İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/258 E. 2026/435 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/258
- Karar No
- 2026/435
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/258 Esas KARAR NO : 2026/435
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/03/2026 KARAR TARİHİ : 14/05/2026 G. KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında 20/11/2023 tarihinde Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalının, danışman/yeminli mali müşavir sıfatıyla, davacıya ait finansal tabloların hazırlanması ve bağımsız denetim sürecine destek olunması için hizmetleri yerine getirmeyi üstlendiğini, sözleşmenin 31/12/2024 tarihinde kadar geçerli olduğunu, 31/12/2024 tarihinde herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın sona ereceğini belirtildiğini, aylık danışmanlık ücretinin 32.000,00-TL + KDV dahil 38.400,00-TL olduğunun kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafça davacıya aylık 40.000,00-TL danışmanlık ücreti fatura edildiğini, davacının üzerine düşen edimi ve iyi niyet göstergesi olarak üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, davalının sözleşme kapsamında edimleri yerine getirmediğini, davalının sözleşmeye aykırı eylem ve ihmallerinin davacı şirketin halka arz sürecini olumsuz etkilediğini, ek maliyetlere sebep olduğunu, davalının kusurlu ve eksik ifası sebebiyle 783.192,55-TL tutarında zarar uğrdaığından bahisle takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini takibin devamını yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davalının 14/01/2019 tarihinden bu yana mali müşavir olarak görev yaptığını, yeminli mali müşavir olmadığını yalnızca mali müşavirlik ve operasyonel destek hizmeti verdiğini, bağımsız denetim süreçlerinde revizyon taleplerinin olağan olduğunu, finansal tabloların nihai sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, halka arz sürecindeki gecikmelerin kendi kusurundan kaynaklanmadığını, çalışmaların zamanında teslim edildiğini, davacı şirketin bazı bilgi ve belgeleri geç ilettiğini belirterek, başlatılan takibin kötü niyetli olduğundan bahisle davanın reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyası, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının, davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 783.192,55-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) Davalının tacir araştırması için müzekkere yazıldığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını, Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında, davalının Mali Müşavir olduğu, Mali Müşavirlerin Türk Ticaret Kanuna göre tacir olmadığının bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı yeni TTK 11.maddesine göre ticari işletme tanımı yapılmış olup, ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükümleri bulunduğundan, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar Tacir olarak kabul edilmiştir. Davalının bildirmiş olduğu gayrisafi hasılatı vergi beyannamesine göre esnaf olarak kabulü gerekmektedir. Nitekim, benzer mahiyetteki dosyalarda verilen görevsizlik kararlarının istinaf ve temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemeleri Ve Yargıtay kararlarında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen kişi hakkında işletme defteri tutması nedeniyle değerlendirmenin gelir gider tablosuna göre belirleneceği içtihat olunmuştur. Örnek olarak belirtmek gerekirse Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamında, Antalya ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararında davalının ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilmekle her iki tarafında tacir olduğu belirtilerek ticaret mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin verilen kararı "her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı" belirtilerek asliye hukuk mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. Yine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamında İzmir ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "......Mahkememiz davalısının dosyaya kazandırılan müzekkere cevaplarına göre ticaret sicil nezdinde tacir kaydının olmadığı, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre ise işletme defteri tutmasına rağmen 2021 yılı gelir ve gider tablosuna göre belirlenen sınırın üzerinde gelir elde etmediği anlaşıldığından davalının iş bu uyuşmazlık yönünden tacir olmadığı kanaatine varılarak Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğundan" bahisle vermiş olduğu görevsizlik kararını davalının vergi dairesi cevabında işletme defterine göre kayıtlarını tutup, ikinci sınıf tüccar olduğu açıklamasına göre davalının işletme defteri tutup, gelir gider tablosuna göre belirlenen sınırın üstünde gelir elde etmediği belirlenerek yapılan tacir araştırmasına istinaden verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun nitelikte olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bir başka emsal dosyada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi'nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamında, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ".....Ankara Ticaret Sicil Memurluğu ve Yenimahalle Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında davacının ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, 2017, 2018, 2019 ve 2020 dönemlerinde ikinci sınıf tüccar sıfatıyla işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Buna göre davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olan esnaf olduğu, bir başka deyişle tacir olmadığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle vermiş olduğu görevsizlik kararının istinafı üzerine yapılan yargılamada "kimlerin tacir sayıldığı konusunda 6102 sayılı TTK'nun 11. ve devamı maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılmalıdır. Buna göre ve mahkemece de yapılan araştırma sonucunda davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olup, esnaf niteliğine haiz olduğu ve tacir olmadığı anlaşılmaktadır." denilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda alıntılanan ve daha başka da güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında ittifakla tacir araştırmasının 6102 sayılı TTK'nun 11.maddesine göre yapılması gerektiği ve vergi dairesi cevabi yazısında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen ve işletme defteri tutan kişilerin tacir olup olmadığı hususunun belirtilen Bakanlar Kurulu kararındaki usule göre gelir gider tablosundaki sınırın üzerinde gelir elde edip etmediğine göre belirlenmesi gerektiğini içtihat etmişlerdir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... Esas, ..... Karar, 18/06/2025 tarihli ilamında; "...davacı mali müşavir olup tacir olmadığı, dava konusunun, mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali davası olduğu, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanununun 45 maddesinde " bu bürolarda yapılan faliyetler ticari faliyet sayılmaz " şeklinde açık düzenleme bulunduğu davalının ise Kooperatif olup tacir olduğu anlaşılmakla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. Maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu" bildirmiştir. Soyut uyuşmazlık yönünden de yapılan araştırmada, taraflar arasında 20/11/2023. tarihli Danışmanlık Sözleşmesine istinaden davacı tarafça başlatılan, Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyasına davalının itirazının iptali istemiyle eldeki dava ikame edilmiş ise de, davalının Mali Müşavir olduğu, dava konusunun Mali Müşavirlik Danışmanlık Hizmetinden kaynaklandığını, gelen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını, Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında, davalının Mali Müşavir olduğu, Mali Müşavirlerin Türk Ticaret Kanuna göre tacir olmadığını, sonuç olarak davalının tacir olmadığı anlaşıldığından, davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 14/05/2026 Katip..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır