Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/737 E. 2026/737 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/737
- Karar No
- 2026/737
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/737 - 2026/1368 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/737 KARAR NO : 2026/1368 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 30/12/2022 KARAR TARİHİ : 21/01/2026 NUMARASI : 2022/676 Esas - 2026/43 Karar
DAVACI : ...LİMİTED VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ... ÇELİK YAPI VE PETROL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - ....
DAVA : Eser sözleşmesinden kaynaklanan ticari zararın, munzam zararın, mahrum kaldığı karın ve ticari itibar kaybından kaynaklanan manevi zararın tazmini HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İSTİNAF EDEN : Davacı vekili
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan ticari zararın, munzam zararın, mahrum kaldığı karın ve ticari itibar kaybından kaynaklanan manevi zararın tazmini davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...Limited ile davalı ... Çelik Yapı ve Petrol Sanayi Ticari Limited Şirketi arasında 04/04/2019 tarihli 22 madde ve eklerinden oluşan alt işverenlik sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda davacı alt işveren konumunda olup davalı ... Yapı asıl işveren konumunda olduğunu, Davalı ... Yapı Almanya merkezli şirket olan ... AG ile Almanya'nın ...l isimli kentinde yapılacak olan THyssenkrupp Industrıal Solutions Ag-hhcr Projesi kapsamında anlaşma sağlandığını, bu anlaşmayı üstlenen ... Yapı bu proje kapsamında yapılacak olan çelik konstrüksiyon montaj işlerinin birim fiyat esasına göre yapılması hususunda anlaşıldığını ve davacı ... Metal ile Alt işverenlik sözleşmesi imzalandığını, alt işverenlik sözleşmesi kapsamındaki işlerin davacı tarfından eksiksiz tamamlandığını, fakat davalı yapması gereken ödemeleri eksik yaptığını, yapılan iş bu eksik ödemeler sebebiyle Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/171 Esas 2022/353 Karar sayılı dosya kapsamında alacak davası açıldığını, dava neticesinde davacı şirketin davalı şirketten toplamda 238.426,50 Euro alacaklı olduğu yönünde hüküm kurulduğu, bu kararın taraflarca istinaf edildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2022/1252 Esas 2022/1630 karar sayılı ilamı ile istinaf talebimiz yerinde görülere toplam alacağın 239.926,50 Euro olarak belirlendiği, bu kararlara göre hem yerel mahkeme hem de istinaf mahkemesi davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olduğuna ve davalı tarafın eksik ödemeler neticesinde davacının mağdur ettiğini kabul ederek bu durumu hüküm altına aldığını, alt işverenlik sözleşmesine konu proje 2019 yılının nisan - aralık ayları kapsamında gerçekleştirildiğini, bu zaman aralığı kapsamında her ay için ayrı olmak üzere toplamda 6 adet hak ediş raporu düzenlendiğini, 6. Hak ediş raporu kesin hak ediş raporu olduğu, asıl amacı son alacak ve verecekleri ve yapılan toplam işi gösterdiğini, kesin hak ediş raporu davalı yetkilileri tarafından imzalandığını, fakat hesaptaki tutuarsızlık nedeniyle davacı tarafından kabül edilmeyerek imzalanmadığını, son raporun amacı müvekkile son alacaklarını ödemek olup hesapları kapatmak olduğunu, davalı kesin hak ediş raporu kapsamında davacının 38.204 Euro alacağı olduğu hesaplanarak son ödeme olarak sadece bu miktar üzerinden ödeme yapıldığını, 14.02.2020 tarihli olan söz konusu 6. kesin hak ediş raporu ile davacıya ödenmesi gereken alacak kalemleri ödenmeyerek bu yargılama süreçlerinin başlanmasına neden olduğu, ödenmeyen toplamda 239.926,50 Euro'luk ödeme neticesinde davacı planlamış olduğu ticari faaliyetleri ve projeleri gereği gibi yapamadığını, çalışmakta olduğu piyasada ciddi kayıplar yaşadışını, ciddi bir itibar kaybı yaşadığını, dünyada da çelik fiyatları döviz fiyatlarından ve özellikle pandemi döneminde küresel tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar neticesinde olumsuz yönde etkilendiğini, 14.02.2020 tarihinden dava tarihine kadar başta ülkemiz olmak üzere İngiltere de çelik fiyatlarında yaşanan değişimlerin tespit edilmesini talep ettiklerini, bu tespit ile beraber bilirkişilerce davacının alacağı olan ve hala tahsil edemediği 239.926,50 Euro (Kocaeli İcra Müdürlüğü 2022/66246 Esas İcra Dosyası) luk alacağının çelik piyasasında yaşanan fiyat yükselişinin oransal karşılığı ile hesaplanarak müvekkilin yaşadığı ticari zararın hesaplanmasını talep ettiklerini, bu kapsamda şimdilik ve daha sonra ıslah edilmek üzere ticari zararlar bakımından 100 Euro talep ettiklerini, davacının alacağını gereği gibi tahsil edememesinden dolayı ciddi manada finansal sıkıntılar yaşadığını, davacının alacağını gereği gibi alamamasından kaynaklı olarak bir takım projelerde faaliyet gösteremediğini ve elde edeceği karlardan mahrum kaldığını, yapılan projelere ilişkin yazışmalardan da anlaşılacağı üzere davacının finansal sıkıntılar nedeniyle elde edeceği karlardan mahrum kaldığını, bu mahrum kalınan karların bilirkişilerce hesaplanmasını talep ettiklerini, bu mahrum kalınan karlara ilişkin 100 Euro talep ettiklerini, davacı şirketin yaşamış olduğu finansal sıkıntılar neticesinde ticari itibar kaybı yaşadığını, şirketler bakımından bir bakımdan manevi tazminat niteliğinde olan ticari itibar kaybı tazminatı gerek denkleştiriciliği gerekse caydırıcılığı ile davacının yaşadığı finansal problem ve itibar kaybının tazmin edilmesi bakımından talep etiklerini, bu alacak kalem için 50.000 Euro ticari itibar kaybı tazminatını davalıdan talep ettiklerini belirterek Davacının faaliyet gösterdiği çelik sektöründe yaşanan maliyet artışlarının beraberinde getirdiği ticari zararların tazmini bakımından şimdilik ve daha sonra ıslah edilmek üzere 100 EURO maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, Davacı şirketin mahrum kaldığı karların tazmini bakımından şimdilik ve daha sonra ıslah edilmek üzere 100 Euro maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, Davacı şirketin yaşamış olduğu ticari itibar kaybının tazmini bakımından 50.000 Euro tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/171E. sayılı dosyası kesinleşmediği, neticesinin kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği ihtilaflı alacak iddiaları, zarar ve kar kaybı talepleri haksız ve dayanaksız olduğunu, kabulü mümkün olmadığını, arabulucu görüşmelerinin konusu hiç yapılmadığını, bu açıdan davanın usul yönünden reddi gerektiğini ve talep olunmadığını, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen 2022/676 E. sayılı dosyada yer alan beyan ve itirazları, aynen işbu davada da geçerli olduğunu, davacının sözleşmeyle belirlenen yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediği, hatalı montaj yaptığını, müvekkili şirketin itibar kaybına uğradığı ve asıl işveren tarafından müvekkiline ceza uygulandığı, bu sebeple işbu davada davacının herhangi bir alacağı tespit edildiği takdirde sözleşme bedelinin %10'u olan 63.938 Euro gecikme cezası bedeli alacağının takas-mahsubunun davacıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "...Davacının basiretli bir tacir gibi davranarak ticari risklerini yönetmesi gerekli olup, hangi iş veya hangi fırsat kaçırıldı, hangi masraflara katlanmak zorunda kalındı gibi olgular açıkça ortaya konulmamıştır. Bu nedenle ticari zarar talebinin reddine karar verilmiştir.... alınan bilirkişi raporlarına göre, davacı tarafından yukarıda anlatıldığı şekilde zarara uğradığına dair tespit yapılamadığı, davacının zarar olgusunu ileri sürüp, yasal çerçevede ispat edemediği anlaşıldığından munzam zarar talebinin reddine karar verilmiştir...Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 Esas ve 2022/353 Karar sayılı dosyasında yapılan ve kesinleşen tespite göre, taraflar arasındaki 04/04/2019 tarihli eser sözleşmesi feshedilmemiş ve yüklenici tarafından iş eksiksiz/ayıpsız teslim edilmiştir. Bu nedenle sözleşme feshedilmediğinden mahrum kalınan kar talebinin reddine karar verilmiştir...." dair gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayandığını, bilirkişi raporunun teknik ve finansal analizlerden yoksun olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, daha önce kesinleşmiş mahkeme ilamları ile davalının borçlu olduğunun ve temerrüdün sabit bulunduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararı eksik değerlendirildiğini, munzam zararın yanlış yorumlandığını, TBK m.122 kapsamında munzam zararın, mahrum kalınan kâr ve ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat taleplerinin yanlış gerekçelerle reddedildiğini, HMK m.31 uyarınca davayı aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini belirterek, yerel mahkeme ilamının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini veya dosyanın yeniden inceleme için yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan ticari zararın, munzam zararın, mahrum kaldığı karın ve ticari itibar kaybından kaynaklanan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
3. Değerlendirme ve karar Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ticari zararın, munzam zararın, mahrum kaldığı karın ve ticari itibar kaybından kaynaklanan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararına karşı davalı vekilince istinafa başvurulmuştur. Taraflar arasında imzalanan 04/04/2019 tarihli sözleşme ile, asıl işverenin ... AG yararına, ... Organize Sanayii Bölgesi Mahallesi... adresindeki, işverenin taahhüdü altında ... adreside yapılacak olan Thyssenkrupp Industrial Solutions Ag-Hhcr Plant in Castrop-Rauxel kapsamında çelik konstruksiyon montaj işlerinin birim fiyat esasına göre yapılması ile ilgili alt yüklenicilik sözleşmesinin imzalandığı, işin süresinin 18/04/2019-15/07/2019 olarak belirlendiği, sözleşme bedelinin sabit birim fiyatlı olarak ve sözleşmenin Eki tabloda belirtilen 15 günlük hakedişler üzerinden hesaplanacağı hüküm altına alınmış olmakla, taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 Esas ve 2022/353 Karar sayılı dosyasında, iş sahibi davacının bakiye iş bedelinin tahsili talebine ilişkin dava açtığı, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 Esas ve 2022/353 Karar sayılı dosyasında:, kararlaştırılan sözleşme kapsamında yapılan işlerin bedelinin sözleşme tutarı olan 875.577,50 EURO olduğu, dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki deliller kapsamında işte gecikme bulunmadığı belirlenerek davanın 238.426,50 EURO yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, Sakarya BAM 5. HD.nin 2022/1252 E., 2022/1630 K.s. ve 22/12/2022 tarihli ilamı ile hüküm altına alınan tutar bakımından düzeltme yapılarak; Davanın kabulü ile; 239.926,50 EURO’nun, 1.500,00 EURO’suna dava tarihinden itibaren kalan 238.426,50 EURO’suna ıslah tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının takas- mahsup definin reddine karar verildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/313 Esas 2023/2428 sayılı kararıyla kararın "onanmasına" karar verildiği ve hükmün 20/06/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Taraflara arasındaki 04.0.2019 tarihli sözleşmede yüklenicinin hak edişleri için kesin vade ve yükleniciye ifa gününü belirleme yetkisi verilmesinin düzenlenmediği, davacının bakiye iş bedeline ilişkin derecattan geçerek kesinleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 Esas ve 2022/353 Karar sayılı dosyasındaki yargılamada sözleşmeden kaynaklı hak ediş alacağının belirlendiği, davacının talebinin ödenmeyen 6. nolu kesin ediş alacağının süresinde ödenmemesinden kaynaklı olduğu, son hak ediş alacağının mahkeme kararı ile hüküm altına alınması sebebiyle mahkeme kararının kesinleşmesinden önce muaccel bir alacaktan bahsedilemeyeceği, ayrıca davacının, soyut/varsayımsal zarar iddiaları ile davacının ticari kayıtları arasında ve ayrıca faaliyet alanındaki maliyet artışları ile davalının ödeme yapmaması hususları arasında nedensellik bağı ortaya konulamadığı, basiretli bir tacir gibi davranarak ticari risklerini yönetmesi gerekli olup, hangi iş veya hangi fırsat kaçırıldı, hangi masraflara katlanmak zorunda kalındı gibi olgular açıkça ortaya konulmadığından ticari zarar talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının munzar zarar talebi için, uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihatlarında, munzam zarar içi soyut yöntemin dikkate alınması ve enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Munzam zarar için temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki alacaklının faizi aşan zararın varlığı aranmaktadır. Somut olayda, davacı yüklenicinin, munzam zararına konu yaptığı bakiye iş bedeli alacağına ilişkin Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 Esas ve 2022/353 Karar sayılı dosyasındaki yargılamanın dava tarihi ile derdest olduğu, ayrıca davacının da kabulünde olduğu üzere davaya konu alacağın tahsil edilmediği, dava tarihi itibariyle yasal çerçevede munzam zararın ve dava şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından munzam zarar talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle yerindedir. Mahrum kalınan kar, zarar görenin normal şartlarda elde edebileceği bir kazançtan tamamen veya kısmen mahrum kalınmasını ifade etmektedir. Bu zarar sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi halinde istenebilecek bir zarar olup, zarar gören işi bitirmiş olması durumunda elde edebileceği karı davaya konu eder. Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 Esas ve 2022/353 Karar sayılı dosyasında yapılan ve kesinleşen tespite göre, taraflar arasındaki 04/04/2019 tarihli eser sözleşmesi feshedilmemiş ve yüklenici tarafından iş eksiksiz/ayıpsız teslim edilmiştir. Bu nedenle sözleşme feshedilmediğinden mahrum kalınan kar talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesinde tanımlanan kişilik haklarına saldırı durumunda tüzel kişilerin manevi tazminat talebinde bulunabilecekleri uygulamada kabul edilmektedir. Ancak gerçek kişiler yönünden beklenen acı, elem, üzüntü gibi sonuçlar tüzel kişiler bakımından mümkün olmadığından tüzel kişiliklerin itibari zararlarının manevi tazminat talebine konu edilmesi beklenir. Manevi tazminat haksız fiil kapsamında ortaya çıkan zarar istemine ilişkin olup, haksız fiilin maddi unsurlarından olan zararın açıkça ortaya konulamadığı yukarıda anlatılmıştır. Taraflar arasındaki temel ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, eldeki davada sözleşmeye aykırılıktan doğan maddi zararların yanında yaşanan finansal sıkıntıların etkisinden dem vurularak manevi zarar istenmiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacı şirketin üçüncü kişiler nezdinde ticari itibarının zarar görmesi gerektiğinden somut olayda davacı şirket ticari itibarının zarar gördüğünü ispatlayamadığından manevi tazminat talebini reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2026 tarih, 2022/676 E - 2026/43 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan peşin alınan istinaf karar ve ilam harcından alınması gereken harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve diğer işlemlerin Dairemizce yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.2 ve 361/1 maddeleri gereğince, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi
* Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır