İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/702 E. 2025/702 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/702
Karar No
2025/702
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/702 Esas - 2026/485 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/702 Esas KARAR NO : 2026/485

HAKİM : .... KATİP : ...

DAVACI : ..... VEKİLLERİ : Av. ... Av...

DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 15/09/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karşı yan ... AŞ arasında tanzim ve imza olunan ihtiyaç kredisi sözleşmesine istinaden davalı borçluya ihtiyaç kredisi tahsis edilerek kullandırıldığını, Borcun ödenmemesi üzerine borçluya kat ihtarları gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine borçlu aleyhine ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2025/114441 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasında düzenlenen ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiş olup borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan itiraz, kötü niyetli şekilde takibi sürüncemede bırakmak ve zaman kazanmak amacıyla yapılmış olduğunu, hukuki mesnetten yoksun olduğundan itirazın iptali gerektiğini, müvekkil banka ile davalı borçlu arasında imza altına alınan sözleşme hükümleri ve tüm sözleşme kapsamı nazara alındığında; takip talebinde talep edilen tüm alacak kalemleri tamamen yasal ve sözleşme hükümlerine dayalı olduğunu, ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2025/114441 esas sayılı dosyasına yapılmış olan haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazın iptaline, itiraz edilen her nevi alacak yönünden takibin devamına, oaksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçluya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. Dava kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde " mahkemenin görevli olması " hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler, görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkemenin resen görevli olup olmadığını inceleyerek karara bağlaması gerekir. Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ve 6502 Sayılı TKHK ile getirilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Diğer yandan dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun 3/l. maddesinde tanımlanmış olup, buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nın 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. 6502 Sayılı Kanun'un 83/2.maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise;" Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır. Anlatılan yasal düzenlemeler kapsamında 6102 sayılı TTK'nun 4/1-f maddesi uyarınca Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardan olup anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Diğer yandan uyuşmazlığın bankacılık/kredi hukukuna ilişkin olmakla birlikte tüketici işleminden kaynaklanması halinde ise TTK'nın 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan ve kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi olmadığından, TKHK'nın 83/2. Ve 73/1. Maddeleri uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmaktadır. Dolayısıyla bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin saptanabilmesi için öncelikle; taraflardan birinin tüketici sıfatına sahip olup olmadığı ve böylece aralarındaki ihtilafın tüketici işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir.

Bir başka anlatımla davalının tüketici olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken davalının tüketici sıfatına sahip olmaması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesi olacaktır. Somut olayda; davalı gerçek kişi olup, tacir sıfatını haiz olduğuna dair bir iddia veya emare bulunmadığı, takibe dayanak gösterilen kredi ilişkisinde kredi sözleşmesinin bireysel kredi sözleşmesi olduğu, banka tarafından kredinin ihtiyaç kredisi(IHTKRED) olarak isimlendirildiği ve sunulan bireysel kredi sözleşmesinde kredinin türü başlıklı bölümde kredinin belirli süreli tüketici kredisi olarak tanımlandığı, yine ihtarnamede tüketici kredilerinden yapılan kesintilerden olan kkdf kalemi yer aldığı, alınan bilirkişi raporu ile de uyuşmazlığa konu kredinin tüketici kredisi olarak belirlendiği görüldüğünden, davalının tüketici olduğu ve talebe dayanak kredi sözleşmesinin tüketici işlemi olduğu anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında; uyuşmazlığa konu kredi ilişkisinde davalının tüketici sıfatını haiz olduğu, kredi sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu gözetilerek, tüketici işleminden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın çözümü bakımından Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtar edildi) 3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2026

Katip ....

Hakim ....

BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/702, K. 2025/702, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-702-e-2025-702-k-4ca3ef10ac94