İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/408 E. 2026/439 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/408
Karar No
2026/439
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/408 Esas KARAR NO : 2026/439

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2026 KARAR TARİHİ : 12/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davalının, İstanbul ... İcra Dairesi’nin... Esas sayılı dosyası üzerinden davacı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, takip talebinde, davacı şirketin davalıya “hizmet nedeniyle düzenlenen serbest meslek makbuzundan doğan alacak” sebebiyle borçlu olduğu ileri sürüldüğünü 219.000 TL ve buna bağlı faiz, takip giderleri ve vekâlet ücreti talep edildiğini, söz konusu takip kapsamında davacı şirketin icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını/ davacı şirketten cebri icra marifetiyle tahsilat gerçekleştirildiğini, davalı tarafın takip talebinde yalnızca genel mahiyette “hizmet nedeniyle düzenlenen serbest meslek makbuzu” açıklamasına dayandığını, davacı şirket ile davalı arasında, takip konusu 218.000,00 TL’lik alacağı doğuracak nitelikte kesin, açık, tartışmasız ve ispatlanmış bir borç ilişkisi mevcut olmadığını iddia ederek İstanbul ... İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacıdan tahsil edilen toplam 284.000 TL’nin, her bir ödeme/tahsil kalemi yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir GEREKÇE: Dava, İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacıdan tahsil edilen 284.000 TL’nin faiziyle istirdatı istemine ilişkindir. Bilindiği üzere görev, 6100 sayılı HMK’nın 1 nci Maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir" şeklinde düzenlenmiştir. Her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen ve bu Kanun’un 4. maddesinde belirtilen diğer düzenlemelerden doğan hukuk davaları "ticarî dava" sayılır (Bkz. Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1106). Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticarî davalar; tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır. Nispi ticarî davalar; her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticarî dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticarî davalar ise; yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, İTO'ya, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne, Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevaplarından davalının tacir olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davada ticari dava koşullarının mevcut olmadığı bu nedenle görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 5-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına, 6-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair tarafların yokluğunda dosya üzerinden karar verildi. 12/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

*Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/408, K. 2026/439, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-408-e-2026-439-k-509a3bcbd875