İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/902 E. 2026/745 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/902
Karar No
2026/745
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/902 Esas KARAR NO : 2026/745

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 24/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ...kesişiminde 30.05.2024 ve 29.04.2024 tarihlerinde ... ve yüklenici firması ... Şirketi ekiplerince yürütülen çalışmalar sırasında müvekkil şirkete ait altyapının hasara uğratıldığını, bu durumun müvekkil şirket personeli tarafından tutulan hasar tespit tutanağı ve çekilen fotoğraflarla kayıt altına alındığını, müvekkil şirketin yüklenici firması olan ... Ticaret Sanayi Limited Şirketi'ne hasarın giderimini sağlattığını, hasar kapsamında kullanılan malzeme ve işçilik bedellerinin faturalandırılarak icmal tablolarıyla belgelendirildiğini, müvekkil şirketin toplamda 38.553,12 Türk Lirası tutarında zarara uğradığını, zararın giderilmediğini, davalıların hasara sebebiyet verdiğinin kazı ruhsatı kayıtlarından anlaşılabileceğini, ilgili belediyeye müzekkere yazılması halinde faillerin açığa çıkacağını, tarafların tacir olması sebebiyle başvurulan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, son tutanakların dosyaya sunulduğunu belirterek 30.05.2024 ve 29.04.2024 tarihli haksız fiiller sonucu oluşan 38.553,12 Türk Lirası zararın hasar tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle yargı yolu farklılığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, idarenin özel hukuk sorumluluğunu gerektirecek bir durumun bulunmadığını, İdaremiz ...Dairesi Başkanlığının 02.01.2026 tarihli yazısında belirtildiği üzere davaya konu hasarın meydana geldiği bölgedeki altyapı hatlarının deplasesi için davacı kurumla yazışma yapıldığını, 27.07.2023 tarihli yazı ile deplase talebinin iletildiğini, davacı tarafından bildirilen 6.105.599 TL tutarındaki deplase bedelinin idarece ödendiğini, buna rağmen deplase işlemini gerçekleştirmeyen davacı kurumun kusurlu olduğunu, davacının zarar iddiasını ispat etmesi gerektiğini, idare elemanlarının olayda herhangi bir çalışması veya dahli bulunmadığını, idarenin kusursuz sorumlu tutulamayacağını, diğer davalı yüklenici şirket ile idare arasında eser sözleşmesi bulunduğunu, yüklenicinin işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilen zararlardan bizzat sorumlu olduğunu, idarenin yüklenici üzerinde BK 55 anlamında bir denetim ve gözetim yetkisinin bulunmadığını, Yargıtay kararlarında da istisna sözleşmelerinde iş sahibinin müteahhidin haksız eyleminden sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca üçüncü kişilere verilen zararlardan yüklenicinin doğrudan sorumlu olduğunu, hasar bedelinin bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, likit ve kesin bir alacak bulunmadığından hasar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, en erken idari müracaat tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, idarenin kamu kuruluşu olması nedeniyle ticari faiz değil yasal faiz uygulanması gerektiğini ve tüm bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı İnelsan şirketi usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; haksız fiilden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-....'ne müzekkere yazılarak haksız fiil tarihindeki ilgili adresteki kazı ruhsatları celp edilmiştir. b-... şirketine müzekkere yazılarak hasar dosyası celp edilmiştir. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize 17/06/2026 tarihinde sunulan raporda özetle; "1. Davacıya ait haberleşme altyapısının 29.04.2024 ve 30.05.2024 tarihlerinde dava konusu mahalde yürütülen altyapı kazı çalışmaları sırasında zarar gördüğü, 2. Meydana gelen hasar ile davalılar adına yürütülen kazı çalışmaları arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, 3. Hasarın meydana gelmesinde kazı faaliyetini gerçekleştiren yüklenici ...A.Ş.'nin kusurlu olduğu, 4. ...'nin iş sahibi sıfatıyla sorumluluğunun hukuki takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 5. Davacının teknik açıdan kusurunun bulunduğunun tespit edilemediği, 6. Davacının talep edebileceği teknik zarar tutarının toplam 38.553,13 TL olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 5-15.09.2026 tarihli celsede tanık beyanları alınmış olup; tanık...beyanında: "Ben ...'da hasar tespit personeli olarak çalışmaktayım, ben olay yerine gittiğimde ... adına çalışma yapan ... firmasının çalışanlarını gördüm, çalışma sırasında TT'ye ait güzergahta kabloların koptuğunu gördüm ve tutanak tutum , bana gösterilen fotoğrafları ben çektim, sonrasında onarım işlemlerini bizim taşeron firmamız olan ... firmasına yaptırdık, olay 2,5 yıl önce geçmiş olsa da olayı net olarak hatırlıyorum, çünkü tek sefer olmadı, Deplase çalışmasına ilişkin bir bilgim yoktur, öyle bir çalışmaya katılmadım, dedi." Tanık ... beyanında: "Ben ...tekniker olarak çalışmaktayım, bana söylenen tarihlerde ... tarafından ilgili adreste kazı yapılmaktaydı, ben olay yerine gittim, fotoğrafları ben çektim, bana gösterilen diğer tanık olay yerine sonradan geldi, dosya içerisinden gösterilen fotoğrafları ben çektim, sonrasında arıza ekiplerimiz geldi, ... çalışması bittikten sonra onarımlar yapıldı, onarımları ... yaptı, deplase çalışması yapılan yer bu adreste değildir, İnelsan kazıya aynı bölge ilerleyerek devam etmiştir, deplase çalışması yapılan yer başka yerdedir, dedi." Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalıların ... kesişiminde 30.05.2024 ve 29.04.2024 tarihlerinde ...firması ...Şirketi tarafından yürütülen çalışmalar sırasında yaptıkları kazı nedeniyle altyapı tesislerinin zarar gördüğünü ve tadilatı nedeniyle masraflar yapıldığını belirterek haksız fiilden kaynaklı olarak tazminat talepli işbu davayı açmıştır. Davalı ... verdiği cevap dilekçesinde öncelikle yargı yolu itirazında bulunmuş ise de davalı ...'nin özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve haksız fiillerinden kaynaklı davalarda adli yargı yolunun görevli olduğu anlaşılmakla davalı ...'nin yargı yolu itirazına itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir. Haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zararın meydana gelmesi gerekmekte olup, zarar ve kusuru ispat yükü davacı üzerindedir. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Bu bağlamda davacı tarafından öncelikle davalıların fiili ispatlanmalı ve zararın bu fiil neticesinde meydana geldiğine ilişkin olarak zarar ve fiil arasındaki illiyet bağı kurulmalı ve ispatlanmalıdır. Davacı tarafından delil olarak sunulan fotoğraflar incelendiğinde; davalı ...'ye ait büyük boruların ilgili kazı mahallinde kazılan yere yerleştirilmek üzere bulundukları, kepçe tarafından kazı yapılarak borular için yer açıldığı, yapılan kazılarda davacıya ait kabloların koptuğu ve hasarların fotoğraflarda görüldüğü anlaşılmaktadır. Yine fotoğraflarda davalı ... ve yüklenici diğer davalı ...'a ait tabelaların bulunduğu görülmektedir. Davalı ... söz konusu kazı çalışmasının diğer davalı yüklenici tarafından yapıldığını kendileri tarafından yapılmadığını belirtmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 66. Maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmiş olup, davalı tarafından işin bizzat yapılmasına gerek bulunmadığından davalının husumet itirazına itibar edilmemiş, davalı ... tarafından verilen iş kapsamında davalı ...'ye ait işlemlerin diğer davalı ... tarafından kazı yapılarak ilgili alana yerleştirildiği Mahkememizce sabit görülmüş olup, dosya arasında delil olarak sunulan resimlerdeki tabelalardan da bu husus anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalıların meydana gelen hasar ve kazı çalışmasından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından davacı ile söz konusu adresteki davacı altyapısının deplasesi hususunda anlaşıldığı ve bu kapsamda davacıya ödeme yapıldığı gerekli deplase işlemini yapmayan davacının kusurlu olduğunu iddia etmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve taraflarca sunulan delil ve belgeler ile kazı ruhsatları incelendiğinde; söz konusu davalıların kazı çalışması yürüttükleri adreste davacının altyapısının olduğunun davalılarca bilindiği, buna rağmen kazı çalışmalarının özensiz yürütüldüğü ve davacının alt yapı tesislerinin derinliği ve yerinin sorularak tüm önlemlerin davalılar tarafından alındığının ispat edilemediği, deplase için tarafların daha önce anlaşılmış olmasının meydana gelen hasar ile davalılar arasındaki illiyet bağını koparmadığı gibi kusuru yok etmediği, söz konusu adreste kazıdan önce ilgili yerdeki altyapı hatlarının deplasesinin yapılıp yapılmadığının sorularak davalılarca kazı çalışması başlatılabileceği anlaşılmakla davalı ...'nin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının altyapı tesislerinin uğradığı zararın ve hasarın davalıların dikkatsiz ve özensiz çalışması neticesinde meydana geldiği ve illiyet bağının bulunduğu, zararın kazı ve hasar ile illiyet bağı ve uyumlu olduğu, davacı tarafından hasarın giderilmesi için yapılan masraf ve onarımlar ile işçiliklerin piyasa rayiçlerine göre kadri marufunda olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... tarafından rapora itiraz edilmiş ise de somut herhangi bir delil sunulmadığı gibi ilgili hasar bedeli ve işçilik bedellerinin hasar tarihine göre piyasa şartlarından yüksek olduğuna dair de somut bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davalının somut delile dayanmayan soyut beyandan ibaret itirazlarına itibar edilmemiş, bilirkişi raporu bütün halinde gerekçeli, denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamaların hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu, dava dilekçesinde HMKda belirtilen zorunlu unsurların yer aldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ...A.Ş. işin davalı şirketle imzaladığı sözleşme ile ihale etmiş ise de, yapılan işi kontrol ve denetim yükümlülüğü bulunmakta olduğundan BK'nın 55. maddesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu, işi sözleşme ile diğer davalıya devretmesi sebebi ile sorumluluktan kurtulamayacağı, aksine müteselsilen sorumlu olmaya devam edeceği dikkate alındığında davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Esas No:... - Karar No :2... sayılı emsal ilamı)." Bu bağlamda dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından meydana geldiği iddia edilen zararın davalıların kazı çalışmalarından kaynaklandığı resimler ve bilirkişi raporu ile sabit görülmüş, davacının davasının kabulü ile 20.421,00-TL hasar tazminatının 29.04.2024 hasar tarihinden itibaren, 18.132,12-TL hasar tazminatının 30.05.2024 hasar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte (tarafların tüzel kişi tacir olduğu gözetilerek) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; 20.421,00-TL hasar tazminatının 29.04.2024 hasar tarihinden itibaren, 18.132,12-TL hasar tazminatının 30.05.2024 hasar tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 2.633,56 TL harçtan, peşin yatırılan 658,40 TL harcın düşümü ile geri kalan 1.975,16 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 658,40 TL Peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı 7.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 340,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.113,80 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 38.553,12 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/09/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/902, K. 2026/745, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-902-e-2026-745-k-3e26f577e940