İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/796 E. 2026/417 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/796
- Karar No
- 2026/417
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/796 Esas KARAR NO : 2026/417
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI ... DAVALI : ... ... VEKİLİ : Av. ....... DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 23/10/2025 KARAR TARİHİ : 15/05/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 15/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı banka .... Sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'ın, bahsi geçen sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlu şirkete gönderilen hesap kat ihtarlarına rağmen borcun ödenmemiş olmasına bağlı olarak, davalı/borçluya kefil sıfatına hasren usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçlu temerrüde düştüğünü ve banka tarafından borçlu aleyhinde icra takibi başlatıldığını, asıl borçlu şirket ile davalı/borçlu ... aleyhine başlatılan icra takip dosyasına konu tüm hak ve alacaklar, dava dışı ... yevmiye nolu sözleşmesi ile ...'ye devredildiğini, ....sayılı izin yazısı çerçevesinde, 12.06.2014 tarihli .... hükmi çatısı altında birleştiğini, akabinde ise ... hükmi çatısı altında birleştiğini, davalıya ihtarnameler keşide edilmiş olunmasına rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı/borçlu kefil aleyhine, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla girişilen dava konusu ....kaynaklı olarak asıl alacak, işlemiş faiz, BSMV ve masraflardan kaynaklı olmak üzere 266.567,41 TL toplam alacağın tamamının, asıl alacak tutarlarının takip tarihinden tamamen tahsiline kadar yukarıda belirtilen alacaklar için, hesap tablosunda belirtilen oranlar üzerinden işleyecek temerrüt faizleri, faizlerin gider vergisi avukatlık ücreti, icra harç ve masraflarıyla birlikte fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak, tahsilde tekerrür olmamak ve T.B.K. madde 100 hükmü gereği kısmi ödemeler öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmek kaydıyla tahsilinin talep edildiğini, dava dışı .... ile asıl borçlu şirket arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca, banka tarafından sözleşme borçlusu lehine kredi kullandırılmış, iş bu davanın davalısı ... tarafından da bu sözleşme müştereke borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, bu bağlamda, talep edilen alacak, davalı/borçlunun imzalamış olduğu sözleşmeye dayandığını, davalının kredi sözleşmesi gereğince banka tarafından kullandırılan krediyi, sözleşmedeki koşullarla kullanmayı kabul ettiğini, borçlu muaccel hale gelmiş olan banka alacağını zamanında ödemeyerek sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal etmiş bulunduğunu, davalının kendisi hakkında başlatılmış söz konusu icra takibine itiraz ettiğini, her ne kadar borçlu, itiraz dilekçesinin içeriğinde borca itiraz ettiğini belirtmişse de, icra takip dosyasına itirazını destekler nitelikte herhangi bir belge ibraz etmediğini, nitekim dava konusu icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmesi ile birlikte kredi kullanımına ilişkin hesap ekstrelerinin ve müşteri hesap özetlerinin dava dışı ...'den celp edilerek incelenmesi akabinde de görüleceği üzere davalı/borçlu takibe konu borcunu ödemediğini, dolayısıyla davalı/borçlunun itirazı hukuki dayanaktan yoksun olmakla birlikte haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı/borçlu ile yapılan görüşmeler neticesinde iş bu davaya dayanak icra takibine konu borcun ödenmesi hususunda anlaşma sağlanamadığını, davalının borca itirazlarının kötü niyete dayandığı açıkça ortada olmasına bağlı olarak, borçlunun adına kayıtlı malvarlığını da muvazaa tahtında kaçırma iradesi göstermesi kuvvetle muhtemel olduğunu, bu bağlamda, müvekkili şirketin alacağının güvence altına alınarak hak kaybına sebebiyet verilmemesi ve ileride verilecek olan hükmün infazının sonuçsuz kalmamasını temin için ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulü ile davalı aleyhine başlatılan takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, haksız ve kötü niyetli takibe itiraz etmiş olmasından ötürü davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı asıl borçlu.... ile olan ticari ilişkisine güvenerek kefil olduğu taşıt kredisinden dolayı başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın müvekkilin imzasını taşımayan kredi sözleşmelerini dahi dosyaya sunarak kötü niyetli hareket ettiğini, 68.000,00-TL tutarlı kredi sözleşmesinde kefalet için gerekli olan el yazısı ile azami miktar ve tarih belirtme şartının Türk Borçlar Kanunu 583. maddesi uyarınca yerine getirilmediğini, ayrıca evli olan müvekkilin eşinin yazılı rızası alınmadığından Türk Borçlar Kanunu 584. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunu, asıl borçlu ... hakkında .... sayılı ve 16.03.2021 tarihli kararı ile dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğunu, müvekkilin bu süreçte kurban konumunda kaldığını, kefalet sözleşmesinin geçersizliğini bilmeden Türkiye İş Bankası'na ödeme yaptığını ve rehinli .... model aracın yakalatılmasını sağladığını, yapılan ödeme ve aracın yakalanması neticesinde herhangi bir borcunun kalmadığını, davacı tarafın alacak miktarını ne şekilde hesapladığının belirsiz olduğunu,.... nezdindeki belgelerin, ödeme dekontunun, araç yakalama evraklarının ve ... ilgili ceza dosyasının celbini, öncelikle kefalet ilişkisinin geçersizliği nedeniyle davanın reddini, aksi kanaatte ise davacı tarafın sunduğu belgelerin açıklanmasını ve borç miktarının net bir şekilde hesaplanmasını talep etmiştir. DELİLLER -.... Esas sayılı dosyası, -Sözleşme örnekleri, -Banka kayıtları, -Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, dava dışı, alacağı devreden .... ile yine dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan, davalının müteselsil kefil olarak yer aldığı T... Sözleşmesi kapsamında, ödenmediği ileri sürülen bedelin davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce deliller toplanmış, Bankacı bilirkişiden rapor alınmış olup 21/04/2026 tarihli raporda; Dava dışı bankanın .... sayılı dosyası ile asıl borçlu ....aleyhinde başlattığı icra takibinin davalı yönünden zamanaşımını keser nitelikte olup olmadığının tespit edilemediği, davalının kısmi ödeme yaptığı tarih olan 09.11.2012 tarihinden, davacının davalı aleyhinde 13.12.2022 tarihinde başlattığı icra takibine kadar geçen sürenin 10 yıl 1 ay 4 gün olduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği tutarın 53.882,56 TL asıl alacak ve 126.498,30 TL işlemiş faiz toplamı 180.380,86 TL olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 23,26 oranında faiz işletilmesi gerekeceği tespit edilmiştir. Benzer bir dosyada.... sayılı kararında "... Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBKnın 598/3. Maddesine göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Anılan Kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre, maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı TBKnın153, 154’üncü maddelerinde düzenlenmesine karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zamanaşımına ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması mümkün değildir.Hak düşürücü süre kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlamaktadır.Kefalete konu borcun muacceliyeti hak düşürücü sürenin başlamasına etkili değildir. Kefalet tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona erecektir. Somut olayda kefalet sözleşmesinin 16/12/2011 tarihinde akdedildiği belirlenmiştir. Bu tarihte başlayan hak düşürücü süre 10 yıl sonunda 17.12.2021 tarihinde dolacaktır.İcra takibinin 19/04/2022 tarihinde başlatıldığı, arabulucuya hak düşürücü süreden sonra 19/07/2022 tarihinde başvurulduğu,pandemi nedeniyle de hak düşürücü süreler 13 mart 2020 tarihinden 15 haziran 2020 tarihine kadar 92 gün süreyle durmuş olup , bu süre ilave edildiğinde icra takibinden evvel 18 mart 2022 tarihinde dolduğu hesaplanmıştır.Davacı vekili; müflis bankanın tasfiyesinin Fon tarafından yürütüldüğü, Fona tanınan hükümlerden yararlandığı ve Fon alacaklarına uygulanan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak; elde ki dava zamanaşımı nedeniyle reddi sözkonusu olmayıp ,10 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan kefaletin sona ermesi nedeniyle davalı müteselsil kefil gerçek kişilere başvurulamayacağından reddedilmiştir. Açıklanan nedenlerle;5411 sayılı kanunun 141. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin elde ki davada uygulanma olanağı bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." denilmiştir. Yine .... sayılı kararı da benzer mahiyettedir. TBK'nın 598/3. Maddesinde ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. Maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' hükmüne yer verilmiştir. 6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''.....TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir. Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde, 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tüm bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda somut olay incelendiğinde, kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu sözleşmenin dava dışı ... arasında, 27/09/2011 tarihinde akdedilen rehinli ticari taşıt kredi sözleşmesine dayalı olduğu, kefalet tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dolduğu, icra takip tarihi olan 13/12/2022 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan, zamanaşımı süresi gibi kesilmesinin sözkonusu olmadığı, bu sürenin resen nazara alınarak davanın süre aşımından reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Başta peşin alınan 4.552,31 TL harçtan alınması gereken 732,00 TL harcın düşümü ile fazla alınan 3.820,31 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Davalı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ....Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.