İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/262 E. 2026/342 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/262
- Karar No
- 2026/342
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/262 Esas - 2026/342 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/262 KARAR NO : 2026/342
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/03/2026 KARAR TARİHİ : 15/05/2026 K.YAZIM TARİHİ : 10/06/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin sigortacılık işi yaptığını, dava dışı ..... Sanayi Ticaret A.Ş.'yi 15/06/2022 başlangıç ve 15/06/2023 bitiş tarihli Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi ile bina, makina-tesisat, emtea, 3. şahıs emtea, kar kaybı, makina kırılması, elektronik cihaz, hırsızlık, hareketli makinada meydana gelebilecek hasar, zarar ve ziyana karşı teminat altına aldığını, 05/12/2022 tarihinde ... A.Ş.'ye ait Kalker ocağında kullanılan GM-PDK-01 marka Primer Darbeli Kırıcı rotorunda hasar meydana geldiğini, makina kırılmasının da sigorta poliçesi kapsamında olması nedeniyle mağdurun hasarının karşılandığını, 06/12/2022 tarihli hasar raporu kapsamında, 05/12/2022 tarihinde kırıcı makinasında ses gelme ve amper değerlerinin aşırı yükselmesi sonucu kırıcı otomasyon sisteminin koruyucu moda geçtiğini, kırıcı açılıp incelendiğinde rotorda kırılma ve parça kopması ile gövde astarında kırılma meydana geldiğini, yapılan incelemede rotor aksamında bulunan rotor disklerinin koptuğunu, palet ile palet yatağında bükülme ve çatlaklar görüldüğünü, hasarın imalat hatası kaynaklı olduğunun bağımsız ekspertiz raporu ile ortaya konulduğunu, hasar akabinde imalat kaynaklı Gayret Makina Şirketi'nin kusurundan dolayı hasara sebep olduğunun tespit edildiğini, ..... Tic. A.Ş. tarafından yapılan incelemede rotor kırılması sebebinin tasarımsal hata olarak gözlemlendiğini, palet dayama sacı kaynak yerinin yeterli olmadığından dolayı tam olarak kaynak işlemi yapılamadığını, yapılan inceleme sonucunda rotor 4 paletli olup, 1 paletin yaslandığı palet dayama sacında kırılma meydana geldiğini ve kırılan paletin diğer 3 palet dayama sacında çatlak gözlemlendiğini, bu gibi uygulamalarda kaynak sonrası gerilim giderme (ısıl işlem) yapılması gerekirken rotorda ısıl işlem yapılmadığının gözlemlendiğini, davalının meydana gelen hasardan Makina Kırılması Sigortası Genel Şartları, TBK m. 66 ve m. 49 vd. haksız fiil hükümlerince sorumlu olduğunu, müvekkil şirketin Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca ve halefiyet ilkesi gereğince rücu hakkına haiz olduğunu, müvekkil şirketçe sigortalı emtiada bağımsız ekspertiz vasıtasıyla inceleme yaptırıldığını ve davaya konu kazalar sonucu oluşan hasara istinaden 2.138,36-USD'nin 09/09/2024 tarihinde ödendiğini, poliçe genel şartları ve özellikle Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi uyarınca müvekkili şirketin, ödediği tazminattan dolayı sigortalısına halef olarak, bu hasara sebep olan kişiye ve şirketlere zarardan kanunen sorumlu bulunanlara rücu etmek hakkını haiz olduğunu, davalının meydana gelen hasarı %100 kusuruyla meydana getirmesi nedeniyle ve kusursuz sorumluluk ilkesi hasebiyle somut olayda müvekkil şirket nezdinde rücu hakkı doğduğunu, yukarıda izah edilen tüm nedenlerle dava konusu alacağın davalıdan rücuen tazmini talebi ile Ankara Batı İcra Dairesi .... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının gönderilen ödeme emrine ve takibe konu borca itiraz ettiğini, davalının bu itirazının haksız ve mesnetsiz olup, tamamen kötü niyetli olarak alacağı sürüncemede bırakmak amacını taşıdığını belirterek, Ankara Batı İcra Dairesi ..... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takiplerin devamına, haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; müvekkili ..... Ticaret Limited Şirketi tarafından üretilen primer darbeli kırıcı makinesini satın alan dava dışı .... Çimento ve Beton San. Tic. A.Ş.'nin ürünün rotorunda kırılma ve parça kopması sonucu maddi hasar meydana geldiği iddiasıyla zararının karşılanması için Davacı Şirket .... Sigorta Anonim Şirketi'ne başvurarak hasar tazminatı aldığını, bu nedenle müvekkil şirket aleyhine ödenen hasar tazminatının tahsili talebiyle Ankara Batı İcra Dairesi'nin .... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, bu takibe itirazları üzerine takibin durduğunu, huzurdaki davanın ise Davacı Şirket tarafından başlatılan takibe itirazlarının iptali ve takibin devamı talebiyle açıldığını, dava konusu alacağa ilişkin tüm iddia ve taleplerin haksız ve mesnetsiz olduğunu, Davacı Şirket tarafından talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketinin sigorta ettiren şirketin halefi olduğundan sigorta ettiren şirketin sahip olduğu haklardan fazlasına sahip olmadığını, halefiyete dayalı tazminat davalarında zamanaşımı süresi bakımından sigortalı şirket ile davalı şirket arasındaki ilişkinin dikkate alınması gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca satılandaki ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin davanın, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, primer darbeli kırıcı makinesinin 15.01.2018 tarihinde.....Ticaret A.Ş.'ye teslim edildiğini ve 15.01.2020 tarihi itibarıyla ayıba ilişkin sorumluluğun sona erdiğini, icra takibinin 15.11.2024 tarihinde başlatıldığını, bu tarihte takibe konu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, makinenin kullanıcı hatası ve belirsiz işletme koşulları nedeniyle zarar gördüğünü, Davacı Şirketin tüm anlatımının, hasarın meydana geldiği sonucundan hareketle otomatik biçimde müvekkil şirketin kusurlu olduğu varsayımına dayandığını, oysa bir makinede arıza veya kırılma meydana gelmesinin tek başına imalatçının kusurunu göstermediğini, müvekkil şirketin ürettiği ve teslim ettiği makineyi kullanım amacına uygun, ticari teamüllere elverişli ve teknik gereklilikleri karşılar halde piyasaya arz ettiğini, uyuşmazlığa konu makinenin teslim anında ayıpsız ve kullanıma elverişli olduğunu, Davacı Şirketin sunduğu raporların hasardan sonra, tek taraflı biçimde oluşturulmuş olup teslim tarihindeki teknik durumu göstermediğini, dava dışı şirketin iddialarına konu ettiği ayıpları yasal süresi içerisinde müvekkil şirkete ihbar etmeyerek malı olduğu haliyle kabul ettiğini, ticari satışlarda alıcının Türk Ticaret Kanunu madde 23 ve Türk Borçlar Kanunu madde 223 kapsamında inceleme ve ihbar yükümlülükleri bulunduğunu, dava dışı şirketin iddia olunan hasarın 05.12.2022 tarihinde ortaya çıktığını ileri sürmekteyse de müvekkil şirkete usulüne uygun, yasal süreler içinde yapılmış açık bir ayıp ihbarını ortaya koyamadığını, Davacının dayandığı ekspertiz ve hasar belgelerinin hükme esas alınamayacağını, bu raporların karşı tarafın katılımı olmaksızın, mahkeme denetimine tabi olmadan, uyuşmazlık doğduktan sonra ve Davacı Şirketin talebi üzerine oluşturulmuş özel nitelikli belgeler olduğunu, dava konusu alacağın likit olmadığını ve icra inkâr tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, Davacı Şirketin kötü niyetli ve dayanaksız takibi nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine, davacı şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, ödeme dekontları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, davacının sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği tazminatın zarar sorumlularından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı yan süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle zamanaşımı definde bulunmuştur. Davalının zamanaşımı defi öncelikli olarak değerlendirilmiştir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, zamanaşımı süresinin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, sigortacının açtığı rücu davalarında zamanaşımı, sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup zamanaşımı da aynı tarihte başlar. Dava konusu Gayret GM PDK - 01 marka Primer Darbeli Kırıcı Makine davalı tarafından davadışı ....... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne 15/01/2018 tarihli fatura karşılığında satılıp teslim edilmiştir. İşbu makine daha sonra davadışı sigortalı .... Çimento Ve Beton Sanayi Ticaret A.Ş.'ne satılmıştır. Makinenin rotorunda 05/12/2022 tarihinde meydana gelen arızanın onarım bedeli davacı sigorta şirketince karşılanmış ve işbu dava ile rücuen tahsili talep edilmektedir. Dava konusu olayda alt ilişkinin tacirler arası ticari satışta ayıplı mal olduğu anlaşılmaktadır. Satış tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı, açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde inceleme yükümlülüğünü yerine getirip ayıp ihbarında bulunmalıdır. Bu hak düşürücü sürelere tabi inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır. 6102 sayılı TTK 23/c maddesinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. 6098 sayılı TBK 223. maddesinin ilgili fıkrasında ise; “(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle, açık ayıp niteliğinde olmayan ve 8 günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen başka bir anlatımla kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili düzenlemeleri uygulanacaktır. Ticari satışlarda ayıba karşı tekeffül hükümleri malın alıcıya tesliminden itibaren 2 yıl geçince zamanaşımına uğramakla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 231. maddesine göre satıcı daha uzun bir süre bu sorumluluğu üstlenmiş olabilir. (Yargıtay 17. H.D. 2019/2952 Esas 2021/2938 Karar) Dosya kapsamından; satıcının, sorumluluğu daha uzun bir süre için üstlendiğinin iddia ve ispat edilmediği, satıcının ağır kusurlu da olmadığı, satış tarihi ve arıza tarihi gözetilerek 2 yıllık zamanaşımı süresinin somut olay bakımından dolduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN ZAMAN AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.335,50TL harçtan mahsubu ile bakiye 603,50TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/05/2026
Katip .... e-imzalı Hakim .... e-imzalı