İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1417 E. 2026/801 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1417
Karar No
2026/801
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1417 Esas KARAR NO : 2026/801

DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 28/03/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalının 15/09/2005 tarihinde evlendiklerini, davalının evlilik birliği içerisinde eşinin de maddi desteğiyle birçok kazanç sağladığını, kazançlarını devam ettirmek için bir şirket kurmak istediğini, bu şirketi kendi kız kardeşinin eşi olan ...'nun üzerine kurdurduğunu, şirketin müdürü ise ... olarak göründüğünü, ancak bu görünümün gerçeğe aykırı olduğunu, tarafların evlilik birliğinin çekilmez bir hal almaya başlamasıyla müvekkil tarafından boşanma davası açıldığını, boşanma davası açılmasından 6 aylık süreçte davalı tarafından müvekkile hiçbir gelive be maddi destek sağlanmadığını, izah edilen nedenlerle ... üzerine şirketin hisselerine, hakim ortak payları üzerine, şirketin menkul ve gayrimenkulleri üzerine dava sonuna kadar teminatsız tedbir konulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise davalıdır şerhi konulmasına, ... şirketin hakim ortağının ve sahibi olduğunun tespitine yargılama ücretlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın şirket tespitine ilişkin olarak ... Ltd. Şti. aleyhine dava ikame etmeksizin doğrudan müvekkile yönelik dava ikame etmesinin usulsüz olduğunu ayrıca huzurdaki dava öncesinde dava şartı herhangi bir arabulucu başvurusu dahi bulunmadığı üzere davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, dava dışı şirketin davalıya ait olduğunun tespiti hususundan ibarettir. Tespit davası HMK'nın 106. maddesinde düzenlenmiştir. Maddede, tespit davası yoluyla, mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının yada yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edileceği, tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği, maddi vakıaların tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturmayacağı belirtilmiştir. Tespit davalarının dinlenebilmesi için, genel şartların yanında iki şarta daha ihtiyaç vardır. Bunlar özel dava şartları olup, birincisi tespit davasının konusunun yalnız bir hukuki ilişki olup, ikincisi ise davacının bu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yararının bulunması gerekliliğidir. Her dava için dava şartı olan hukuki yararın önemi özellikle tespit davasında kendini gösterir. Bir hukuki ilişkinin mevcut olması keyfiyeti yalnız başına tespit davası açmaya yetki vermez. Bundan başka hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yarar bulunmalıdır. Eda davaları ve inşai davalarda davacının hukuki yararının bulunduğu karine olarak kabul edilir. Tespit davası sonucu davacının hukuki durumunun kesin hükmü teşkil edecek şekilde tespitinden ibaret etkileri usul hukuku alanında kalan bir müessese olup, daha kapsamlı bir hukuki himaye sağlayan yolların bulunması halinde tespit davası açmakta kural olarak hukuki yarar yoktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004, 7-411/477 sayılı kararıda aynı yöndedir) Tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Eda davası ise aynı Kanun'un 105. maddesinde tanımlanmış olup, bu dava yoluyla mahkemeden, davalının bir şeyi vermeye veya yapmaya, yahut yapmamaya mahkum edilmesi talep edilebilir. Somut olayda, dava dışı şirketin davalıya ait olduğunun tespiti istenilmiştir. Taraflar arasında Aile Mahkemesinde devam eden evlilik birliği içinde edinilen mallara ilişkin mal paylaşımı davası bulunmaktadır. Dava konusu husus aile mahkemesinde açılan davada ileri sürülmüştür ve inceleme aile mahkemesi tarafından yapılacaktır. Yeniden aynı konuda aynı hususta mahkememize tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK 320. maddesi gereğince dava şartı eksikliği nedeniyle taraflar davet edilmeden de dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, davacının davasının hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Katip ... ✍e-imzalıdır

Hakim ... ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1417, K. 2026/801, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1417-e-2026-801-k-b3b62c6853fb