İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/362 E. 2026/673 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/362
Karar No
2026/673
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/362 Esas KARAR NO : 2026/673

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/04/2026 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın 14/02/2025 tarihinde ... ilçesi ... Mahallesi'nde bulunan ... Hastanesi'nin vale hizmetini yürüten ... tarafından hastane önündeki beton kolonlara çarptırılması neticesinde maddi hasarlı bir trafik kazasının meydana geldiğini, kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında vale ...'nın kusurlu bulunduğunu, aracın ticari nitelikte olması sebebiyle dava öncesinde arabuluculuk sürecinin işletildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, aracın onarım bedelinin ... Sigorta A. Ş. tarafından karşılandığını, ancak araçta oluşan değer kaybı ile onarım süresince aracın kullanılamamasından kaynaklanan hak mahrumiyeti zararlarının tazmin edilmediğini, müvekkilinin aracını kullanamadığı süre zarfında ticari faaliyetlerini sürdüremediğini, değer kaybı ve hak mahrumiyeti tazminatlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak talep edildiğini, değer kaybı tutarının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini, hak mahrumiyeti tazminatının ise aracın onarım süresince kullanılamaması nedeniyle oluştuğunu, davalıların bu zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, şimdilik değer kaybı için 100,00 TL ve hak mahrumiyeti için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL tutarındaki tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının vale hizmeti sırasında meydana geldiği iddia edilen kaza nedeniyle talep ettiği değer kaybı ve hak mahrumiyeti tazminatlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkil şirket ile ... Sigorta A. Ş. arasında 03/09/2024 - 03/09/2025 vadeli ...-... numaralı İşyerim Sigorta Poliçesi bulunduğunu, HMK m. 61 uyarınca davanın VKN: ... numaralı ... Sigorta A. Ş. 'ye ihbar edilmesini talep ettiğini, davacının elindeki verilerle miktarını belirleyebileceği alacakları belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir tüketici işleminden kaynaklandığını, bu nedenle görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, değer kaybı talebinin gerçek zarar ilkesine ve zenginleşme yasağına aykırı olduğunu, aracın plastik aksamındaki onarımların değer kaybı yaratmayacağını, aracın geçmiş hasar kayıtları ve yüksek kilometresi dikkate alındığında yeni bir değer kaybı oluşmasının imkansız olduğunu, hak mahrumiyeti talebinin ise somut bir zararın varlığı ispatlanamadığı için reddi gerektiğini, davacının ikame araç kiraladığına dair herhangi bir fatura veya ödeme belgesi sunmadığını, tazminat hesaplanırken teknik makul onarım süresinin esas alınması ve zorunlu giderlerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının zararını azaltma yükümlülüğü bulunduğunu, kasko ve sigorta şirketlerine müzekkere yazılarak ikame araç kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesini, tüm bu nedenlerle öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, belirsiz alacak davası usulsüzlüğü nedeniyle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın ... Sigorta A. Ş. 'ye ihbarını, esasa ilişkin olarak haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı davacının aracında oluşan hasar sebebiyle değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak davalı vale şirketinden ve sürücüsünden tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; 14/02/2025 tarihinde saat 19:30 ... ilçesi ... Mah. ... Hastanesinde davacının aracını hastanenin vale işini yapan davalı ...'ya teslim edildikten sonra ... tarafından hastane önünde bulunan beton kolonlara aracının sol arka muhtelif kısımlarına çarpması sonucu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ... Anonim Şirketi'nin adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak sorumlu olduğundan bahisle değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemiyle işbu davanın açıldığı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."

Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Somut olay bakımından davacının tacir olup olmadığına yönelik olarak mahkememizce yapılan araştırmada davacının ticari işletme kaydının bulunmadığı, esnaf odasına kaydının bulunduğu, vergi dairesine yazılan müzekkereye cevaben davacının ticari kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyetinin bulunduğu, en son vermiş olduğu 2025 yılı gelir vergisi beyannamesinin tetkikinde Vergi Usul Kanununun 176. ve 177. Maddeleri kapsamında işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve zarar bildirdiğinin mahkememize bildirildiği görülmekle davacının aracının hususi kullanıma özgü olmaması sebebiyle taraflar arasında tüketici ilişkisinden bahsedilemeyeceği kanaatine varılmış olup bu hali ile eldeki davada tarafların karşılıklı tacir olmalarından ve bu kapsamda nisbi nitelikte ticari bir davadan bahsedilemeyeceği gibi TTK hükümlerinin uygulanmasını gerektirir şekilde sigorta hukuku vs. sebepten kaynaklı mutlak ticari dava da söz konusu olmadığı, davanın haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu kabul edilerek davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 320. Maddesinin 1. Fıkrasının "(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir." şeklindeki düzenlemesi kapsamında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/362, K. 2026/673, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-362-e-2026-673-k-61a21c2e5b02