İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/198 E. 2026/535 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/198
Karar No
2026/535
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/198 Esas KARAR NO : 2026/535

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2026 KARAR TARİHİ : 15/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; müvekkilin keşideci, davalı şirketin lehtarı olduğu, 19/05/2025 tanzim tarihli, 19/08/2025 vade tarihli ve 15.000 TL bedelli senet/bononun karşılıksız kaldığının ve müvekkilin işbu bono sebebiyle davalı tarafa İİK 72.m uyarınca borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline, müvekkil borçlu olmadığı halde, menkul ve gayrimenkul malvarlığına haciz şerhi işlenerek mağdur edilmesinin önlenmesi için İİK.nun 72/3 gereğince mahkemece belirlenecek uygun bir teminat miktarı karşılığında icra veznesine sunulacak nakit veya teminat mektubu çerçevesinde icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak takip başlatılmış olması nedeni ile davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini mahkemece belirlenecek teminat miktarı karşılığında icra veznesine sunulacak nakit veya teminat mektubu çerçevesinde icra takibinin durdurulması hakkında tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığını ve bu nedenle görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu belirterek davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin bir işveren-yüklenici sözleşmesi olduğunu ve müvekkil şirket tarafından çit çevirme, altyapı, güvenlik sistemleri, yol, havuz, çocuk oyun alanı, peyzaj ve aydınlatma işlerinin eksiksiz tamamlandığını, dava konusu senedin yüklenilen işlerin karşılığında alınan bir tahsilat senedi olduğunu, kambiyo senetlerinin mücerretlik niteliği gereği temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu ve bedelsizlik iddiasının kesin yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, davacının cayma hakkı iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkil şirketin mali durumunun güçlü olması ve senetlerin üçüncü kişilere ciro edilmiş olması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddinin zorunlu olduğunu, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, davacı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, davacının dava konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Bilindiği üzere; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73.maddesine göre ; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Aynı Kanunun 3/l bendinde ise; tüketici işlemi Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun 3. maddesinde tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması ve uyuşmazlığın bu Kanun kapsamında bulunması gerekir. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k maddesinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı maddesinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; dava konusu bononun dayanağını teşkil eden taraflar arasındaki sözleşmenin davacının davalı şirket karşısındaki konumu dikkate alındığında tüketici işlemi olarak nitelenmesi gerektiği, dilekçeler teatisi sürecinden anlaşıldığı üzere davaya konu edilen bononun taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde tanzim edilerek davalıya verilmiş bono olduğunun taraflar arasında ihtilaflı olmadığı, bu bakımdan uyuşmazlığın özünü oluşturan işlemin tüketici işlemi niteliğinde olması hasebiyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 15/05/2026

Katip .... ✍e-imzalıdır Hakim .... ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/198, K. 2026/535, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-198-e-2026-535-k-b434af1ed7fe