Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1371 E. 2026/1530 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1371
- Karar No
- 2026/1530
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1371
KARAR NO: 2026/1530
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/04/2026
ESAS NO: 2025/345
KARAR NO: 2026/334
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2026
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 08/07/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/04/2026 tarih ve 2025/345 E - 2026/334 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkilinin müteveffa ...'ün mirasçısı olduğunu, ...'ün vefatından sonra müteveffanın ve kendisinin borçlu olduğu davalı bankaya (... A.Ş. ... Şubesi) müvekkilinin müracat ederek borç hakkında bilgi talep ettiğini, davalı bankanın yetkilileri tarafından faiz indirimi kampanyası kapsamında toplam 303.539,74-TL ödenmesi halinde icra dosyasına konu edilen borçların kapanacağını beyan ettiklerini; ilgili banka şubesi tarafından düzenlenen ... tarihli Borç Yapılandırma konulu yazı ile müvekkilinin miraşçısı olduğu müteveffa ...'ün bankaya olan borçlarının yapılandırıldığını, müvekkilinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirerek 303.539,74-TL'yi bankaya ödediğini; ancak banka tarafından ödemelerin Kayseri Genel icra dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına bildirilmediğini, bu dosyaya bağlantılı Kayseri Gayrimenkul satış icra dairesinin ... Esas sayılı dosyasından haciz ve kıymet takdiri işlemlerinin devam ettiğini, bunun üzerine bankaya hitaben Kayseri 13. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, beyan edilerek, Kayseri Genel icra dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ve bu dosyaya bağlantılı Kayseri Gayrimenkul satış icra dairesinin ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafın müteveffa ...’ün mirasçısı olduğunu ve borcun ödendiğini ileri sürerek bankaya karşı menfi tespit davası açtığını, ancak müvekkili bankanın yasal hakları doğrultusunda başlatmış olduğu icra ve haciz işlemleri tamamen yasal dayanağa sahip ve kambiyo senedinden kaynaklanan alacaklar olduğunu, mevcutta borcun bulunmadığına dair herhangi bir geçerli resmi belge, müvekkili bankanın yetkili imzasını taşıyan protokol ya da banka sistemlerine işlenmiş kayıt sunulmadığını, davacının, söz konusu borcun faiz indirimi kampanyası kapsamında ödendiğini iddia ettiğini, ancak bu kampanya önelinde müvekkili bankanın imzası yahut yetkili temsilcisinin imzası bulunmadığını, bu sebeple her iki tarafın da imzasının buunduğu bir protokol olmaması sebebiyle davacının dayanak yaptığı kampanya teklifini içeren protokolun hukuken geçersiz olduğunu; ayrıca Kayseri 5. İcra Hukuk Dairesinin 2024/609 Esas ve 2024/606 Karar sayılı dosyası ile aynı uyuşmazlık konusu üzerinden karar verilmiş olup bu kararda; "takibin kambiyo takibi olduğu, takibin kesinleşmesinde sonra taraflar arasında düzenlenen protokolün taraflar arasında bağlayıcı olduğu gibi alacaklı tarafından herhangi bir ödeme yapıldığına dair kabul beyanını bulunmadığı, bu haliyle icra müdürlüğünce satış işlemlerinin devam edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, şikayetin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, Davacı tarafça sunulan “anlaşmaya uyulduğu” iddiası gerçeği yansıtmadığı, bu anlaşma protokolündeki imzaların bankanın yetkilileri tarafından imzalanmamış hukuken geçerli bulunmayan, tarafları bağlayıcı olmayan evraklar olduğu, İddialarını hukuki bir zeminde destekleyen noter onaylı veya bankanın yetkili temsilcilerince onaylı geçerli bir belgenin dava dosyasına sunulmadığını, borcun kambiyo senedinden kaynaklanmakta olduğundan bu senede karşı itirazın da senetle ispatı gerektiği beyan edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Dosya kapsamında davacı taraf, yapılandırma sözleşmesi ve sözleşme gereği edimini ifa ettiğini iddia etmektedir. Bu durum bilirkişi raporunda teyit edilmiştir. Davalı banka, her ne kadar söz konusu yapılandırma sözleşmesinin banka yetkilileri tarafından imzalanmadığını beyan etmiş ise de yapılandırma sözleşmesinin banka ...evrak olduğu; banka kayıtlarında bu yapılandırma adlı belgenin mevcut olduğu görülmüştür. Mahkememizin banka ile yazışmalarına yönetmen yardımcısı ve yönetmen olarak cevap veren ... ve ...'ın borç yapılandırma taahhüdünde imzasının olduğu görülmüştür. Söz konusu şahısların, yönetmen ve yönetmen yardımcısı sıfatında banka yetkilileri olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki banka... taşıyan ve ödeme planı, yapılandırma taahhüdü belgesi kendisine verilen bir müşteri veya vatandaşın bankanın imza sirkülerini sorgulaması, kendisine muhatap olan banka personelinin yetkisini tetkik etmesi, buna göre bankaya güvenip güvenemeyeceği savunması; hem hayatın olağan akışına aykırıdır. Hem de bankacılık müessesesinin güven ilişkisine dayalı doğasına aykırıdır. Bu işlemde bankanın, ilgili personelden iç ilişkide hesaplaşması gerekmektedir. Müşteri kendisine kredi açan, taahhüt sunan, para veren personelin yetkisini sorgulayamaz. Personelin yetkisini aşan işlem yapması durumunda bankanın müşterisine/sözleşme tarafına değil de yetkisini ihlal eden personeline gitmesi gerekecektir. Davalı vekilinin belge içeriği ve bankayı bağlamayacağı hususundaki savunmalarına bu nedenlerle itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin bir diğer itirazı ise dava konusu takibin kambiyo senediyle temellendirilmiş alacak olduğu ve yapılandırmanın bu takibi kapsamadığı savunmasıdır. Öncelikle yapılandırma evrakının içeriği tetkik edilmiştir. Buna göre "....yasal takip borcu..." ifadesi kullanılmış takip dosyalarında kredi sözleşmesi, kambiyo takibi ayırımı yapılmamıştır. Davacının bu ifadeden anlaması beklenen tüm icra takip borçlarıdır. Bu nedenle taahhüdün dava konusu icra takibini de kapsadığı kabul edilmiştir. Yine belge içeriğinde, taahhüt tarihinde 2.002.191,05 TL takip alacağı olduğu, haricen hesaplanarak beyan edilmiştir. Bu beyan nedeniyle muris ... ve davalının taraf olduğu tüm icra takip dosyalarında yapılandırma tarihi olan 06/06/2023 tarihindeki kapak hesapları istenilmiştir. 6 adet kapak hesabının anılan tarihteki toplam bedelinin 706.119,80-TL olduğu görülmüştür. Bu takiplerinin en yükseği ise 613.467,36-TL ile dava konusu ... Esas sayılı takip dosyasıdır. Diğer icra takiplerinin toplamı 92.652,44-TL'dir. Şu halde davalının savunması dikkate alındığında; yapılandırma sözleşmesinde ifade edilen tutar dava konusu takip dosyası dışındaki sair icra dosyaları ile sağlanamayacaktır. Tüm bu tespitler yanında icra takibinden (...) sonraki bir tarihte 06/06/2023 tarihinde davalı banka tarafından ödeme planının kabulü ve yapılandırma taahhüdünde bulunulmuştur. Söz konusu taahhüt, tarihi dikkate alındığında da davalı bankayı bağlayıcı mahiyettedir. Neticede dava dilekçesi ekinde ibraz edilen taahhütnamenin davalı bankadan sadır olduğu; davalı bankayı bağlayıcı mahiyette olduğu; dava konusu icra takibini de kapsar mahiyette olduğu kabul edilmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının borçlu olmadığına dair vakıasını HMK 190 maddesi gereğince ispat ettiği görülmekle; davanın kabulüne karar verilmiştir. Tüm bu süreçte takibin devam ettiği, hacizlerin yapıldığı; davalı bankanın taahhütnameyi ve davacının edimini ifasını bildiği halde kötü niyetli olarak icra takibine ve hacizlere devam edildiği görülerek kötü niyet tazminatının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 1-DAVANIN KABULÜ İLE; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına ve Kayseri Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine konu borç nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın (255.000,00-TL) %20'si tutarında olmak üzere 51.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İİK 72/5 maddesi gereğince kısa karardan bir örneğin Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas ve Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarına gönderilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı taraf, müteveffa ...’ün mirasçısı olduğunu ve borcun ödendiğini ileri sürerek tarafımıza karşı menfi tespit davası açtığını, ancak, müvekkil bankanın yasal hakları doğrultusunda başlatmış olduğu icra ve haciz işlemleri tamamen yasal dayanağa sahip olduğunu, kambiyo senedinden kaynaklanan alacaklar olduğunu, mevcutta borcun bulunmadığına dair herhangi bir geçerli resmi belge, müvekkil bankanın yetkili imzasını taşıyan protokol ya da banka sistemlerine işlenmiş kayıt sunulmadığını, davacı, söz konusu borcun faiz indirimi kampanyası kapsamında ödendiğini iddia ettiğini, ancak bu kampanya önelinde müvekkil bankanın imzası yahut yetkili temsilcisinin imzası bulunmadığını, bu sebeple her iki tarafında imzasının buunduğu bir protokol olmaması sebebiyle davacının dayanak yaptığı kampanya teklifini içeren protokol hukuken geçersiz olduğunu, ayrıca değinmek gerekir ki; Kayseri 5. İcra Hukuk Dairesinin 2024/609 Esas ve 2024/606 Karar sayılı dosyası ile aynı uyuşmazlık konusu üzerinden karar verilmiş olup bu kararda; "takibin kambiyo takibi olduğu, takibin kesinleşmesinde sonra taraflar arasında düzenlenen protokolün taraflar arasında bağlayıcı olduğu gibi alacaklı tarafından herhangi bir ödeme yapıldığına dair kabul beyanını bulunmadığı, bu haliyle icra müdürlüğünce satış işlemlerinin devam edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, şikayetin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Hüküm Şikayetin REDDİNE..." Şeklinde kurulan hüküm ile davacının haksız davası bir kez daha vurgulandığını, davacı tarafça sunulan “anlaşmaya uyulduğu” iddiası gerçeği yansıtmamakta olup, bu anlaşma protokolündeki imzalar bankanın yetkilileri tarafından imzalanmamış hukuken geçerli bulunmayan, tarafları bağlayıcı olmayan evraklar olduğunu, iddialarını hukuki bir zeminde destekleyen noter onaylı veya bankanın yetkili temsilcilerince onaylı geçerli bir belge dosyamıza sunulmadığını, kaldı ki, borç kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup bu senede karşı itirazın senetle ispatı gerektiğini, bu durumda, davacı tarafın menfi tespit talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı, ayrıca kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğunu, oysa müvekkil bankanın tüm işlemleri yasal sınırlar içerisinde, alacağın tahsiline yönelik gerçekleştirildiğini, dolayısıyla davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebi de yerinde olduğunu, gerekçeli kararın kaldırılarak davacının açtığı menfi tespit davasının reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı bankanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin usul ve yasaya uygun olan kararının onanmasına, müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile haksız sürdürülen icra takipleri nedeniyle hükmedilen %20 kötüniyet tazminatının aynen korunmasına, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, davacı murisinin davalı bankaya olan borçları nedeniyle başlatılan ilamsız icra takiplerine konu alacakların ödeme taahhüdü kapsamında davalı tarafa ödendiğinin tespiti ile menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacı murisinin davalı bankaya olan borçlarının taraflarca yapılan taahhüt sözleşmesi kapsamında ödendiğinin ve borçların sonlandırıldığının tespiti ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/04/2026 tarih ve 2025/345 E - 2026/334 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 20.734,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 5.183,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.551,10 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 08/07/2026