İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/271 E. 2025/443 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/271
- Karar No
- 2025/443
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/271 Esas KARAR NO :2025/443 DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:21/04/2025 KARAR TARİHİ:04/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 21/04/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ..., maliki olduğu ... plakalı araç ile 01.04.2023 tarihinde trafik kazasına karıştığını, üçüncü kişi ...'nun aracı hasarlandığını ve değer kaybına uğradığını, kazada aracı kullanan kişi ...’ın yeğeni ... olduğunu, yargılama sonucu kazada tam kusurlu bulunduğunu ve müvekkilinin ...’ya tazminat ödenmesine karar verildiğini, bu durum .... Asliye Ticaret Mahkemesi... E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve mahkeme kararıyla sabit olduğunu, kaza nedeniyle üçüncü kişi ... tarafından müvekkillerine karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... Esas (... Karar) sayısı ile devam eden davanın sonunda mahkeme, 14.125,32 € araç hasar bedeli, 1.350 € araç değer kaybı, 250 € ikame araç bedelinin, 1.564,37 Euro ekspertiz ücretinin ve ayrıca 14.446,40 TL yargılama giderinin, 26.143,59 TL nispi karar ve ilam harcının davacılardan tahsiline karar verdiğini, mahkeme kararı uyarınca müvekkili ..., üçüncü kişi zararı olan toplam bedeli yasal faiziyle birlikte ödemeye mahkum edildiğini, taraflar arasında 21.11.2024 tarihinde yapılan ibra protokolü uyarınca, bu ödeme mahkeme ilamına dayanarak ve 19.389,61 Euro’nun Türk Lirası karşılığı hesaplanarak 22.11.2024 tarihinde fiilen gerçekleştiğini, davacı ... ile davalı ... arasında 02.06.2023 tarihli, ... numaralı kasko poliçesi kapsamında 1.000.000 TL İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) teminatı bulunduğunu, bu teminat, Karayolları Trafik Kanunu’ndan ve TBK genel hükümlerinden doğan sorumluluğun, zorunlu sigorta limitleri dışında kalan kısmını teminat altına aldığını, davacı, kazanın karşı tarafı ile yaptığı 21.11.2024 tarihli İbra Protokolü ile asıl zarar kalemleri olan araç hasarı, değer kaybı, ikame araç bedeli, ekspertiz ücreti ve kalan tüm kalemler üzerinde anlaştığını, bu hususlara dair ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini; bakiye alacağın işlemiş faizi, masraf ve icra vekalet ücreti kalemlerinden karşılıklı feragat ederek davayı sulhen sona erdirdiklerini, ibra protokolü uyarınca davacı, toplam 700.000 TL ödeyerek ...’nun tüm zararını tazmin ettiğini ve karşı tarafı ibra ettiğini, kendisi de ibra edildiğini, söz konusu ödeme protokol tarihine müteakip 22.11.2024 tarihinde tamamlandığını, davacı, davalı ... şirketini 18.12.2024 tarihinde KEP sistemi üzerinden ihtar ederek bilgilendirdiğini, sigorta şirketi tarafından bu ihtar 18.12.2024 tarihinde okunduğunu, ayrıca şirketle e-posta ve telefon ile iletişime geçtiğini, ancak davalı ... poliçeden kaynaklı ödeme yükümlülüğünü sebepsiz şekilde yerine getirmediğini, bu ihtarın okunma tarihi olan 18.12.2024, TBK m.117 ve m.120 uyarınca davalı sigortacıyı temerrüde düşüren bir ihtar olduğunu, davalı ..., kendi var oluş sebebi olan poliçe kapsamındaki ödeme yükümlülüğünü haksız şekilde yerine getirmediğinden işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş.’nin, müvekkilinin 19.389,61 Euro tutarındaki zararını, temerrüt tarihi olan 19.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun m.4/a uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ilan ettiği 1 yıl vadeli Euro cinsi döviz tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanarak ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının 1.000.000 TL olan poliçe teminat limitini aşmayacak şekilde davacıya ödemesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmişlerdir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 20/05/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde davacı taraf, dava dışı kazaya karışan diğer tarafa ödeme yaptığını belirterek ilgili ödemenin sigorta poliçesinde yer alan imm teminatı gereğince kendisine ödenmesi talepli işbu davayı ikame ettiğini, sigortalı ile müvekkilö şirket arasındaki ilişki tüketici ilişkisi olduğu için işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevine girmediğini, davalı dava dilekçesinde müvekkili şirketin gerçek hasar bedelinin altında ödeme yapması nedeniyle mağduriyet yaşadığı iddiasının dayanağı ve ne sebeple mahrumiyet bedeli talep ettiğine ilişkin açıklama bulunmadığını, davacının tüm taleplerinin somutlaştırılması gerektiğini, açıklanan sebeplerle davacının dava dilekçesindeki eksikleri gidermesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılması gerektiğini, işbu dava 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulması yalnızca alacağın kısmi davaya konu edilen kısmı içi mahkemece müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulacaksa dahi, bağımsız tanzim ettirilen eksper raporuna göre araç üzerinde meydana gelen hasar bedeli 189.271,34-TL olup kaza tarihinde trafik sigortası limiti olan 120.000,00-TL düşüldüğünde kalan bedel olan 69.271,34 -TL üzerinden sorumluluk tanzim edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Görev hususundaki ihtilafın çözümü için, mülga 4077 sayılı Kanunla 5464, 6102 ve 6502 sayılı kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesi'nin 2015/5263 Esas-2018/7645 Karar sayılı 11.09.2018 tarihli kararı ile; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli kılındığı, taraflar arasında akdi bir ilişki olduğu, davalının sorumluluğunun kaynağının davacıyla yaptığı kasko sigorta sözleşmesi olduğu, görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanun'un 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklandığı, bu nedenle davacının açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dava konusu olayda uyuşmazlık, davacının hususi kullanımdaki aracında meydana gelen trafik kazası sonrası hasar aldığı bu sebeple taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen ibraname protokolüne konu bedelin tahsili amacıyla açılan tazminat talebinden ibaret olduğu; davalı taraf ticaret şirket olsa da davacı tarafın gerçek kişi olduğu, davaya konu aracın kullanımının hususi olduğu, davacının davalı ... ile tüketici sıfatıyla sigorta sözleşmesi imzaladığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle uyuşmazlığın, anılan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca, tüketici mahkemesi tarafından çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde, TTK 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 04/07/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı