İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/239 E. 2026/575 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/239
Karar No
2026/575
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/239 Esas KARAR NO : 2026/575 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2026 KARAR TARİHİ : 13/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının 1.Davalı --------- İcra Müdürlüğü ---------- E. sayılı dosyası ile yürütülen ilamsız icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, taraflar arasındaki tekne palamar ve barınma ilişkisi kapsamında düzenlenen 21.12.2023 tarihli 7.200 TL, 10.02.2024 tarihli 7.200 TL, 05.05.2024 tarihli 2.400 TL, 30.09.2024 tarihli 20.000 TL ve 31.12.2024 tarihli 2.000 TL bedelli faturalara karşılık toplam 29.600 TL ödeme yapıldığını, bakiye 9.200 TL asıl alacağın bulunduğunu, davalının icra dosyasındaki itirazında herhangi bir açıklama yapmadığını ve ödeme belgesi sunmadığını, cari hesap ekstresi ile defter ve kayıtlar incelendiğinde 9.200 TL asıl alacak ile ticari faiz ve ferilerinin ödenmediğinin görüleceğini, müvekkilinin haksız itiraz neticesinde zarara uğradığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin 27.02.2026 tarihli ---------numaralı son tutanak ile anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek Davalının --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E. sayılı icra dosyasında borca ve takibe yapılan itirazın 9.200 TL tutarındaki asıl alacak ile ticari faiz ve ferileri yönünden iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğu, davacı taraftan alınan hizmet karşılığından tüm borcunu ödediği savunmasında bulunularak davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

DELİLLER:--------- Vergi Dairesi Dairesinin yazı cevapları, ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:Dava; davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup, bu hükme göre "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında istisna öngörülerek "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." ifadesine yer verilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde; nispi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. TTK m. 5 uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Aynı kanunun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir."; 15.maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemeleri bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde; Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.Gerçekten, 19.02.1986 tarih --------- sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.--------- sayılı ilamı; "Dava, özel yat niteliğindeki teknenin bağlama ücreti alacağının tahsili için yapılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.Tüm dosya kapsamı ve mahkemenin yerinde görülen gerekçesine göre, ---------- Yat Limanı bağlama-çekme-atma sözleşmesine göre, dava konusu teknenin özel yat olduğu, ticari ve mesleki amaçla kullanılmadığı anlaşılmıştır. 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun hükümlerine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi davalıdan özel teknenin bağlama ücreti alacağına ilişkin takipte itirazın iptali talep edildiği anlaşıldığından davanın 6502 sayılı Kanun m. 3/k ve 3/I ile m. 73/1 gereğince Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle usulden reddine karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük yoktur." şeklindedir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; mahkememizce davalı tarafın uyuşmazlık konusu olayın gerçekleştiği iddia edilen 2023-2024 yılları arasına ait BA BS formları incelendiğinde yalnızca davacı kooperatif tarafından düzenlenen faturaların bildiriminin yapıldığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan GİB sorgusunda davalının meslek bilgisinin "Tüketicilere yönelik fotoğrafçılık faaliyetleri" olarak kayıtlı olduğu, duruşmada alınan beyanları ile de yine davalının fotoğrafçılık işi ile uğraştığı, hobi amaçlı kullandığı teknesini deniz kıyısında park etmek üzere davalıya ait park yerini kullandığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde davacı tarafın hizmet veren davalı tarafın ise mesleki ve ticari amaç olmaksızın bu hizmetten yararlanan kişi olduğu, dava konusu uyuşmazlık davalı tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığından TTK m. 4 gereği huzurdaki davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmesinin gemi barınma sözleşmesi olduğu, işbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın TTK da sayılan mutlak ticari davaların konusunu oluşturmadığı, dava konusu uyuşmazlığın 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakla davanın Tüketici Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup görev yönünden davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nın 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-)6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 1, 2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin ---------- TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-)6100 Sayılı HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ-------- TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde mahkememizce bu durumun tespiti ile dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, 5-)6100 Sayılı HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nın 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalının yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı HMK'nın 341/1,342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince iki hafta içinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/07/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/239, K. 2026/575, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-239-e-2026-575-k-d824ceced9f9