İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/221 E. 2026/434 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/221
- Karar No
- 2026/434
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/221 Esas - 2026/434 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/221 Esas KARAR NO : 2026/434
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 26/05/2006 KARAR TARİHİ : 09/06/2026 YAZIM TARİHİ : 26/06/2026 DAVA : Asıl davada davacılar vekili dilekçesinde özetle; ... kesimi yapım işi yüklenicisi olan müvekkillerinin hak edişlerinin, sözleşmede kararlaştırılan para cinsi ile ödenmemesinden, geç ödenmesinden üstlenilen işin güvencesi olarak tevdi olunan teminat mektuplarının birinci ve ikinci yarıları ile ihtiyat kesintileri karşılığı verilen teminat mektuplarının sözleşme hükümlerine göre iade edilmemesinden doğan zararların karşılığı 5.567.912 USD'nin faizleri ile birlikte tazminine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı iş sahibinin Türk Lirası olarak yapılan ödemelerin iadesini USD cinsinden talep edemeyeceğini; iadesi talep edilen borcun, USD olarak hesaplanamayacağını; fazla ödeme yönünden iyiniyetli olan yüklenicinin bu iktisaba bağlı giderler ve malvarlığındaki eksilmelerinin de iade edilecek miktardan tenkisi gerektiğinden teminat mektuplarından haksız olarak paraya çevrilen USD cinsinden 3.826.475,93 TL'lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini tistemiştir. CEVAP : Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işin geçici kabulünün 15.10.1993, kesin kabulünün ise 15.10.1994 tarihinde yapıldığını; idareye teslim edilen kesin hesabın yapılan düzeltmeler neticesinde 25.03.1998 tarihinde onaylandığını; davacının talepleri kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini; kur farkından, ... ile yapılan ödemelerden, hak ediş borçlarından ve bundan kaynaklı fer’ilerinden kaynaklanan istemlerin zamanaşımına uğradığını, teminat mektuplarının alacakları için, sözleşme hükümlerinden kaynaklanan hakları nedeni ile paraya çevrildiğini belirtip, davaların reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLEREN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Asıl ve birleşen davalar ile ilgili olarak mahkememizde yapılan yargılama sonucu, asıl davada 766.930,29 USD nin davalıdan tahsiline, birleşen davada 2.592.220,27 USD nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davanın her iki tarafı bu kararı temyiz etmiş, ... Dairesi 02/12/2014 tarih ve ... sayılı ilamı ile " asıl ve birleşen davada zaman aşımı itirazı bulunduğu halde bu konuda olumlu yada olumsuz bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi yasaya uygun görülmeyerek" kararımızın bozulması yoluna gidilmiştir. Mahkememiz tarafların bozma kararı ile ilgili beyanlarını aldıktan sonra usul ve yasaya uygun olduğunu kabul edip bozma kararına uyulması şeklinde karar vermiş ve her iki dava bu kez mahkememizin ...Esas numarasına kayıt edilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonucu mahkememizin ... Sayılı ve 23/02/2016 tarihli kararı ile her iki davadaki taleplerin zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacının temyiz istemi üzerine ... Dairesi 15/01/2018 Tarih ve ... sayılı ilamı ile zaman aşımının gerçekleşmediği gerekçesi ile kararımız yeniden bozulup, dava dosyası mahkememizin ... Esas numarasına kayıt edilip, bozma kararına uyulmak sureti ile yargılamaya devam edilmiştir. Dava, taraflar arasındaki 05.03.1987 Tarih ve ... sayılı eser sözleşmesine dayalı olarak; asıl davada, davacı şirketlerin hak edişlerinin sözleşme hükümlerine uygun olarak ödenmemesinden, geç ödenmesinden, teminat mektuplarının sözleşme şartlarına göre iade edilmemesinden doğan toplam 5.567.912 USD zararın faizi ile birlikte tazmini; birleşen davada ise, teminat mektuplarından haksız olarak paraya çevrilen USD cinsinden 3.826.475,93 TL'lik kısmının davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Taraf vekillerinin iradeleri zapta yansıtılmış, tüm deliller toplanmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 05.03.1987 Tarih 64139 sayılı eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl dava, hakedişlerin sözleşmede kararlaştırılan para cinsiyle ödenmemesinden doğan zararlar ile hakedişlerin geç ödenmesi ve teminat mektuplarının sözleşme hükümlerine göre sürelerinde iade edilmemelerinden doğan zararların tahsili; birleşen ... Esas sayılı dosyasındaki dava ise, davalı iş sahibinin Türk lirası olarak yapılan ödemelerin iadesini USD cinsinden talep edemeyeceği, iadesi talep edilen borcun USD olarak hesaplanamayacağı, fazla ödeme yönünden iyiniyetli olan yüklenicinin bu iktisaba bağlı giderler ve malvarlığındaki eksilmelerin de iade edilecek miktardan tenkisi gerektiğinden teminat mektuplarından haksız olarak paraya çevrilen USD cinsinden 3.826.475,93 TL'lik kısmının davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Davalı iş sahibi asıl ve birleşen davada talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, kesin hesapların itirazsız kesinleştiği, taleplerin Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen hakem davalarındaki talepler olduğundan kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, esas yönünden de davacının taleplerinde haklı olmadığını belirterek davaların reddini savunmuştur. Dosya kapsamından, taraf beyanlarından ve incelenen tahkime ilişkin dosya ve evraktan; Mahkememizde görülen asıl ve birleşen dava dosyasındaki istemlerin, önceden taraflar arasında tahkimde görülen davada eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlere ilişkin hak ediş bedelleri ve hak edişe dahil edilmeyen iş bedelleri ile sözleşme kapsamında fazladan yapılan işler ile sözleşme dışı yapılan işlerden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin olduğu, tahkimdeki talepler ile bu davada talep edilen her bir alacak dayanağının farklı olduğu; kesin hüküm yönünden yasal koşulların bulunmadığı, belirlenmiştir. Mahkememiz kararının bozulması üzerine; usul ve yasaya uygun görülen vaki bozma ilâmına uyularak, yargılamaya devam edilmiştir. Asıl ve birleşen davadaki davacı talepleri ile davalı cevaplarının değerlendirilmesi amacı ile oluşturulan heyette yer alan Nitelikli Hesap Uzmanı ..., Mali Müşavir ... ve İnşaat Mühendisi ...'ten 11/05/2021 tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti yaptığı değerlendirme sonucu; davacının ... no'lu hakediştden başlamak üzere bazı hakediş bedellerinin sözleşmede öngörülen para yerine TL ile ödemesinden doğan zarar (... döviz alış kuru ile serbest piyasadaki döviz alış kuru arasındaki fark kadar zarar) yönünden, sözleşmenin 60/8. maddesi gereğince ...' nın döviz alış kuru esas alınarak ödemenin TL'ye çevrilmesi gerektiği, bu esastan hareketle USD yerine TL ödemede bu maddeye göre hareket edildiği, bu nedenle zarardan söz edilememekle birlikte USD'nin serbest piyasadaki döviz satış kurunun daha fazla olması nedeni ile zarar oluştuğu kabul edilir ise 11.655.40 TL olduğu, aynı zararın USD karşılığının ise 7.575.33 USD olduğu hesaplanmıştır. Davacının yaptığı işle ilgili ... no'lu hak edişten başlamak üzere yabancı para cinsinden yapılması gereken ödemelerin TL karşılığı ya da Gelir Ortaklığı Senedi ile ödediğini, sözleşmede TL'ye çevirme halinde sözleşmenin 60/8. Maddesi uyarınca ...'nın döviz satış kuru esas alınmış olmakla birlikte, serbest piyasada döviz satış kurunun daha yüksek olması nedeni ile davacı zararı oluşmakta ise de, sözleşmeye uygun davranılıp, ödemenin TL'ye çevrilerek yapıldığı, TL'ye çevirmeye esas alınan USD döviz satış kuru ile serbest piyasadaki döviz satış kuru arasındaki farktan kaynaklanan zararın 7.575.33 USD olması gerektiği, fakat bunun talep edilemeyeceği, ödemenin ... ile yapılması sonrası senetlerin paraya çevrilmesinde o güne kadar işlemiş faizlerin dikkate alınmadığı, ayrıca ...'lerin gerçek değerinin çok altında paraya çevrilmesi nedeni ile oluşan zararın 3339.126.00 USD ve senetlerin biriken faizlerinin dikkate alınmaması nedeni ile oluşan zararın 30.074.00 USD ve 95.510.00 TL olduğu, hak edişlerin geç ödenmesinden kaynaklanan doğan zararların 3.663,75 USD olduğu, kesin teminat mektuplarının geç iade edilmesinden kaynaklı komisyon ödemesi yapıldığı için ayrıca bunun dışında zarar oluştuğuna ilişkin tespit olmadığı, teminat mektuplarının geç iade edilmesi nedeni ile fazladan yapılan komisyon ödemesi miktarının 51.355,42 USD olduğu, birleşen davada haklı neden olmaksızın paraya çevrilen teminat mektubu miktarının 3.826.475,93 TL olduğu yasal faize göre 411.686.58 USD, TL cinsinden talep edilebilir denilir ise; 5.209.281.77 TL'nin işlemiş faiz tutarının 560.461.63 TL, mahkemece avans faiz esas alınır ise 3.826.475,93 TL işlemiş faiz miktarının 1.111.984.39 USD, 5.209.281.77 TL'nin işlemiş avans faizi tutarının 1.153.831.55 TL olduğu şeklinde hesaplama yapılmıştır. Rapora yönelik itirazlar nedeni ile yeni oluşturulan ... ve ...'den oluşan heyetten 22/09/2022 tarihli asıl rapor alınmıştır. Bilirkişilerin asıl davada ... No'lu hak edişten başlamak üzere yabancı para cinsinden yapılması gereken hak ediş ödemelerinin TL ile yapılması nedeni ile ... döviz satış kuru ile serbest piyasadaki döviz satış kuru arasındaki farktan kaynaklanan davacı zararının 7.575.33 USD, hak edişlerin ... ile yapılması nedeni ile paraya çevrilme sırasında yüksek iskonto uygulamasından kaynaklanan zararın 339.126.00 USD olduğu, biriken faizlerin dikkate alınmadığı gerekçesi ile zarar oluştuğunun tespit edilemediği, hak edişlerin geç ödenmesinden kaynaklanan zarar 3.663.73 USD olmakla birlikte, davalının ihtarname ile ödeme talep edip, davayı temerrüde düşürmediği için bu nedenle zarar talep edilemeyeceği, kesin teminat mektuplarının her birinin tam olarak miktarı, bunların idareye veriliş şekli, iade tarihleri, komisyon nispet ve tutarları bankadan temin edilip, belgeler tamamlandığında kesin teminat mektuplarının geç iade edilmesi nedeni ile oluştuğu ileri sürülen zararın hesaplanabileceği, ihtiyat kesintileri ile ilgili teminat mektuplarının gecikmesinden kaynaklı banka komisyon ödemelerinin raporda belirtilen kayıtların temini halinde hesaplanabileceği, birleşen davada ise, talep edilebilir alacağın 2.194.780.06 USD olduğu şeklinde hesaplama yapılmıştır. Yukarıda içeriği özetlenen rapora yönelik itirazlar nedeni ile aynı heyetten bu kez 22/06/2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Bilirkişiler hak edişlerin USD cinsinden ödenmesinden kaynaklanan davacı zararı 766.930.29 USD olduğunu, ödemenin ... ile yapılmasından kaynaklanan zarar hesabı ile ilgili önceki rapordaki tespitlerin değiştirilmesine gerek olmadığı, hak edişlerin geç ödemesi nedeni ile oluşan davacı zararının 3.663.749.69 USD olduğu, rapordaki maddi hatanın bu şekilde düzeltildiği, teminat mektuplarının geç iade edilmesi nedeni ile sadece fazladan komisyon ödemesi yapıldığı için zararın bu kalemden oluştuğu, bunun ise 51.385.42 TL olduğu, birleşen davada ise fazladan nakde çevrilen teminat mektubu dolayısı ile oluşan davacı zararının 2.194.780.06 USD olduğu şeklinde görüş bildirmiştir. Daha önceki bilirkişi raporları ile bu raporlara yönelik itirazlar üzerine hazırlanan ek raporlarda değerlendirilmek sureti ile hazırlanan ve gerekçeleri itibari ile olaya uygun olduğu kabul edilen raporlar ve mahkememiz tarafından yapılan hukuki değerlendirmeler sonucunda; A-) Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmeye göre; Birleşen davadaki talep teminat mektuplarının gerçekte alacak olmadığı halde nakde çevrilmesi, dolayısı ile oluşan zarara ilişkin olup, son heyet tarafından düzenlenen asıl ve ek raporda da belirtildiği gibi; Kesin hak edişe göre fazla ödeme tutarı 5.266.599.50 USD olup, davacının Yargıtayın kararı ile de kabul edilen ve onaylanan 807.477.05 USD kadarına karışılık alacaklı olmadığı, davalının 4.459.122.45 USD teminat mektubunu paraya çevirdiği, davacı tarafından bu kapsamda davalıdan talep edebileceği alacağın 2.194.780.06 USD olduğu kabul edilmiş, teminat mektuplarının paraya çevrildiği, 25/05/2005 tarihinden itibaren davacı alacağına 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. B-) Esas dava yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı tarafın davadaki ilk talebi ... no'lu hak edişten başlamak üzere hak ediş ödemelerinin sözleşmede kararlaştırılan para birimi dışında TL ve ... ile yapılmasından kaynaklanan davacı zararlarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede ödemenin USD ve diğer para birimleri cinsinden yapılması kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 60/8. Maddesine göre TL cinsinden ödemede, ödemenin yapıldığı tarihteki ... döviz alış kurunun esas alınacağı açıkça belirlenmiş ve TL cinsinden ödeme yapılır iken tarafların kabulünde olduğu gibi ...'nin döviz alış kuru esas alınıp, hak ediş alacağının TL ye çevrilmesi ile ulaşılan miktar dikkate alınarak ödeme yapılmıştır. Davacı ... döviz alış kuru ile serbest piyasadaki döviz alış kuru arasında fark olup, piyasadaki döviz alış kurunun ...'nin döviz alış kurundan fazla olması neden ile zararlarının oluştuğunu ileri sürmekte ise de, davalı işveren tarafta sözleşme hükümlerine uygun şekilde hak ediş ödemelerinin USD yerine TL cinsinden ödenmesi sırasında sözleşmeye bağlı kalınıp ... USD döviz alış kuru esas alınıp ödeme yapıldığı, bu ödeme şeklinin sözleşme içeriğine uygun olduğu, davacının USD yerine TL cinsinden hak ediş ödemesini kabul etmesi nedeni ile USD döviz alış kuru miktarı fazla olsa da, davacının sözleşmeye uygun şekilde yapılan işlem nedeni ile sırf dövizin serbest piyasadaki farklılığı nedeni ile zarar talebinde bulunamayacağı kabul edilmiştir. Bir kısım hak ediş ödemesinin USD cinsinden para yerine ... ile yapıldığı, ...'lerin bankada paraya çevrilmesi sırasında o tarihe kadar oluşan faizin dikkate alınmadığı gibi, yüksek oranda iskonto uygulanmasından kaynaklı zararları oluştuğunu ileri sürmüş ise de, davacının sözleşme hükümlerine uygun şekilde USD'nin alış kuru esas alınmak ... ile ödemeyi kabul ettiği , ...'lerin nakde dönüştürülmesi sırasında birikmiş faizlerin dikkate alınmasını ve yüksek iskonto ile paraya çevrilmesi nedeni ile var ise davacı zararlarının davalının eyleminden kaynaklanmadığı, sözleşmeye uygun şekilde ve çekince olmaksızın USD cinsinden olan alacağın ... ile tahsil edilmesi sonrası senetlerin nakde çevrilmesi sırasında ortaya çıkan zararların davalıdan tahsilinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Davacının bir diğer zarar talebi hak edişlerinin geç ödenmesinden kaynaklanan finansman zararının tahsili istemine ilişkindir. Son iki bilirkişi heyeti asıl raporlarında da belirtildiği gibi, hak ediş ödemelerinin geç yapıldığı ileri sürülen dönemlerde dava dosyasına sunulmuş banka dekontlarından ve belgelerden kullanılan kredilerin hangi tarihlerde ve hangi tutarlarda ve hangi faiz oranları ve hangi vadeleri ile kullanıldığına ilişkin belirleme yapılamadığı, üstelik davacıya avans niteliğinde hak ediş ödemesi de yapılmış olması karşısında kredi kullanılmış ise bunun hak ediş ödemelerinin geç yapıldığına ilişkin iddia ile bağlantısı tespit edilemediği gibi, zarar miktarının da belirlenemediği, zarar belirlense dahi bunun hak ediş ödemelerinin aksamasından kaynaklandığının kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle de bu zarar istemi yönünden de davacının talep edebileceği alacağı olmadığı kabul edilmiştir. Davacının esas davadaki son zarar talebi teminat mektubu bir ve ikinci yarıları ile ihtiyat kesintilerinin karşılığı verildiği ileri sürülen teminat mektuplarının sözleşmeye aykırı şekilde iade edilmedikleri ve bu nedenle zararları oluştuğu iddiasına dayanmaktadır. Hükme esas alınan son iki raporda da açıkça belirtildiği gibi, teminat mektuplarının geç iade edilmesi nedeni ile oluştuğu ileri sürülen zararların nedenleri tespit edilememiş olup, bu konudaki zararın olsa olsa süresinde iade edilmeyen teminat mektupları nedeni ile bankalara ödenmek zorunda kalınan komisyon ödemelerinin davacı zararı olabileceği kabul edilmiştir. Bu zarar talebi yönünden değerlendirme yapılabilmesi için 11/05/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı defterlerinden hareketle hesaplama yapılmış ise de 22/09/2022 tarihli ve son raporu düzenleyen heyetin görüşünde de belirtildiği gibi, bu zararın hesaplanabilmesi için kesin teminat mektuplarının her birinin tam olarak miktarı, idareye teslim ediliş tarihleri, idarenin iade tarihleri ve bu teminat mektupları için banka yazıları ile komisyon oran ve tutarlarının bankalardan alınacak yazılar ile dosyaya sunulması halinde hesaplama yapılabileceği bildirildiği halde, davacı tarafından bu kayıtların dosyaya kazandırılmadığı, bu durumun 22/06/2022 tarihli ek raporda da aynı şekilde tespit edildiği, bu nedenle bu alacak türü nedeni ile oluştuğu ileri sürülen davacı alacağının (zarar miktarının) kanıtlanamadığı kabul edilip, esas davadaki tüm taleplerin reddine, birleşen davada ise hüküm fıkrasında belirtilen miktardaki davacı alacağının davalılardan tahsili gerektiği kabul edilerek, Esas davada davanın reddine, Birleşen (... esasında kayıtlı iken) davada, Davanın kısmen kabulü ile, 2.194.780,06 USD'nin 25/05/2005 olan temerrüt tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Şeklinde mahkememizce 23/01/2024 tarihinde verilen kararın her iki yan vekilince temyizi sonrasında, Mahkememiz kararı, ...., sayılı 10/09/2025 tarihli ilamı ile; Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen hakediş bedellerinin sözleşmede kararlaştırılan para birimi üzerinden ödenmemesi, Türk Lirası veya gelir ortaklığı senedi ile ödenmesi, geç ödenmesi, teminat mektuplarının ve ihtiyat kesintilerinin geç iade edilmesinden kaynaklanan zarara yönelik alacak; birleşen dava haksız olarak fazladan nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin ve faizinin iadesine ilişkin alacak istemine yöneliktir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. ile 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 1. Asıl dava yönünden, Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân olmadığı anlaşılmakla davacı yüklenici vekili ile davalı iş sahibi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Birleşen dava yönünden, i. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân olmadığı anlaşılmakla davacı yüklenici vekilinin tüm ve davalı iş sahibi vekilinin aşağıda (ii) bölümünde yazılı hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. ii. Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi idare arasında ... - ... (bağlantı yolları dahil) proje, yapımı ve 1 yıllık bakımına ilişkin 05.03.1987 tarihinde sözleşme imzalanmış, 15.10.1993 tarihinde geçici kabul ile 15.10.1994 tarihinde kesin kabul yapılmıştır. Davacı yüklenici sözleşme kapsamında yaptığı 28.02.1996 tarihli tahkim başvurusunda 32 kalem halinde sayılan toplam 42.777.397,80 USD bedelin aynen veya fiili ödeme günündeki kur karşılığı ile idareden alınmasını, idarenin 5.020.000,00 USD bedele ilişkin talebinin yerinde olmadığının tespitini istemiş, birinci ve ikinci hakem heyeti tarafından verilen kararlar ... tarafından bozulmuş, üçüncü hakem heyeti tarafından verilen 807.477,05 USD bedelin davalıdan alınarak davacılara verilmesine dair 10.09.2004 tarihli karar ... sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Sözleşmenin yerine getirilmesi sırasında davalı idare tarafından davacı yükleniciye 5.266.599,50 USD ödeme yapılmış ve ödemelere ilişkin davacı yüklenici tarafından ilgili vergi dairesine beyanname verilmek suretiyle TL üzerinden % 46 oranında kurumlar vergisi ve % 7 oranında fon ödemesi yapılmıştır. Sözleşmenin kesin hakediş raporu ve hesap kesilmesi başlıklı 62.4 maddesinde hesap kesme işlemi sonucunda yüklenicinin idareye borçlu kalması halinde borcunun genel hükümlere göre tasfiye edileceği düzenlenmiştir. Tahkim yargılaması sonucunda davacı yüklenicinin alacak miktarı 807.477,05 USD olarak belirlenmiş ve davalı idare tarafından fazladan yapılan ödemeden alacak miktarı düşülmek suretiyle kalan kısmına ilişkin teminat mektubu nakde çevrilerek ödeme alınmıştır. Devam eden işlerde iş sahibi tarafından yükleniciye yapılan ödemeler avans ödemesi niteliğindedir. İş sahibinin fazla ödeme yapması halinde kendisine kusur yüklenemez. Ayrıca yüklenicinin düzeltme beyannamesi vermek suretiyle fazla ödediği kurumlar vergisi ile fon ödemesini ilgili vergi dairesinden talep etme hakkı da bulunmaktadır. İlgili vergi dairesine başvuru yapılmaması ödenen vergi ve fonun davalı iş sahibi idareden istenilmesi hususunda yükleniciye hak oluşturmaz. Açıklanan nedenlerle kusuru bulunmayan davalı idareden ödenen kurumlar vergisi ve fon payının iadesi talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, davalı iş sahibi yararına bozulmuştur. Kabule göre de, davalı iş sahibi idare harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmesi de yerinde olmamıştır. Gerekçesiyle, mahkememizce asıl dava yönünden verilen karar onanmak suretiyle kesinleşmiş, Birleşen dava yönünden ise davanın açıklanan nedenlerle reddi gerektiği gerekçesiyle kesin bozma yapılmıştır. Mahkememizce bozma ilamına uyularak yeniden taraf teşkili yapılmış, bozma ilamına karşı taraf vekillerinin beyanları alınmış, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılacak başkaca bir işlem kalmamakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Esas dava ile ilgili mahkememizce 23/01/2024 tarihinde davanın reddine ilişkin verilen karar, ...., sayılı 10/09/2025 tarihli onama ilamı ve sonrasında karar düzeltme isteminin reddi kararı ile kesinleşmiş olmakla, Esas dava ile ilgili ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 2-Birleşen(... esasında kayıtlı iken) davada, Davanın reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 77.692,80 TL harçtan mahsubu ile artan 76.960,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 750.268,73 TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, Davacılar Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. ... 'ün yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/06/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.