İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/281 E. 2026/837 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/281
Karar No
2026/837
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/281 Esas - 2026/837 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2026/281 Esas KARAR NO: 2026/837

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ:

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 10/04/2026 KARAR TARİHİ : 15/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 27/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında personel taşıma faaliyetlerine dayalı ticari bir ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin davalının taşeronu sıfatıyla ..... ve .......projelerinde çeşitli araçlarla taşıma hizmeti sunduğunu, bu hizmetler karşılığında düzenlenen e-faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve itiraza uğramadığını, bu durumun TTK m. 21/2 uyarınca hizmetin kabulü karinesini oluşturduğunu, davalı tarafça bir kısım ödemeler yapılmış ise de, davalı şirketin eksik ödeme yapması üzerine cari hesap açığı oluştuğunu, yapılan kısmi ödemelerin ve BA/BS formlarının borcun varlığını ikrar niteliğinde olduğunu, bu alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalı tarafın icra takibine yönelik itirazlarının mesnetsiz olduğunu, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte bulunduğunu, TTK m. 1530 uyarınca davalının ihtarsız şekilde temerrüde düştüğünü ve ticari iş olması sebebiyle avans faizi işletilmesi gerektiğini, alacağın tahsilini güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesinin gerekli olduğunu belirterek, davalının Ankara Batı İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini, takibin avans faizi ile birlikte devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, faturanın hukuken sonuç doğurabilmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişki olması gerektiğini, sözleşme ilişkisi bulunmadığı için faturaya süresinde itiraz edilmemesinin faturanın kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, faturayı alan taraf sözleşme ilişkisini inkâr ettiğinde faturayı gönderen tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini ispatlaması gerektiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin de bulunmadığını ve müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacının takip dayanağı olarak sunduğu muavin kayıtlarının ticari defter niteliği taşımadığını ve imza içermediği için yazılı delil başlangıcı sayılamayacağını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ve iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığını, icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini, takibin kötü niyetle başlatıldığını ileri sürerek alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 22/08/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturadan kaynaklı başlatılan Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 19/11/2025 tarihli ödeme emri ile toplam 120.521,50 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 24/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 24/11/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 10/04/2026 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosyaya kazandırılan 22/08/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacının davalı adına 937.092.50 TL değerli e-fatura düzenlediği ancak davalı taraf kayıtlarında 611.277,60 TL değerli fatura kaydının yer aldığı, davacı tarafından düzenlenen 51.260+56.700+269.115 TL değerli faturaların davalı taraf kayıtlarında yer almadığı, oysa davalının 51.260+56.700 TL değerli iade faturalarını davacı alacağından düştüğü, ancak önce cari hesapta davacının alacağına borç kaydetmesi gerektiği sonra düşmesi gerektiği halde önce borç kaydetmeden direkt düştüğü, bu nedenle davacının alacağına 51.200+56.700,00 TL daha eklemenin makul olabileceği sonucuna varıldığı, davalı tarafın toplam ödemesinin 107.960,00 TL iade faturası ve 474.150 TL nakden ödeme olmak üzere toplam 582.110,00 TL olduğu, Davalı taraf kayıtlarına göre; Davalının davacıya 29.167,50 TL borcu olduğu, bu nedenle bu tutar açısından icra takibine yapılan itirazın dayanağının olmadığı, davalı kayıtlarında usulüne uygun olmayan şekilde yer alan 51.260+56.700 TL iade faturası düşülmesinden kaynaklanan nedenle davacının 51.260+56.700 TL daha borcu olabileceği, bu konuda takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın ise davalıdan 98.682,50 TL alacağı olduğunu beyan ettiği, iade faturalarının usule aykırı kaydının dikkate alınması halinde davacının toplam 98.682,50 TL alacak olduğunun kabulü gerekeceği taraf kayıtlarının uyumsuz olduğu, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığı, davacının davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne dair delil olmadığı, bu nedenle işlemiş faiz talebine katılınamadığı, inkar tazminatı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Dava konusu alacak, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin icra takibine konu 2 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır. Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin, 22.01.2016 tarih, 2015/3319 Esas, 2016/314 K. sayılı “ Taraflar arasında ticari ilişkinin başlangıcından itibaren düzenlenen faturaların ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafın süresinde faturalara itiraz ettiğine yada faturaları iade ettiğine dair delil ve belge ileri sürülmediği dikkate alındığında, asıl davada davacının faturalara dayalı alacağının varlığını H.M.K.'nun 222.maddesi uyarınca ispatlamış olduğunun kabulü gerekir” şeklinde ilamı, Yine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/271 esas-2019/471 1 karar sayılı ve 10.10.2019 günlü ilamı ile “... Taraf vekillerinin asıl davaya yönelik karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre bir mal satın alan tacirin bu mala ait alım faturasını kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması, malın teslimine karine teşkil etmektedir.” Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmama olup usulüne uygun olarak düzenlenmeyen ve davacı tarafından kayıtlara işlenmeyen iade faturaları da hükme esas alınmamıştır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 98.682,50TL kadar alacaklı olduğu, temerrüte düşürücü bir belge bulunmadığından işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu, bu itibarla davalının itirazının kısmen haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin ..... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı taraf TTK 1530. Maddesine dayanarak her ne kadar fatura tarihinden itibaren yasal faiz talep etmişse de ve icra takibine işlemiş faiz üzerinden girişmişse de; Türk Borçlar Kanunu'nun 117. Ve devamı maddeleri gereğince faiz alacaklının faiz talebinde bulunabilmesi için borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. TBK 117. Maddesi gereğince borcun ödeneceği gün belirli değilse borçlu alacaklının ihtariyle temerrüde düşer. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. Maddesinin 2-3-4 ve 5. Fıkralarında yer alan; (2) Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. (3) Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır. (4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda. d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir" düzenlemesi gereğince alacaklı tarafından herhangi bir ihtar çekilmese bile borçlu, sözleşmede belirtilen ödeme tarihinde, ödeme tarihi belli değilse faturanın veya faturada belirtilen mal veya hizmetin alındığı tarihten itibaren 30 günlük sürenin sonunda mütemerrit sayılır. Dava konusu somut olayda borcun ödeneceği gün taraflarca belirlenmediği gibi takip tarihinden önce borçluya gönderilmiş bir ihtar da bulunmamaktadır. Ayrıca faturanın borçlu tarafından alındığı tarih de belirli değildir. Hal böyle iken; davacı tarafın temerrüde düşürmesinden bahsedilemeyeceği için işlemiş faiz talebi yersiz olduğundan takibin işlemiş faiz olmaksızın takip tarihi itibariyle avans faizi işletilerek 98.682,50 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmaksızın 98.682,50TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-98.682,50TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 6.741,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.455,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 5.285,40 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 6.000,00 TL'nin, 4.912,78 TL sinin davalıdan, 1.087,22 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 1.455,60 TL peşin harç, 732,00 TL başvuru harcı, 104,00 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.291,60 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 86,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 8.086,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 6.620,78 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 21.839,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, reddedilen miktar yönünden kesin, kabul edilen miktar yönünden kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/10/2026

Katip ..... e-imza Hakim ..... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/281, K. 2026/837, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-281-e-2026-837-k-9b825c7c4365