İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/956 E. 2026/298 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/956
- Karar No
- 2026/298
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/956 KARAR NO : 2026/298
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
Av. ... - ... DAVA TARİHİ : 06/08/2016 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 K.YAZIM TARİHİ : 17/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.12.2015 tarihinde sürücü .... .... .... ... ... ... ... plaka sayılı araç ... Sigorta A.Ş. tarafından 0001-0210 10681121 Poliçe Numarası ile Karayolları Zorunlu Mali sorumluluk sigortası ile sigortalandığını, meydana gelen vahim kaza sonucu ...’un hayatını kaybetmesi nedeniyle desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin bu nedenle uğradığı maddi zararın davalı sigorta şirketince kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitleri dahilinde karşılanması gerektiğini, sözleşme süresi içinde Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı bulunduğu Bakanlıkça teminat tutarları arttırıldığı takdirde, bu poliçede yazılı teminat tutarları, herhangi bir işlem gerek kalmaksızın yeni teminat tutarları üzerinden geçerli olduğunu, bu nedenle meydana gelen maddi zararın sigorta şirketince kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitleri dahilinde karşılanması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarihteki kişi başına ölüm ve sakatlanma teminatının 290.000,00 TL olduğunu, meydana gelen kazada, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini ile yükümlü bulunanların (araç, sahibi, sürücü, sigortacı ve diğer tüm sorumlular) meydana gelen zarar nedeniyle müştereken ve müteselsilen (ortaklaşa-zincirleme) sorumluluğu bulunduğunu, bu nedenle davalının müşterek ve müteselsil sorumluluk esası çerçevesinde tahsilde tekerrüre esas olmamak kaydıyla meydana gelen zararı tazmin etmesi gerektiğini, müvekkillerin hayatının baharında kaybettikleri ...'un bu vakitsiz kaybı dolayısıyla yaşama sevinçlerini kaybettiğini, müteveffanın kendilerine yönelik maddi desteğinden de yoksun kaldıklarını, müvekkili ...'un müteveffanın eşi olup her zaman müteveffanın kendilerine yönelik desteğini görmekte olduklarını, bu nedenle müteveffanın fiili desteğinden mahrum kaldıklarını, müvekkilinin destekten yoksunluğuna ilişkin maddi zararlarının karşılanması için ... Sigorta A.Ş. Ne 12.07.2016 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı şirket de başvuruya yasal süresi içerinde cevap vermediğini, arz ve izaha çalıştıkları üzere,11.12.2015 tarihinde meydana gelen araç dışı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında hayatını kaybeden ...'un desteğinden yoksun kalanlar için fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, eşi ... için 500,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı tarafından müşterek ve müteselsilen tazmin edilmesine ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH:Davacı vekili 27/02/2018 tarihli dilekçesi ile: müvekkili ...'un dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 500,00-TL destekten yoksunluk tazminat değerini 26.312,04-TL arttırarak 26.812,04TL ye çıkardığını belirtmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından başvuru üzerine hasar dosyası açıldığını, sigortalı sürücünün kusuru olmadığından ödeme yapılmadığını belirtilerek hasar dosyası gönderilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebidir. Mahkememizin 06/06/2018 tarih 2016/694 Esas, 2018/434 Karar sayılı kararı ile; davacının, ölenin eşi olduğu sürekli ölenden destek gördüğü, nüfus kayıtlarından anlaşılmakla, BK 53 md. kapsamında destekten yoksunluk tazminatı isteyebilecekleri destekten yoksunluk tazminatı aktüerya bilirkişisine hesaplattırıldığı, ölenin geliri ile ilgili başkaca tespit olmadığından asgari ücret miktarları esas alındığı, Yargıtay içtihatları ile benimsenen PMF beklenen ömür tablosuna göre desteklerinden mahrum kalan davacının aynı tabloya göre hesaplanan, ayrıca destek göreceği süre, işlemiş dönem ve işleyecek dönemlerde göz önüne alınarak hesaplama yapılmış, teknik değerlendirme ile yapılan kusur tespiti, oluşa ve dosya kapsamına uygun olmakla 31/07/2017 tarihli Prof. Dr. Müh.... .... .... ve arkadaşlarınca düzenlenen rapora itibarla yayanın %75 oranında asli kusurlu olduğun, sigortalı araç sürücüsü yarı römorkun destek ayaklarını kapatması ve böylece etrafa zarar vermesini önlemesi gerekirken bu kurallara uymadığından, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığından olayda %25 oranında kusurlu olduğu tespitine göre 20/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan, davacı ... için 26.812,04 TL destekten yoksunluk tazminatının, dava dilekçesi ve ıslahla talep edilen miktarın sigorta teminatı poliçe limiti dahilinde olmakla, temerrüt tarihi olan 29/07/2016 tarihinden itibaren ( davacı vekillerinin davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 19/07/2016 tarihine göre hesaplanan) yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinafı davalı tarafın katılma yolu ile istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 01/07/2017 tarih, 2021/849 Esas, 2021/1299 Karar sayılı kararı ile davanın yeniden görülerek, olaya ilişkin soruşturma dosyası veya dava açılmış ise ceza dosyası getirtilerek, olayın ne şekilde gerçekleştiği hususu değerlendirilerek, gerekmesi halinde yeniden kusur raporu alınarak, kusur durumu belirlendikten sonra, davacının eşinin vefatından sonra, yeniden evlenmiş olmasına göre evlenme tarihine kadar destek tazminatının hesaplandığı aktüer hesap raporu alınarak sonucunda göre karar verilmesi için mahkememizin kararı ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve mahkememizin 2021/668 Esas sayılı sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizin 26.04.2023 tarih 2021/668 Esas 2023/316 sayılı kararı ile; Davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmaması karşısında, (Emsal Yargıtay 17.HD, 04/02/2021 tarih, 2020/64 Esas, 2021/785 Karar sayılı, 26/11/2020 gün ve 2019/6235 E, 2020/7763 K sayılı ilamları ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 28.01.2022 tarih, 2019/2577 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararı) davalıya yönelik açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinafı davalı tarafın katılma yolu ile istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 31/10/2025 tarih, 2023/1211 Esas, 2025/1312 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davalı tarafından araç sürücüsü hakkında ...Asliye Ceza Mahkemesine açılan davanın akıbeti araştırılarak, ceza dosyası da, dosyaya kazandırılmak suretiyle, davacılarının itirazları, ceza dosyası ve ceza dosyasındaki delillerin değerlendirilerek olayın oluş şeklinin tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacıların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verildiği ve mahkememizin işbu esasına kaydedilmiştir. ...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2018 tarih, 2017/977 Esas 2018/1308 Karar sayılı kararı ile Sanık ...'a 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 85/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kusurunun ağırlığı, maktulün kusuru da nazara alınarak takdiren 2 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp Grup Başkanlığı ... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın 07/04/2017 tarihli raporunda;Trafik kazası tespit tutanağında yaya ...'un KTK 68/b (taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu yaya ve okul geçiti ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır) ve KTY 138/d maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğu görüş ve kanaati belirtilmiş, sürücü ...'a kusur atfında bulunulmadığını, aynı olaya konu bir kısım hazırlık evrakı dosyada mevcut olduğunu, ara karar ve talimat yazısındaki istem doğrultusunda, dosyada mevcut olan tüm veriler heyetimizce incelenip durum değerlendirmesi yapıldığında; olayın “Olay” bölümünde anlatıldığı şekilde meydana geldiği görüş ve kanaatine varıldığını, trafik kazası tespit tutanağındaki kaza yeri krokisinde yayanın yola giriş yaptığı yere yakın mesafedeki (3 m) üçgen biçimli levhanın şekil olarak üçgen biçimli olması nedeniyle “yaya geçidi yaklaşım” levhası olduğu değerlendirilerek rapor tanzimi cihetine gidildiğini, mevcut verilere göre; sürücü ..., sevk ve idaresindeki arkasında yarı römork takılı çekici ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında geldiği olay yerinde görüş alanı dışından aracının hareket alanına giren yayaya aracının sol orta kısımları ile çarpmasıyla meydana gelen olayı önleme imkanı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru olmadığını, yaya ...'un yaklaşan arkasında yarı römork bağlı çekiciye rağmen kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde yola girdiğini, sürücünün görüş alanı dışından hareket alanına girdiği çekicinin sol orta kısımlarının çarpmasına maruz kaldığı mevcut koşullarda meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kusurlu olduğunu, yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; sürücü ...'ın kusursuz, yaya ...'un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. ... .... .... Ticaret Mahkemesinden istinabe yoluyla alınan 31/07/2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; Yarı römork tekerlekleri önündeki ayaklar tekerlekle aynı hizada olup etrafında koruyucu kapak vs. olmadığından aracın seyri sırasında yukarı kaldırılarak kapatılması gerektiğini, zira bu ayaklar, yarı römorkun çekiciden ayrıldığı durumda dengesini sağlaması ve öne doğru devrilmemesi için kullanıldığını, yarı römork çekiciye bağlı iken bu ayaklara ihtiyaç olmadığından yukarı doğru kapatılması gerekmesi gerektiğini, bunun yapılmaması yoldan geçen insanların römorka çok yaklaşmaları sırasında elbiselerinin, kadınların eteklerinin vb. bu ayaklara takılarak dengesini kaybetmesine neden olabildiğini, dava konusu olayda davacının murisi yaya ..., karşıdan karşıya geçerken davalı şirkete sigortalı aracın yarı römorkuna çok yaklaşmış, yarı römorkun açıkta duran ayaklarının kendisine temas etmesine ve dengesini kaybederek aracın altına doğru düşmesine neden Olduğunu, bu nedenle davacının murisi yaya ... olayda %75 oranında asli kusurlu olduğunu, davalı şirkete ZMM sigortalı aracın sürücüsü ... ise aracıyla seyir halindeyken yarı römorkun destek ayaklarımı kapatması ve böylece etrafa zarar vermesini önlemesi gerekirken bu kurallara uymadığından, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığından olayda %25 oranında tali kusurlu olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere: dava konusu olayda davacının murisi yaya ...'un %75 (Yüzdeyetmişbeş) oranında asli kusurlu olduğunu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü Siran Erkat'ın %25 (Yüzdeyirmibeş) oranında tali kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan 12/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ...'un, desteği (eşi) müteveffa ...'un trafik kazası kaza neticesinde ölümü nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 95.905,48 TL olarak hesaplandığını, Yargıtay'ın yerleşik ıçtıhatlarına göre kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusuru bulunsa dahi desteklik talep edenlerin üçüncü kişi sayılması ve desteğin kusur oranından etkilenmeyeceği belirtilmiş olması nedeniyle desteklik talep eden davacılar yönünden hesaplanan tazminattan herhangi bir müterafık kusur indirimi yapılmadığını, kaza tarihi olan 11/12/2015 tarihinde geçerli olan zorunlu mali sorumluluk sigorta limitinin (sakatlanma ve ölüm teminatı) 290.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan 20/02/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacı Ata Tayşun'un, desteği (eşi) müteveffa ...'un trafik kazası neticesinde ölümü nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 26.812,04 TL olarak hesaplandığını, dosyada mevcut bilirkişi kurulu raporu uyarınca müteveffa ...'a izafe edilen kusur oranı (%25) miktarınca müterafik kusur indirimi yapıldığını, kaza tarihi olan 11/12/2015 tarihinde geçerli olan zorunlu mali sorumluluk sigorta limitinin (sakatlanma ve ölüm teminatı) 290.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişiden alınan 02/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacı ...’un, desteği (eşi) müteveffa ...’un trafik kazası kaza neticesinde ölümü nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının; Müteveffanın % 100 oranında kusurlu olması halinde 0,00 TL olarak hesaplandığını, müteveffanın % 75 oranında kusurlu olması halinde 7.083,84 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Mahkememizce ... Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 18/10/2022 tarihli raporda; davalı taraf sürücüsü ...'ın, idaresindeki çekici ile gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş yolun sol şeridini takiben seyredip, olay mahalline geldiğinde, solundaki orta refüjden, kontrolsüzce yola giren yaya...’nun, o sırada seyir halindeki aracının sol yan kesiminin sadmesine maruz kalması sonucu meydana gelen olayda, oluşa etken hatalı tutum ve davranışı ile olayı önleme imkanı olmadığından, sonuçta atfı kabil kusuru olmadığı, yaya ...'un gündüz vakti, olay mahallinde, yolu karşısına geçmek için yakın bir mesafede (43 m) bulunan yaya geçidini kullanmaya özen göstermeyip, bulunduğu orta refüjden, kendi can güvenliğini tehlikeye atacak tarzda kontrolsüzce yola girerek, o sırada sol şeridi takiben önünden geçmekte olan sürücü ...’ın kullandığı çekicinin sol yan kesiminin sadmesine maruz kaldığı olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketi ile tamamen kusurlu olduğu, davalı taraf sürücüsü ...’ın kusursuz olduğu, Yaya ...’un % 100 (Yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesinin son kaldırma ilamından sonra kaldırma ilamı doğrultusunda alınan ... Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 25/02/2026 tarihli ek raporunda;Sürücü beyanı ve dosya içeriğinde bulunan diğer veriler incelendiğinde sürücünün hızının mahal şartlarının üzerinde olduğuna dair bir kanaate varılmadığını, kasa kesiminden dışarı taşmayan ve tekerlerin hizasında olan römorka ait destek ayaklarının, yukarıda veya aşağıda bulunmasının olayın meydana gelmesinde etkenliğinin bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde etken olan hususun yayanın kendi can güvenliğinin tehlikeye düşürecek şekilde çekiciye yandan yaklaşması olduğu kanaatine varılmış olup ... Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanarak Mahkemenize sunulan 18.10.2022 tarihli Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporundaki gerekçeler ile kusur dağılımının aynen geçerli olduğu kanaatine varıldığını, olayda; Sürücü ...’ın kusursuz olduğunu, yaya ...'un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 v.d maddelerinde Haksız fiil kurumu düzenlenmiş olup, TBK 49.maddesinde; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi yer almaktadır. Belirtilen tanım dikkate alındığında, kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurlarının ise; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılık olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre; Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Bölge Adliye Mahkemesinin son kaldırma ilamı doğrultusunda ...Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası ve ... .... ... Esas sayılı dosyasındaki deliller dosyadaki trafik bilirkişi tarafından hazırlanan kusur raporu, Asliye Ceza Mahkemesinin sanık hakkında verdiği hükmün açıklamasının geri bırakılmasına dair kesinleşmiş kararı dosyaya celp edilmiştir. Mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda aldırılan kusur tespitine yönelik rapor içeriklerinde, davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusur tespitine yer verilmemiş olup ceza dosyası incelendiğinde olayın oluşuna ilişkin tanık beyanlarının olmadığı anlaşılmakla tüm dosya kapsamında sonuç olarak meydana gelen zarar ile davalının sigortalısının eylemi arasında doğrudan illiyet bağının tespit edilemediği, bu durumda davalının meydana gelen trafik kazasında kusurlu olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın REDİDNE, Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 29,20TL harç ile ıslah harcı 90,00TL'nin mahsubu ile eksik alınan 612,80TL harcın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı taraf vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca Hesaplanan ve takdir olanan 26.812,04TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/04/2026
Katip ... ¸[e-imzalıdır]
Hakim ... ¸[e-imzalıdır]