İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1191 E. 2026/616 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1191
- Karar No
- 2026/616
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1191 Esas KARAR NO : 2026/616
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/12/2025 KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı dava dilekçesinde özetle;.... Şti'nde işçi olarak çalıştığını, davalının ise aynı şirkette hissedar olduğunu, ... Ltd. Şti.'nin sahibi ...'in ile davalı ...'ın kendisi de dahil iş yerinde çalışan birkaç kişiden topluca teminat amaçlı boş senet aldığını, daha sonra işten çıkarıldığını, belirtilen senedin davalı... tarafından doldurularak hakkında ... 4. İcra Müdürlüğünün...E. dosyası ile icra takibi yapıldığını, mezkur icra takibi dayanağı senedin teminat senedi olması nedeniyle takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkkili... ile davacı ...'ın ... Şti.'nde çalıştıklarını, davacı ...'ın, müvekkili ...'tan almış olduğu borç para karşılığında, işbu davaya konu 300.000,00 TL bedelli bonoyu imza ederek, müvekkiline teslim ettiğğini, Müvekkili ...'ın, bononun vadesinde davacı ... tarafından ödenmemesi üzerine, ... 4. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası üzerinden, davacı ... aleyhine icra takibi başlattığını, davacının, mezkur icra takibine konu bonoyu teminat amaçlı olarak düzenleyip ... Şti. yetkilisi ...'e teslim ettiği ve bu bononun sonradan müvekkili ... tarafından doldurularak icra takibine konulduğu yönündeki iddialarının ve diğer iddialarının doğru olmadığından davanın reddini talep etmiştir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Dava konusu olayda iş akdi devam ederken alınan teminat senetlerine ilişkin iş bu davanın açıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda"... iddianın içeriği ve gösterilen ve toplanan deliller kapsamında menfi tespit talebine dayanak senedin işçi işveren ilişkisi kapsamında verildiği, davalı tarafından kötüniyetli doldurularak takibe konulduğu ileri sürülmüş olduğundan, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde iş mahkemelerinin görevi, “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” olarak belirlenmiş olmakla, işçi sıfatını taşıyan kişinin iş ilişkisi devam ederken düzenlediği senede dayalı talebiyle ilgili davanın davanın, iş mahkemesinde görülmesi gerekir. İş Hukukuna hakim temel prensipler olan , işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, ve kayıtları elinde bulundurmasına karşılık , zayıf durumda olan işçinin korunması gerektiği, dikkate alınarak, iş veren tarafından düzenlenen , düzenlenmesi istenen belgelere karşı ihtilaf halinde tanık ile ispat olanağı getirilmiştir. Bu nedenlerle davaya bakmak görevinin iş mahkemesine ait olduğu hususunun resen gözetilmesi ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 06/07/2026 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı)" (Benzer nitelikte; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21/04/2026 tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı ilamı) Buna göre davacı yanın iş akdi devam ederken alınan teminat senedinin işçi işveren ilişkisi kapsamında verildiği, davalı tarafından kötüniyetli doldurularak takibe konulduğu ileri sürülmüş olduğundan, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde iş mahkemelerinin görevi alanında olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul İş Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Harç, vekâlet ücreti, arabuluculuk ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.11/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır