İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/471 E. 2024/12 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/471
- Karar No
- 2024/12
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/471 Esas KARAR NO : 2024/12 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/07/2023 KARAR TARİHİ : 09/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kullanımında olan adreste müvekkili şirket ekiplerince yapılan kontrollerde kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ettiğini, ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tükettiğinin tespit edilmesi üzerine Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağının tanzim edildiği tarihte yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca hesaplama yapılarak icra takibine konu kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, davalının aleyhine tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderildiğini, davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin kaçak elektrik kullanımından doğduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, davanın haksız fiil hükümlerine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, kaçak elektrik kullanımı eylemin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil ettiğini ve haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkili şirketin yerleşim yerinin tabi olduğunu, ... Mahkemelerinin HMK 16.madde gereği yetkili olduğunu, müvekkili şirket görevlileri tarafından kaçak elektrik kullanımının tespit edildiğini, bu esnada davalının fiili kullanımında olan iş yerinde kaçak elektrik tüketimini gösterir görüntüler fotoğraflandığını, kaçak kullanıma ilişkin video kayıt altına alındığını, kaçak elektrik tespit tutanaklarının yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olduğunu, kaçak elektrik kullanımının tutanaklar ile sabit olduğunu, davalı borçlunun mevzuata uygun olarak düzenlenen kaça elektrik tespit tutanağına ilişkin tahakkuku ödemekle yükümlü olduğunu, söz konusu borca itirazı yerinde olmadığını, bu nedenle borçlunun itirazının iptalini ve borçlu tarafında ödemenin geciktirilmesi amacıyla haksız olarak yapılan borca itirazda hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından sunulan beyan dilekçesi ile esnaf olduğunu, aynı uyuşmazlığa ilişkin derdest menfi tespit davası bulunduğunu ve dosyanın birleştirilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur. Bu sebeple Davanın esasına geçilmeden evvel, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK'nın19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan davanın TTK'da belirtilen davalardan olmadığı, ayrıca özel Kanunlar uyarınca da ticari dava olarak gösterilmemesi karşısında işbu davanın, mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Nispi ticari dava bakımından, davalı gerçek kişinin tacir - esnaf sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurumlara müzekkerelerin yazıldığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı cevabı ile davalının tacir sıfatının olmadığı bildirilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret Siciline ya da Odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir ispatı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2018/1274 Esas 2019/1137 Karar). Nispi ticari dava bakımından, davacının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davalının da tacir olması zorunludur. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Davalının cevap dilekçesi ile birlikte, tacir olmadığını aksine esnaf olduğunu, aynı uyuşmazlığa ilişkin asliye hukuk mahkemesinde menfi tespit istemli dava açtığını bildirdiği, davalının tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında VUK 177/1-3.madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden de olmadığı, ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı, ticari işletmesinin de bulunmadığı, başka bir anlatımla tacir sıfatının bulunmadığı; celp edilen gelir beyannameleri ve eki performans tablolarına göre yukarıda değinilen Bakanlar Kurulu kararı uyarınca esnaf - tacir ayırımına göre faaliyetinin esnaf sınırını da aşmadığı (limit hadleri mahkememizce ayrıca denetlenmiştir, davalının esnaf sınırını aşmadığı tespit edilmiştir), başka bir anlatımla VUK 177.maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı esnaf olarak faaliyetini sürdürdüğü, esasen bu hususun vergi dairesi yazı cevabı ile de sabit olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti olduğu, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişmediği değerlendirilmiş olup; davalının tacir sıfatı bulunmadığı açık olduğundan her iki tarafın tacir olmadığı eldeki dava dosyası bakımından Mahkememizin görevli olmadığı, davalının niteliği itibariyle tüketici vasfının da olmaması karşısında davalının tüketici olarak kabul edilemeyeceği ve Tüketici Mahkemelerinin de görevli olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda yüksek mahkemelerce verilen içtihatların tetkiki yoluna gidilerek yapılan incelemede; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2022/2012 Esas, 2023/882 Karar sayılı ilamında "...Dosya kapsamına ve ticaret mahkemesince yapılan araştırmalara göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, elektrik aboneliğinin iş yeri olmasının davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, uyuşmazlığın elektrik tüketim bedelinden kaynaklandığı, davalının tüketici ve tacir sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir..." şeklindeki içtihadı uyarınca da mahkememiz görevli değildir. (Benzer yönde aboneliğin bulunduğu yerin dükkan olmasının tacir sıfatı için yeterli olmadığı hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2022/2625 Esas, 2023/1177 Karar; ticaret sicil müdürlüğünün yazı cevabına göre davacının tacir sıfatının bulunmadığı, kaçak elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2022/1872 Esas, 2023/381 Karar sayılı ilamları). Yapılan açıklamalar karşısında; kaçak elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan davanın mutlak ticari dava olmaması, ayrıca davalının tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava da söz konusu olmadığından somut uyuşmazlığın çözümünde eldeki dava ticari bir dava olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemelerinin / Mahkememizin görevli olmadığı, aksine davalının esnaf sınırında bulunması ve halihazırda esnaf olarak faaliyetini sürdürmesi sebebiyle işbu davada genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli mahkeme olduğu anlaşılmakla, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, 2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine, 4-Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024 Katip Hakim