasına karar verilmiştir. Davanın yetkili mahkemede açılmış olması nedeni ile yetki ve görev itirazlarının reddine karar verilmiştir. Zamanaşımı itirazının esas hükümle birlikte değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 25/09/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle: "Davacı tarafça dava dışı işçilere yapılan ödemelerden davalının sorumlu olup olmadığı: takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı: varsa miktarı” hususunda: Davalı ... tarafından “kıdem ve ihbar tazminatından asıl işveren olan davacının sorumlu olduğunun; davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin davalı şirkete, dava dışı işçilere ödenen alacak kalemleriyle ilgili bir sorumluluk yüklemediğinin” beyan edildiği; İş Mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında dosyaya sunulan sözleşmeler, şartnameler vs. incelendiğinde davalıların, davacı tarafından dava dışı şahsa karşı yaptığı ödemeden dolayı sorumlu olduğunu gösteren bir ibareye rastlanmadığı: dolayısıyla borçlar mevzuatı yönünden de sözleşmesel sorumluluk kapsamında TBK m. 1 hükmünce karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile bu hususta anlaşmaya varıldığının tespit edilemediği; bununla birlikte davacının talebinde haklı bulunması halinde ise her bir davalının sorumluluğu açısından yukarıdaki tabloda İşbu değerlendirmenin yer aldığı.." rapor edilmiştir. Dosya kapsamı incelenmek suretiyle dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdii edilerek itirazın tek tek irdelenmek ve cevaplandırılmak kaydı ile ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyanın raporu sunan bilirkişi heyetine tevdii ile, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde yer alan itirazlara cevap verir, dosyada mevcut şartname ve sözleşme hükümleri, ... 28. İş Mahkemesinin... E. Sayılı dosyası ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı emsal içtihatında belirtilen kriterler gözetilerek davacının davalılardan talep edeceği rücu alacağının olup olmadığı varsa miktarı ile faiz alacağı talebi hakkında EK rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 28/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Sayın Mahkemece 02.04.2024 tarihli celsede rapor alınmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi görevlendirmesi gereğince tüm dosya kapsamı incelendiğinde takdir, Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; Dosyaya sunulan sözleşmeler, şartnameler vs. incelendiğinde davalıların, davacı tarafından dava dışı işçiye karşı yaptığı ödemeden dolayı sorumlu olduğunu gösteren bir ibareye rastlanmadığı; dolayısıyla borçlar mevzuatı yönünden de sözleşmesel sorumluluk kapsamında TBK m. | hükmünce karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile bu hususta anlaşmaya varıldığının tespit edilemediği; bununla birlikte Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı emsal içtihatına göre davacının talebinde haklı bulunması halinde ise her bir davalının sorumluluğu açısından yukarıdaki tabloda hesaplamaların yapıldığı.." rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı tarafça dava dışı işçi ...'e ödenen işçilik alacağının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı, 05/09/2022 tarihli ilamında “Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.” yönünde belirleme yapılmıştır. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin... esas, ... karar sayılı, 18/04/2022 tarihli ilamında "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Davalı yükleniciler tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. Bu halde mahkemece hükmedilen alacağa avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi hatalı olmuş kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." yönünde belirleme yapılmıştır. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin...Esas...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir... Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçilik alacaklarından (fazla mesai ücreti ile ulusal bayram-genel tatil ücreti) davacı asıl işveren .... Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçilere işçilik alacağından dolayı ödenen bedelden davalı alt yüklenicilerin sorumlu olduğu, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işverenin rücu hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili, ıslah ile artırılan kısım yönünden faizin ıslah tarihi değil ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek mahkemece verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... E. ...K. sayılı 16/03/2016 tarihli ilamı "...Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 117/2. maddesinde, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olmaması halinde haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilir ise de, somut olayda, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Hüküm altına alınan bedel yönünden davalı borçlunun, dava tarihinden önce TBK'nın 117. maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi, bu yönde bir delil de ibraz edilememiştir. Bu durumda mahkemece, faizin dava tarihinden başlatılması gerekirken kesinti tarihinden başlatılması doğru olmamıştır." şeklindedir. Yargıtay kararında ifade edildiği üzere sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan davada alacak talebi yönünden dava/ıslah tarihinden önce faiz istenebilmesi için davalının temerrüde düşürülmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... E. .. K. sayılı 21/10/2020 tarihli ilamında bu husus ile ilgili "...İş Mahkemesi davalarında davalı alt işverenlerin davada bulunmaması nedeniyle temerrüde düşmediği, açılan rücuen tazminat davasıyla temerrüde düştüğü göz önünde bulundurulduğunda davalılar yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ödeme tarihinden itibaren faiz verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda ise dava dışı işçinin, işçi alacağı için açılan davalarda davacı asıl işveren yanında davalı alt işverenlerden yalnızca son yüklenici ... Şirketi bulunması nedeniyle dava tarihinden önce temerrüde düşen davalılardan ... Şirketi yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerekirken kısmi alacak taleplerin, tüm davalılar temerrüde düşürülmüş gibi ödeme tarihi esas alınması hatalı olmuştur...". Tüm bu genel tespitlerden sonra dava dilekçesi, bilirkişi raporları ile birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; zamanaşımı definin TBK m. 146 uyarınca sözleşme ilişkisinden kaynaklanan taleplerde 10 yıllık zamanaşımı süresinin ödeme tarihi olan başlangıç tarihinden itibaren dolmadığı anlaşıldığından reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ile davalılar arasında imzalanan hizmet alımına ait sözleşme ve teknik şartnameler incelendiğinde; sözleşme ve şartnamede ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak işçi personellerin ücret ve tazminatlarından davacı asıl işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı; bu nedenle davacının dava dışı işçiye ödediği işçilik alacakların tamamını dava dışı işçinin davalı alt işverendeki toplam hizmet süresine göre davalı alt işverene rücu edebileceği, Yargıtay’ın yukarıda da değinilen 05/09/2022 tarihli kanun yararına bozma ilamı ile güncel içtihatlarında kabul edildiğinden; bu yönde değerlendirme yapılmıştır. İşbu dosyamızda iş akdinin yükleniciler ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı olmayıp SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere dava dışı işçi ...'ün 17/11/2009-31/12/2019 tarihleri arasında dava dışı işçinin hizmet süresi dikkate alınmak suretiyle işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmış; davacı tarafından dava dışı işçiye işçilik alacakları nedeniyle 76.307,29 TL ödeme yapıldığı, ödeme konusunda anlaşmazlığın bulunmadığı, her bir davalının sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olduğu, lakin her bir davalı nezdinde çalışılan sürelerin bilirkişi raporunda hükme esas alınabilir şekilde tespit edilmediği; mahkememizce bu yönde yeniden hesap yapıldığında, davalılar ...'in iş ortaklığı olarak 730 gün + 673 gün = 1403 gün karşılığı 41.176,58 TL'den müteselsil sorumlu olduğu; davalı Pusula'nın tek başına (2207-1403) 804 gün karşılığı 23.596,56 TL'den sorumlu olduğu; davalı Akdeniz'in tek başına (1623-1403) 220 gün karşılığı 6.456,77 TL'den sorumlu olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1. Maddesi kapsamında davalıların tacir olması, dava konusu alacağın davalıların ticari işletmesi ile ilgili olması, TTK m. 19/2 uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır yönündeki hüküm de gözetilerek hükmedilen alacağa davacı tarafın talebi doğrultusunda ticari (avans) faiz uygulanmasına, ayrıca faizin başlangıç tarihi açısından her ne kadar davacı tarafça ödeme tarihlerinden itibaren faiz isteminde bulunulmuş ise de, yukarıda atıf yapılan İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere dava tarihinden önce temerrüde düşen davalı yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerektiği, dava dilekçesi ekinde davalıların dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belge sunulmadığı görülmekle, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş; davalıların sorumluluğu esas alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a- 41.176,58 TL rücu alacağının 20/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ŞİRKETİ ve ... ŞİRKETİ'nden müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, b- 23.596,56 TL rücu alacağının 20/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, c- 6.456,77 TL rücu alacağının 20/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4865,72 TL harçtan peşin alınan 1.303,14TL'nin mahsup edilerek bakiye 3.562,58 TL harcın 2.619,87 TL'sinin davalı Pusula'dan alınarak, 942,71 TL'sinin davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına, 3- 6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesinin 13.bendi gereğince Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.200,00 TL arabulucu ücretinin kabul/red oranı dikkate alınarak 2.987,07-TL'lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 212,93TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 269,85TL Başvuru Harcı, 1.303,14TL Peşin/nisbi Harcı, 16.555,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam18.127,99TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 16.921,78TL'lik kısmının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye 1.206,21 TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Vekalet ücreti yönünden; a-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kabul edilen 23.596,56TL üzerinden hesaplanan 23.596,56TL'nin davalı ... Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, b-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince kabul edilen 6.456,77TL üzerinden hesaplanan 6.456,77TL'nin davalı ... Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı ... A.Ş. vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince red edilen 5.077,38TL üzerinden hesaplanan 5.077,38TL'nin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 01/07/2025 Katip ¸E-imzalıdır Hakim ¸E-imzalıdır