İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/785 E. 2026/657 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/785
Karar No
2026/657
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/785 Esas KARAR NO:2026/657

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ :10/03/2025 KARAR TARİHİ:24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali İstemli davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 22.02.2025 tarihinde Saat:11:00’de yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında şeklen alınmış olan kararların yoklukla malul olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, toplantı sonucu yapılan oylamada; ... için 22.172.500 Kabul, 8.600.000 Red oy, ... 22.172.500 Kabul, 8.600.000 Red oy, ... 8.600.000 Kabul, 22.172.500 Red oy, ... 8.600.000 Kabul, 22.172.500 Red oy, ... 22.172.500 Kabul, 8.600.000 Red oy, ... 22.172.500 Kabul, 8.600.000 Red oy kullanıldığını, bu sonuca göre; ..., ..., ... ve ...'nın üç yıl için yönetim kurulu üyeliklerine seçildiklerini, oy miktarlarına göre, Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildikleri şekilde karar oluşturulan şahısların, şirketin toplam sermayesine göre; %55,43 oranında olumlu oy, toplantıya katılan toplam 30.772.500,00-TL sermayeye göre ise %72,05 oranında olumlu oy kullanıldığını, gerek toplantıya katılan, gerekse şirketin toplam sermayesi dikkate alındığında gerekli karar nisabının bulunmadığını, davacı tarafça, yapılan oylama sonucunda, oylama sonucu alınan kararın hukuka aykırı olduğu ve batıl olduğu ifade edilerek, karara itiraz hususlarının toplantı tutanağına yazdırıldığını, şirketin halen yürürlükte bulunan ana sözleşmesinde Olağan ve Olağanüstü Genel Kurul Toplantıları’ndan T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı komiserinin bulundurulmasının şart olduğunu, komiserin gıyabında yapılacak Genel Kurul Toplantısında alınacak kararların geçerli olmayacağının belirlendiğini, davaya konu Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda Bakanlık Temsilcisi bulunmadığını, ayrıca şirketin seçilen Yönetim Kurulu üyelerinin bir kısmının şirketi kusuru kastı ile zarara uğratmış olduğu gerekçesi ile açılan Yönetim Kurulu Üyesi sorumluluk davası neticesinde, sorumluluk kararı verildiğini, aynı zamanda, söz konusu Yönetim Kurulu üyeleri ile ilgili, savcılık soruşturması devam ettiğini, Yönetim Kuruluna seçilen ..., şirkete ödenmesi üzerine aleyhine karar alınan tazminat tutarının ödenmesi yükümünden kurtulmak için şirkette sahibi bulunduğu hisseleri danışıklı olarak BAE’de kurduğu ... isimli şirkete devrettiğini, hali hazırda, davalı şirkette şeklen hissedar olmamasına karşın, şirketin yönetimini elinde tutmak için usulsüz işlemler yapmakta sakınca görmediğini, davacı tarafından .... ATM 2024/... Esas sayılı dosyasından şirketin feshi yönünde açılan davada, davacının hissesine isabet eden gerçek tutarın alınmasının önlenmesine yönelik, hileli/danışıklı işlemlerin yapılması cihetine gidileceğini, usulsüz ve batıl şekilde alınan ve yine usulsüz tescil edilen kararla yönetici olarak seçilen kişilerin gerçek amacının, geçmişte olduğu gibi şirketin içini boşaltmak ve şeklen mevcut yetkilerine kötüye kullanarak, davacı ve diğer hissedarları zarara uğratmak olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmaları, şirket varlıklarını yok etmeleri halinde, şahsen verdikleri zararı gidermeleri de olanaksız olduğunu, geçmiş tarihli sorumluluk davalarından kaynaklanan zararları ödeme yükümünden kurtulmak amacıyla, mal varlıklarını danışıklı olarak üçüncü kişiler üzerine devir ve temlik ettiklerini, mevcut tescil durumunun kısa süre içinde devamı halinde, davacı ve diğer hissedarlar açısından giderilmesi olanaksız zararlar ortaya çıkacağını, bu nedenle yargılama sonuna kadar uygulanmasının durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirketin 22.02.2025 tarihinde Saat:11:00’de yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, butlana ilişkin talebin kabul edilmemesi halinde iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğundan bahisle daha önce de genel kurulda alınan kararların tescil ve ilanına ilişkin ticaret sicili işleminin iptaline yönelik olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, bu kapsamda ikincil olarak ikame edilen işbu dava yönünden derdestlik itirazlarının bulunduğunu beyan ederek .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine, aksi kanaat halinde ise işbu dava yönünden bekletici mesele yapılmasına, davanın usul ve esastan reddine, davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine, TTK'nun 448. maddesi uyarınca davacının en az 20.000.000 TL, aksi kanaat halinde ise mahkemece uygun görülecek tutarda teminatı dosyaya yatırmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalı şirketin 22/02/2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yokluk/butlanla batıl olduğunun tespiti yahut kararların iptali talebine ilişkindir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne davalı şirketin sicil dosyalarının celbi için yazılan yazıya cevap verildiği, tüm sicil dosyasının gönderildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 2025/... Esas sayılı dosyasında 02/10/2025 tarihinde dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine yönelik verilen kararın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 21/10/2025 tarihli karar ile; "... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... Esas sayılı dosyası ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası arasında HMK m. 166 uyarınca birleştirme şartlarının bulunmadığı tespit edilmiş olup, 16.10.2025 tarihli ön inceleme celsesinde verilen tefrik kararının gerekçelendirilmesine ve tefrik edilen dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde karar verildiği ve dosyanın mahkememize yeniden tevzii edildiği anlaşılmış yargılamaya devam olunmuştur. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının gerekçeli kararından bir örnek UYAP üzerinden celp edilerek dosya arasına kazandırılmıştır. 18/12/2025 tarihli mahkememiz duruşmasında davalı şirketin 22/02/2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların butlan ile batıl olup olmadığı, yahut kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzim edilmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verildiği, bilirkişi Prof. Dr. ... Ve Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen heyet raporunda; IV- HUKUKİ İNCELEME ve DEĞERLENDİRME Huzurdaki davanın konusu davalı şirketin 22.02.2025 tarihli olağanüstü toplantısında alınan yönetim kurulu üye seçimine ilişkin kararın yokluğunun tespiti/iptalidir. Genel kurul kararlarının hukuken varlık ve geçerlilik kazanabilmesi için gerekli şartlar kanunda çeşitli hükümlerde düzenlenmiş olup; bir genel kurul kararı ilgili hükümlere ve bu hükümler çerçevesinde düzenlenmiş ana sözleşme hükümlerine veya iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığı takdirde hukuken sakatlanır. Yokluk, butlan, askıda hükümsüzlik ve iptal edilebilirlik şeklinde sakatlık halleri ortaya çıkabilir. Somut olayda davacı yanca iptal, yokluk ve geçersizlikten bahsedildiği için söz konusu geçersizlik hallerini ve hangi hallerde uygulanacağını kısaca değerlendirmek faydalı olacaktır. Anılan yaptırımlardan en ağırı olan yokluk bakımından, bir hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin kurucu unsurlarında eksikliğe yol açmakta ise işlemi yokluk ile sakatlayacaktır. Yok sayılan bir hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluğun tespiti her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir ve yokluk kararı yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Bu çerçevede, bir genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için iki unsur gerekir. Bunlardan ilki toplantı yapılması ve ikincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunlardan birisindeki eksiklik halinde hukuki işlem yani genel kurul kararı hiç doğmamış sayılır (bkz. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 25 vd.). Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örnekler şöyledir; genel kurula davet, yetkili kişi veya organlarca yapılmamış veya TTK’daki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılmış ve karar alınmışsa, ya da oylama yapılmaksızın karar alınmışsa, genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmışsa yokluk yaptırımı uygulanır. Hükümet komiserinin bulunması gereken ancak bulunmadığı bir toplantıda alınan kararlar, komiserce imzalanmamış bir tutanakta yer alan karar yine yoklukla maluldır. Yine kanunda aranan toplantı ve karar nisaplarına uyulmadığı halde kanunda öngörülen yeter sayıda irade beyanı bulunmadığı için işlem yoklukla malul olacaktır. Butlan yaptırımı bakımından, ETK’da butlan düzenlenmiş iken TTK’da butlana ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre, pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olacağı açıkça düzenlenmiştir (TTK. 447). Bunun dışında daha önce olduğu gibi genel hükümlere dayanılarak da butlana hükmedilebileceği düşünülmektedir. İşlem emredici hükümlere (geçerlilik şartlarına) aykırı ise batıl olacaktır. Burada kanuna aykırılık hususu TTK. 445’te bir genel kurul kararının iptal sebepleri arasında da sayılmış olduğundan, (emredici) kanun hükümlerine aykırılık halinde hangi yaptırımın uygulanacağı hususu tartışma konusu olmuştur. Bu hususta bilimsel öğretide Arslanlı, Moroğlu ve Domaniç birbirine yakın görüş ve haklı gerekçelerle, emredici hükümler arasında ikili bir ayrım yapmakta; üçüncü kişileri ve ortaklık alacaklılarını korumaya yönelik (mutlak) emredici hükümlere aykırılığın yokluk veya butlana (EBK. 19-20), bunlar dışında kalan ve ortakları korumaya yönelik (nisbi) emredici hükümlere aykırılığın iptal davasına tabi olduğunu savunmakta idiler. Bu görüş uyarınca, hangi hükümlerin nisbi emredici nitelikte olduğu hükmün sözünden anlaşılamadığı takdirde, hakim tarafından yorum yoluyla saptanacaktır. Bu açıdan özellikle, kararın oluşmasına dair kurucu/şekli (mutlak emredici) hükümler dışında kalan ve kararın meydana gelmesiyle ilgili olan tüm hükümler nisbi emredicidir (bkz. O. İMREGÜN, Anonim Ortaklıklar, İstanbul, 1989, s. 158-159, Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 7. Bası, İstanbul 2014, s. 122-vd.1; H. Arslanlı, Anonim Şirketler, II-III, İstanbul 1960, s. 68; H. Domaniç, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, TTK. Şerhi II, İstanbul 1988, s. 881-882). Örnek vermek gerekirse, sonucu etkileyebilecek oranda bir oy hakkı hesaba katılmaksızın alınan bir genel kurul kararı iptal edilebilir; halka kapalı ortaklıkta, o yılın karının tamamının sermaye artırımda kullanılmasına dair karar iptal edilebilir; TTK. 437'de öngörülen ve bazı belgelerin genel kurulun olağan toplantısından önce incelemeye açık tutulmasına dair hükme uyulmadan alınan finansal tablolar ve kar dağıtımı ile ilgili karar iptal edilebilir, davetin toplantıdan en az iki hafta önce yapılmasına dair TTK. 414/1 nisbi emredici olup, toplantıdan on gün önceki davetle toplantı yapılmış ise alınan karar iptal edilebilir; gündemin açıklanmasına ilişkin m. 413, 414'e uyulmaksızın alınan karar iptal edilebilir; TTK. 436 uyarınca oydan yoksun kişilerin de katılımı ile alınan karar iptal edilebilir; her payın kural olarak en az bir oy hakkı sağlayacağını öngören md. 434’e aykırı olarak bir ortağın oy kullanması engellenir veya asgari oy hakkı çiğnenirse, yine alınan karar iptal edilebilir niteliktedir. Görüldüğü üzere, örnek verilen hallerde kanuna aykırılık bulunmakla birlikte, iptali istenen kararla ilgili ve o kararla sınırlı bir ihlal söz konusudur. Buna karşılık, mutlak veya nisbi emredici hükümleri ilerisi için kaldıran veya değiştiren kararlar ise, md. 437/6 örneğinde görüldüğü gibi batıldır (Moroğlu, s. 217). Bu açıklamalar ışığında dava konusu genel kurul kararlarının yokluğu bakımından bir değerlendirme yapılarak olursa: Genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için gerekli olan iki unsurdan ilki olan toplantı yapılması unsuru gerçekleşmiştir. İkinci unsur olan toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınması bakımından ise Davalı şirketin genel kurulunda alınan YK seçim kararında kanunda aranan toplantı ve karar nisaplarına uyulmadığı söylenemez. Dava konusu kararlar için TTK md. 418’de öngörülen toplantı ve karar yeter sayılarına ulaşılmış olup bu açıdan yokluğun ikinci unsuru da gerçekleşmemiştir. Karar butlan bakımından değerlendirilecek olursa: Davalı şirket genel kurulunda alınan ve iptali talep YK seçim kararı kural olarak konuda ağırlaştırılmış bir toplantı ve karar yeter sayısı gerektirmeyen dolayısıyla TTK kod. 418 hükmüne uygun olarak sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanıp çoğunluk ile karar alınabilecek nitelikte kararlardır. O halde davalı şirket genel kurulunda alınan bu karar hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici bir nisaba aykırılık teşkil etmemektedir. Kaldı ki TTK kod. 418 f.1 hükmü emredici değil aksi kararlaştırılabilen yedek hüküm niteliğindedir. O halde Genel kurulda alınan kararlar bu yönüyle kanundaki emredici nitelikteki toplantı ve karar nisaplarına aykırılık teşkil etmediğinden alınan kararların butlanından bahsedilemez. Kararın yokluk veya butlan nedeniyle geçersiz olmadığının tespitinin ardından iptal edilebilirlik şartları bakımından da değerlendirlimesi gerekmektedir. Zira Anonim şirketler hukukunda yokluk ve butlan hallerinin yanı sıra genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerinden birisi de iptal edilebilirliktir. Genel kurul kararlarına karşı iptal davasını açma hakkını düzenleyen TTK. m. 446 hükmüne göre: “a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri, … iptal davası açabilir”. Söz konusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, kural olarak pay sahiplerinin iptal davası açabilmeleri için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz oy kullanmaları ve bu muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir. Toplantıda hazır bulunan, karara muhalif olan ve keyfiyeti zapta geçiren pay sahiplerinin açmış oldukları iptal davasının kabul edilebilmesi için ayrıca bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyi niyet kuralına aykırı olduklarının da kanıtlanması gerekir (TTK. m. 445). Yapılan davete rağmen toplantıya katılmayan ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmayan bir pay sahibi ancak, - usulüne uygun toplantı davetinin yapılmamış olması, - gündemin gereği gibi ilan edilmemiş olması, - genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi, - genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları, - müktesep hakların ihlal edilmiş olması, hallerinden birinin varlığı ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu kanıtlaması durumunda, iptal davası açabilir. Davacının, davalı şirketi genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı ve iptal davası açacağına dair beyanını zapta geçirttiği dolayısıyla dava şartını yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Dava konusu 22.02.2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Davalı şirket esas sözleşmesinin 23. Maddesinde olağan ve olağanüstü toplantılar için öngörülen %75 toplantı nisabının sağladığı toplantıya katılımın %76.93 olduğu yukarıda tespit edilmiştir. Davacı YK seçim kararının 23. Maddede öngörülen karar yeter sayısına uygun olarak alınmadığını ileri sürmektedir. Ancak davalı şirket esas sözleşmesinin 23. Maddesine göre genel kurul kararları bakımından olağan/olağanüstü ayrımı yapılmaksızın toplantı yeter sayısı şirket esas sermayesinin %75i olarak belirlenmiştir. Karar yeter sayısı bakımından ise bir ayrım yapılarak olağan genel kurulda alınacak kararlar bakımından esas sermayenin %76sı ve olağanüstü genel kurullarda ise sermaye artırımı ve azaltımı kararlarında şirket sermayesinin %76sı karar nisabı olarak öngörülmüştür. Bir başka ifade ile şirketin olağan genel kurulunda alınacak kararların tamamı için esas sermayenin %76 sı aranacak (bu durum aslında olağan genel kurulda toplantı nisabını da %76’ya çekmektedir zira %75 ile toplanan bir genel kurulda %76 ile karar alınması mümkün değildir) olağanüstü toplantılar da ise %75 ile toplanan genel kurulda sermayenin artırımı veya azaltımı konusunda karar alınacak ise karar nisabı %76 olacaktır. Görüldüğü üzere olağanüstü toplantılarda ağırlaştırılmış karar nisabı sadece ve sadece sermaye artırımı ve azaltımı için öngörülmüştür. Olağanüstü genel kurul toplantılarında sermaye artışı ve azaltımı kararları dışında ağırlaştırılmış karar nisabı değil TTK da öngörülen karar nisapları uygulama bulacaktır. YK seçimi bir esas sözleşme değişikliği olmadığından karar nisabı TTK md. 418 e göre belirlenecek olup, toplantıda hazır bulunan payların çoğunluğu ile alınabilir. Davalı şirket genel kurulunda A ve B Grubu pay sahiplerinin %76.93 oranında hazır bulunduğu dikkate alındığında YK üye seçimi için gerekli oy oranı toplantıda kullanılan oyların yarısı + 1 olacaktır. Seçime ilişkin sonuçlar incelendiğinde YK üyeliği için oylaması yapılan 6 adaydan ... dışındaki (bu adayın seçimi reddedilmiştir) adayların seçimlerinde toplantı ve karar nisabında bir aykırılık bulunmadığını belirtmek gerekir. O halde karar bu yönüyle iptal edilebilir değildir. Davacının davalı şirket esas sözleşmesinde A ve B grubunun aday önerme imtiyazı bulunduğu ancak imtiyazlı paylar genel kurulunda karar alınmadan seçim yapılmış olması nedeniyle seçimin geçersiz olduğu iddiasına gelince: Gerçekten de davalı şirket esas sözleşmesinin 10. Maddesinde Yönetim Kurulunun yarısının A Grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından diğer yarısının ise B Grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından olmak üzere asgari dört üyeden oluşacağı düzenlenmiştir. 6762 s. Kanun döneminde esas sözleşme­meye alınan bu imtiyaz düzenlemesi 6102 s. Kanun ile birlikte 360. Maddede ele alınmıştır. Burada tartışmalı olan husus imtiyaz tanınan grubun TTK md. 454’te öngörülen imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplanmaksızın karar alıp alamayacaklarıdır. Anılan hükmün 1. Fıkrasına göre “Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarıcı, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz.” Görüldüğü üzere imtiyazlı paylar genel kurulunun toplanmasının zorunlu kılındığı haller sınırlı olarak sayılmış olup arasında aday önerme hakkı olan imtiyazlı pay sahiplerinin aday önermesine ilişkin bir toplantı zorunluğundan bahsedilmemiştir. Kaldı ki toplantıda A ve B Grubu pay sahiplerinin dahil oldukları grupların %50 den fazlası ile hazır bulundukları (B Grubu %37.5 ve A Grubu %27.89) aday önerme konusunda gerekli çoğunluğa sahip oldukları açıktır. O halde karar bu yönüyle de iptal şartlarını taşımamaktadır. Davacının bir diğer iddiası olan Toplantıda hükümet komseri bulunmamış olması YK seçimine ilişkin toplantılarda hükümet komseri bulundurulması gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmadığı için kararın iptalini gerektirmemektedir. Yine yönetim kurulu seçimi ile mali tabloların onaylanması veya üyelerin ıbrası arasında doğrudan bir bağlantı bulunmadığından (herikisi de YK üyesi seçilebilme şartı değildir) olağan genel kurulların yapılmamış olması alınan seçim kararının iptali sonucuna götürmemektedir. V- SONUÇ Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davalı şirketin genel kurulunda alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın yokluk veya butlanının söz konusu olmadığı yine alınan kararın diğer bir geçersizlik hali olan iptal edilebilirliğin şartlarını taşımadığı..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulmuştur. Mahkememizce taraflar arasındaki ihtilafın; davalı şirketin 22/02/2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların butlan ile batıl olup olmadığı, yahut kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, sunulan beyan dilekçeleri ile bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; davanın konusu davalı şirketin 22.02.2025 tarihli olağanüstü toplantısında alınan yönetim kurulu üye seçimine ilişkin kararın yokluğunun tespiti/iptalidir. 30.01.1997 tarih ve 4220 sayılı Türkiye Sicil Gazetesinin 516 sayfasında yayınlanan davalı şirketin ana sözlemesinin “Yönetim Kurulu- Madde 10- Şirketin işleri ve idaresi Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, yarısı A Grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından, yarısı ise B Grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından olmak üzere Genel Kurul tarafından seçilecek asgari dört üyeden oluşacak Yönetim Kurulu tarafından yürütülür” Esas sözleşmenin 23. Maddesine göre ise; “Genel kurul toplantılarında şiirke sermayesinin en az %75’nin hazır bulunması gerekir. İlk toplantıda bu nisap hasil olmadığından bahisle yapılacak diğer toplantılarında da aynı nisap aranır. Olağan genel kurul toplantılarında ve sermaye artışı veya sermaye azaltımına ilişkin Olağanüstü Genel Kurul kararlarında karar nisabı şiirke sermayesini temsil eden hisslerin %76’sıdır.“ Genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için gerekli olan iki unsurdan ilki olan toplantı yapılması unsuru gerçekleşmiştir. İkinci unsur olan toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınması bakımından ise davalı şirketin genel kurulunda alınan yönetim kurulu seçim kararında kanında aranan toplantı ve karar nisaplarına uyulduğu görülmüştür. Dava konusu kararlar için TTK md. 418’de öngörülen toplantı ve karar yeter sayılarına ulaşılmış olup bu açıdan yokluk unsuru da gerçekleşmemiştir. Davalı şirket genel kurulunda alınan ve iptali talep yönetim kurulu seçim kararı kural olarak kanunda ağırlaştırılmış bir toplantı ve karar yeter sayısı gerektirmeyen dolayısıyla TTK md. 418 hükmüne uygun olarak sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanıp çoğunluk ile karar alınabilecek nitelikte kararlardır. O halde davalı şirket genel kurulunda alınan bu karar hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici bir nisaba aykırılık teşkil etmemektedir. Kaldı ki TTK md. 418 f.1 hükmü emredici değil aksi kararlaştırılabilen yedek hüküm niteliğindedir. Genel kurulda alınan kararlar bu yönüyle kanundaki emredici nitelikteki toplantı ve karar nisaplarına aykırılık teşkil etmediğinden alınan kararların butlanından bahsedilemez. İptal edilebilirlik şartları bakımından yapılan değerlendirmede; genel kurul kararlarına karşı iptal davasını açma hakkını düzenleyen TTK. m. 446 hükmüne göre: “(a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olması; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri, … iptal davası açabilir”. Kural olarak pay sahiplerinin iptal davası açabilmeleri için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz oy kullanmaları ve bu muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir. Toplantıda hazır bulunan, karara muhalif olan ve keyfiyeti zapta geçiren pay sahiplerinin açmış oldukları iptal davasının kabul edilebilmesi için ayrıca bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyi niyet kuralına aykırı olduklarının da kanıtlanması gerekir (TTK. m. 445). Yapılan davete rağmen toplantıya katılmayan ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmayan bir pay sahibi ancak usulüne uygun toplantı davetinin yapılmamış olması, gündemin gereği gibi ilan edilmemiş olması, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları, müktesep hakların ihlal edilmiş olması hallerinden birinin varlığı ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu kanıtlaması durumunda iptal davası açabilir. Davacının, davalı şirketin genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı ve iptal davası açacağına dair beyanını zapta geçirttiği dolayısıyla dava şartını yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Dava konusu 22.02.2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Davalı şirket esas sözleşmesinin 23. Maddesinde olağan ve olağanüstü toplantılar için öngörülen %75 toplantı nisabının sağlandığı toplantıya katılımın %76.93 olduğu tespit edilmiştir. Davacı yönetim kurulu seçim kararının 23. Maddede öngörülen karar yeter sayısına uygun olarak alınmadığını ileri sürmektedir. Ancak davalı şirket esas sözleşmesinin 23. Maddesine göre genel kurul kararları bakımından olağan/olağanüstü ayrımı yapılmaksızın toplantı yeter sayısı şirket esas sermayesinin %75' i olarak belirlenmiştir. Karar yeter sayısı bakımından ise bir ayrım yapılarak olağan genel kurulda alınacak kararlar bakımından esas sermayenin %76' sı ve olağanüstü genel kurullarda ise sermaye artırımı ve azaltımı kararlarında şirket sermayesinin %76' sı karar nisabı olarak öngörülmüştür. Şirketin olağan genel kurulunda alınacak kararların tamamı için esas sermayenin %76' sı aranacak (bu durum aslında olağan genel kurulda toplantı nisabını da %76ya çekmektedir zira %75 ile toplanan bir genel kurulda %76 ile karar alınması mümkün değildir) olağanüstü toplantılar da ise %75 ile toplanan genel kurulda sermayenin artırımı veya azaltımı konusunda karar alınacak ise karar nisabı %76 olacaktır. Yani olağanüstü toplantılarda ağırlaştırılmış karar nisabı sadece ve sadece sermaye artırımı ve azaltımı için öngörülmüştür. Olağanüstü genel kurul toplantılarında sermaye artışı ve azaltımı kararları dışında ağırlaştırılmış karar nisabı değil TTK' da öngörülen karar nisapları uygulama bulacaktır. Yönetim kurulu seçimi bir esas sözleşme değişikliği olmadığından karar nisabı TTK md. 418' e göre belirlenecek olup, toplantıda hazır bulunan payların çoğunluğu ile alınabilir. Davalı şirket genel kurulunda A ve B Grubu pay sahiplerinin %76.93 oranında hazır bulunduğu dikkate alındığında yönetim kurulu üye seçimi için gerekli oy oranı toplantıda kullanılan oyların yarısı + 1 olacaktır. Seçime ilişkin sonuçlar incelendiğinde YK üyeliği için oylaması yapılan 6 adaydan ... dışındaki adayların seçimlerinde toplantı ve karar nisabında bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının davalı şirket esas sözleşmesinde A ve B grubunun aday önerme imtiyazı bulunduğu ancak imtiyazlı paylar genel kurulunda karar alınmadan seçim yapılmış olması nedeniyle seçimin geçersiz olduğu iddiası açısından yapılan değerlendirmede; davalı şirket esas sözleşmesinin 10. maddesinde yönetim kurulunun yarısının A Grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından diğer yarısının ise B Grubu hissedarların göstereceği adaylar arasından olmak üzere asgari dört üyeden oluşacağı düzenlenmiştir. 6762 sayılı Kanun döneminde esas sözleşmeye alınan bu imtiyaz düzenlemesi 6102 s. Kanun ile birlikte 360. Maddede ele alınmıştır. Burada tartışmalı olan husus imtiyaz tanınan grubun TTK md. 454’te öngörülen imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplanmaksızın karar alıp alamayacaklarıdır. Anılan hükmün 1. Fırkasına göre; “Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarıcı, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz.” Görüldüğü üzere imtiyazlı paylar genel kurulunun toplanmasının zorunlu kılındığı haller sınırlı olarak sayılmış olup arasında aday önerme hakkı olan imtiyazlı pay sahiplerinin aday önermesine ilişkin bir toplantı zorunlulundan bahsedilmemiştir. Kaldı ki toplantıda A ve B Grubu pay sahiplerinin dahil oldukları grupların %50 den fazlası ile hazır bulundukları (B Grubu %37.5 ve A Grubu %27.89) aday önerme konusunda gerekli çoğunluğa sahip oldukları açıktır. O halde karar bu yönüyle de iptal şartlarını taşımamaktadır. Davacının bir diğer iddiası olan Toplantıda hükümet komseri bulunmamış olması yönetim kurulu seçimine ilişkin toplantılarda hükümet komseri bulundurulması gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmadığı için kararın iptalini gerektirmemektedir. Yine yönetim kurulu seçimi ile mali tabloların onaylanması veya üyelerin ibrası arasında doğrudan bir bağlantı bulunmadığından olağan genel kurulların yapılmamış olması alınan seçim kararının iptali soncuna götürmemekle davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı vekilince derdestlik itirazında bulunulmuş ise de; işbu davamız ile .... ATM' nin ... esas, ... karar sayılı dosyası arasında hukuki bğlantı bulunduğu anlaşılmış ise de;.... ATM' nin ... esas, ... karar sayılı davasındaki talebin, davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün yapmış olduğu tescil işlemine itiraz mahiyetinde tescilin terkinine ilişkin olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü' nün de davada davalı olarak yer aldığı anlaşılmakla derdestlik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davacının davasının reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 615,40.- TL'nin mahsup edilerek eksik yatırılan 116,60.- TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Fazla yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı (davacı vekilinin e duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır

Üye ... ¸e-imzalıdır

Üye ... ¸e-imzalıdır

Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/785, K. 2026/657, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-785-e-2026-657-k-6cb258a9bb36