İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/218 E. 2026/218 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/218
Karar No
2026/218
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/218 Esas - 2026/580 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ... ON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2026/218 KARAR NO : 2026/580

DAVA : Sözleşmenin Uyarlanması DAVA TARİHİ : 09/03/2026 KARAR TARİHİ : 19/06/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 17/07/2026 Mahkememizde açılan Sözleşmenin Uyarlanması davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle;Davacı ile davalı arasında 19.02.2026 tarihli, YHT business vagon ikram hizmetleri ve kafeterya işletmeciliği kapsamlı sözleşme imzalanmıştır. İş bu sözleşme, her ne kadar “mal alımı” olarak adlandırılmış ise de, personel çalıştırılması, servis, dağıtım ve işletmecilik unsurları nedeniyle karma nitelikli bir hizmet sözleşmesidir. Sözleşme eki sayılan Teknik Şartnamenin 10.20. maddesinde; personel sayısının yüklenici tarafından işin gereği ve operasyonel ihtiyaçlara göre belirleneceği belirtildiği hale de, 13.16. maddesinde; her seferde en az üç, en fazla dört personelin çalıştırılması zorunlu kılınmıştır. Bu şekilde, her tren seferinde çalıştırılacak personel sayısı hususunda çelişki bulunmaktadır. Bu çelişki nedeniyle “eksik personel” kavramının hangi ölçüte göre değerlendirileceği belirsiz olup, davalı işveren TCDD Taşımacılık A.Ş. nin sözleşmenin başlamasından kısa süre sonra çok sayıda “eksik personel” tutanağı düzenlemiş ve müvekkili aleyhinde cezai yaptırım ve fesih riski ortaya çıkmıştır. Ayrıca tutanaklar sadece personel sayı eksikliği esas alınarak düzenmiş, hizmet aksaklığına dair her hangi bir hususu içermemiş, hizmetin aksadığına dair somut bir tespitte bulunulmamıştır. Yine müvekkilin daha önceki sözleşmesi hukuka aykırı şekilde fesih edilmiş ve bu nedenle ciddi personel kaybı yaşadığı için, yeni sözleşmenin ekonomik zorunluluk altında imzalanmıştır. Bu nedenlerle, Şartname’nin 10.20. ve 13.16. maddeleri arasındaki çelişkinin TMK'nun 2.md (dürüstlük kuralı) çerçevesinde giderilerek, yorumlanması ve uygulama esaslarının tespit ile TBK 28. Md’ deki gabin hükümleri ve de sonradan ortaya çıkan aşırı ifa güçlüğü hali (TBK 138.md) gözetilerek, sözleşme şartlarının değişen koşullara ve hakkaniyete uygun şekilde uyarlanması, yine davalı kurum tarafından düzenlenen 05.03.2026 tarihli "eksik personel" tutanaklarının, sözleşme hükümlerinin belirsizliği, savunma hakkının kısıtlanması ve dürüstlük kuralına aykırılık nedenleriyle hukuki geçersizliğinin tespitini dava ve talep etmişir. CEVAP: Davalı vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; Öncelikle iş bu dava bir “yorum davası” olup, Türk hukukunda müstakil yorum davası bulunmadığı ve talebi "istişari görüş" sormak niteliğinde olduğundan "hukuki yarar" şartını sağlamadığından usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde ise, davacının taleplerinin belirsiz olduğu, “personel düzenlemeleri” şeklindeki genel ifadeler ile somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Teknik Şartname’nin 10.20 ve 13.16 maddeleri arasında herhangi bir çelişki yoktur. İş bu 10.20. madde yüklenicinin eksik personel çalıştırmaması yönündeki genel yükümlülüğü düzenlenmiş, 13.16. Maddesinde ise bunun somut sınırı belirlenerek her seferde “en az 3, en fazla 4 personel” görevlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu nedenle “eksik personel” kavramı belirsiz değildir. Bu hususta teknik şartname açıktır. Yine gabin (aşırı yararlanma) ve müzayaka (zor durum) iddiaları dayanaksız olup, sözleşme açık ihale sonucunda yapılmıştır. Davacının tüm ihale dokümanlarını inceleyerek teklif vermiş ve şartları bilerek kabul etmiştir. Daha sonra sözleşme hükümlerini dava konusu yapması dürüstlük kuralıyla bağdaşmamıştır. Bu nedenlerle davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi, talep edilmiştir. DELİLLER ,DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, gabin şartlarında ihaleye katılınması ve sonradan ortaya çıkan aşırı ifa güçlüğünü nedeniyle, açık ihale neticesinde imzalanan sözleşme eki ve ayrılmaz parçası sayılan teknik şartnamenin 10.20. ve 13.16. Madde hükümleri arasındaki çelişkinin hakkaniyete uygun şekilde değişen koşullara uyarlanması ile davalı kurum tarafından düzenlenen 05.03.2026 tarihli "eksik personel" tutanaklarının geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak; 19/02/2026 tarihli sözleşme ve ekleri olan teknik şartnameye, 09/10/2025 tarihli sözleşme ve eklerine, davacının işten el çektirilmesine ilişkin ihale ve sözleşme süreçlerine dair belgelere, bu süreçlere ilişkin idari yargı dava dosyalarına, personel ayrılış listesine 25/12/2025 tarihli Dardanel firmasıyla yapılan sözleşmeye, davalı tarafından gönderilen 05/03/2026 tarihli yazı ve ekindeki eksik personel tutanaklarına, taraflar arasındaki yazışmalara, ihtarlara ve elektronik posta kayıtlarına, gerektiğinde bilirkişi incelemesi ve tanık beyanlarına, davalı vekili ise; dava konusu sözleşme ve tüm eklerine, tarafların ticari kayıtlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmıştır. Taraflar arasında imzalanan 19/02/2026 tarihli "Mal Alımına Ait Sözleşme" başlıklı sözleşme incelendiğinde; davacının yüklenici, davalının idare işveren olarak yer aldığı, 5. Maddesinde sözleşme konusunun;" idarenin ihtiyacı olan ve aşağıda miktarı belirtilen ve teknik özellikleri, teknik şartnamede düzenlenen 614 gün süreyle (24/02/2026- 31/10/2027) Yüksek Hızlı Trenlerin Business vagonlarında yolculara verilecek ikram paketlerinin temini ile kafeterya vagonlarının yüklenici tarafından işletilmesi işinin, ihale dokümanı ile bu sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde yüklenici tarafından temini ve idareye teslim" işi olduğu, 8. maddesinde, sözleşmenin ekleri olarak; "ihale dokümanı, bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olup, idareyi ve yükleniciyi bağlar, ancak sözleşme hükümleri ile ihale dokümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki veya farklılık olması halinde ihale dokümanında yer alan hükümler esas alınır. İhale dokümanını oluşturan belgeler arasındaki öncelik sıralamasının; 1-İdari şartname, 2- teknik şartname, 3- sözleşme tasarısı, 4- yazılı açıklama", olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin eki sayılan teknik şartnamenin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren maddeleri incelendiğinde;10.20.Maddesinde;"yüklenici çalıştırmakla yükümlü olduğu personel sayısını, trenlerin ve sabit birimlerin çalışma saatleri de göz önünde bulundurularak temin edecek ve noksan personel çalıştırmayacaktır.", 13.16. Maddesinde; " Yüklenici, yüksek hızlı trenlerin business vagonlarında ikram paketlerinin dağıtımı ve boşların toplanması ile kafeterya vagonların işletilmesi işlerinde hizmetin aksatılmadan yürütülebilmesini temin için her tren seferinde en az üç(3), en fazla dört(4) eleman görevlendirilecektir.", ceza ve kesintiler başlıklı 18. Maddesinde; şartnameye aykırılı halleri, sözleşme bedeli üzerinde kesilecek ceza oranları ve sözleşmenin feshini gerektiren aykırılık sayıları, başlıklar halinde belirtildiği ve dava konusu uyuşmazlığa ilişkin 26 nolu bölümde; " Teknik şartnamenin 10.20. Maddesinde trenlerde eksik personel çalıştırıldığının tespiti halinde sözleşme bedelinin yüz binde biri oranında ceza kesileceğinin ve 15 adet aykırılık halinde bunun sözleşmenin feshini gerektireceği" nin hükümlerinin yer aldığı görülmüştür. Davalı tarafından davacıya gönderilen 05/03/2026 tarihli yazı ve ekindeki tutanaklar incelendiğinde; belli tarihte, belli tren seferinde, davacı firmanın personel sayısının üç kişi olması gerekirken bir ya da iki kişi olması, bu nedenle ekonomi vagonlarda satışa çıkılamaması yolcu şikayetine sebep olduğundan bahisle davalı TCDD'nin kabin amiri ve diğer çalışanlarınca tutulan tutanaklar da eklenerek, teknik şartnamenin 13.16. Maddesi gereğince eksik personel çalıştırıldığının tespit edildiği bildirilerek, aksaklıkların tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin alınmasının ihtar edildiği, bilahare dava tarihinden sonra gönderilen yazıda ise; iş bu sözleşmenin yürütülmesi sırasında yüksek hızlı trenlerde görevli personel tarafından teknik şartnamenin 18.mad 26. Bendinde belirtilen eksik personel bulundurma tutanakları dahil diğer ihlallere ilişkin tutanaklar neticesinde kesilen cezaların sayı ve miktarın belirtildiği ve toplamda, sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle 1.206.150.66 TL ceza uygulandığı ve buna ilişkin fatura eklendiği, bu ceza bedelinin hak edişlerde kesileceği ancak yüklenicinin hak ediş faturalarını düzenlemediğinden kesinti yapılamadığı belirtilerek, ekteki ceza kesintisi fatura bedelinin 10 gün içinde ödenmesi, aksi halde faiziyle birlikte hak edişlerde tahsil edileceğini ihtar edildiği, anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 19/02/2026 tarihli sözleşme kapsamında, her bir tren seferinde yüklenici tarafından görevlendirilecek personel sayısı ve bu kapsamda davalının düzenlediği (24/02/2026 -31/03/2026) tarihleri arasında düzenlenen yaklaşık 54 adet, teknik şartnamenin 13.16. Maddesi gereğince eksik personel çalıştırıldığından bahisle tutulan tutanakların, teknik şartnamenin 10.20. Maddesi hükmü nazara alındığında, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, söz konusu hükümler arasında çelişki olup olmadığı ve ihale sırasındaki gabin hali ile sonrada ortaya çıkan aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlanmasının gerekip gerekmediği husularına, ilişkindir. 6098 sayılı TBK nun 28.Maddesinde;"Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.", yine 138. maddesinde;" Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. " hüküm düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK' nun “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde; "Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması." dava şartları arasında sayılmıştır. Yine aynı yasanın 106. maddesinde;" (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.", düzenlemesi getirilmiştir. Yargıtay HGK'nun 2017/8-1854E, 2019/1096K. sayılı kararında;"... Tespit davalarında davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi için), konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir (HMK m. 106/2). Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır: 1) Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (m. 106/2) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2) Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3) Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkâr ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır (Arslan, R./ Yılmaz, E./ Taşpınar Ayvaz, S.: Medeni Usul Hukuku , ... 2017, s.287). Bu doğrultuda, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur (Arslan / Yılmaz/ Taşpınar Ayvaz, s. 296-297). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. ile 01.02.2012 tarihli ve 2011/10-642 E., 2012/38 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunması dava şartıdır. (HMK m. 114/1-h). Açılan tespit davasında, bu iki şartın birlikte bulunup bulunmadığı, diğer dava şartlarında olduğu gibi, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmekte olup, bu şartların bulunmaması hâlinde mahkemece esas hakkında incelemeye girmeden, davayı usulden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekmektedir. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir...", denilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve cevapları, taraflar arasındaki sözleşme ve eki teknik şartname 10.20.ve 13.16. Madde hükümleri, davalının davacıya gönderdiği eksik personel bulundurmaya ilişkin tutanakları, ceza uygulaması ve düzenlenen fatura ile ödeme ihtarına ilişkin yazıları, yukarıda yazılı yasal düzenleme ve Hukuk Genel Kurulu kararı hep birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında ihale sonrası imzalanan 19/02/2026 tarihli "Mal Alımına Ait Sözleşme" kapsamıncı, 614 gün süreyle (24/02/2026- 31/10/2027) Yüksek Hızlı Trenlerin Business vagonlarında yolculara verilecek ikram paketlerinin temini ile kafeterya vagonlarının davacı yüklenici tarafından işletilmesi işinin, ihale dokümanı( teknik şartname.. vs) ile bu sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde yüklenici tarafından temini ve idareye tesliminin kararlaştırıldığı. Davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında edimini ifaya başladığı ve devamı sırasında davalı idaren tarafında sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası sayılan Teknik Şartanmenin 13.16. Madde hükümüne dayalı olarak, ilgili seferdeki tren amirleri.. vs tarafından düzenlenen ihlal tutanakları ve yüklenicinin diğer ihlallerine ilişkin olarak dava tarihinden önce ve sonrasında tutulan 324 adet tutanakla, teknik şartnamenin ilgili hükümüne göre eksik personel çalıştırıldığından bahisle sözleşmede belirlenen oranda ceza tatbik edildiği ve dava tarihinden sonra 20.04.2026 tarihli düzenlenen fatura ile bu ceza bedelinin ödenmesi, aksi halde hak edişlerden kesileceğinin ihtar ve talep edildiği, anlaşılmıştır. Davacı vekilince, davalının 05.03.2026 tarihli yazısı ile eksik personel çalıştırıldığından bahisle söz konusu aykırılık ve eksikliğin giderilmesinin ihtarı edilmesi üzerine iş bu davayı açarak, teknik şartanemin 10.20. Maddesinde, her tren seferinde yüklenicini yeteri kadar elman bulunduracağı belirtildiği ve buna dayalı olarak yeteri kadar personel bulundurulduğu halde, davalının kötü niyetli olarak aynı teknik şartnamenin 13.16. Maddesine dayanarak, her seferde en az üç- en fazla dört eleman/ personel bulundurulacağı ifadesi gereğince tren seferlerinde üçten az personel/ eksik personel bulundurulduğu gerekçesiyle, tutanaklar tuttuğunu, bu şekilde teknik şartnameni hükümleri arasındaki çelişki bulunduğunu ve giderilmesini Mahkemeden talep etmiştir. Ayırca, önceki müvekkili sözleşmesinin davalıca iptal edilmesi nedeniyle çalıştırdığı önceki personelin sözleşmenin feshiyle çıkışları verildiği ve bu şekilde az personeli kaldığını, teknik şartnamenin 10.20. Maddesinde yeteri kadar personel bulundurulması yönünde takdirin yükleniciye bıraktığı, buna göre her seferde yeteri kadar personel bulundurulduğunu, ancak davalının kötü niyetli olarak teknik şartanmeni 13.16. Maddesinde belirtilen her seferde en az üç personelin bulundurulması ifadesine dayanarak eksik personel iddiasında bulunduğunu ve bu durumun aşırı ifa imkansızlığı yarattığını belirtilerek, sözleşme eki teknik şartnamenin her tren seferinde bulundurulacak personel sayısının Mahkemece TMK'nun 2. maddesi kapsamında, hakkaniyete uygun şekilde yorumlanması/ uyarlanmasını talep etmiştir. Yukarıda yazılı yasal düzenleme ile HGK kararında da belirtildiği gibi, davacının teknik şartname hükümleri arasında çelişki bulunduğunun tespiti ile hakkaniyet gereği uyarlanması istenmiş ise de; gerçekleşeceği olası yaptırımın engellenmesi için mahkemece eda davasına konu edilmeyen sözleşme hükümlerini ele alarak yorumlayıp taraf iradeleri dışına çıkarak yeni sözleşme hükümleri inşa edilmesi istenemeyeceğinden, yine bu durumun tek başına dava konusu yapılamayacağı ancak uygulanacak bir ceza hükmünün iade/menfi tespit davasının ön sorunu olarak bakılabileceği, davacının alacağı tespit ilamının doğacak tehlikeyi bertaraf edecek yetkiye sahip olamayacağı hususları nazara alındığında iş bu davada hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bir davada hukuki yararın bulunup bulunmadığını da dava şartı olması nedeniyle mahkemece resen taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiği hükmü de nazara alınarak davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı vekilinin, davalı tarafından kendilerine gönderilen 05.03.2026 tarihli "eksik personel" tutanaklarının, sözleşme hükümlerinin belirsizliği, savunma hakkının kısıtlanması ve dürüstlük kuralına aykırılık nedenleriyle hukuki geçersizliğinin tespiti istemininde bu aşamada hukuki yarar yokluğundan, yine davacı vekilinin tedbir isteminin davanın usulden reddedildiği, hususu nazara alınarak, reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının HMK'nun 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, 2-Tedbir talebinin reddine, 3-Alınması gereken 732,00 TL maktu harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2026

"Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/218, K. 2026/218, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-218-e-2026-218-k-4d5460bac7d1