İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/239 E. 2026/37 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/239
- Karar No
- 2026/37
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/239 Esas KARAR NO : 2026/37
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 28/02/2025 KARAR TARİHİ : 02/09/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi DAVA: Davacı vekili 28/02/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Sigorta tarafından sigortalı bulunan; dava dışı ... mülkiyetinde, yine dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın içerisinde yolcu olan davacının, aşağıda trafik kazası sonucu çok ağır bir şekilde yaralandığını, bu kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ...'in kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, davacının, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesinden doğan sorumluluğu ile tazminat talebinde bulunmak gerektiğini, davacının kaza sonrası ... Devlet Hastanesinde uzun süre tedavi gördüğünü, kaza sonucu kalıcı maluliyet meydana geldiğini, izah edilen vakıalar ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda, yargılama sırasında toplanacak delillere, mahkemece yapılacak kusur ve sair incelemeler ile tazminat hukuk alanında uzmanlığı bilinen hesap bilirkişisinden alınacak rapora göre belirlenecek tazminat kalemlerine ilişkin tutarının harcı yatırıldıktan sonra, kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talepler olup reddi gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin belirsiz alacak talebine konu olması mümkün olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davanın HMK 107. Maddesi uyarınca, dava tarihinde alacak talebine konu tutar, davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenebilir nitelikte olduğundan, davanın belirsiz alacak olarak açılması yasanın ilgili hükmüne ve usule aykırı olmakla, usulden reddi gerektiğini, davadan önce davalı şirkete yapılmış usulüne uygun bir başvurunun söz konusu olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, sigorta şirketlerinin maluliyet belirleme görev ve yetkisi bulunmadığını, davalı şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olup, davacı tarafça, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusuru ispat edilmesi gerektiğini, davacı taleplerine konu ... plakalı araç, 27.07.2023-27.07.2024 Vadeli ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk ( Trafik) Sigorta Poliçesi ( Ek-1) ile müvekkil şirket tarafından sigortalandığını, davalı şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Sigortalı araç sürücüsüne kusur atfının kabul edilmediğini, kaza tespit tutanağında her ne kadar davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belirsiz olarak belirtilmişse de, davacının yaralanmaları göz önüne alındığından, sigortalı araçta emniyet kemeri takmaksızın yolculuk ettiği dosya içeriği ile sabit olduğunu, kendi yaralanmasında asli kusur sahibi olmakla, davalı şirket aleyhine tazminat hesaplanması halinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini bu sebeplerle yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilerek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı vekili 13/08/2026 tarihli dilekçesinde özetle; Davalı yan ile davacı arasında imzalanan sulh protokolü doğrultusunda sulh olunduğunu, bu nedenle ve sulh protokolünde anlaşılan hususlar doğrultusunda, dosyadaki taleplerinden feragat ettiklerini, Sulh protokolü gereğince tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmayacağını, bu doğrultuda yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeksizin, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiş olup yargılama safahatında tarafların sulh oldukları görülmüştür. 6100 sayılı yasanın 313. Maddesi gereği sulh davaya son veren bir taraf işlemi olup hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Tarafların sulh oldukları birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmedikleri görülmekle sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yapılan ödeme dikkate alınarak arabuluculuk ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların sulh oldukları görülmekle davanın esası hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 2- Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 615,40 TL harcın düşümü ile geri kalan 116,6 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA , 3-Yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır