İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1890 E. 2026/675 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1890
Karar No
2026/675
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1890 Esas KARAR NO : 2026/675

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/08/2026 KARAR TARİHİ : 31/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın geçmiş tarihlerde ... Ltd. Şti. nezdindeki ortaklığına istinaden davalı banka ile müteselsil kefalet ilişkisi içine girdiğini, ticari kararları doğrultusunda söz konusu şirket ortaklığından ayrıldığını, bu ayrılığa bağlı olarak banka nezdindeki tüm kefalet sorumluluklarını sona erdirme iradesini 27.03.2020 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile resmiyete döktüğünü, aradan geçen altı yıllık süre zarfında kefaletinin sona erdiği hususu bilinmesine rağmen davalı banka tarafından gönderilen 06.03.2026 tarihli ihtarname ile müvekkilden fahiş tutarlarda ödeme talep edildiğini, Türk Lirası kredilerinden kaynaklanan 17.990.518,54 TL asıl alacak, 7.000.000,00 TL gayrinakdi kredi deposu ve çek yaprakları sorumluluğu gibi kalemlerle birlikte toplamda müvekkilin malvarlığını tamamen ortadan kaldırabilecek boyutta bir meblağın tasfiyesinin istendiğini, ihtarnamenin en dikkat çekici yönünün bu devasa tutarın tebliğden itibaren yirmi dört saat içinde ödenmesi veya depo edilmesi şartının koşulması olduğunu, altı yıl önce kefalet ilişkisinden usulüne uygun şekilde istifa etmiş bir şahsa yaklaşık yirmibeş milyon Türk Lirası'nı bulan bir sorumluluk yükleyip bunu yirmi dört saat içinde talep etmenin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, bu durumun müvekkil açısından İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi anlamında menfi tespit davası açma noktasında hukuki yarar doğurduğunu, müvekkilin 27.03.2020 tarihli istifanamede şirket hissedarlığından ayrıldığı ve şirket ile hiçbir bağının kalmadığı gerekçesiyle kefillikten vazgeçtiğini ve istifa ettiğini belirterek bu tarihten sonra kullanacağı hiçbir krediden ve borçtan sorumlu olmayacağını ihtaren bildirdiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 599. maddesi uyarınca kefilin borç doğmadığı müddetçe belirsiz süreli kefalet sözleşmesinden dönme hakkının mevcut olduğunu, müvekkilin bu yasal hakkını kullanmış olmasına rağmen bankanın aradan geçen altı yıl sonra bu kadar yüksek bir tutarla kapısını çalmasının kötü niyetli bir yaklaşımın tezahürü olduğunu, bu ölçekteki bir borç iddiasıyla başlatılacak icra takibinin ticari itibarı geri dönülemez şekilde zedeleyeceğini, bankanın ihtarında yer alan kredi hesap özetleri incelendiğinde bu borçların müvekkilin istifa tarihinden çok sonraki dönemlere ait olduğunun veya o tarihten sonra yenilenen ya da limit artırımı yapılan krediler olduğunun görüleceğini, müvekkilin imzasının bulunmadığı bu yeni dönem borçları için fahiş bedeller talep edilmesinin ihtiyati tedbir kararının aciliyetini perçinlediğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin esas olduğunu belirterek, müvekkil aleyhine davalı banka tarafından 06.03.2026 tarihli ihtarnameye istinaden başlatılması muhtemel icra takiplerinin dava sonuna kadar durdurulmasına veya malvarlığı üzerine haciz konulmasının önlenmesi adına ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı ...'nın, asıl borçlu ... Ltd. Şti. 'nin davalı banka nezdindeki borçları nedeniyle, .... Noterliği'nin 27.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ tarihi itibarıyla kefalet ilişkisinin sona erdiğinin ve buna bağlı borçlu olmadığının tespitini ve davalı bankanın yürütülen bu sürecin haksız ve kötü niyetli olması hasebiyle İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 maddesi uyarınca dava konusu tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, temel ilişki bakımından banka kredi sözleşmesi kapsamında kefalet ilişkisinin sona erdiğinin ve buna bağlı borçlu olmadığının tespiti olup dayanağın temelindeki uyuşmazlık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi (Bankalar, diğer kredi kuruluşları, finans kurumları ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeler) ile 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındadır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 25.11.2021 tarihli 1232 sayılı kararı uyarınca 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden ve 9.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda İhtisas Mahkemeleri olarak İstanbul 6, 7, 8 ve 9 numaralı mahkemeleri finans mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümünde İhtisas Mahkemeleri olarak İstanbul 6, 7, 8 ve 9 numaralı Mahkemelerin görevli olduğu ve Mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bir yerde birden fazla aynı müstemir yetkiye haiz mahkemenin bulunması halinde, bu mahkemeler arasındaki ilişkinin işbölümü ilişkisi olduğu, davanın taraflarının bu iş dağılımına itiraz edemeyeceği, yine aynı şekilde işbölümü esasından kaynaklı mevcut durumda mahkemenin HMK'nun 20 vd. maddeleri kapsamında görevsizlik kararı veremeyeceği anlaşılmaktadır. İstanbul 6, 7, 8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Mahkememiz arasında görev değil işbölümü ilişkisi mevcut olup, esasa ilişkin karar bakımından da Mahkememizce verilecek karar, mahkemeler arası devir ilişkine dayanan gönderme kararıdır. Gönderme kararları ise tek başına kanun yoluna gidilebilecek kararlar olmayıp ancak gönderilen mahkemenin esas hakkındaki kararıyla birlikte kanun yoluna götürülebilir kararlar olduğu, bu kapsamda Mahkememizin yargılama yapma hususunda yetkisinin olmadığı anlaşılarak, Mahkememizin esas dosyasının kapatılarak dava dosyasının yetkili ve görevli olan İstanbul 6., 7. 8. ve 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, mahkememizin görevsizliği nedeni ile Hakim ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 25/11/2021 tarihli 1232 numaralı ihtisas kararı uyarınca dosyanın yetkili ve görevli İstanbul 6. 7. 8. 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 331.maddesi uyarınca harç ve masrafların görevli mahkemede nazara alınmasına, 3-Esasın bu şekilde kapatılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 31/08/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1890, K. 2026/675, T. 31.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1890-e-2026-675-k-1269b67cf717