İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/581 E. 2026/501 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/581
- Karar No
- 2026/501
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/581 Esas KARAR NO : 2026/501
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/07/2026 KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı 741.199,02- TL bedelli borcun tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile 13.04.2026 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan ilamsız icra takibinde ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalı borçlu şirketin, müvekkiline herhangi bir borcu bulunmadığını, faturaların alacağına konu müvekkilinden satın alınan tıbbi sarf malzemelere ilişkin olarak davalı/borçlu şirketin böyle bir borcu olmadığı gerekçeleriyle yasal itiraz süresi içerisinde aleyhe başlatılan icra takibine, takip konusu alacağa, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiğini, işbu takip, itiraz üzerine asıl alacak 741.199,02- TL ile ferileri için ve asıl alacağa işleyecek faizleri için takibin durduğunu, haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olarak yapılan itirazın iptali gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasında, tıbbi sarf malzemelerinin alım ve satımına dayalı, uzun süredir devam eden ticari bir ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında, davalı/borçlu şirket tarafından müvekkili şirketten satın alınan tıbbi sarf malzemelerine ilişkin olarak yukarıda bilgileri yer alan faturalar, müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu şirket adına düzenlenmiş ve ... Üniversitesi Rektörlüğü'ne e-Fatura sistemi üzerinden usulüne uygun şekilde gönderildiğini, işbu faturalar, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın dayanağını oluşturduğunu, davalı/borçlu şirketin ödeme emrindeki alacak kalemi yönünden böyle bir borcu olmadığı ile faturalar alacağına konu müvekkiliden satın alınan tıbbi sarf malzemelerine ilişkin böyle bir borcun olmadığı gerekçeleriyle borcun tamamına, takibe, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş ve işleyecek faize ve diğer ferilerine itiraz ettiklerini belirttiğini, ancak işbu dilekçe ekinde ve icra takibine dayanak fatura ile sabit olacaktır ki müvekkilinin verdiği hizmet sonucunda kestiği faturalar ile ilgili fatura bedellerini düzenlediğini bildirip, davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini ve takibin bu miktar üzerinden devam etmesine karar verilmesini, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle takibin devamına karar verilmesini, likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı/ borçlu şirket aleyhine dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, fatura alacağına ilişkin başlatılan takipte itirazın iptali talebine ilişkindir. Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır. Somut olayda davacı şirket, davalı ise vakıf üniversitesidir. Davacı taraf hukukî niteliği itibariyle tacir olsa da, davalı vakıf üniversitesinin tacir sıfatı bulunmamaktadır. Vakıf üniversitelerinin tacir olup olmadığı hususunda İstanbul BAM 43. HD 2023/1286 Esas ve 2024/207 Karar sayılı ilamında “Somut olayda uyuşmazlık TTK 4. maddesinde sayılan sözleşmeler arasında bulunmayan TBK da düzenlenen satım sözleşmesinden kaynaklanmasına göre mutlak ticari dava niteliği bulunmamaktadır. Bu durumda dava da ticaret mahkemesinin görevli olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından davanın nispi ticari yani uyuşmazlığın her iki tarafın ki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığının da tespiti önem arz edecektir. Davacı şirket tacir olup, davalı vakıf üniversitesi tacir olmadığından (YHGK'nın 13.05.2015 tarih ve E:2014/13-566-K:2015/1339) davaya bakmakla görevli 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesi olduğundan mahkemece davanın görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.” şeklinde ve İstanbul BAM 46. HD 2026/1390 Esas ve 2026/1225 Karar sayılı ilamında “Eldeki dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının ödenmemesi sebebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali olup davalı tacir ise de davacı vakıf üniversitesidir. Vakıf üniversiteleri kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları olup tüzel kişiliğe haiz ise de 6102 sayılı yasanın 16/2 maddesi uyarınca tacir değildir.” şeklinde karar vermiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı vakıf üniversitesinin tacir olmaması sebebiyle davanın nispi ticari dava olmaması ve davanın konusu gereği satış sözleşmesine dayandığından mutlak ticari dava olmaması sebebiyle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine, 2-Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08.07.2026
Katip . ¸
Hakim ¸