Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/555 E. 2026/1038 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/555
Karar No
2026/1038
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/425 E., 2025/945 K. BİRLEŞEN DAVA 2011/626 ESAS BİRLEŞEN DAVA 2015/487 ESAS

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili, kesinleşen mahkeme kararı gereğince müvekkilinin, ortağı olduğu davalı kooperatife olan 33.740,00 TL borcunun ödenmesi için gerekli bilgilerin gönderilmesine ilişkin iki adet ihtarname gönderdiği halde davalı tarafın ödemesi gereken miktarı belgeleri ile bildirmediğini ileri sürerek, müvekkilinin, davalıya 33.740,00 TL borcu olduğunun ve başka bir borcu bulunmadığının tespiti ile tediye mahalli tayinine, ortaklık kaydının yapılarak, ortaklık numarasının tespiti ve belgelerin teslimine, ... kayıtlarında ... no'lu sokak, 12 no'lu A tipi villa olarak kayıtlı taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Birleşen 2011/626 E. sayılı davada davacı vekili; müvekkili hakkında hukuku aykırı olarak çıkarma kararı verildiğini ileri sürerek, 28.11.2011 tarihli yönetim kurulunca verilen çıkarma kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

3. Birleşen 2015/487 E. sayılı davada davacı vekili; davalı kooperatifin 29.10.2010 tarihinde yapılan kura çekiminde müvekkilinin adı yazılmadığı, müvekkilinin hiçbir kura çekimine katılmadığı, kendisine tahsis edildiği söylenen ev A-12 nasıl tahsis edildiğinin anlaşılamadığı, müvekkilinin kura çekiminden haberdar edilmediği, bu nedenle 29.10.2010 tarih, 27204 sayılı düzenleme suretiyle kura tespit tutanağının çekiliş tarihinde müvekkilinin kuraya katılmamış olması nedeniyle tüm sonuçlarıyla iptalini ve geçersizliğini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; mahkeme kararı uyarınca davacının ihraç kararının iptal edildiğini, bilirkişi raporuna göre toplam 61.443,56 TL borcunun bulunduğunu, davacının ortaklık hakkının engellendiğini belirttiğini, ancak kendisine düşen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, davacının dayandığı bilirkişi raporuna göre 26.02.2004 tarihi itibariyle toplam 61.443,46 TL borcunun olduğunu, buna faiz eklendiğinden borcun 295.195,07 TL olduğunu, gelinen noktada davacının 362.367,07 TL borcunun bulunduğunu, borçların ödenmesi halinde A tipi villanın tescilinin mümkün olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

2. Birleşen 2011/216 E. sayılı davada davalı vekili; davacının 2004 yılından beri hiçbir ödeme yapmadığını, davacıya borcun ödenmesi için ihtarname gönderildiğini borcun ödenmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Birleşen 2015/487 E. sayılı davada davalı vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğinden davanın reddi gerektiğini, davacının son olarak 26.06.2011 tarihli Genel Kurul'a çağrıldığını, hukuki yararının bulunmadığını, aidatlarını ödememek için dava açıldığını, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.02.2013 tarihli kararıyla; davacının davalı kooperatife dava tarihi itibariyle 87.390,00 TL asıl alacak ve 162.003,20 TL gecikme faizi borcu olduğunun tespit edildiği, halen ... üyesi olduğu gerekçesiyle, birleşen davada davanın kabulüne, davalı kooperatifin 28.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararının iptali ile davacının davalı ... üyeliğinden ihracına dair kararın iptaline, asıl davada davanın kısmen kabulü ile, 25.03.2011 dava tarihi itibariyle davacının davalı kooperatife 87.390,00 TL asıl ve 162.003,20 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 249.393,20 TL borçlu olduğunun tespitine, muarazanın bu şekilde giderilmesine, davacı tarafça bu bedelin ödenmesi halinde davacının davalı kooperatife ortaklık kaydının yapılarak, davaya konu 205 nolu sokak 12 no'lu A tipi villanın davalı kooperatifçe davacı adına tescili için gereken işlemlerin yapılmasına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 07.02.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 07.10.2013 tarihli ilamıyla, asıl davada, davacının davalı kooperatife 33.740,00 TL borcunun bulunduğunun tespiti ile tevdi mahalli belirlenmesi istenmiş ise de dava tarihi itibariyle davalı tarafça davacıdan daha fazla miktarda alacak talep edildiği iddia ve ispat edilemediğinden 33.740,00 TL borcun olduğunun tespitine ilişkin, müspet tespit istemli bir davada hukuki yararı bulunmadığı, ... ortağının dairenin teslimi ya da adına tapuda tescili isteminde bulunabilmesi için de bu hisseye yönelik kooperatife tüm ödemeleri yapmış olduğunu, hiçbir edimi kalmadığını, daire sahibi olan diğer üyelerle eşit durumda bulunduğunu ispatlaması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3. Mahkemenin 21.10.2015 tarihli kararıyla; ihraç kararının iptaline ilişkin karar bozma dışında bırakıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, kur'a çekilişinin iptaline ilişkin talebin sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine, asıl davanın ise reddine karar verilmiştir.

B. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 21.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 17.09.2019 tarihli ilamıyla, mahkemece, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin asıl davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.

3. Mahkemenin 08.07.2021 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak,birleşen davalarda ihraç kararının iptaline ilişkin ve kur'a çekilişinin iptaline ilişkin talebin reddine dair verilen kararlar bozma dışında bırakıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada davacının davalı kooperatife 33.740,00 TL borcunun bulunduğunun tespiti talebinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddine, her ne kadar davacının kısmen borcu bulunmakta ise de eşitlik ilkesi gözetilerek tapu iptal tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

C. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 08.07.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilamıyla, davacı ödemelerini tamamlamış ise veya ödemelerini tamamlamamış fakat davacının ödediği kadar ödeme yapan bir üyeye konut verilmiş ise dava konusu villanın tesciline, davacı üyenin ödemeleri eksik ve davacının ödediği kadar ödeme yapan bir üyeye konut verilmemiş ise davacının ödemesi gereken miktar hesaplanarak davacıya bu tutarı ödemesi ve depo edilmesi için süre verilmesi; bu gerekliliğin yerine getirilmesinden sonra tescile karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; birleşen davalarda ihraç kararının iptaline ilişkin ve kur'a çekilişinin iptaline ilişkin talebin reddine dair verilen kararlar bozma dışında bırakıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada davacının davalı kooperatife 33.740,00 TL borcunun bulunduğunun tespiti talebinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddine, bilirkişi incelemeleri sonunda, davacıdan daha az ödeme yapan üyelere konut verildiği gerekçesiyle her ne kadar davacının kısmen borcu bulunmakta ise de eşitlik ilkesi gözetilerek tapu iptal tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının borcun varlığını bilmesine rağmen uzun yıllar boyunca sessiz kalması açık bir hakkın kötüye kullanılması olduğunu, tapu iptali ve tescil talebinin kabulü hukuka uygun olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre dava, asıl dava, borcun tespiti, ortaklık kaydının yapılması, tevdi mahalli tayini, tescil ve muarazanın giderilmesi istemlerine, birleşen davalar ihraç kararının iptali ve kura zaptının iptali istemlerine ilişkindir.

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/555, K. 2026/1038, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-555-e-2026-1038-k-3caabedf1433