İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/799 E. 2025/1048 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/799
Karar No
2025/1048
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/799 Esas KARAR NO : 2025/1048

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/06/2024 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 28/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait söz konusu aboneneye bağlı elektrik kesildiğinden ve bu durum mağduriyete yol açtığından kesilen elektriğin ivedi şekilde teminatlı veya teminatsız tekrardan açılması ve müvekkilinin borçtan dolayı icra takibi tehdidiyle karşı karşıya olması sebebiyle 6100 Sayılı Yasanın 389. maddesi gereğince dava sonuçlanıncaya kadar icra takibi yapılmasının teminatlı veya teminatsız ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, müvekkiline ait iş yerinde kaçak elektriğin müvekkilinden önce var olup olmadığının tespitine, müvekkiline çıkarılan faturadaki 457. 038,26 TL’lik kaçak cezasının ilgili mevzuata göre bilirkişinin yapacağı hesaplama ile yeniden düzenlenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın ticari nitelikte olduğunun anlaşılması halinde, işbu dava açılmadan evvel Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk yolu işletilmemiş olup davanın dava ön şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, müvekkil şirketinin hesaplaması davacı yanın mükerrer kaçak kullanımına istinaden yapılmış olduğundan tahakkukun keyfi, fahiş, haksız ve hukuka uygun olduğuna dair davacı yan iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacının her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını, sayaca herhangi bir müdahalesinin olmadığını iddia etmiş ise de; dosyasına iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit tutanağı, ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Birleşen İstanbul ...... ASHM ' nin ..... esas sayılı dosyasında davacı dava dilekçesinde özetle; Davalının kullanımında bulunan .... hizmet numaralı ticarethanede, müvekkil şirket görevlileri tarafından 27/05/2024 tarihinde yapılan kontrolde, "sayaç ölçü sisteminine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vermek sureti ile mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı" hususunun tespiti üzerine ..... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiği, kaçak elektrik tüketiminin gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca dava konusu kaçak elektrik tüketim faturaları tahakkuk ettirildiği, öte yandan davalı adına birden çok kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmiş olup davalı, mükerrer kaçak elektrik kullanıcısı olduğu, ..... seri numaralı sayacın sökülüp yerine ..... kaçak tespit tutanağında belirtilen ..... seri numaralı sayacın takıldığı, müvekkil şirket yetkililerince yapılan tespitlerde yeni takılan .... seri numaralı sayaç ile de kaçak kullanımın tespit edildiği, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda ..... numaralı fatura ile kaçak tüketim ve ...... numaralı fatura ile kaçak ek tüketim tahakkuku yapıldığı, kaçak tüketim için 8146 kWh karşılığı 74.376,04-TL ve kaçak ek tüketim için 17890 kWh karşılığı 82.586,23-TL olarak hesapladığı, davalı borçlu aleyhine kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 160.917,72-TL'nin tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesi .... Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emrinin gönderildiği, davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davalı tarafından iş bu davaya konu kaçak elektrik bedelinden sorumlu olunmadığı tespiti maksadıyla Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası ikame edildiği, bu dava ile ilgili menfi tespit davasının taraflarının ve dava konusunun aynı olması ve davalar arasında irtibat bulunduğundan, bu davanın Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalının İstanbul ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul ...... ASHM ' nin .... esas sayılı dosyasında davacı dava dilekçesinde özetle; Davalının kullanımında bulunan ..... hizmet numaralı ticarethanede, müvekkil şirket görevlileri tarafından 27/05/2024 tarihinde yapılan kontrolde, "sayaç ölçü sisteminine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vermek sureti ile mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı" hususunun tespiti üzerine ..... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiği, kaçak elektrik tüketiminin gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca dava konusu kaçak elektrik tüketim faturaları tahakkuk ettirildiği, öte yandan davalı adına birden çok kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmiş olup davalı, mükerrer kaçak elektrik kullanıcısı olduğu, yapılan tespit neticesinde ..... seri numaralı kaçak tutanağının tutulduğu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda .... numaralı fatura ile kaçak tüketim ve ..... numaralı fatura ile kaçak ek tüketim tahakkuku yapıldığı, kaçak tüketim için 2820 kWh karşılığı 26.165,81-TL ve kaçak ek tüketim için 65379 kWh karşılığı 273.910,18-TL hesaplama yapıldığını, davalı borçlu aleyhine kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 307.607,90-TL'nin tahsili amacıyla İstanbul ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emrinin gönderildiği, davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davalı tarafından iş bu davaya konu kaçak elektrik bedelinden sorumlu olunmadığı tespiti maksadıyla Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası ikame edildiği, bu dava ile ilgili menfi tespit davasının taraflarının ve dava konusunun aynı olması ve davalar arasında irtibat bulunduğundan, bu davanın Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalının İstanbul ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyasından 15/05/2025 tarih ..... karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gelmiş olup iş bu esasa kaydı yapılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık asıl davada menfi tespit istemine ilişkin, birleşen dosyalar yönünden kaçak elektrik kullanımı iddiasına ilişkin düzenlenen faturaya dayalı başlatılan icra takibine ileri sürülen itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemenin görevine dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Bu sebeple , öncelikle mahkemenin görevinin tespiti yönünden; - ilgili Vergi Dairesin'den borçlunun vergi mükellefi olup olmadığı ,beyan ettiği matrah,tuttuğu defterler, vergi matrahına göre Bakanlar Kurulunca ilan edilen miktarlar itibarıyla tacir niteliğinde olup olmadığının, -Ticaret Odası'ndan tacir kaydı bulunup bulunmadığının, -Esnaf Odası'ndan "borçlunun dava konusu mahaldeki faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamında kalıp kalmadığı ,esnaf kaydının bulunup bulunmadığı " hususu sorularak davanın ticari dava niteliği arz edip arz etmediği, davada Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı hususlarının aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir. Yargıtay 11.H.D.'nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nun 12. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nun 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nun 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup, ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Yargıtay 11. ve 19. Hukuk Dairelerinin yerleşik kararlarında, bir kimsenin sicilde veya odada kayıtlı olup olmaması yahut vergi yükümlüsü bulunup bulunmaması TTK yönünden tacir sıfatını taşımasında önem arzetmediği, ayrıca Vergi Usul kanunu' na göre bir kimsenin esnaf kabul edilmiş olmasının da TTK yönünden geçerli bir kriter olamayacağı, tacir ve esnaf ayırımındaki kriterin TTK 11/2. maddesinde tanımlanan kararnamedeki sınır olduğu vurgulanmaktadır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/115 15E- 2018/1718 K sayılı 06/03/2018 tarihli, 2017/2898 E- 5384 K. 16/10/2017 tarihli, 2016/4614 E. 2017/6953 K. Sayılı 06/12/2011 tarihli kararı.) Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl davada menfi tespit istemine ilişkin, birleşen dosyalar yönünden faturadan kaynaklanan itirazın iptaline olup uyuşmazlığa konu sözleşmenin TTK’nda düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Bu nedenle davacının, tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Yukarıda belirtilen tacir araştırmalarına ilişkin ilgili kurumlara müzekkere yazılmış olup Avcılar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda "İlgili mükellefin tarh dosyası ve bilgisayar kayıtları tetkikinde 213 sayılı VUK'un 178. Maddesi kapsamında 2. sınıf tacir olduğu yine aynı kanunun 193. Maddesi gereği işletme esasına göre defter tuttuğunun görüldüğü, " dendiği, ayrıca müzekkere ekinde gönderilen VUK m 176 vd. kapsamında yapılan beyanname incelemesinde de tacir sınırını aşmadığı, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1.md/a bendinde yer alan düzenlemesi gereğince "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri" şeklinde düzenlemenin bulunduğu, Vergi Usul Kanunun 177/1 maddesine göre ; 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı7.200.000.000 (400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (570.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (200.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (400.000 TL) lirayı aşanlar;" şeklinde düzenlemenin bulunduğu, böylece davacının gelirinin Vergi Usul Kanunun 177/1 maddesindeki sınırları aşmadığı ve esnaflık kapsamında kaldığı, davalının ..... Oto Galericileri Oto Alım, Satım, Yıkama ve Yağlama Esnaf Odası'na kayıt olduğu ve bu kaydının hâlen devam ettiğinin gelen müzekkere cevaplarından anlaşılmıştır. Somut olayda dava konusu ihtilaf kaçak kullanıma ilişkin düzenlen faturadan kaynaklı itirazın iptaline ilişkin olup davalı taraf tacir olsa da davacı tarafın esnaf olduğu anlaşılmakla; TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden somut olayda davacı tarafın tacir olmadığı anlaşılmakla bu itibarla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup, mahkememizin görev alanında değildir. Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava dilekçesinin görev, dava şartı yokluğundan REDDİ ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Davaya bakmakta görevli mahkemenin Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-6100 sayılı HMK nın 20 ve 22/2 maddeleri dikkate alınarak mahkememizce verilen görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği taktirde görev uyuşmazlığının giderilmesi ile görevli mahkeme ve yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine gönderilmesine, 4-6100 sayılı HMK nın 20,22 ve 23 mad gereğince taraflardan birinin kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve ilişkin karar veya Bölge adliye mahkemesince verilen yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine talep etmesi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine, 5-H.M.K'nın 331/2.maddesi gereğince dosyanının görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair davacı vekili davacı asil ve davalı vekilinin yüzüne karşı, verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/11/2025

Katip ...... ¸e-imzalıdır

Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/799, K. 2025/1048, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-799-e-2025-1048-k-bbaf311e5883