İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/796 E. 2026/216 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/796
- Karar No
- 2026/216
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/796 Esas KARAR NO : 2026/216
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2025 KARAR TARİHİ : 04/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı firma arasında imzalanan ve davalının haksız eylemleri nedeni ile geçerli olmayan bir iş akdinin olduğunu, ancak tarafların bu akit imzalanmadan önce de iş yaptığını, işbu davalarının temelinin de söz konusu sürekliliği olan iş akdinden önceki süreçte davacı tarafından davalıya verilen hizmet olduğunu, davalı firmanın sağlık turizmi ile ilgili bir işletme olduğunu, davacının da taşıma ve transfer hizmeti verdiğini, davacının bu konuda davalı firmaya daha önce otellerden de müşteri taşıdığını, davalı firma yetkilisinin bu tek tek taşıma işlemlerinin fazla masraflı olacağını hesapladığı için davacıyı işe alma kararı aldığını, davacının iş akdini imzaladıktan sonra kısa bir süre söz konusu firma bünyesinde hem taşıma ve transfer işlerini hem de çeviri işlerini yürüttüğünü, davalı firmanın bu süreçten önce davacının kestiği faturayı ödemediğini, firmanın yetkililerinin davacıya zaten işe alındığını belirterek bu borcun mutlaka ödeneceğini beyan ettiğini, davacının da bu sebeple davalı firmanın borçlu olduğu paranın peşine hemen düşmediğini, davalı firma yetkilisinin aralarında davacının da olduğu işçilerine karşı tehdit ve hakaret içerikli mesajlar atması sonrasında davacının da haklı olarak iş akdini feshettiğini, fesih olayının ardından firmanın davacının ücret alacağını da ödemediğini, konu ile ilgili olarak iş mahkemesinde dava açtıklarını, işbu davanın konusu olan faturanın ise açıkladıkları şekilde kesilen ve davalı tarafından ödenmeyeceği beyan edilen fatura olduğunu beyanla açıklanan ve resen görülecek nedenlerle, her türlü sair yasal hakları saklı tutarak davanın kabulüne, durdurulan Antalya Genel İcra Dairesi .../... E. Sayılı takibin devam etmesine, itirazın kesin olarak iptaline, icra takibine konu borcu haksız bir şekilde reddeden davalı firmanın söz konusu borcu yasal ticari faizi ile birlikte davacı müvekkile ödemesine, yasal ticari faizin hesaplanmasına, davacının lehine borç miktarının %20'si değerinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve söz konusu miktarın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, HMK 329. maddesi düzenlemesi gereğince davacının ödediği/ödeyeceği avukatlık ücretinin ve sair masrafların davalıldan alınarak davacıya ödemesine, eksik harç veya masraf bulunması durumunda tamamlamamız için taraflarına bilgi ve süre verilmesine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememiz dosyasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup görev yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafın söz konusu iddialarını kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile davalı aleyhine aynı dönem ile ilgili olarak Antalya ... İş Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasıyla da işçi alacaklarına dair dava açtığını, söz konusu dosyada işçilik alacağı olduğunu iddia eden davacı taraf iş bu dosyada da faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu belirttiğini, bu nedenle derdestlik itirazlarının olduğunu, açıklamaları doğrultusunda davanın usul yönünden reddi gerekmekle birlikte dava dilekçesine esas yönünden itiraz ettiklerini, davaclı şirket davaya konu fatura sebebiyle davacıdan herhangi bir hizmet almadıklarını, olay tarihinde davalı şirketin ... ... ve ... ... olmak üzere iki yetkilisi olduğunu, şirket ... ... tarafından kurulmuş ve daha sonrasında ... ...'ün ... ... ile birlikte çalışmaya başladığını, ... ..., ... ...'a %49 şirket hissesi devrederek, kendisine müdür yetkisi verdiğini, ... ...'ün şirkette ... yapmakta iken, ... ...'ın ise müdürlük görevlerini yapmaya başladığını, para çekme, yatırma ve muhasebe, insan kaynakları işleriyle ... ...'ın ilgilendiğini, davacı ... ...'un, şirketin dava dışı o dönem ki yetkilisi ... ...'ın üvey kardeşi olduğunu, davacının işe girişinin ... ... tarafından yapıldığını ancak aynı dönemde davacı tarafından davalı şirkete fatura da kesildiğini, davacı ve üvey kardeşinin ortak hareket ederek davalı şirketi dolandırmaya çalıştıklarını, bu durumların davacının iş akdinin sonlanması ve dava dışı ... ...'ın ortaklıktan ayrılması sonucunda ortaya çıktığını ve şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu beyanla davanın görev yönünden usulden reddine, derdestlik itirazlarının sebebiyle davanın reddine, davacının davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. Davacı hakkında tacir araştırması için ilgili yerlere yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali ve icra inkar istemine ilişkindir. Antalya Defterdarlığı'ndan gelen yazı cevabında davacının işletme usulü defter tuttuğu, tacir sıfatı taşımadığı anlaşılmıştır. Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Aynı Kanun'un 15. maddesine göre ise ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. 5362 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Somut olayımıza gelince; davanın TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davacı hakkında vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları ile davalının işletme hesabına tabi olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, anlaşılmaktadır. Davacının tacir olmadığı gibi Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın ... tarihli cevabi yazısından adına kaydın bulunmadığı dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-Karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin gerekçeli kararın tebliği ile ihtarına, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, 5-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza