İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/542 E. 2025/542 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/542
Karar No
2025/542
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/542 Esas - 2026/152

T.C.

ANKARA

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/542 Esas

KARAR NO : 2026/152

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

...

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

DAVA TARİHİ : 30/06/2025

KARAR TARİHİ : 25/02/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026

Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ile aralarındaki nakliye işi ilişkisi gereğince müvekkili tarafından hizmetin tam olarak yerine getirildiğini ancak nakliye bedelinin ödenmediğini, bu alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak faturanın da sunulduğunu, davalının borcunu ve yapılan işi bilmesine rağmen alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, takip konusu 59.639,60 TL alacağın likit olduğunu belirterek, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın ve takibin yetkisiz yerde açıldığını, müvekkil şirketin merkez adresinin ...olduğunu, bu nedenle yetkili mahkeme ve icra dairelerinin ... olduğunu, yetkili icra dairesinde takip yapılmadan itirazın iptali davası açılamayacağını, ayrıca davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın usulden reddini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak ise müvekkil şirketin davacıya iddia edilen şekilde bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme veya cari hesap ilişkisi olmadığını, tek başına fatura düzenlenmesinin ticari ilişkiyi ispatlamayacağını ve borç doğurmayacağını, davacının hizmeti ifa ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiğini, müvekkilin ticari defterlerinde davacıya borç bulunmadığını, faiz talebinin, oranının ve türünün hatalı olduğunu, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, ilgili vergi dairelerinden celbedilen Ba-Bs formları, 18/03/2024 tarihli fatura, 24/07/2024 tarihli iade faturası, 19/12/2025 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya verilen nakliye hizmeti karşılığı düzenlenen faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemiyle bu davayı açmış, davalı vekili ise takibin ve davanın yetkisiz yerde açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını ve borçlu olmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İİK'nın ilamsız icra takibini düzenleyen 67. maddesinde, "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır.

İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 50.541,15 TL asıl alacak ve 9.098,45 TL işlemiş faizinin tahsili amacı ile ... esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 05/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 08/08/2024 tarihinde icra dairesine başvurarak, yetkiye, borcun tamamına ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 30/06/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.

İcra dairesinin yetkisine itirazın incelenmesinde, İİK'nın 50. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HMK'nın 10. maddesi ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden, alacaklının yerleşim yeri icra dairesi de yetkili olduğu anlaşılmış, davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde görülmemiştir.

TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Fatura tek başına akdi ilişkinin varlığını ispatlamasa da, faturanın alıcı tarafından ticari defterlere kaydedilmesi veya Ba-Bs formu ile vergi dairesine bildirilmesi, temel borç ilişkisinin ve mal veya hizmetin teslim alındığının kabulü anlamına gelir. Bu durumda ispat yükü, mal veya hizmeti teslim almadığını veya bedelini ödediğini iddia eden alıcıya geçer.

SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19/12/2025 tarihli raporda, tarafların ticari defter ve belgeleri ile vergi dairelerinden gelen Ba-Bs formlarının incelendiği, her iki tarafın da defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehe delil niteliği taşıdığının belirtildiği, davacının 18/03/2024 tarihli 139.981,85 TL bedelli faturayı kayıtlarına aldığı, ancak daha sonra tek düzen muhasebe sistemine aykırı kayıtlarla hesabı kapattığı, davalının ise bu faturayı kayıtlarına almamasına rağmen, bu faturaya istinaden 24/07/2024 tarihinde 89.443,70 TL bedelli bir iade faturası düzenleyip kayıtlarına aldığının tespit edildiği, vergi dairesinden gelen Ba-Bs formlarında davacının davalıya 124.983,79 TL (KDV hariç) tutarında satış yaptığını, davalının da davacıdan aynı tutarda alış yaptığını bildirdiğinin görüldüğü, bu çelişkili kayıtlar ve resmi bildirimler birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya düzenlediği fatura ile davalının düzenlediği iade faturasının mahsubu sonucu, davacının davalıdan 50.538,15 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, takipte talep edilen 9.098,45 TL işlemiş faize karşılık, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, faiz başlangıç tarihi olarak iade faturası sonrası bakiye tarihi olan 04/07/2024 tarihi esas alındığında takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz tutarının 1.504,72 TL olduğu bildirilmiştir.

Davacı vekili 19/02/2026 tarihli beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunda davalının, kayıtlarına almadığı bir faturaya karşılık iade faturası düzenlediğinin tespit edilmesinin alacaklarının varlığını teyit ettiğini, raporun 6.3. bölümünde davacının 50.538,15 TL alacaklı olduğunun net olarak belirtildiğini, raporun bu kısmına katıldıklarını ancak işlemiş faiz hesabında faiz başlangıç tarihinin iade faturası tarihi olan 04/07/2024 değil, asıl fatura tarihi olan 18/03/2024 olması gerektiğini, bu tarihe göre hesaplama yapıldığında takipte talep edilen 9.098,45 TL faize ulaşılacağını, bu yönden rapora itiraz ettiklerini ve gerekirse ek rapor alınmasını talep ettiklerini bildirmiştir.

Davalı vekili 14/01/2026 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, raporun müvekkil aleyhine olan kısımlarını kabul etmediklerini, raporun davacının taleplerinin yerinde olmadığını ve müvekkilin borcu bulunmadığını, aksine alacaklı olduğunu tespit ettiğini, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının raporda belirtildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde,... Esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, ilgili vergi dairelerinden celbedilen Ba-Bs formları, 18/03/2024 tarihli fatura, 24/07/2024 tarihli iade faturası, mahkememizce dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 19/12/2025 tarihli ... bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Davalının taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı yönündeki savunmasına rağmen, vergi dairesine sunulan Ba-Bs formlarında davacının düzenlediği faturaya konu mal veya hizmet alımını bildirdiği, ayrıca kayıtlarına almadığını iddia ettiği bir faturaya istinaden iade faturası düzenleyerek davacıya gönderdiğinin anlaşıldığı, bu durumların temel borç ilişkisinin varlığının ve davacının hizmeti ifa ettiğinin kabulü gerektiği, davalının kendi ticari defter kayıtlarındaki çelişki ve usulsüzlüklerin borçtan kurtulma sonucunu doğurmayacağı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama uyarınca davacının davalıdan 50.538,15 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu miktarın icra takibinde talep edilen 50.541,15 TL asıl alacak ile uyumlu olduğu, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmadığı, ancak asıl alacağın varlığı ve miktarının vergi dairesi kayıtları ve faturalar ile belirli ve hesaplanabilir (likit) nitelikte olduğu, davalının bu durumu bilmesine rağmen borcun tamamına itiraz etmesinin haksız olduğu, bu nedenle davacı lehine icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğu;

Taraflar arasında nakliye sözleşmesi bulunmakla, HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca davacı ikametgahı mahkemesinden de dava açabileceğinden davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, TTK'nın 855. maddesi uyarınca taşıma sözleşmesinden doğan alacaklar bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu, takibe konu fatura 18/03/2024 tarihli olup, bir yıl içerisinde 29/07/2024 tarihinde icra takibi başlatılarak zamanaşımı süresinin kesildiği, davanın da hem bir yıllık zamanaşımı süresi içinde, hem de İİK'nın 67. maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmekle davalının zamanaşımı def'inin de yerinde olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun ... esas sayılı icra takibine yaptığı 08/08/2024 tarihli İTİRAZININ 50.541,15 TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin 50.541,15 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa %51,75 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine,

2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 50.541,15 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 10.108,23 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davacı alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olmadığından ve asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmiş olduğundan davalı borçlunun tazminat talebinin reddine,

4-Kabul edilen 50.541,15 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 3.452,47 TL karar ve ilam harcından 1.018,50 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 2.433,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 1.018,50 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.721,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacının karşıladığı 100,00 TL yazışma gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.100,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 4.321,96 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 778,04 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 701,76 TL'sinin davacıdan, 3.898,24 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 50.541,15 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 9.098,45 TL üzerinden takdir edilen 9.098,45 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026

...

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/542, K. 2025/542, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-542-e-2025-542-k-834f7817db80