İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/497 E. 2026/716 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/497
Karar No
2026/716
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/497 Esas KARAR NO:2026/716

DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:21/07/2020 KARAR TARİHİ:30/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mimar olan Müvekkili ile Davalı Şirket arasında 20.02.2017 tarihinde ... Mahallesi 422 ada 31 Parsel .../İstanbul adresinde yapılacak olan iş merkezinde Fenni mesul sıfatıyla çalışması amacıyla Mimari Teknik Uygulama Sorumluluğu Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, bahsi geçen adresteki yapı için Davalı şirket ile ... arasında yap-işlet-devret sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin, sözleşme süresi boyunca üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, bu süre boyunca bahsi geçen adreste her türlü mimari proje ve inşaat yapmaya yetkili şirketin Davalı İnelsan şirketi olduğunu, İnelsan şirketi'nin ... Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirildiğini, bu sürede; bahsi geçen adresteki inşaatla ilgili eksik olan teknik detaylar ve giderilmesi hususunda; ... Belediyesi tarafından müvekkiline tebligat yapıldığını, müvekkilinin, Davalı şirketten eser sözleşmesinden kaynaklanan 77.188,58 TL alacağı bulunduğunu, taraflarınca.... İcra Müdürlüğü 2019/... E. sayılı dosya ile Davalı şirket aleyhine bu tutar için takibe geçilmiş olduğunu ve Davalı şirketin bu alacağa haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, Davalı borçlunun itirazının iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatını talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; - Dava konusu uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olmadığını, yetkili mahkemelerin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin kanuni ikametgâh adresinden dolayı yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, yetkili icra müdürlüklerinin de Ankara olduğunu, bu sebeple yetkili icra müdürlüğünden açılmış bir icra takibi bulunmadığından, itirazın iptali davasının da açılamayacağını, esas yönünden ise, davacının sunduğu sözleşme üzerindeki imzanın müvekkili firmanın temsile yetkili kişilerine ait olmadığını, müvekkili ile ... Derneği arasında; İstanbul İli, ... (...) İlçesi, ... Mahallesi, 422 Ada, 31 Parsele kayıtlı Taşınmaz Üzerindeki ... Han (... İş Hanı) ile ilgili, 09.04.2014 tarihli ve “Yap- İşlet- Devret Modelli Sözleşme” başlıklı sözleşme imzalandığını, müvekkili tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı olarak feshi için .... Noterliği'nin 28.12.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ... Derneği'nin de aradan yaklaşık 3 ay süre geçtikten sonra 04.04.2017 tarihli yazı ile sözleşmeyi kendisinin de feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin kiralanan - taşınmazın anahtarlarını 18.05.2017 tarihli yazı ile ... Derneği'ne teslim etmiş olduğunu, Davacının, müvekkili şirket tarafından kiralanan iş hanında fenni mesul olarak görev yaptığını ileri sürmesine rağmen bu hizmeti ne şekilde yerine getirdiğine dair hiçbir bilgi ve belge sunmadığını, Davacının müvekkilden alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafından takibe konu edilen alacakların 20.02.2017 - 20.01.2018 dönemine ait olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere davacının fenni mesul olarak görev yaptığını iddia ettiği tarihlerde taşınmazın kiralanmasına ilişkin sözleşmenin feshedilmiş, 18.05.2017 tarihi itibariyle de taşınmazın kiralayan ...'a teslim edilmiş olduğunu, dolayısıyla davacının 20.02.2017 -20.01.2018 tarihleri arasında söz konusu taşınmazda fenni mesul olarak görev yaptığı iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Davacının, varsa alacağını, anlaşma yaptığı ve sözleşmeyi imzaladığı kişiden talep etmesi gerektiğini, Müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığından icra takibine itiraz edildiğini, Müvekkilinin icra takibine itirazları haklı olduğundan davacının tazminat talebi yerinde olmadığı gibi, müvekkili hakkında haksız ve kötü niyetli takip başlatan davacının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesi gerektiğini, yine davacının müvekkilinden alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden icra takibinde işlemiş faiz adı altında alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, Davacı tarafından talep edilen faiz oranının da fahiş olup kabul edilemez olduğunu belirterek, öncelikle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, aksi halde; davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, müvekkilleri adına vekâleten talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Mimari Teknik Uygulama Sorumluluğu Hizmetleri Sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili iddiasıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizin ...Karar sayılı 30/11/2022 tarihli kararı ile; somut olayda davacı tarafın ne kadar hizmet verdiğini ve ne kadar ücrete hak kazandığını ispat etmesi gerekmekte olup dosyadaki belgelere göre 16.8.2016 tarihinde inşaat faaliyetlerinin son bulduğu, ancak icra takibinde 20.2.2017-20.1.2018 arası ücretlerin istendiği, hal böyleyken davacının fiilen çalışmasının yasaklandığı döneme ilişkin talepte bulunduğu, 04.04.2017 tarihinde dava dışı ... ile davalı arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve ifanın imkânsızlaştığı tarih olarak değerlendirilebileceği, Yapı Tatil Tutanağı tarihi olan 16.08.2016 tarihinde davacının, sözleşme konusu inşaatta Fenni Mesul olarak görev aldığının Yapı Tatil Tutanağı’ndan hareketle anlaşıldığı, ancak; 04.04.2017 tarihinden sonra ifa imkânsızlaştığı, Yapı Tatil Tutanağından sonra mührün kaldırıldığına ve inşaatın devam ettiğine dair dosya içerisinde herhangi bir belge bulunmadığından da Yapı Tatil Tutanağı (16.08.2016) tarihi ile ifanın imkânsızlaştığı ( 04.04.2017) tarihe kadar geçen sürede davacının adı geçen inşaatta Fenni Mesul olarak görev yaptığına dair bir kanaat oluşturacak belgeye rastlanmadığı görülmekle; ispatlanamayan davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminat isteminin reddine dair karar verilmiştir. Mahkememizin ...Karar sayılı dosyasına davacı vekili tarafından sunulan 03/06/2026 tarihli yargılamanın iadesi talepli dilekçe üzerine, talebin HMK 374. maddesine göre yargılamanın iadesi olarak değerlendirilmesine, HMK 379 maddesi uyarınca tarafların duruşmada dinlenmesine karar verilmiştir. Talep eden vekili 03/06/2026 tarihli dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında, 04.04.2017 tarihine kadar geçen sürede Doğan Dağdelen'in adı geçen inşaatta Fenni Mesul olarak görev yaptığına dair kanaat oluşturacak belgeye rastlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ancak dava dosyasına ... Belediyesi Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünden gelen müzekkerede Doğan Dağdelen'in 04.04.2017 tarihinden sonra da Fenni Mesul olarak bahse konu inşaatta görev aldığı ve sorumluluğunun devam ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, işbu müzekkere cevabının içeriğini dikkate almadığı veya yanlış değerlendirdiğini beyanla; yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. HMK md. 374 vd. maddelerinde yargılamanın iadesi düzenlenmiştir. Kanun’da yargılamanın iadesi talep edilebilecek haller sınırlı olarak sayılmıştır. Bu sebeplerin genişletilmesi veya değiştirilmesi mümkün değildir. Yargılamanın iadesi sebepleri: "a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” şeklinde sayılmıştır. Yargılamanın iadesi ancak kesinleşmiş hükümlere karşı istenebilir. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK 375. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 30/11/2022 tarihinde verilen ...Karar sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinin 2023/2958 Esas 2026/48 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine dair kesin olarak karar verilmesi neticesinde 13/01/2026 tarihinde kesinleşmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinin 2023/2958 Esas 2026/48 Karar sayılı ilamında "...20/02/2017 tarihli Mimari Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS) Hizmetleri Sözleşmesi ve tarafların beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tarafların İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah, Mimar Vedat Sokak 422 ada 31 parsel sayılı taşınmazla ilgili davacı tarafından sunulacak hizmetlere karşılık aylık 5.000,00-TL'den olmak üzere 12 aylık süre için toplam 60.000,00-TL ödenmesi konusunda anlaştıkları, dosya kapsamında bulunan ve davacının imzasını taşıyan tutanaktan da anlaşılacağı üzere taraflar arasında imzalanan sözleşme tarihinden önce 16.8.2016 tarihinde ... Belediyesi tarafından sözleşme konusu taşınmazla ilgili yapı tatil tutanağı düzenlendiği, bunun üzerine davalının dava dışı ...'a 28/12/2016 tarihinde ihtarname çekerek 09/04/2014 tarihli sözleşmenin feshini talep ettiği, fesih talebinin ... tarafından 04/04/2017 tarihinde kabul edildiği, dolayısıyla sözleşme konusu taşınmazda inşaat faaliyetlerinin yürütülmesinin imkansız hale geldiği, Yapı Tatil Tutanağından sonra mührün kaldırıldığına ve inşaatın devam ettiğine dair dosya içerisinde herhangi bir belge bulunmadığı, Yapı Tatil Tutanağı (16.08.2016) tarihi ile ifanın imkânsızlaştığı ( 04.04.2017) tarihe kadar geçen sürede davacının adı geçen inşaatta Fenni Mesul olarak görev yaptığına dair kanaat oluşturacak belgeye rastlanmadığı, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede de davacı lehine delil oluşturacak şekilde alacak kaydı bulunmadığının tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, ilk derece mahkemesince kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın davasını ispat edemediği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair kesin olmak üzere karar verildiği; bu haliyle davacının yargılamanın iadesi talebine konu ... Belediyesi Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabının istinaf incelemesinde değerlendirildiği ve davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine dair karar verildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının talebinin HMK 375. maddesinde sınırlı olarak sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden birini teşkil etmediği gibi mahkememizce verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği ve talebe konu müzekkerenin istinaf incelemesinde değerlendirildiği görülmekle davacının yargılamanın iadesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davacı vekilinin yargılamanın iadesi talebinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcının, peşin yatırılan 1.318,19-TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 586,19-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Yargılama giderinin yargılamanın iadesi talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/497, K. 2026/716, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-497-e-2026-716-k-f3ac2d2efa1a