İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/106 E. 2026/640 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/106
Karar No
2026/640
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/106 Esas KARAR NO : 2026/640

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/02/2026 KARAR TARİHİ : 21/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket ile borçlu arasında mal satımına dayalı olarak ticari ilişki bulunduğunu, Müvekkilinin alacaklı olduğu ve vadesi gelen toplam 8 faturanın tamamının sevk irsaliyelerinin de davalı şirketçe imzalandığını ve fatura konusu ürünlerin teslim alındığını, davalı tarafından söz konusu faturalara itirazda bulunulmadığını, Bahsi geçen alacak için müvekkilinin davalı firmaya ulaşmaya çalıştığını fakat herhangi bir sonuç alınamadığını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine ayrı ayrı belirtilen faturalara istinaden toplam 2.813.672,01 TL asıl alacak için 25.11.2025 tarihinde ....İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takip sonrası davalı tarafından 28.11.2025 tarihinde müvekkili şirkete 1.312.000,00-TL ödeme yapıldığını, akabinde davalının söz konusu takibe hiçbir borcu olmadığı yönünde itiraz ettiği, bu sebeple takibin durduğunu, itirazın alacağın tahsilini uzatmaya yönelik kötü niyetli olduğunu, borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin öncelikle TBK 100 maddesi gereği feri alacaklardan düşüleceğini, kısmi ödemeden geri kalan tutarın ise asıl alacaktan düşüleceğini, 25.11.2025- 28.11.2025 işlemiş faizin 12.314,64-TL, icra vekalet ücretinin 407.777,36-TL, masrafın 1.840,40-TL olmak üzere toplam 421.932,40-TL olduğunu, borçlu tarafından yapılan 1.312.000,00-TL ödemeden öncelikle alacağın ferileri olan 421.932,40-TL düşülünce 890.067,60-TL kalacağını, bu tutarın asıl alacak miktarı olan 2.813.672,01-TL'den düşüldüğünde dava tarihi itibariyle asıl alacak tutarının 1.923.604,41-TL olacağını, İİK madde 257'de sayılan İhtiyati Haciz koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz taleplerinin mevcut olduğunu, Haklı davanın kabulü ile ....İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyasından yürütülen takibe yönelik itirazın iptali ve talepte belirtilen faiz ile takibin devamını, alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatının davalıdan tah: yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, Müvekkilinin davacıya borçlu bulunduğu manasına gelmemek üzere; borçlu tarafından dava açılmadan yapılan ödeme sırasında herhangi bir mahsup beyanında bulunulmuş olup olmadığını önem arz ettiğini, ödeme esnasında borçlu tarafından açıkça asıl alacağa mahsup iradesi ortaya konulmuş ise, bu beyan dikkate alınmaksızın ödemenin feri alacaklara mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 1.312.000,00-TL ödemenin cari hesap ödemesi adı altında yapıldığını, bu durumda ödemenin asıl alacak için yapıldığından ferri alacaklara mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, Davacının takip talebinde alacaklara temerrüt faizi uygulanmasını talep ettiğini, lakin söz konusu olayda TTK m.1530 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını, TTK m.1530 hükmünün, mal ve hizmet tedarikine ilişkin sözleşmelerde uygulama alanı bulan özel bir hüküm olduğu maddenin uygulanabilmesi için alacağın sözleşme çerçevesinde doğmuş olması gerektiğini, taraflar arasında tedarik sözleşmesinin bulunmadığını, bu sebeple faiz yönünden geçerli bir takip bulunmadığını, işlemiş faiz alacağı talebinin ve yapılan ödemenin öncelikle alacağın ferilerinden mahsup edilmesi talebinin reddini ve davanın reddinin gerekeceğini, Kısmi ödeme yapılmasının borcun varlığını kanıtlar nitelikte olmadığını, söz konusu malların teslim edildiğinin tanıkla ispatlanamayacağını, Davacının başlattığı icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddini, Haksız ve mesnetsiz davanın tümü ile reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, ... ENERJİ ANONİM ŞİRKETİ(VKN:...)'nin, 2025 yılı, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin BA-BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, ...(VKN:...)'nin, 2025 yılı, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin BA-BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 17.08.2026 tarihinde Mali Müşavir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına konulmuştur. GEREKÇE: Dava, satış sözleşmesinden doğan fatura alacağına dayalı takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki hukuki ilişki satış sözleşmesine dayanmaktadır. Davacı bu sözleşme kapsamında 8 adet fatura düzenlemiştir. Davacı, 25/11/2025 tarihinde 2.813.672,01 TL asıl alacak üzerinden eldeki takibi başlatmış, işbu dava açılmadan önce 28/11/2025’te davalı 1.312.000 TL kısmi ödemede bulunmuştur. Takipten sonra fakat davadan önce yapılan kısmi ödemelerde TBK md. 100’ün uygulanması gerekir. Bu maddeye göre, “Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz.” Dolayısıyla davalının yaptığı kısmi ödeme öncelikle fer’i alacaklardan mahsup edilmelidir. Bu kapsamda icra müdürlüğünce hazırlanan 28/11/2025 tarihli kapak hesabına göre önce 448.009,74 TL fer’i alacaklar, ardından kalan 863.990,26 TL ödemenin asıl alacaktan düşülmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılan hesap sonucu davacının bakiye 1.949.681,75 TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Alacağın esası hakkında yapılan değerlendirmede, tarafların ticari defterleri ve BA-BS formları incelenmiş, kayıtların birbirini doğruladığı ve faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Ticari defter ve kayıtlara göre davacının davalıdan takip tarihine göre 3.011.515,41 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davalının yaptığı itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının davalıdan alacaklı olduğunun kabulü ile kısmi ödeme ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş, alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin 1.923.604,41 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa 28/11/2025 tarihinden itibaren TTK md. 1530 uyarınca temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına, 2-384.720,89 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 131.401,42 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 18.782,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 112.619,42 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvuru harcı, 18.782,00 TL peşin/nisbi harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 925,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 30.439,00 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 287.304,62-TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.09.2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/106, K. 2026/640, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-106-e-2026-640-k-cde8bac01b70