İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/587 E. 2026/891 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/587
Karar No
2026/891
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/587 Esas KARAR NO : 2026/891

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Şirketi tarafından, eğitim kurumlarının tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine yönelik dijital hizmetleri sunulduğunu, bu kapsamda daval ... Şirketi ile ticari ilişki kurulduğunu, davacı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya ait eğitim kurumunun kendi internet platformunda tamını gerçekleştirdiğini, davalı adına dijital ortamda okul profili oluşturduğunu ve sözleşme kapsamında çeşitli tanıtım, listeleme, kullanıcı yönlendirme ve benzeri hizmetlerin sunulduğunu, sözleşme kapsamında davalı eğitim kurumuna öğrenci ve veli yönlendirmeleri yapıldığını, söz konusu yönlendirmelere ilişkin kayıtların mevut olduğunu ve bu suretle sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirildiğini, sözleşme kapsamında sunduğu hizmetler karşılığında davalı adına faturalar düzenlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin belirli bir dönem boyunca devam ettiğini, önceki dönemlerde düzenlenen faturaların davalı tarafından ödendiğini, buna karşılık uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ödenmediğini iddia ettiğini, bu kapsamda davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır. Toplanan Deliller: ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirketin 2024 yılına ait BA/BS formları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin 2024 yılına ait BA/BS formları, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 17.07.2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, taraflar arasında akdedilen arge ve üyelik sözleşmesi uyarınca bakiye alacağın ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürütülen ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 21/08/2024 tarihinde, 35.000,00-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının fatura ve cari hesap bedeli şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 27/08/2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 01/09/2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 13/08/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dosya kapsamında sunulan ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 12.9.maddesinde ihtilafların çözümü için İstanbul Mahkemelerinin ve İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkilendirdiği, davalı tarafından borca itiraz dilekçesi ile icra müdürlüklerinin yetkisine itiraz edilmiş ve ... İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu belirtilmişse de, tacirler arasındaki yetki şartının münhasır yetki olduğu anlaşıldığından İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkisine yapılan itirazın reddine, ön sorunun bu suretle halline karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, davacı tarafın ticari defterlerinin elektronik ortamda e-defter olarak tutulduğu, yasal onay ve berat işlemlerinin süresinde gerçekleştirildiği, kayıtların birbirini doğruladığı ve bu nedenle davacı ticari defterlerinin usul yönünden sahibi lehine delil niteliğine sahip olduğu, davalı tarafça ticari defter ve belgelerin bilirkişi incelemesine sunulmaması nedeniyle taraf defterleri arasında karşılaştırmalı inceleme yapılamadığı, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 35.000,00-TL (14.000,00-TL hizmet bedeli + 21.000,00-TL cayma bedeli) alacaklı göründüğü ve bu tutarı azaltan herhangi bir ödeme veya tahsilat kaydına rastlanılmadığı, davacı tarafından ek olarak sunulan cari hesap kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2022 yılı Eylül ayından itibaren kesintisiz devam ettiği ve 35.000,00-TL tutarındaki bakiyenin 2024 yılı mali yıl kapanışından itibaren herhangi bir tahsilat veya mahsup kaydı oluşmaksızın 2025 ve 2026 hesap dönemlerine aynen devrettiği, bununla birlikte, takibe konu faturaların, sözleşmede kararlaştırılan 12 aylık ilk taahhüt süresinin (13/08/2022-13/08/2023) sona ermesinden yaklaşık 11 ay sonra, 16/07/2024 tarihinde topluca düzenlendiği, bu döneme ilişkin hizmet bedellerinin önceki ticari uygulamadan farklı olarak neden aylık değil toplu şekilde faturalandırıldığının dosya kapsamında tevsik edilemediği, dosyaya sunulan internet sitesi kayıtları ile öğrenci/veli yönlendirme listelerinin, uyuşmazlık konusu dönemde davacı tarafından davalı eğitim kurumuna yönelik birtakım hizmet faaliyetlerinin sürdürüldüğünü gösteren mali/ticari nitelikte veriler olduğu, ancak bu hizmetlerin sözleşmeden kaynaklanan edimlerin tamamını karşılayıp karşılamadığının mali inceleme sınırları dışında kaldığı, 21.000,00-TL tutarındaki cayma bedeli yönünden, davalının sözleşmeden hangi tarihte ve ne şekilde caydığını veya sözleşmeyi feshettiğini gösteren herhangi bir ihtarname, bildirim ya da yazışmaya dosya kapsamında rastlanılmadığı, ayrıca bu tutarın sözleşmenin 10. maddesinde öngörülen cezai şart hesabıyla da örtüşmediği ve hangi yöntemle hesaplandığının denetlenebilir biçimde ortaya konulamadığı, vergi dairesinden celbedilen karşılaştırmalı alış-satış (BA/BS) analizinin, davacının 2024 yılında ticari faaliyetinin devam ettiğini gösteren genel nitelikte bir veri olduğu, ancak uyuşmazlık konusu tutarların davalı kayıtlarına intikalini doğrudan doğrulayan veya reddeden bir belge olmadığı, ayrıca bu analizlerin eksik gönderilmiş olabileceği, bununla birlikte, aylık 5.000,00-TL üzerindeki mal ve hizmet alım/satımlarının BA/BS bildirim formlarına dahil edilmesi gerektiği; dosyaya celbedilen 2024 yılı BA/BS kayıtlarının incelenmesinde, uyuşmazlık konusu 700,00-TL, 13.300,00-TL ve 21.000,00-TL tutarındaki faturaların münferiden 5.000,00-TL eşiğinin üzerinde olmasına karşın taraflardan herhangi birinin BA/BS bildirimlerinde bu işlemlere ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, mali ve muhasebesel kayıtlar esas alındığında; birinci ihtimalde, uyuşmazlığın yalnızca tarafların ticari defter ve muhasebe kayıtları çerçevesinde değerlendirilmesi hâlinde davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 35.000,00-TL alacaklı olduğu; ikinci ihtimalde, takip konusu faturaların yalnızca ticari defterde kayıtlı bulunmasının yeterli görülmeyip alacağın maddi ve sözleşmesel dayanağının da ayrıca aranması hâlinde, 14.000,00-TL hizmet bedeli ile 21.000,00-TL cayma bedelinin sözleşme hükümlerine göre talep edilebilirliğinin dosya kapsamındaki mevcut belgelerle açık ve denetlenebilir biçimde doğrulanamadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında akdedilen ve uyuşmazlığın temelini teşkil eden arge ve üyelik sözleşmesinin 12.7.maddesinde "Taraflar, işbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde Yeni Gelecekler'in defter ve muhasebe kayıtlarının ve belgelerinin kesin delil olduğunu gayri kabili rücu ve kesin olarak kabul, beyan ve taahhüt ederler." düzenlemesinin yer aldığı, bu itibarla davalı tarafın defterlerini sunmaktan imtina ettiği hususu da göz önünde bulundurularak davacı defterlerine usulüne uygun olarak kaydedilen ve vergi dairesine bildirilen 15.000,00-TL'lik fatura bedeli talebi yönünden davacı defter ve kayıtlarına üstünlük tanınacağından davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı, ancak cayma bedeli yönünden ise davacı defterlerine cayma iradesine ilişkin yansıyan delil ve sair evrak bulunmadığı, bu itibarla cayma iradesinin anlaşılamaması karşısında 21.000,00-TL'lik bu bedele ilişkin talebin reddinin gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi,...Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih... Esas, ... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup faturalara dayandığından fatura alacağı talebinin kabulüne, cayma bedeli talebinin reddine ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 14.000,00-TL üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (14.000,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 2.800,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (14.000,00-TL) üzerinden alınması gereken 956,34-TL harçtan peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik olan 340,94-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı taraftan tahsil edilen 615,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 12.000,00-TL bilirkişi ücreti ile 490,00-TL posta ve tebligat gideri toplamı olan 12.490,00-TL'nin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplanan 4.996,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 7.494,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 14.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 21.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, a)Davanın kabul oranına isabet eden 1.440,00-TL'sinin davalıdan, b)Davanın red oranına isabet eden 2.160,00-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kullanılmayarak artan bakiye gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.06/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/587, K. 2026/891, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-587-e-2026-891-k-fcfe8566b650