İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1760 E. 2026/727 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1760
- Karar No
- 2026/727
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1760 Esas KARAR NO : 2026/727
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : 10/04/2026 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Öncelikli olarak ... ili, ... İlçesi, ... Mah. 2945 ada, 49 Parselde F2 Biok, 22. Kat ve 402 konum nolu taşınmazın tapu kaydına tedbir konulmasına, Dava konusu taşınmazın tamamlanmış vaziyette ve takyidatlardan ari bir şekilde tapusunun iptali ile müvekkil adına tesciline ve tesfimine karar verilmesini bu mümkün olmadığı takdirde, taşınmazın güncel rayiç değerinin hesaplanarak müvekkilin sözleşme uyarınca ödeme yaptığı oranda davalıdan tahsili ile müvekkile iadesine, veya müvekkilin lehine olması halinde yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtiliği üzere zararın tam olarak giderilmesi için ödenen bedelin denkleştiri adalet ilkesi uyarınca güncel alım gücüne kavuşturularak davalıdan tahsili ile müvekkile iadesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." demiş ve talep etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı taraf, müvekkili ile davalı şirket müvekkilimiz arasında, 07.11.2015 Tarihli Gayrimenkul Satış ve İnşaat Yapım Sözleşmesi ile ... Ili, ... İlçesi, ... Mah. 2945 ada, 49 Parselde F2 Biok, 22. Kat ve 402 konum numaralı bağımsız bölüm yönünden tapu iptali ve tescil; bunun mümkün olmaması hâlinde bedelin iadesi/uyarlanması mahiyetinde parasal talepler ileri sürmektedir. Mahkemeniz tensip zaptında da görüldüğü üzere, müvekkil şirketin iflas sürecinin bulunması nedeniyle iflas dosyasının aşamasının sorulmasına karar verilmiştir. Davalı şirket vekili olarak, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmiyor; aşağıda arz edeceğimiz usulî itirazlar ile esasa ilişkin cevaplarımız doğrultusunda davanın reddini talep ediyoruz. Savunmamız, yargılamanın doğru usulî zeminde yürütülmesi ve davacının ispat yükü altında bulunduğu hususların belirginleştirilmesi amacıyla, aşağıdaki stratejik sıra ve bütünlük içinde sunulmaktadır. öncelikle ... 1. İflas Dairesi’nin ... iflas sayılı dosyasının celbiyle iflasın davaya etkisi tespit edilerek yargılamanın durdurulmasına; taraf teşkili ve husumet dâhil olmak üzere dava şartlarının re’sen incelenmesine; talep sonucunun hukuki nitelendirmesinin netleştirilmesine; davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine; yargılamaya devam edilmesi hâlinde davacının ileri sürdüğü vakıaları ispatla yükümlü olduğu gözetilerek ve ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmakla davanın reddine; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz." demiş ve talep etmişlerdir. DELİLLER VE GEREKÇE: Bakırköy 9. Tüketici Mahkemesi'nin 16/09/2026 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile; "...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre Ticaret Mahkemeleridir" şeklinde belirtildiğinden bu karar dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar ve 16/09/2026 tarihli kararı ile; "... 9.Tüketici Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararında davanın "sıra cetveline kayıt kabul davası" olarak nitelendirildiği, dosya genel tevziden mahkememize tevzi edilmiş ise de, iflastan sonra açılan kayıt kabul davaları ile ilgili HSK kararı ile İstanbul 1, 2 ve 3. Asliye Ticaret Mahkemelerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirildiği hususu dikkate alınarak gönderme kararı verilmiştir." şeklinde gönderme kararı verilerek dosyanın mahkememize tevzi edildiği görülmüştür. Dava, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescili talebi, bu talebin yerinde görülmemesi durumunda ise tazminat istemidir. Terditli davanın düzenlendiği HMK'nın 111/1. maddeye göre; davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukukî veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Asli talebin reddine karar verilmiş ise fer’î talep incelenmeli ancak asıl talebin neden kabul edilmeyip reddedildiğinin de gerekçeleri gösterilmelidir. Hem asli talep hem de fer’î talep reddedilmiş ise her ikisi yönünden de gerekçesi gösterilmelidir. Asli talebin kabul edilmesi hâlinde ise fer’î talebin incelenmesine geçilmemelidir. HMK'nın "Terditli dava" başlıklı 111. maddesinde; " (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlan- tının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Arapça kökenli bir kelime olan "terdit" kavramının sözlük anlamlarından biri de "iki ihtimalle fikir anlatma" olarak karşımıza çıkar. Medenî usûl hukuku bakımından terdit kavramı ile anlatılmak istenen de esasen budur.. Zira, terditli davada terdit ilişkisinden bahsedebilmek için aynı yargılama içerisinde ileri sürülmüş olan taleplerden ilk talebin mahkemece ret veya kabul edilmesine bağlı olarak diğer talebin incelenmesi gündeme gelecektir. HMK'da terditli davada ileri sürülen asli ve ferî talep (ya da talepler) bakımından ortak görevli bir mahkemenin bulunmasının gerekli olduğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. "..Terditli (kademeli) davalarda (6100 Sayılı HMK 111. md), davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve fer'ilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi fer'i taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Mahkeme de, davacının asıl talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer'i talebi inceleyemez ve karara bağlayamaz. Terditli davalarda görev hususu asıl talebe göre belirlenmelidir. Görev, kamu düzeni ile ilgili olduğundan iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile bu hususu mahkeme resen gözeteceğinden asıl talebin reddine karar verilmesi halinde Mahkemece fer'i talebe dair görev hususunun değerlendirilmesi mümkündür.Somut uyuşmazlık incelendiğinde, dilekçeler teatisi aşamasında gerek dava dilekçesi gerek süresi içerisinde ve HMK'nun 141/1. maddesine uygun olarak sunulan cevaba cevap dilekçesindeki anlatımlara göre; davacı taraf, davaya konu taşınmazın bağış olarak devredildiğini, boşanma ilamıyla sabit olduğu üzere davalı kadının güven sarsıcı ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davranışlarda bulunması ve aile birliğine karşı vazifelerini önemli surette yerine getirmediğinden evlilik birliğinin sona erdiğini belirterek bağıştan rücu sebebine dayalı tapu iptal ve tescil, bu mümkün olmadığı takdirde mal rejiminin tasfiyesi ile alacak istemiştir.Davacının asıl talebi bağıştan rücu sebebine dayalı tapu iptal ve tescil olup, asıl talep hakkında bir karar verilmeden fer'i talebin incelenmesi mümkün değildir. Asıl talebin kanuni dayanağı ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295 vd. maddeleri (818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 244 vd. maddeleri) olduğuna göre, uyuşmazlığın çözüm yeri genel mahkemelerdir. Mahkemece, davanın kaldığı yerden devamı ile talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.." Yargıtay 8. HD., E...., K. ..., T. 22.11.2016 "...İşbu dava taşınmazın davacı adına tescili, olmazsa tazminat istemine dair olarak terditli açılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 111/2. maddesi uyarınca davacının asli talebinin esastan reddine karar verilmedikçe, fer'î talebin incelenemeyeceği ve hükme bağlanamayacağından öncelikli olarak, taşınmaz tescili istemine dair uyuşmazlık çözümlenmelidir bu sebeple tapu ipt... ve tescil davalarında yetkili mahkemenin HMK'nın 12. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu, taşınmazın ...'de bulunması sebebiyle uyuşmazlığın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." Yargıtay 20. HD., E..., K..., T. 19.11.2015 "...davacı tüketici terditli taleplerden ilkinde yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali, tescil, ikincisinde mümkün olmaz ise tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının talebinin terditli olması nedeniyle Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu..." Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar "...Somut olayda terditli açılan davada davacının ilk talebi taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescile yönelik olup rayiç bedelin tahsili ikincil taleptir. Öncelikli talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkın masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkindir. Davacının talebi gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur..." İstanbul BAM 7. Hukuk Dairesi,...Esas, ...Karar. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II). Somut olayda; davalı şirket hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E..., K. ... sayılı kararı ile 05/03/2026 tarihinde iflasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. ...sayılı ilamı ile 10/06/2026 tarihinde davalı şirket hakkında verilen iflas kararı kaldırılmıştır. Huzurda görülen davada davacının öncelikli talebi satın alınan taşınmazın mülkiyetinin adına tescili; mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kaldı ki davalı şirket hakkında verilen iflas kararı İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılmıştır. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Her ne kadar ... 9. Tüketici Mahkemesi'nce söz konusu davaya kayıt kabul davası olarak bakılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de davacı, davalı yükleniciden konut olarak satın aldığı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili talebinde bulunmuş olup; uyuşmazlığın temelin tüketici işleminden kaynaklandığı anlaşılmakla davanın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin E.... K. ...; E. ... K. ... E. ..., K. ... sayılı kararları) Davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere görev hususunun asıl talebe göre belirlenmesinin gerektiği, davalı şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırıldığı ve davacının tüketici sıfatını haiz olması nedeniyle asıl talep bakımından görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde ... 9. Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ... 9. Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ... Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık; mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmek üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden karar verildi. 29/09/2026
Katip e-imzalı
Hakim e-imzalı