İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/133 E. 2026/499 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/133
Karar No
2026/499
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/133Esas KARAR NO :2026/499

DAVA:Tespit, Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/02/2026 KARAR TARİHİ:07/07/2026

BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS 2026/268 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :16/03/2026 TUTANAK TARİHİ:01/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit, Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili ...'nın uzun süredir ..., ..., ... gibi elektronik pazar yerleri başta olmak üzere çeşitli satış kanalları üzerinden " ... ... " işletme adıyla, kendi üretimi olan çeşitli araç modellerine ilişkin torpido halısı başta olmak üzere vites kutusu örtüsü, araba paspası gibi muhtelif otomobil aksesuarları satışı gerçekleştirdiğini, müvekkilinin satış yaptığı söz konusu e-ticaret platformlarından birisinin de haksız rekabetin zarara da sebebiyet veren biçimde fiili olarak gerçekleştirildiği platform olan dava dışı ... ve Satış Tic. A.ş'ye ait ... isimli elektronik pazar yeri olduğunu, müvekkiline ait ürünlerin, özgün tasarımları ve piyasadaki bilinirliği ile kullanıcı nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını, bu hususun ...'un kayıtlarından da görüleceğini, Davalı ... ... Ltd. Şti ise davacı müvekkili ile ..., ..., ... gibi aynı elektronik pazar yerlerinde faaliyet göstermekte olup, Müvekkiline ait ürünlerin satışını engelleyecek ve piyasadan dışlanmasına yol açacak şekilde haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, Davalı ... Ltd., bazı tasarımlar bakımından ... Ltd.'nin ortakları adına tescilli tasarımlara dayanarak haksız rekabet niteliğinde bu eylemleri ika ettiğini, davalının davranışlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TTK m 54/2 çerçevesinde haksız rekabet teşkil ettiğini, mahkeme tarafından re'sen göz önünde bulundurulacak gerektirici sebeplerle, davalı şirket tarafından ika edilen eylemlerin ; Haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin önlenmesine, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin sonuçlarının kaldırılması amacıyla müvekkiline ait ürünlerin sayış engellerinin kaldırılmasına ve bu suretle mevcudun eski haline iadesine, bu hususta ayrıca yargılama neticeleninceye kadar teminatsız aksi takdirde davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle müvekkilinin ekonomik anlamda zor durumda olması ve ihtilaf konusu ürünlerin satış fiyatının da düşük olduğu dikkate alındığında miktarı mahkemece takdir edilecek bir teminat karşılığında müvekkilinin ... nezdindeki satışlarına yönelik engelin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde ; davacı müvekkili ... 'nın uzun süredir otomotiv aksesuarları alanında faaliyet gösteren bir tacir olduğunu, “... ...” işletme adıyla, başta dava dışı ... ve Satış Tic. AŞ’ye ait “...” isimli elektronik pazar yeri olmak üzere, ... ve ... gibi elektronik pazar yerleri üzerinden kendi üretimi olan muhtelif araç modellerine uyumlu torpido halısı, vites kutusu örtüsü, paspas, vites konsolu/orta konsol koruyucular ve benzeri otomobil aksesuarlarının satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ürünlerinin, piyasada uzun süredir bulunmaları, kullanıcı geri bildirimleri ve satış performansları itibarıyla bilinirlik kazandığını, araç içi kullanım ve uyumluluk bakımından fonksiyonel özellikleri, özgün tasarım tercihleri ve model bazlı ürün çeşitliliği ile tüketici nezdinde ayırt edici bir nitelik elde ettiğini, özellikle ... platformunda müvekkilinin ürünlerine ilişkin görüntülenme/satış verileri ile müşteri yorum ve puanlama sisteminin, müvekkilinin dijital pazarda “... ...” markasıyla oluşturduğu ticari değeri ve müşteri güvenini ortaya koyduğunu, davalı ... ... Ltd. Şti. 'nin ise müvekkili ile aynı elektronik pazar yerlerinde faaliyet gösteren bir rakip olduğunu, müvekkilinin satış faaliyetlerini fiilen engellemeye, görünürlüğünü düşürmeye ve piyasadan dışlanmasına yol açmaya elverişli biçimde sistematik ve süreklilik arz eden eylemler gerçekleştirdiğini, davalının, bu eylemlerini görünürde “tasarım hakkı” iddiası kisvesi altında yürüttüğünü ancak gerçekte, ortakları adına tescilli olduğunu ileri sürdüğü tasarım tescillerini, tasarım tescilinin sağladığı koruma sınırlarını aşacak biçimde ve kötüniyetli olarak kullanmak suretiyle, müvekkilinin elektronik pazar yerlerindeki satışlarının durdurulmasını sağlamaya çalıştığını, davalının yönteminin özünün; tescilli tasarımın sağladığı korumayı, yalnızca gerçekten benzerlik iddia edilebilecek ürünler bakımından değil, kapsam dışındaki ve hatta benzerlik bulunmayan ürünlere de teşmil ederek, platformların şikâyet mekanizmalarını araçsallaştırmak ve Müvekkilin satış kanallarını kesintiye uğratmak olduğunu, nitekim davalının kendisine veya ilişkili kişilere (özellikle ortaklarına) ait olduğu iddia edilen tasarım tescillerini gerekçe göstererek, hukuka aykırı biçimde müvekkiline ait ürünlerin elektronik pazar yerlerinde satışının durdurulmasını sağladığını, bu suretle müvekkilinin ticari faaliyetlerini fiilen engellediğini, davalı tarafın eylemlerinin yalnızca ... nezdinde sınırlı kalmadığını, dava dışı ... ... AŞ’ye ait “...” platformu üzerinden de aynı yöntemle şikâyetlerde bulunulduğunu, müvekkilinin ürünlerinin bu platformda da satışının kapatılmasına teşebbüs edildiğini/edilmekte olduğunu, ancak ... nezdinde müvekkilinin şikâyete karşı itirazı ve sorumluluğun müvekkiline ait olacağına yönelik taahhüdü sonrasında müvekkilin ürünlerinin satışına yeniden izin verildiğini, buna karşın davalı, 2-3 ayda bir tekrarlayacak şekilde benzer şikâyetleri sürdürerek müvekkilinin satışlarını sürekli tehdit altında tuttuğunu, buradaki sürekliliğin, davalının amacının hakkın korunması değil, rakibin satışlarını kesintiye uğratmak suretiyle piyasada haksız avantaj sağlamak olduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkilinin davalıya karşı öncelikle uyuşmazlığı büyütmeden çözmek amacıyla 25.08.2024 tarihinde WhatsApp üzerinden yazılı uyarılarda bulunduğunu, davalının tasarım tesciline dayanarak satışları engellemesinin hukuka aykırı olduğu bildirildiğini, davalının bu uyarıyı ciddiye almadığını ve eylemlerini sürdürdüğünü, akabinde müvekkili tarafından 14.11.2025 tarihinde .... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, taraf ürünleri ile davalı şikâyetlerine dayanak gösterilen tasarımlar arasında benzerlik bulunmadığı, satış engelleme davranışının hukuki zeminsiz olduğu, dürüstlük kuralına aykırı biçimde haksız rekabet teşkil ettiği ve bu davranışlardan vazgeçilmemesi halinde hukuki ve cezai yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, buna rağmen davalının ihtarnameyi de önemsemediğini, satış kapattırma şikâyetlerini sürdürerek müvekkilinin elektronik pazardaki faaliyetlerini kesintiye uğratmaya devam ettiğini, işbu tazminat davasına konu maddi vakıalar ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında görülmekte olan haksız rekabetin tespiti ve men’i davasının aynı fiil ve aynı hukuki ilişkiye dayandığını, haksız rekabet fiilinin varlığına ilişkin yapılacak değerlendirmenin tazminat sorumluluğunun temelini doğrudan etkileyeceğini, bu nedenle, HMK m. 166 uyarınca davalar arasında açık bir bağlantı bulunduğundan, usul ekonomisi ve çelişkili kararların önlenmesi amacıyla işbu dosyanın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine; Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise anılan dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi talep ettiklerini bildirerek davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle, belirsiz alacak davası kapsamında; şimdilik 10.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi ve 50.000 TL ticari itibar kaybı tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasına, işbu dava konusu maddi vakıaların, İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/133E. sayılı haksız rekabetin tespiti ve men’i davası ile aynı olduğu ve dosyaların arasında HMK m. 166 uyarınca bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi ve çelişkili kararların önlenmesi amacıyla dosyaların birleştirilmesine Mahkeme aksi kanaatte ise anılan dosyanın bekletici mesele yapılmasına, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yıllardır otomotiv sektöründe faaliyet göstermekte olup sektörün önde gelen firmalarından biri olarak birçok tasarım ve marka hakkına sahip olduğunu, ... isimli markasının "2020 ..." tescil numarası ile 15.03.2021 tarihinde, ... " isimli markası "2022 ..." tescil numarası ile 27.01.2023 tarihinde; endüstriyel tasarım ürünleri 2021 ..." tescil numarası ile 08.12.2021 tarihinde;"2022 ..." tescil numarası ile 25.02.2022 tarihinde, 2022 ..." tescil numarası ile 01.06.2022 tarihinde,"2022 ..." tescil numarası ile 22.08.2022 tarihinde ve "2022 ..." tescil numarası ile 26.12.2022 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescillendiğini, söz konusu tasarım haklarını kullanma yetkisi münhasıran Müvekkili şirket yetkilisi ...'a ait olduğunu, davanın husumet eksikliği nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tasarım hakkının tescilli ve kanunen korunduğunu, davacının satışlarının engellenmesi e-satış platformları tarafından gerçekleştirilen bir davranış olup, satışların devam etmesi müvekkili şirket açısından haksız rekabet oluşturduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin ticari itibarını zedeleyici ithamlarda bulunduğunu, davacı tarafın işbu davayı müvekkili şirkete yöneltmişse de müvekkili şirketin pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın öncelikle esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin tasarım hakkını haiz olmasından ve ilgili satış işlemlerinin kaldırılmasını talep etme hakkının bulunmasından dolayı işbu tespit talepli davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul Ticaret Odası'na müzekkere yazılarak Davacının Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir. ... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak Davacının Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Davacının Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin ticaret sicili kayıtlarının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir. GEREKÇE: Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır. Davanın ticari dava olmadığı ve davaya Fikri Sinai ve Hukuk Mahkemesi'nce bakılması gerektiği kanaatine varıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (emsal ve alıntı Yargıtay 23. HD' nin 2016/5383 esas, 2020/1248 karar sayılı kararı) HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ FİKRİ SİNAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3- 6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/133, K. 2026/499, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-133-e-2026-499-k-2eeb3e33b555