İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/866 E. 2026/307 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/866
- Karar No
- 2026/307
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/866 Esas - 2026/307
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/866 Esas KARAR NO : 2026/307
... DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 19/12/2024 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 17/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... tarafından borçlu şirkete usulüne uygun ihtarname gönderildiğini ve kredi sözleşmesinden kaynaklı borcunun olduğu ve bu borcun ödenmesi gerektiğini, 171.527,32 TL tutarlı alacağın, işbu ihtarname tebliği tarihinden itibaren 24 saat içinde ödenmesinin gönderilen ihtarname ile talep edildiğini, ihtarnamede belirtilen kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle, temlik veren Şekerbank tarafından borçlu aleyhine ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ..... İle birleştiğini, davalı-borçlunun söz konusu icra takibine 18/11/2021 tarihli borca itiraz dilekçesi ile itiraz ettiğini, takibin durdurulduğu, itiraz dilekçesinin içeriğinde borca ve ferilerine itiraz ettiğini , ancak itirazını destekler nitelikte icra dosyasına herhangi bir belge ibraz etmediğini, borcunu ödemediğini, itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu, alacağın davalının borçlu/kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşmeye dayandığı ve borçlunun muaccel hale gelmiş olan borcunu ödemediğini, itirazın takibi sürüncemede bırakmak amacı taşıdığını belirtilerek, davalı borçlunun borca itirazının iptali ile devamına ve davalı aleyhine dava değerinin % 20'si oranında icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin söz konusu borcu alacaklı olduğunu iddia eden şirkete ödemiş olduğunu, bu itirazını icra takibinde borca itiraz olarak ileri sürdüğünü, ödemenin yapıldığına dair ekte belirtilen 09.03.2015 tarihli ibranamenin verilmiş olduğunu, ibranamenin borcu sona erdirdiğini, ibra sözleşmesi ile alacaklının hakkından vazgeçtiğini, ödenmiş borç için takip başlatmanın kötü niyetli olduğu ve reddi gerektiğini, söz konusu borcun kaynağı belgelerin mahkemeye sunulmadığını, borcun ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin iflas halinde olan şirketin borçlarını üstlendiğine ya da kefil olduğuna dair belge sunulmadığını, basiretli bir tacir şirketinin “Bir ibranamenin, alacaklıya karşı borçlunun, yükümlülüklerini yerine getirdiğine ve alacaklıya karşı yeni bir talepte bulunmama taahhüdünde bulunduğuna dair” bir yazılı belge olduğunu bildiği ve davanın kötü niyetli olduğunu belirtilerek, davacının itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının icra takibinin konusu olan meblağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderlerinin davacıda bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -.... Esas sayılı dosyası, -Sözleşme örnekleri, -Banka kayıtları, -Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan, davalının müteselsil kefil olarak yer aldığı Kredi Sözleşmesi kapsamında, ödenmediği ileri sürülen bedelin davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dosyaya kazandırılan 16/02/2026 tarihli raporda; Uyuşmazlığın, dava dışı borçlu ... ile arasında 01/08/2008 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının da bu sözleşmeye müteselsil kefil olduğu belirtilmiştir. ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, 09/06/2010 tarihinde dosyanın açıldığı, ancak UYAP'ta kayıtlı evraklar haricinde dosyanın evveliyatının bulunamadığı, UYAP'ta kayıtlı evraklarda da önceki takip talebi ve ödeme emri ile başvurma ve peşin harca yönelik makbuza rastlanmadığı gibi davalı borçlu hakkında düzenlenen kapalı tebligat ve tebliğ mazbatasının da bulunmadığı, dosyada 25/01/2021 tarihinde yenileme emrinin düzenlendiği ve dosyadaki en eski ödeme emrinin de 27/10/2021 tarihli olduğu ve davalı borçlu tarafından 18/11/2021 tarihli borca itiraz dilekçesi üzerine icra takibinin aynı gün durdurulduğu, davacı temlik alan alacaklı vekili tarafından da işbu itirazın iptaline karar verilmesi talebiyle dava açılmış olduğu anlaşılmıştır. Benzer bir dosyada ... K sayılı kararında "....TBK'nın 598/3. Maddesi '' Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. Maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde hükmünü haizdir. 6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''.......TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir. Aynı yasanın 5/2. maddesinde '' TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.' ' şeklinde, 6. maddesinde ise '' Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tüm bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin ... ile dava dışı şirket ve davalı müteselsil kefil tarafından 05.12.2007 tarihinde akdedildiği, icra dosyasındaki son işlem tarihi ile yenileme tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, arada zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği anlaşılmaktadır." denilmiştir. Bu durumda, somut olayda, davaya konu kefalet sözleşmesinin 01/08/2008 tarihinde imzalandığı, işbu sözleşme uyarınca alacağın tahsili talebiyle icra takibinin 09/06/2010 tarihinde başlatıldığı ve davalı borçlu hakkında 25/01/2021 tarihinde düzenlenen yenileme emri ve sonrasında düzenlenen ödeme emri üzerine davalının 18/11/2021 tarihli itirazının iptaline karar verilmesi talebiyle davacı temlik alan alacaklı vekili tarafından işbu davanın açıldığı, gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, takip ve yenileme emri arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, pandemi nedeniyle hak düşürücü sürelerin 13/03/2020 ila 15/06/2020 tarihine kadar 92 gün süreyle durduğu, bu süreler ilave edildiğinde dahi yenileme emrinden önce sürenin dolmuş olduğu, hak düşürücü sürenin Mahkemece resen gözetilmesi gerektiği değerlendirilerek 10 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğundan kefaletin sona ermesi nedeniyle davalı müteselsil kefil gerçek kişiye başvurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının kötü niyeti ispat ve tespit edilemediğinden davalının tazminat talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan başlangıçta peşin yatırılan 2.929,26 TL harcın düşümü ile fazla alınan 2.197,26 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 4-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 5-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Davalı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 7-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2026
....