İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/920 E. 2026/913 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/920
Karar No
2026/913
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/920 Esas KARAR NO : 2026/913

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 16/12/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.11.2024 tarihinde ... ekipleri tarafından ... adresinde yürütülen çalışmalar esnasında ...'a ait yeraltı fiber optik kablo altyapısı hasar uğratıldığını, hasar nedeniyle ... 4.045,16 TL tutarında zarara uğradığını, söz konusu zarar, malzeme giderleri ve işçilik ücretleri olarak belgelere yansıttığını, 4.045,16 TL alacağın tahsili için ... 20. İcra Dairesi ...Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, ancak ... tarafından takibe haksız itiraz edildiğini, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ... Arabuluculuk Bürosu ... numaralı dosyasında 05.11.2025 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, itirazın iptaline, takibin devamına ve alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu adreste hasara yol açan çalışma, ...'nin doğrudan personeli tarafından değil; ihale sözleşmesi kapsamında ... A.Ş. yüklenicisi ve/veya alt yüklenicileri tarafından yürütüldüğünü, sözleşmenin 17. maddesi uyarınca yüklenicinin kusurlu olduğu hallerde can ve mal kaybından ve üçüncü kişilere verilecek her türlü zarardan yüklenici doğrudan sorumlu olduğunu,...'ye herhangi bir sorumluluk yükletilemeyeceğini, davacı ...'un talep ettiği zararın yerinde tespiti yapılmadığını, hasar belgeleri yalnızca... ekiplerince düzenlendiğini, hukuki sebepler, haksız fiil hükümlerine dayandığından icra inkâr tazminatı talep edilebilecek likit alacak niteliği bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, Bilirkişi ...tarafından hazırlanan 20/05/2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, altyapı kazı çalışmaları nedeniyle meydana gelen zararın tahsili amacıyla yürütülen ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 05/05/2025 tarihinde, 4.045,16-TL asıl alacak, 1.003,45-TL işlemiş faiz toplamı olan 5.048,61-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının ... CBS numaralı hasara ilişkin şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 13/05/2025 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 13/05/2025 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 16/12/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta,... tarafından ihale edilen "..." işini üstlenen ... A.Ş. Yüklenicisi tarafından, 05/11/2024 tarihinde saat 13:56 sıralarında ... İlçesi, ... adresinde atıksu/yağmursuyu kanalı çalışmaları kapsamında yeraltı kazısı yapıldığı, kazı çalışmaları sırasında adreste mevcut olan davacı ...'a ait yeraltı fiber optik kablo altyapısının zarar gördüğü, davacı tarafından icra takibinin zararın tahsili istemiyle başlatıldığı görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, beyan ve deliller ile uyuşmazlık konuları çerçevesinde ve özellikle 05.11.2024 tarihinde "..." adresinde yapılan kazı çalışmaları sebebiyle davacı şirkete ait kablolara ve alt yapı tesislerine zarar verilip verilmediği, davacının alt yapı dağıtım tesislerine verilen zarar sebebiyle hasara ilişkin talep edebileceği zarar kalemlerinin neler olduğu ve istenebilecek zarar kalemlerine göre toplam maddi tazminatın tutarı, bu suretle davacının icra takip tarihi itibariyle asıl alacak ve ferileri birlikte alacaklı olduğu toplam miktarın tutarın hesaplanması, kabloların yüzeye yapın olup olmadığı, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, tarafların bu itibarla kusur durumunun ne olacağı, hasar bedelinin rayice ve gerçek duruma uygun olup olmadığı hususlarında dava konusu hasarla ilgili yapılmış olan harcamalara ait fatura ve iş emirleri incelenerek tespiti amacıyla dosyanın inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, 05/11/2024 tarihinde ...adresinde,... A.Ş. tarafından yürütülen atıksu/yağmursuyu kanalı inşaat kazısı sırasında davacı...'a ait yeraltı fiber optik kablo altyapısına hasar verildiğinin teknik açıdan sabit olduğu, hasara uğrayan kabloların yeraltı şebekesine ait olduğu ve yüzeye yapışık olmadığı, bu hususun hasar keşif formu, şantiye defteri ve bölge şeması ile teknik olarak anlaşıldığı, söz konusu adrese kazı ruhsatı verilmediğinin ...'nün resmi müzekkere cevabıyla teyit edildiği, ruhsatsız kazı, açık bir mevzuat ihlali olup haksız fiilin koşullarını yerine getirdiği, ... Genel Müdürlüğü'nün, TBK m. 66 kapsamında adam çalıştırmanın sorumluluğu ve ihale ettiği inşaat işini yeterince denetleme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden üçüncü kişilere verilen zarardan sorumlu olması gerektiği, talep edilen hasar bedelinin belgeli, gerçekçi ve piyasa rayicine uygun olup her kalemin fatura ve tutanaklarla desteklendiği, icra takip tarihi itibarıyla toplam alacak tutarının bilirkişi incelemesi kapsamında uygun bulunduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, 50.maddesi gereğince zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulduğu, taraf iddia ve savunmalarına, tutanak içeriklerine, haksız eylemin şartlarına ve bilirkişi raporuna göre, davalı ... tarafından ihbar olunan şirket aracılığıyla gerçekleştirilen altyapı kazı çalışmaları sırasında gerekli izinlerin alınmadığı ve davacıya ait fiber optik kablolarına zarar verildiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin...Esas...Karar sayılı ilamı ve aynı mahiyette bir çok ilamında belirtildiği üzere; adam çalıştıranın sorumluluğu olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesinde; ''Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlendiği, buna göre; adam çalıştıran ile zarar veren kimse arasında bir çalıştırma ilişkisi bulunması halinde TBK'nın 66.maddesi gereğince sorumluluk söz konusu olacağı, bilindiği gibi adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu değil, olağan sebep sorumluluğu olduğu, burada yasanın adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklediği, adam çalıştıranın sorumluluğunun kendisinin kusurdan bağımsız olarak doğduğu, sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunmasının yeterli kabul edildiği, davalı ile ihbar olunan şirket arasında, TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıştıran ilişkisi olduğu, adam çalışanın sorumluluğunu düzenleyen TBK madde 66 düzenlemesinin lafzından da anlaşılacağı üzere çalışan kendisine verilen işin yürütülmesi sırasında, 3.kişilere verdiği zararlardan, istihdam eden kusursuz olarak sorumlu olduğu, her ne kadar davalılar arasında akdedilen sözleşmede sorumluluk yüklenici üzerinde bırakılmış olsa dahi söz konusu düzenlemenin sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki yönünden önemli olup sözleşmenin tarafı olmayan davacı yönünden bağlayıcı olmayacağı, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi... Esas ... Karar), bu nedenle davalı ...'nin adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde meydana gelen zararın tamamından sorumluluğunun bulunduğu, davacı tarafından sunulan fatura içeriklerinde yer alan zarar tutarının piyasa rayiçleri ile uyumlu olup kadri marufunda olduğu, bu itibarla bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak davalı ... tarafından icra takibine yapılan itirazın reddinin gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi,...Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,...Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olmayıp haksız eylemden kaynaklandığından davanın kabulüne ve icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİNE, takibin 4.045,16-TL asıl alacak ve 1.003,45-TL işlemiş faiz toplamı olan 5.048,61-TL üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, 2-İcra takibine konu alacak likit (belirlenebilir) olmadığından yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Kabul edilen dava değeri (5.048,61-TL) üzerinden alınması gereken 732,00-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 207,90-TL posta ve tebligat masrafı ile 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.207,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 5.048,61-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.13/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/920, K. 2026/913, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-920-e-2026-913-k-e0b24fb59704