İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/709 E. 2026/776 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/709
Karar No
2026/776
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/709 Esas KARAR NO : 2026/776 Karar

DAVA : TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/08/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 18.09.2023 tarihinde davalı ...'ın kendisine ait ... plaka sayılı araçla seyir halindeyken müvekkillerin oğlu ...'ya çarpması üzerine yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Müvekkillerin oğlu işbu kaza sebebiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde ağır yaralanmış, vücudunda kemik kırığı meydana geldiğini, gerçekleşen trafik kazası ile ilgili olarak ... Trafik Denetleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre, kazada kaza yerinden firar eden ... plakalı araç sürücüsü 2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesini ihlal etmiştir. Kazanın gerçekleşmesinden hemen sonra, aracını da kaza yerinde bırakarak firar eden davalı, görüleceği üzere kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu beyanla açılan davanın kabulünü ve adli yardım talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın toplam 7.572,07-TL bedelli “belirsiz alacak davası” ikame ettiğini, davacının anılan alacak kalemleri açısından işbu davayı açmasında hukuki yarar olmadığını ve hukuki yararın kendiliğinden gözetilecek bir dava şartı olduğunu, açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa böyle bir davanın açılamayacağını, davacı tarafın davadan evvel genel şartların öngördüğü Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu ile sigorta şirketine başvuru yapmadığından; davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mezkur davada davacının maluliyet oranının doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için dosyanın davacının muayenelerinin de yapılması şartı ile değerlendirilmek üzere T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu’na gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın kazadaki kusur oranı nispetinde müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın zararın büyümesine sebep olması nedeniyle, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminata hükmedilmesi durumunda hükmedilecek tazminat miktarının düşürülmesi ya da tamamıyla ortadan kaldırılması gerektiğini, işbu nedenle; olayın ağırlaşmasında başvuru sahibinin bahse konu ağır kusurlu davranışının, kendisine ödenecek tazminattan TBK 52. ve 53. Maddeleri gereği; hakkaniyet indirimi yapılmasını gerektirdiğini, müvekkili sigorta şirketinin, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, başvuran tarafın tedavi ve bakıcı gideri tazminatına yönelik taleplerinden ise 6111 sayılı yasa gereği, müvekkili sigorta şirketinin değil Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde ise belgelenmeyen bakıcı giderinden %50 hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamın gelmemek kaydıyla, sözleşmeye bağlılık yani ahde vefa ilkesi uyarınca sayın hakemce başvuru konusu kazadan kaynaklı istem bakımında ... Genel Şartlara dikkate alınarak yargılamaya devam edilmesini ve hüküm kurulmasını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından KTK 97. maddesinde belirtilen usule göre sigorta şirketine başvuru yapılmadığı için davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davacı taraf müvekkilinin %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüş ise de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, yapılmış bir keşif incelemesi olmadığını, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsü tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle keşfi icra edilmesini, bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak talep edilemeyeceğini, davacının, manevi zarara uğradığını ispat etmesinin gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde iddia edilen yaralanmalara da maruz kalmadığını, ayrıca ... 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında müvekkilinin aleyhine verilmiş herhangi bir hüküm bulunmadığını, dolayısıyla işbu davanın bekletici mesele yapılmasını, davanın öncelikle usulden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanmasını akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesini, ... 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının beklenilmesini, kusur raporu ve belirtilen beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddini, mahkemeniz aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 09.12.2025tarihli raporunda özetle; Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal yolda seyirle geldiği olay mahalli kavşakta sola dönüş yaparak 617 caddeye dönüş yaptıktan sonra "frene bastım ancak yokuş olduğu için aracım kaymaya başladı..." ifadesinden de anlaşılmakla aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek aracı ile 617 caddenin sağında park halindeki aracın arkasında beklemekte olan davacı yaya çarpması ve park halinde araç arasında sıkıştırması sonucu meydana gelen olayda ile asli kusurlu olduğuna, davacı 2013 doğumlu yaya ... gündüz vakti meskun mahal 617 caddenin sağında beklediği esnada sola dönüş yaptıktan sonra direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücünün idaresindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı kazada kusursuz olduğuna, davalı sürücü ...’ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğuna, davacı 2013 doğumlu yaya ...’nun kusursuz olduğuna dair görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 11.12.2025 tarihli raporunda özetle; Davacının Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremitenin uzunluk farklılıklarından kaynaklanan özürlülük, alt ekstremite özürlülük oranı %5 olup; kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %3 (yüzdeüç) olduğuna, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğine, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğine dair görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi heyetinin 05.04.2026 tarihli raporunda özetle; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. ..., K...., T. 16/03/2022 ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. ..., K.... T. 06/10/2022 sayılı emsal kararları gereği hem de dava dilekçesinde geçici iş göremezlik maddi zarar talebi olmaması hasebiyle davacı ...'nun yönünden geçici iş göremezlik maddi zarar hesabına yer olmadığına, davacı ...'nun talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 635.003,55-TL olduğuna, davacı ...'nun talep edebileceği bakıcı gideri maddi zararının 13.414,50-TL olduğuna; zararın aynı zamanda davacı ...'nun yansıma zararı olarak kabul edilmesi gerekeceğine, davacı ...'nun SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri maddi zararının 5.532,07-TL olduğuna, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 11.08.2024 dava tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden ise 18.09.2023 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğuna dair görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Maddi tazminat davası yönünden, davacı vekilinin ibraz etmiş olduğu beyan dilekçesinde ve duruşmada alınan beyanında maddi tazminat taleplerinin davalı sigorta şirketi ile yapmış oldukları anlaşma gereği konusuz kaldığına ilişkin beyan dilekçesi uyarınca maddi tazminat davasının konusuz kaldığı, davalı sigorta şirketinin ise yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığına yönelik beyan uyarınca lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği, davalı ... yönünde ise HMK m. 331 uyarınca dava sırasındaki haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiğinden ve yargılama sırasında alınan kusur raporu ile davalı ...'ın olayın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından davalı ...'ın lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, buna göre maddi tazminat davası yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda davacıların tarafın manevi tazminat talebi trafik kazası nedeniyle davacı Harun'un yaralanmasına bağlı olarak kendisinin ve anne baba duyduğu acı ve elemin giderilmesine dayanmaktadır. Alınan raporlar ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücülerinin kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç malik ve sürücüsünün haksız fiil hükümlerine göre manevi tazminat yönünden davacılara karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmiş, olayın meydana gelmesinde davalının kusuru nazara alınarak tazminat miktarı belirlenmiştir. Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacıların maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı yanın manevi tazminat talepleri kısmen yerinde olduğundan kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Anayasa Mahkemesi ... tarihinde ... numaralı dosyada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Yine kararın gerekçesinde ise; "Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır." hususlarına yer verilmiştir. Bu haliyle Mahkememizce davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları nazara alınarak manevi tazminat belirlenmiş, Anayasa Mahkemesi iptal kararında belirtildiği şekilde davanın sonundaki haklılık durumu da nazara alınarak takdiren belirlenen manevi tazminat yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Maddi tazminat davası yönünden; Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2- Manevi tazminat talebi yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, -80.000,00-TL manevi tazminatın 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı davalı davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, -30.000,00-TL manevi tazminatın 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı davalı davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, -30.000,00-TL manevi tazminatın 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı davalı davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, -Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 3-Maddi tazminat talebi yönünden; alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4- Manevi tazminat talebi yönünden; Alınması gereken karar ve ilam harcı 9.563,40-TL olup, peşin alınan 3.593,68-TL harçtan mahsubu ile eksik alınan bakiye 5.969,72-TL harcın DAVALI ...'DAN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 3.539,68-TL peşin harç toplamı 3.967,28-TL harcın DAVALI ...'DAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE 7-Manevi tazminat talebi yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALI ...'DAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, 8-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 2.170,00-TL, ATK masrafı 6.400,00TL ve bilirkişi ücreti 16.000,00-TL'den oluşan 24.570,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 17.199,00-TL'sinin DAVALI ...'DAN DAVACIYA ÖDENMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 10-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 11-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin, tarafların haklılık durumuna göre 2.660,00-TL'sinin davalı ...'dan, 1.140,00-TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, davacı ve davalı ... yüzüne karşı davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 22/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/709, K. 2026/776, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-709-e-2026-776-k-605e8706c9ac