İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/563 E. 2026/357 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/563
- Karar No
- 2026/357
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/563 Esas KARAR NO : 2026/357
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/07/2025 KARAR TARİHİ : 20/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı borçlu arasında kredi ve kredi kartı sözleşmelerinin akdedildiğini, borçlunun kredi kartı ve kredi borçlarını ödememesi üzerine müvekkili banka tarafından hesabın kat edilerek alacağın muaccel hale getirildiğini beyan etmiştir. Borcun ödenmesi amacıyla davalıya ... A.Ş. tarafından ... tarih ve ... barkod numaralı hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca hesabın kat edilmesinin kredi sözleşmesinden doğan alacağın muacceliyeti için yeterli olduğunu, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmasa da ihtarnamenin borçlunun sözleşmedeki adresine tebliğ edildiğini belirtmiştir. Davalının yasal süresi içinde hesap özetine ve ihtarnameye itiraz etmediğini, bu doğrultuda İİK'nin 68/b maddesi uyarınca ihtarnamenin aynı kanunun 68/1. maddesinde yazılı belge niteliğini kazanarak asıl alacak ile akdi ve temerrüt faiz oranlarının kesinleştiğini ileri sürmüştür. Ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının sözleşmeye ve imzalara yönelik bir itirazı olmamasına rağmen süreci uzatmak amacıyla takibe haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğini iddia etmiştir. Davacı vekili; uyuşmazlığın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanması sebebiyle alacağın likit (bilinebilir ve hesaplanabilir) vasıfta olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda alacağın tespiti için bilirkişi incelemesine başvurulmasının alacağın likit niteliğini değiştirmeyeceğini savunarak; fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000-TL'lik kısım yönünden davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı asıl borçlu aleyhine alacaklı olunduğu iddiası ile başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşıldı. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 19/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davacı ... A.Ş. ... Şubesi ile davalı ... arasında 12.05.2022 tarihli ve 500.000,00 TL limit dahilinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davacı banka ... Şubesi tarafından davalıya 17.04.2023 tarihinde aylık %2,36 (yıllık %28,32) faiz oranı ile 36 ay vadeli ve 50.000,00 TL tutarında kredi kullandırıldığı belirtilmiştir. Takip ve dava konusu yapılan kredinin Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı görülmekle birlikte, geri ödeme planında KKDF tahakkuk ettirilmiş olması dikkate alındığında kredinin ticari kredi niteliğinde değil, bireysel kredi niteliğinde olduğu anlaşılmış ve hesaplamalar ile değerlendirmeler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yapılmıştır. Tüketici kredisine ilişkin olarak, 6502 sayılı Kanun'un 28/1. maddesine uygun şekilde düzenlenmiş ve borçluya tebliğ edilmiş bir muacceliyet ihbarnamesine dosya kapsamında rastlanılmadığından, muacceliyetin yalnızca icra takip tarihi itibariyle vadesi geldiği halde ödenmeyen taksit tutarları için gerçekleşmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davacı bankanın ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlattığı icra takibinde talep edebileceği alacak tutarlarının; 5.025,00 TL asıl alacak, 4.824,92 TL akdi faiz, 336,34 TL temerrüt faiz, 774,19 TL BSMV, 723,74 TL KKDF olmak üzere toplam 11.684,19 TL olarak hesaplandığı, masraf tutarı ile ilgili belge ibraz edilmediğinden bu kalemin değerlendirilmediği bildirilmiştir. Raporda sonuç olarak; davacı bankanın icra takibindeki istemleri ve taleple bağlılık ilkesi gereği talep edebileceği tutarların 5.025,00 TL asıl alacak, 4.824,92 TL akdi faiz, 336,34 TL temerrüt faiz ve 50,45 TL BSMV olmak üzere toplam 10.236,71 TL olduğu, davacı bankanın bu tutarların yanı sıra icra takip tarihinden itibaren tüketici kredisinin 5.025,00 TL asıl alacak tutarı üzerinden %36,82 temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV ile %15 KKDF yasal ferilerini talep edebileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, tüketici kredisine dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki; her dava açıldığı tarihteki usul ve esaslara göre belirlenir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK' nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye ticaret mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine gör e bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir. Tüketici Mahkemelerin görevi ise TKHK belirlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesinde Kanunun kapsamı "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde açıklanmıştır. Kanunun 3/l maddesinde tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder" denilmektedir. Aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Davacı taraflar arasında imzalanan 12/05/2022 tarihli genel kredi sözleşmesini sunmuştur. Kural olarak genel kredi sözleşmesinden kaynaklı davalarda Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Ancak yine davacının sunduğu delillerden takip konusu yapılan kredinin "Bireysel Tüketici Kredisi" olduğu 17/04/2023 tarihli ödeme planından görülmüştür. Mahkememizce hem alacağın miktarına, hem de kredinin niteliğine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 19/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda kredinin tüketici kredisi olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda, dosya kapsamında alacağın Genel Kredi Sözleşmesinden değil, tüketici kredisinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği ile görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine, 2- Karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşir ise kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, 3-Yukarıda belirtilen süreler içerisinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-HMK 331. Maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 20/05/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır