İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1197 E. 2026/792 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1197
- Karar No
- 2026/792
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1197 Esas KARAR NO : 2026/792
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/03/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil 19.09.2024 tarihinde ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken ...'ın ... plakalı aracıyla dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde ilerlemesi sonucu müvekkilin motosikletine çarptığını, bunun sonucunda maddi ve bedeni zarar meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda müvekkil ...'ın herhangi bir kural ihlal etmediği, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise KTK'nın 57/1-A kuralını ihlal ettiği olay yeri incelemesi sonucu anlaşıldığını, müvekkil çarpmanın etkisi ile yere düşmüş ve dizinde, bileğinde ve omuzunda hasar meydana geldiğini, bunun üzerine ... ve Araştırma Hastanesine gidilmiş olup yapılan tetkik neticesinde müvekkilde kazaya bağlı olarak sağ klavikula kırığı meydana geldiği tespit edildiğini, haksız fiil neticesinde davalı sürücü tarafından müvekkilin bedensel bütünlüğünün ihlal edilmesi dolayısıyla manevi tazminat talep etme zarureti hasıl olduğunu, davacı müvekkilde meydana gelen bedensel zararların müsebbibi davalı taraf olduğunu, bu husus ifade tutanakları ile de sabit olduğunu, müvekkilinin 19/09/2024 tarihinde ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken ...'ın ... plakalı aracıyla dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde ilerlemesi sonucu müvekkilin motosikletine çarptığını ve bunun sonucunda maddi ve bedeni zarar meydana geldiğini, kaza sonucunda kolluk tarafından yürütülen işlemler kapsamında failin tespit edilmiş olması müvekkilin zararı ve ekteki tedavi evrakı ve heyet raporu ile ispat edilmiş olması ve alacağın haksız fiilden kaynaklanmış olması nedeniyle muaccel olduğunun sarih olduğunu, bu nedenlerle davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine müvekkilin kazazede olması, halen tedavi sürecinin devam ediyor olması, karşı tarafın mallarını gizleme, kaçırma ve bu suretle müvekkilin haklarını ihlal ihtimaline binaen teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dosyası ile müvekkile karşı maddi ve manevi tazminat davası ikame edilmiş olup, öncelikle belirtmek isteriz ki davacı tarafın aleyhe tüm iddia, beyan ve delillerini kabul etmiyor, itiraz ettiklerini, bununla birlikte aşağıda yer alan detaylı açıklamaları doğrultusunda işbu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile haksız fiilden kaynaklı oluşan manevi tazminat talebine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Davaya konu somut olayda, uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, her ne kadar davacıya ait ... plakalı araç ticari nitelikte ise de davaya konu aracın ticari kullanım amacına tahsisli olması davanın niteliğini ticari dava niteliğine sokmak için yeterli olmayıp, tarafın da tacir olması gerektiği,(Emsal İstanbul Anadolu BAM 18.HD'nin 2022/484 -647 E-K sayılı kararı) somut olayda ise her iki tarafın gerçek kişi olduğu ve tacir olduklarına ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge olmadığı, talebin ise manevi tazminat talebi olduğu, bu sebeple davanın nisbi ticari dava da olmadığı, işbu davada görevli mahkeme genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Dava ikame edilirken davanın İstanbul Anadolu Asliye Hukuk mahkemelerinde açıldığı ancak mahkememize tevzi edildiği anlaşıldığından İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nin 114-115 maddesi uyarınca davanın usulden reddine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için İstanbul Anadolu Tevzii Bürosuna gönderilmesine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır