İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/952 E. 2026/533 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/952
- Karar No
- 2026/533
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/952 Esas KARAR NO : 2026/533 Karar
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/11/2025 KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... ve ... uzunca yıllardır inşaat sektöründe, faaliyetlerini tabi olduğu mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütmekte olup, müvekkillerinin yine bir kat karşılığı inşaat projesine konu bina için 21.01.2025 tarihinde davalı .... Şti. İle “......” satışı ve teslimi konusunda 300.000,00-TL bedel üzerinden anlaşıldığını, buna istinaden müvekkillerinin, 23.1.2025 tarihinde davalının banka hesabına "galvaniz su deposu alımına mahsuben açıklamasıyla" 200.000,00-TL gönderdiğini, ancak davalının aradan uzunca süre geçmesine rağmen ürünü teslim etmediği gibi ödenen bedelini iadesini de gerçekleştirmediğini, bunun üzerine, ürünün teslimi için; ... tarihinde ... Yevmiye Numaralı Kartal .... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderilmiş ve işbu ihtarname davalı tarafa 14.08.2025 tarihinde tebliğ etmiş olduğu, son olarak, evvela söz konusu ürünlerin teslimi aksi halde ödenen bedelin ticari avans faizi ile iadesi talebiyle İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı dosyası ile başvuru yapmalarına rağmen bir netice alamadıklarından işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu beyan ederek, evvela, duruşma ve tebligat yapılmaksızın, alacağımıza yeter miktarda; davalıların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine (teminatsız) ihtiyat-i haciz konulmasına, davanın kabulü ve sözleşmenin feshi ile davaya konu 200.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 23.1.2025 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte müvekkillerime iadesine, sözleşmenin feshi ile birlikte, sözleşme hiç yapılmasaydı müvekkilimin uğranılmayacak olan, fazlaya ilişkin haklarımız hmk 107.m kapsamında saklı kalmak kaydıyla, 31.000,00-tl'lik menfi zararın tespiti ile sözleşme tarihi olan 21.01.2025'ten itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, sözleşmenin feshi ve müspet zararın tazmini talebine ilişkindir. İstanbul Anadolu Arabuluculuk Dairesinin ... numaralı dosyasında; ..... tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Uyuşmazlık, Taraflar arasında"prizmatik modüler su deposu" isimli ürünün satış ve teslimi konusunda anlaşma olup olmadığı, davacının 23/01/2025 tarihli ödemesinin buna ilişkin olup olmadığı, süresinde teslimin gerçekleşmemsi nedeni ile sözleşmenin feshi ve bedelin iadesi ile davacının bu nedenle iddia ettiği zarar taleplerinin yerinde olup olmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 10/03/2026 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacı taraf yerinde inceleme talep ederek ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Davalı taraf incelemeye katılmamış, ticari defter ve kayıtları ibraz etmemiştir. Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 16/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Delillerin takdiri ve değerlendirmesi Mahkemenin Sayın Hakimine ait olmak üzere; Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan inceleme ve değerlendirmeler çerçevesinde; 1- Davacının 2025 yılı ticari defterlerinin üsülüne uygun şekilde tutulduğu değerlendirilmiş olup, anılan defterlerin sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, 2- Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı tarafından davalı yana 23.01.2025 tarihinde 200.000,00 TL tutarında sipariş avansı mahiyetinde ödeme yapıldığı, ancak dosya kapsamına sunulan kayıt ve belgeler ile ticari defter kayıtlarında, bu ödemeye istinaden davalı tarafından davacıya herhangi bir ürün teslimi gerçekleştirildiğine dair bir tespite ulaşılamadığı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları esas alındığında, davacının dava tarihi itibarıyla davalıya yapmış olduğu avans ödemesinden kaynaklı olarak 200.000,00 TL alacaklı bulunduğu 3- Davacı defterleri incelendiğinde; dava dışı Karsütank firmasından su deposunu 331.200,00 TL bedelle aldığı, davacı tarafından 21.10.2025 tarihinde 165.600,00 TL ve 10.11.2025 tarihinde 165.000,00 TL olmak üzere toplam 330.600,00 TL tutarında ödemenin yapıldığına ilişkin dekontların dosyaya sunulmuş olduğu, 4- Davaya konu uyuşmazlığın, davacı ile davalı arasında akdedilen satış sözleşmesinden kaynaklandığı, 5- Dosya kapsamında davalı tarafça, malın teslim edildiğine ya da teslim edilmemesinin haklı bir nedene dayandığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı, 6- Somut olayda, davacı tarafından gönderilen Kartal .... Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya uygun süre verildiği bu nedenle davacının, borçlunun temerrüdü üzerine sahip olduğu seçimlik haklardan birini kullanarak sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, bu kapsamda, davacının sözleşme uyarınca ödediği bedelin iadesini talep edebileceği, sayın mahkemece faizi ile talep edilebileceğinin kabülü halinde davacının ödeme tarihi (23.01.2025) itibariyle ticari avans faizi talep edebileceği, 7- Davacının sözleşmeye konu malın teslim edilmemesi nedeniyle üçüncü kişiden su deposu temin etmek zorunda kalarak uğradıgı zarara ilişkin bedel farkını talep ettiği, bu zarar kaleminin menfi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, somut olayda talep edilen bedel farkının, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan ve ifa edilseydi katlanılmayacak olan bir zarar olup olumlu zarar niteliğinde olduğu, davacı sözleşmeden dönmüş olduğundan artık olumlu zararın talep edilmesinin mümkün olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ olunmuş, tarafları itirazları dosyamız arasına alınmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.) Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ..... tarihli, .... Esas, .... Karar sayılı ilâmı). Müspet zarar sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararı, menfi zarar ise, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından kaynaklanan zararı ifade etmektedir. Yani, müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durum ile eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnızca alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Diğer bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesi bulunmakta olup davalı tarafından davacıya bir teklif formu gönderildiği söz konüsü teklif formünda satılan malın cinsi ve bedelinin açıkça belirtildiği ve teklifin davacı tarafından kaşe ile teyit edildigi görülmektedir. Bu haliyle teklif formünün TBK kapsamında öneri niteliğindedir. Davacı tarafın teklife avans o demesi yapmak süretiyle icabı kabulü ile sözleşme kurulmuştur. Mahkememizce sözleşme kapsamında ifanın yerine getirilip getirilmediğinin tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yapılmış olup davalı tarafça, malın teslim edildiğine ilişkin bilgi ve belge olmadığı anlaşılmakla davalının sözleşme kapsamında edimini yerine getirmediği, temerrrüde düştüğü anlaşılmıştır. Satım sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, davalının temerrüde düştüğü de anlaşılmakla TBK madde 125 uyarınca davacının aynen ifa ve gecikme tazminatı; yahut ifadan vazgeçme ve müspet zarar tazmini; yahut sözleşmeden dönme (fesih) ve menfi zarar tazminatı talep hakları bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesinde sözleşmenin feshini ve avans ödemesinin iadesi ile zararın tazminini talep etmiştir. Davacının davalıya çekmiş olduğu ihtarnameden de anlaşıldığı gibi davacı sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olup, ödenen bedelin iadesin ve sözleşmenin edilmlerin yerine getirilmemesi nedeni ile feshini talep ettiğinden, bu talepleri bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının sözleşmeye konü malın teslim edilmemesi nedeniyle üçüncü kişiden temin etmek zoründa kaldıgı ve bü nedenle uğradığı zarara ilişkin bedel farkın bakımından ise bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi bu zarar menfi zarar kapsamında değil müspet zarar kapsamında değerlendirilmektedir. Bu nedenle de davacının müspet zararına ilişkin 31.000,00-TL nin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Taraflar arasındaki 21/01/2025 tarihli sözleşmenin feshi ile ödenen 200.000,00-TLnin 23.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya iadesine, Davacının müspet zararına ilişkin 31.000,00-TL talebin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 13.662,00-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 2.611,36-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 10.050,64-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40- TL başvuru harcı, 2.611,36-TL peşin nispi harç, 87,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.314,26-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 9.785,00-TL toplam yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında % 95,72'i olan 8.549,78-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 4.069,00-TL'sinin davalıdan, 631,00-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 31.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır.
Hakim ..... ¸e-imzalıdır.