İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/733 E. 2026/535 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/733
- Karar No
- 2026/535
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/733 Esas KARAR NO : 2026/535 Karar
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 28/08/2025 KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Keşidecisi müvekkili ..., hamili davalı... olan ... Avrupa Ticari Şubesine ait ... düzenlenme tarihli 420.000-TL bedelli ... seri nolu çekin müvekkili tarafından davalı tarafa tekstil ürünleri karşılığı avans olarak verilmiş olmasına rağmen davalının bugüne kadar ilgili ürünleri teslim etmediğini, Davaya konu çek için dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da; süreçten olumlu bir netice alınamadığını, bu nedenlerle Davaya konu ... Avrupa Ticari Şubesine ait ... düzenlenme tarihli 420.000-TL bedelli ... seri nolu çekten kaynaklı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine; Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, hukuki niteliği itibariyle İİK madde 72 uyarınca davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... Numaralı dosyasında; ..... tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Uyuşmazlık, Davacının Bakırköy .... İcra Dairesinde ... esas sayılı takibe konu senetler nedeni ile İİK 72 kapsamında davalılara borçlu olup olmadığı, senetlerin ödenip ödenmediği, sunulan her bir ödemenin bu senetlere ilişkin olup olmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 27/01/2026 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacı taraf yerinde inceleme talep ederek ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Davalı taraf incelemeye katılmamış, ticari defter ve kayıtları ibraz etmemiştir. Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; " Davacı Yana Ait İncelenen ticari defteri ile yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; 1. Davanın niteliği yönünden değerlendirme Eldeki uyuşmazlık, dava konusu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Bu nedenle inceleme, yalnızca çekin varlığına değil; çekin hangi hukuki ilişkiye dayanılarak verildiği, bu ilişkinin ticari defter ve belgelerle desteklenip desteklenmediği ve çek nedeniyle davacı aleyhine mevcut bir borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı yönlerinden yapılmıştır. 2. Davacı ticari defterleri yönünden değerlendirme Dosya kapsamındaki incelemede, davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış/onay süreçleri bakımından yasal şartları taşıdığı ve bu haliyle ticari uyuşmazlık bakımından delil niteliğine sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı defter kayıtlarının mali yönden değerlendirmeye esas alınabileceği kanaatine varılmıştır. 3. Taraflar arasındaki ticari ilişki yönünden değerlendirme Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı kayıtlarında davalı adına cari hesap izlendiği ve bu ilişkinin 2024 yılında başlayıp 2025 yılına uzandığı görülmektedir. Bu itibarla taraflar arasında tamamen ilişkisiz bir durum bulunmayıp, çekin de bu ticari ilişki çerçevesinde gündeme geldiği anlaşılmaktadır. 4. Cari hesap kayıtları yönünden değerlendirme Davacı ticari defter ve cari hesap kayıtlarında, dönem sonu itibariyle davacının davalıdan 1.377.912,50 TL alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Bu tespit, dava konusu çekin doğrudan davacının mevcut bir borcunun ödenmesi amacıyla verildiği hususunu tek başına doğrulamamaktadır. Aksine, taraflar arasındaki hesap ilişkisinin ayrıca açıklığa kavuşturulmasını gerektiren bir mali görünüm ortaya koymaktadır. 5. Dava konusu çek yönünden değerlendirme Dosyada yer alan çek örneğine göre, dava konusu çekin ... nezdinde düzenlendiği, keşide tarihinin ... olduğu ve çek bedelinin raporda belirtilen şekilde kayıt altına alındığı görülmüştür. Çekin şekli unsurlar bakımından mevcut olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ise çekin fiziki varlığından değil, bu çekin hangi amaçla verildiği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 6. Banka müzekkere cevapları yönünden değerlendirme ... ve ...’tan gelen müzekkere cevaplarında, dava konusu çekin ibraz edildiği ve tamamının karşılıksız kaldığı bildirilmiştir. Bu tespit, çek bedelinin banka kanalıyla tahsil edilmediğini göstermektedir. Ancak çekin karşılıksız kalmış olması, tek başına taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin varlığını ya da yokluğunu kesin biçimde ortaya koyan bir unsur değildir. Bu husus, ancak çekin dayandığı ticari ilişkinin kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanmaktadır. 7. Çekin dayanak ilişkisi yönünden değerlendirme Dosya kapsamına göre davacı taraf, dava konusu çekin tekstil ürünleri karşılığı avans olarak verildiğini, ancak ilgili ürünlerin teslim edilmediğini ileri sürmektedir. Dosyada cevap dilekçesi içeriğine ilişkin ayrıntılı bir savunma görülmemekle birlikte, uyuşmazlığın esasını çekin mevcut bir borcun ifası için mi yoksa farklı bir ticari amaçla mı verildiği oluşturmaktadır. Bu nedenle yalnızca “çek verilmiş olması” olgusundan hareketle davacının borçlu olduğunun kabulü mali yönden yeterli açıklık sağlamamaktadır. Çekin dayandığı ilişki, cari hesap, teslim/ifa durumu ve taraf kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. 8. Çekin geri alınmış olması yönünden değerlendirme Uyuşmazlıkta çekin sonradan vekaleten geri alınmış olduğu yönündeki beyan ve delillerin de değerlendirmede dikkate alınması gerekir. Bir çekin geri alınmış olması tek başına bütün hukuki ilişkiyi sona erdirdiğini göstermese de, çekin taraflar arasında nihai ve kesin bir ödeme aracı olarak sonuç doğurup doğurmadığının tespitinde önem arz eden bir unsurdur. Bu husus, özellikle davacının “çek nedeniyle halen borçlu olup olmadığı” sorusunun değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. 9. Menfi tespit davası bakımından genel mali değerlendirme Dosya kapsamındaki ticari defter kayıtları, cari hesap hareketleri, banka yazıları ve taraf iddiaları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu çekin varlığı sabit olmakla birlikte, bu çekin davacının davalıya karşı kesinleşmiş ve mevcut bir borcunun ifası amacıyla verildiği hususunun mali kayıtlar bakımından açık ve tereddütsüz biçimde ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Özellikle davacı kayıtlarında davalının alacaklı değil, tersine davacının davalıdan alacaklı görünmesi; çekin karşılıksız kalması; ayrıca çekin geri alınmış olduğuna ilişkin hususların bulunması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu çek nedeniyle davacının halen borçlu olduğuna dair mali tespitin netleşmediği görülmektedir. Dava konusu çekin avans niteliğinde verilmiş olabileceği ve sonrasında geri alınmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde; 1. Davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve delil niteliğine sahip olduğu, 2. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, 3. Davacı kayıtlarında davacının davalıdan 1.377.912,50 TL alacaklı göründüğü, 4. Dava konusu çekin banka kayıtlarına göre ibraz edildiği ve karşılıksız kaldığı, 5. Çekin dayandığı hukuki ve ticari ilişkinin mahiyetinin, yalnızca çekin varlığına bakılarak davacının borçlu olduğu sonucuna götürmeye elverişli açıklıkta olmadığı, 6. Çekin geri alınmış olduğuna ilişkin hususun da bu değerlendirmede dikkate alınması gerektiği, 7. Çekin mevcut ve kesin bir borcun ifası amacıyla verildiği yönünde açık ve tereddütsüz bir mali tespitin yapılamadığı
anlaşılmış olup, mevcut mali veri ve kayıtlar çerçevesinde dava konusu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olduğu yönünde açık ve kesin bir mali kanaate ulaşılamadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporlarının HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Faturanın davacı/alıcı tarafından sunulması ve kayıtlı olması nedeniyle, davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının avans ödemesini yaptığını kesin delillerle kanıtlaması gerekmektedir. "....TBK 207/2 maddesi gereğince –sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Mahkemece söz konusu madde dikkate alınmaksızın çek tutarı kadar mal teslim edildiğini ispat yükümlülüğünün davalıya ait olduğu yönünde ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmayıp, davacının söz konusu çek nedeniyle borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğu gözetilerek tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, yanılgılı gerekçe ile eksik inceleme sonucu yazılı şekile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir...." Yargıtay .....Hukuk Dairesi, .... Tarih, .....Esas, .... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı çekin avans çeki olarak verildiği, ürünlerin teslim edilmemesi nedeni ile çekin bedelsiz kaldığı bu nedenle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup ispat yükü davacı üzerindedir. Bu kapsamında davacı vekiline yazılı delillerini sunmak üzere süre verilmiş ise de dosyaya taraflara arasında düzenlenen ve bu çekin avans olarak verildiğine ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmamıştır. Davacının defter incelemesi talebi ile dosya bilirkişiye tevdi edilmiş düzenlenen raporda ticari defterlerde de çekin avans çeki olduğuna ilişkin bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayanması nedeni ile davacıya yemin hakkı hatırlatılmış ise de süresinde yemin metni sunulmamış olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSPATLANAMAYAN DAVANIN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan avanstan kullanılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır.
Hakim ..... ¸e-imzalıdır.