İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/86 E. 2026/481 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/86
- Karar No
- 2026/481
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/86 Esas KARAR NO : 2026/481
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 10/12/2024 KARAR TARİHİ : 01/07/2026
İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/12/2025 tarihli, 2024/369 Esas, 2025/456 Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilmiş olmakla yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ...'tan ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, 3357 ada, 1 parsel, H Blok, 5. kat, 298 nolu bağımsız bölümü tapu harici satış sözleşmesi ile satın aldığını ve satış bedelinin tamamını dava dışı satıcıya ödediğini, tapu devrinin yapılmaması üzerine hem satıcı firma hem de davalı banka aleyhine ... 2. Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile tapu iptali-tescil ve davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin fekki istemiyle dava açıldığını, bu davada tapu iptali ve tescil talebinin kabul edildiğini, ipoteğin terkini talebinin ise reddedildiğini ve ret kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, davalı banka tarafından müvekkili adına tescilli bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğe dayanılarak ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, aynı zamanda taşınmazdaki kiracıdan İİK'nın 150/b maddesi uyarınca kira bedelinin icra dairesine ödenmesinin istendiğini, mülkiyetin müvekkili adına kesinleşmiş olarak tescilli bulunması ve ipoteğin kaldırılması talebine ilişkin davanın istinaf incelemesinde olması karşısında ne müvekkilinin ne de kiracısının davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, öncelikle kiracıya gönderilen muhtıranın infazının ihtiyaten durdurulmasına, müvekkilinin davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama sırasında cebri icra yoluyla bir ödeme yapılması halinde davanın istirdat davası olarak devamına ve ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığını, dava konusu taşınmazın davacı adına tescilli olmaması nedeniyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, uyuşmazlığın İİK'nın 150/b maddesi kapsamındaki icrai işleme yönelik olması halinde görevli ve yetkili merciin ... İcra Hukuk Mahkemesi, menfi tespit davası olarak nitelendirilmesi halinde ise İİK'nın 72/8 maddesi uyarınca yetkili mahkemenin icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi olduğunu, ... 2. Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki ipoteğin terkinine ilişkin ret kararının kesinleşmediğini belirterek derdestlik itirazında bulunduğunu, dava dışı borçlu ... Tic. A.Ş.'ye kullandırılan kredilerin teminatı olarak tesis edilen ipoteğin geçerliliğini koruduğunu, TMK'nın 883, 884 ve 888. maddeleri uyarınca ipoteğin kaldırılabilmesi için teminat altına alınan borcun tamamının ödenmiş olması gerektiğini, dava dışı borçlunun müvekkili bankaya olan borcunun halen devam ettiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının dava dışı şirketten gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı ve mahkeme kararı ile adına tesciline karar verilen ancak kesinleşmeyen bağımsız bölüm üzerinde; dava dışı satıcı tarafından davalı banka lehine tesis edilen ipotek nedeniyle davalı bankanın kiracılardan talep ettiği kira nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkin olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davalı banka tarafından dava dışı borçlu şirkete kullandırılan kredinin teminatı olarak davacıya ait bağımsız bölüm üzerinde tesis edilmiş bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi kapsamında, taşınmazdaki kiracıdan İİK'nın 150/b maddesi uyarınca talep edilen kira bedeli yönünden davacının davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Davanın taraflarından birinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bir katılım bankası olması ve uyuşmazlığın bankacılık işlemi niteliğindeki kredi ve ipotek ilişkisinden kaynaklanması karşısında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca dava mutlak ticari dava niteliğindedir. Davacının, İİK'nın 150/b maddesi kapsamında kiracıdan talep edilen kira bedeli yönünden davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespitini talep etmesi, esasen davalının belirli bir para alacağına ilişkin talebinin bulunmadığının tespiti niteliğinde olduğundan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi talebinin menfi biçimde ileri sürülmesinden ibarettir. Bu itibarla eldeki menfi tespit davası, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi kapsamında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu ticari davalardandır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü yer almakta; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde ise arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunluluğu ile bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre verileceği, bu süre içinde de son tutanağın sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davanın 10/12/2024 tarihinde ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile açıldığı, o tarih itibariyle davacı vekilince arabulucuya başvurulmadığı ve dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının eklenmediği anlaşılmaktadır. Anılan mahkemece 30/12/2025 tarihinde verilen görevsizlik kararının 27/01/2026 tarihinde kesinleştiği, dosyanın mahkememize tevzi edildiği, 09/02/2026 tarihli tensip zaptı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının bir haftalık kesin süre içinde sunulması, aksi halde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtar edildiği, tensip zaptının davacı vekiline 21/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin bu tebligattan sonra 27/02/2026 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu ve 06/03/2026 tarihinde son tutanağın düzenlendiği görülmektedir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarında istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; dava şartlarının, davanın açıldığı tarih itibariyle bulunup bulunmadığı esas alınarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, davanın görevsiz mahkemede açılmış olması, dava şartlarının belirlenmesinde esas alınacak tarihi değiştirmez. Arabuluculuğa başvuru, dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken bir dava şartı olduğundan; davanın görevsiz mahkemede açıldığı tarihten sonra, ister görevsizlik kararı kesinleşmeden isterse kesinleştikten ve dosya görevli mahkemeye tevzi edildikten sonra yapılmış olsun, arabulucuya başvurulmuş olması bu noksanlığı gidermez. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, davanın görevsiz mahkemede açıldığı tarihten sonra, dosyanın görevli mahkemeye tevziinden dahi sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun dava şartı noksanlığını gidermeyeceği; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... Esas,... Karar sayılı ilamında ise, görevsizlik kararının istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar dahi arabulucuya başvurulmamış olması halinde mahkemece bu hususta ayrıca süre verilemeyeceği ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği vurgulanmıştır. Aynı doğrultuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas...Karar sayılı ilamında da, davacının, verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden arabulucuya başvurmuş olması gerektiği benimsenmiştir. Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davanın açıldığı 10/12/2024 tarihi itibariyle davacı vekilince arabulucuya başvurulmamış olması nedeniyle, dava şartı olan arabuluculuğun dava açılmadan önce yerine getirilmediği; davanın görevsiz mahkemede açılmasının ve akabinde mahkememize tevzi edilmesinin bu noksanlığı gidermeyeceği; mahkememizce tensip zaptı ile verilen kesin süre içinde 27/02/2026 tarihinde arabulucuya başvurulmuş ve 06/03/2026 tarihinde son tutanak düzenlenmiş ise de, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinde öngörülen kesin sürenin, dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken dava şartının davadan sonra tamamlanabilmesi anlamına gelmediği, zira arabuluculuğun dava şartı olarak arandığı hallerde bu şartın davanın açıldığı tarih itibariyle gerçekleşmiş olması gerektiği; aksi bir kabulün, uyuşmazlıkların dava açılmadan önce sulh yoluyla çözümünü amaçlayan arabuluculuk kurumunu, yalnızca anlaşmama tutanağı temin etmeye yönelik şekli bir işleme dönüştüreceği; yukarıda bahsi geçen istinaf ve yargıtay ilamları gereği en son ihtimalle görevsizlik kararının kesinleşmesinden önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği ancak somut olayda davacının mahkememizce arabuluculuk tutanağını sunmak için verilen süreden sonra arabuluculuğa başvurulduğu, bu itibarla davanın 6102 sayılı Kanunun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2026 Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır