İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/521 E. 2026/706 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/521
Karar No
2026/706
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/521 Esas KARAR NO : 2026/706

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin .... ilçesinde akaryakıt istasyonu işleten bir işletme olduğunu, veresiye satışı şeklinde akaryakıt satışı yaptığını, davalı tarafın yetkilendirdiği oğlu ...'a imza karşılığında akaryakıt satışı yaptığını, veresiye senedi isimli teslim fişi düzenlendiğini, davalıya toplam 1344 Litre motorin satışı yapıldığını, davalının motorini almasına rağmen parasını ödemediğini, bunun üzerine .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin alacağını alamadığını bu sebeple mağdur olduğunu, bu sebeplerle davanın kabulü ile davalının .... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Usul ekonomisi gereği davalıya tebligat yapılmamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık alım - satım sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Her ne kadar davacı ... TTK kapsamında tacir olup olmadığı araştırılmamışsa da, davalı ...'ın tacir sıfatı bulunmamaktadır. Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki ise 6102 Sayılı TTK'nun kabulünden sonra görev ilişkisi haline getirilmiştir. Mahkemelerin görevi dava şartı olup her zaman resen ele alınır.

... Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve .... sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan .... Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı .... Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "...'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli .... Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli ... Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Buna göre somut dosyaya gelen ... cevabı incelendiğinde davalının alış satış verileri ve hasılat mikatarı dikkate alındığında esnaf sınırında kaldığı mahkemece değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen ticari davalardan olmamasına göre davada Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, mahkememizin görevine ilişkin dava şartı bulunmadığından ve davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından usulden reddi ile talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Somut olayda uyuşmazlık, TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.

H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle; 1) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4, 5, HMK'nin 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2) Davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3) Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-6100 sayılı HMK.nun 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihinden; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapılamadı) 5-6100 sayılı HMK.nun 331/2 madesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine, 6-6100 sayılı HMK:nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildi 29/09/2026

Katip ... ☪e~imzalıdır☪

Hakim ... ☪e~imzalıdır☪

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/521, K. 2026/706, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-521-e-2026-706-k-446abf8b0c78