İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/476 E. 2024/1011 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/476
- Karar No
- 2024/1011
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/476 Esas KARAR NO : 2024/1011 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/08/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket tekstil sektöründe 60 yıldır faaliyet gösteren, alanında gerek ulusal gerekse de uluslararası tanınırlığı olan, iyi bir itibara sahip köklü bir şirkettir. Müvekkil faaliyet gösterdiği bunca yıl boyunca itibarını korumayı bir amaç edinmiş ve her türlü ticari faaliyetini bunu temel alarak yürütmüştür. Ancak sektörün rekabetçi yapısı, yeni kurulan firmaların rekabeti etik değerlerden uzak yürütmesi Müvekkilin itibarına yönelik sayısız haksız eylemle karşı karşıya kalmasına sebebiyet vermiştir. Müvekkil her ne kadar itibarını korumak için yoğun ve etkin çaba gösterse de Müvekkilin bu yöndeki tutumu bilindiği için Müvekkile yönelik sayısız itibarsızlaştırma eyleminde bulunulmuştur. Müvekkile yönelik hasız eylemlerden biri de Davalı ... tarafından gerçekleştirilmiştir. Davalının Müvekkille herhangi bir ticari yahut başkaca ilişkisi olmamasına rağmen Davalı yoğun bir şekilde Müvekkilin marka itibarına zarar vermek adına eylemlerde bulunmaktadır. ..., Müvekkil şirketin bulunduğu fabrika çevresinde, Müvekkil fabrikasında işçi olarak çalıştığı, kendisinin sigortasının yapılmadığı, işçilere kötü davranıldığı, malzemelerin standartlara uygun yapılmadığı, kendisinin buna itiraz etmesi sebebiyle işten kovulduğu gibi tamamen gerçek dışı iftiralarda bulunmaktadır. Davalı, bu şekilde Müvekkilin iş yeri çevresindeki itibarına zarar vermeyi amaçlamaktadır. Müvekkil kendisini tanımamakla birlikte Müvekkil, bu kişinin, Müvekkille rekabet halinde bulunan firmaların azmettirdiği bir kişi olduğundan şüphelenmektedir. Bu kişiyi azmettiren firmaların tespiti halinde kendilerine aynı şekilde dava açma hakkımız saklı olmakla birlikte Davalının bu hareketleri, azmettiren yahut bizatihi kendi tercihi, Müvekkile iş yeri çevresinde oldukça zarar vermiştir. Müvekkilin sektördeki itibarını korumak için olan çabası birtakım kişilerin kötü niyetli eylemleri sebebiyle sarsılmıştır. Davalı son olarak, işçi işveren ilişkisi olmadığı halde arabuluculuk sürecini başlatmıştır. Davalı ile işveren ilişkisi olmadığı için anlaşma sağlanmamıştır Tüm bu sebeplerdir ki Davalının haksız fiilleri neticesinde Müvekkil nezdinde yarattığı itibar kaybına karşılık 100,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminat talep etmekteyiz. Davalının yukarıda bahsedilen eylemleri haksız fiil olmakla beraber TTK kapsamında yasaklanan haksız rekabet hükümlerini içermektedir. Davalının eylemleri aslolarak Müvekkilin ticari itibarını hedeflemesi sebebiyle işbu uyuşmazlığa Mahkemenizin bakmakla görevli olduğunu özellikle belirtmek isteriz. Taraflar bu hususu görüşmek adına arabuluculuk görüşmeleri yürütmüş ancak anlaşma sağlayamamışlardırdavacının fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, sebeplerle belirsiz alacak davası olarak açtığımız davamızda; Davalının haksız eylemleri sebebiyle müvekkil nezdinde sebebiyet verdiği itibar kaybına binaen 100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Dava dilekçesinde özetle "Davacı firmanın Müvekkilimiz ile herhangi bir bağlantısının olmadığı, Müvekkilin, Davacının rakiplerinden biri tarafından azmettirilen bir kişi olduğu ve Davacının itibarına zarar vermeye çalıştığı, bu eylem ve davranışların haksız fiil ve haksız rekabet teşkil ettiği ve bu nedenle Davacıya maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerektiği" iddia ve dava edilmiştir. Davacının iddiaları haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddi gerekmektedir. Her ne kadar Davacı yan, Müvekkili tanımadığını ve herhangi bir ilişkisi olmadığını iddia etmekteyse de Müvekkil, Davacının çalışanı olmuştur. Dilekçemiz ekinde sunulan SGK hizmet dökümünden açıkça görülebileceği üzere taraflar arasında "işçi-işveren" ilişkisi mevcut olmuştur, Nitekim hizmet dökümünde "..." işyeri numaralı ... AŞ'nin kayıtları rahatlıkla gözükmektedir. Bilindiği üzere, bir kişinin hizmet dökümünde işveren olarak gözükebilmek için işveren tarafından SGK ya "işe giriş bildirgesi" ile çalışma beyan edilmelidir. Bu kapsamda, şayet iddia olunduğu gibi taraflar arasında herhangi bir ilişki yok ise Davacı yanca ne sebeple SGK'ya Müvekkile dair çalışma bildirilmiştir ve ne sebeple hizmet dökümü içinde Davacı, Müvekkilin işvereni olarak gözükmektedir. Taraflar arasında açıkça işçi-işveren ilişkisi bulunmaktadır. İşçi-işveren ilişkisi olması nedeniyle de öncelikle görevli mahkeme ticaret mahkemesi değil, iş mahkemesi olmalıdır. Bu kapsamda Sayın Mahkemeniz açısından görevsizlik savunmasında bulunuyor ve görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu savunuyoruz. Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi olması nedeniyle İş Mahkemeleri Kanunun 6. Maddesi uyarınca yetkili mahkeme "Davalının yerleşim yeri mahkemesi" veya "işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi" olmalıdır. Müvekkilin yerleşim yeri "...". Davalının kurulu olduğu yer ise "...". Şu halde gerek işin yapıldığı yer gerekse yerleşim yeri açısından yetkili mahkemeler İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri olup bu kapsamda tarafımızca süre uzatım talepli dilekçemizde ileri sürdüğümüz ilk itiraz olan yetki itirazımızı tekrar ediyoruz. Davacı yan her şeyden önce, söz konusu eylemlerin gerçekleştiğini ve bunların Müvekkil tarafından gerçekleştirildiğini somut deliller ile ispat etmek durumundadır. Ek olarak, Davacı taraf iddialarını TTK'nın haksız rekabet ve BK'nın haksız fiil maddelerine dayandırmaktadır. Ayrıca dilekçesinde, Müvekkilin gerçekleştirdiği iddia olunan sözde eylemlerinin süre gelir bir biçimde meydana geldiği ve bu nedenle itibarın zedelendiği anlatılmaktadır. Ayrıca hizmet dökümünden de görüleceği üzere 2020'nin dokuzuncu ayı itibariyle taraflar arasındaki iş ilişkisi sonlanmıştır. Bu durumda, kesinlikle iddia olunan eylemlerin Müvekkil tarafından gerçekleştirildiğini kabul anlamına gelmemek üzere, BK içinde haksız fiil için tanımlanan 2 yıllık zamanaşımı süresi ve TTK içinde haksız rekabet için tanımlanan 3 yıllık zamanaşımı süreleri fazlasıyla geçmiştir. Davacı taraf, haksız rekabet teşkil eden eylemi "kendisinin sigortasının yapılmadığı, işçilere kötü davranıldığı, malzemelerin standartlara uygun yapılmadığı, kendisinin buna itiraz etmesi sebebiyle işten kovulduğu" sözleriyle tanımlamıştır. Davacı yan, söz konusu eylemlerin yapıldığını, bu eylemlerin Müvekkil tarafından yapıldığını ve eylem ve sözlerin içeriğinin gerçeği yansıtmadığını ispat etmekle mükelleftir. Müvekkil, dava dilekçesinde bahsi geçen sözde eylem ve davranışları gerçekleştirmemiştir. Öte yandan Müvekkilin Davacıdan ödenmeyen işçilik alacakları mevcuttur ve bu konuda hukuki süreç başlatılmıştır. Huzurdaki dava ise, taraflar arasındaki işçi-işveren ilişkisi yönünden haksız olduğunu bilen Davacı işverenin, Müvekkili yıldırma çabasından ibarettir. Ayrıca müvekkil tarafından davalı şirkete karşı ... 21. İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası nezdinde sigorta gün sayısının eksik gösterilmesi ve primlerinin eksik yatırılmasından kaynaklı hizmet tespit davası açılmıştır. Her şey bir yana, bir an olsun dava dilekçesinde iddia olunan tüm içeriğin doğru olduğunu düşünürsek dahi, dava dilekçesinde de ifade olunduğu üzere "tekstil sektöründe 60 yıldır faaliyet gösteren, alanında gerek ulusal gerekse de uluslararası tanınırlığı olan" bir şirketin işçi konumunda olduğunu iddia eden tek bir kişi tarafından karalanmasının 60 yıllık firmanın itibarını zedeleyebileceğine inanmak abesle iştigaldir. Sadece bu bile huzurdaki davanın hayal ürünü nedenlere dayandırıldığına delalet teşkil etmekte olup davanın reddi gerekmektedir. Davanın reddi'ne yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. Maddesinde; "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. Maddesinde; "(1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile birlikte yetki itirazında bulunulmuş ve İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu ileri sürülmüştür. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacının ikametgah adresinin ... olduğu, haksız fiilin İstanbul Anadolu yakasında gerçekleştiği, davalının yerleşim yeri adresinin ise ... olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olmakla birlikte HMK'nın 16. Maddesine göre İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri de yetkilidir. Ancak davacı tarafından işbu dava yetkisiz olan mahkememizde ikame edilmiş olmakla yetkili mahkemeyi seçme hakkı davalı tarafa geçmiş olup davalı tarafça usulüne uygun yetki itirazında bulunularak İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu ileri sürülmüş olduğundan mahkememizin yetkisizliğine, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/12/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır