İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/507 E. 2026/262 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/507
Karar No
2026/262
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/507 Esas KARAR NO : 2026/262

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/07/2025 KARAR TARİHİ : 13/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sahibi olduğu ... portalı faaliyete geçtiği 2008 yılından bugüne düğün sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, işbu reklam ve tanıtım hizmeti, www.... internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen firma için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirildiğini, ... ünvanlı işletmesinin reklam ve ilanını portalımızda yayınlamak isteyen davalı ile 10.11.2023 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında borçludan 13.12.2023, 18.01.2024, 20.02.2024, 14.03.2024, 16.04.2024 ve 16.05.2024 tarihlerinde toplam 58.423,00TL ödeme sağlandığını, bakiye ödemelerin davalı tarafından yerine getirilmemesi üzerine alacağın tahsili talebi ile ... 13. İcra Müdülüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun icra takibinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmiş olup itiraz ile icra takibinin durduğunu, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davacının alacağının sözleşmeye, faturalara, internet üzerinden verilen hizmete ve cari hesaba dayandığını, sözleşme yapılmasına müteakip e-faturalar davalı adına müvekkil şirket tarafından tanzim edildiğini, davalının yetki itirazlarının yerinde olmadığını, İcra iflas Kanunu m.50 “Para ve teminat borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” hükmü gereğince Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki şartlara uygun olarak taraflar icra dairesinin yetkisine ilişkin olarak yetki sözleşmesinin yapılabildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.8. “Taraflar, İşbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ...’un defter ve muhasebe kayıtlarının ve belgelerinin kesin delil olduğunu gayri kabili rücu ve kesin olarak kabul beyan ve taahhüt eder.” hükmü gereğince davalıırı, davacı şirketin defter ve muhasebe kayıt ve belgelerini kesin delil olarak kabul ettiğini, davacı şirketin sözleşmeye uygun olarak sözleşme imzalandıktan sonra davalının işletmesi olan “...”ya kendi internet sitesi ... portalında “Düğün Salonları” kategorisinde oluşturduğu sayfa üzerinden reklam ve tanıtım hizmeti vermeye başladığını, sözleşmenin internet üzerinden reklam ve tanıtıma ilişkin bir sözleşme olması nedeni ile doğası gereği herhangi bir iş ya da görüntülenme garantisi müşteriye verilmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.7. “MÜŞTERİ’ye ait reklam ve ilanında yayınlanması halinde, buna bağlı olarak yayın yapılan mecra üzerinden kullanıcıların gönderdikleri formların (e-postaların) MÜŞTERİ’ye panel üzerinden bildirilmesi dışında herhangi bir sorumluluk üstlenilmez. Reklamın yapıldığı mecra üzerinden gelecek mesaj sayısı, frekans ve niteliği konusunda herhangi bir garanti verilmez.” hükmü gereğince müvekkil şirketin sözleşme gereği iş, sayfa görüntülenme sayısı, teklif sayısı gibi garantiler vermesinin söz konusu olmadığını, sözleşmesel olarak herhangi bir iş, sayfa görüntülenme sayısı, teklif sayısı gibi garantiler verilmemesine rağmen müvekkil şirket tarafından oluşturulan ve ... üzerinden reklam ve tanıtım hizmeti alan firmalarla ...’u ziyaret eden kullanıcı ve ziyaretçilerinin iletişime geçebileceği, teklif alıp verebilecekleri bir alan olarak bir kullanıcı paneli oluşturulduğunu, bu panel üzerinden ... internet sitesini ziyaret eden kişilerle ...’da sayfası bulunan reklam ve tanıtım hizmeti alan firmaların iletişim kurabildiğini, davacı şirketin davalının işletmesi adına bir kullanıcı paneli oluşturmuş ve sözleşme süresince firmanın ... internet sitesindeki sayfaya 3781 kullanıcı ziyareti gerçekleşmiş olup bu ziyaretler sonucunda toplam 497 fiyat teklifi talebi olduğunu, davalının bu tekliflerin 172 tanesine dönüş yaptığını, ayrıca ..., ... arama motoru üzerinde arama motoru reklamcılığı ve arama motoru optimizasyonu çok yüksek ve iyi olan bir web sitesine sahip olduğunu, davalı firmanın reklam ismi olan "... ADANA" kelimeleri ile arama yapıldığında ...'a ait reklam ve tanıtım için hazırlanan sayfası Google arama sonuçları içerisinde ilk sıralarda geldiğinin görüldüğünü, davacı şirketle davalı arasında imzalanan sözleşme davalının ticari işletmesiyle alakalı olduğundan aradaki ilişki ticari bir iş olduğunu, talep edilen faiz de ticari işlerde uygulanan avans faizi olup hiçbir şekilde yasaya ve usule aykırı olmadığını, sonuç olarak davacı tarafından sözleşmeye ilişkin tüm yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirilmesine rağmen sözleşme gereği ödemeler davalı tarafından yapılmadığını, borçlunun davalı, takibi sürüncemede bırakarak nihayetinde borcu ödememeye çalıştığını, işbu nedenle itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlunun itirazının iptali ile alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatı talebiyle Mahkemeye başvurunun zorunluluğunun doğduğunu belirterek borçlunun ... 13. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, davalının aleyhine, alacağın %20’si olmak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı hakkında ikame edilen haksız ve mesnetsiz itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini, şöyle ki öncelikle davanın usul yönünden reddi gerektiğini, Mahkeme tarafların aktif ve pasif dava ehliyetinin olup olmadığının açığa kavuşturulması gerektiğini, bilindiği üzere en kısa tabiriyle, sübjektif bir hakkı dava edebilme ehliyeti olarak tanımlanan “Aktif Husumet” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d bendi gereğince dava şartı niteliğinde olup, aynı kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her safhasında ve taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen nazara alınması gereken, usul hukukuna ilişkin ancak sonuçlarını maddi hukuk boyutunda doğuran son derece önemli bir müessese olduğunu, bu nedenle davacının, davada aktif husumetinin bulunup bulunmadığının öncelikle ve re’sen incelenerek karara bağlanması gerektiğini, ... Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonimşirketi'nin bir anonim şirket olması hasebiyle müvekkilin söz konusu şirketin herhangi bir yasal temsilcisi olmaması nedeniyle müvekkil hakkında yapılan icra takibi ve ikam edilen dava usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının davada taraf olarak kabul edilmesi halinde dahi müvekkil tüketici olarak kabulü ile davanın yetkisizlik ve görevsizlikle Adana Adliyelerine gönderilmesi ve tüketici mahkemesinde ikame edilmesi gerektiğini, zira yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için tacirler arasında yapılması gerektiğnii, HMK Madde 17(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabildiğini, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açıldığını, davalının tacir sayılan kişiler arasında yer aldığını, davalının söz konusu davacı şirket ile yapmış olduğu sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle davanın reddi gerekmekte olup mahkeme aksi kanaatte ise davacı taraf sözleşmede yer alan ve sözleşmenin asıl tarafı olan şirkete vermiş olduğu vaatlerin hiçbirini yerine getirmediğini, davacı tarafından ... Şirketi isimli şirkete hiçbir şekilde müşteri gelmediğini, davacı şirketin kendilerinin yönlendirildiği ''fake'' diye tabir edilen gerçek dışı aramalarla dava dışı ... Şirketi üzerinden sözleşmeye aykırı olarak kazanç sağladığını, dolayısıyla davacı tarafından vaat edilen hiçbir yükümlülük yerine getirilmediğini, davalı ile davacı taraf arasındaki sözleşmenin mahkemece kabul edilmesi halinde tüketici işi sayılarak tüketiciler için öngörülen yasal faizlerin uygulanması ve davacı tarafça talep edilen avans faizin reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, zira likit bir alacak söz konusu olmadığını, davacı arasındaki bir diğer uyuşmazlık icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığını, itirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedildiğini, icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini ancak hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedildiğini, icra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olduğunu, işlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün olmadığını, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini, bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini, şayet alacak tartışmalı ve yargılamayı gerektiriyorsa likit olduğundan söz edilemeyeceğini, somut olayda davacının yaptığı takip işe iade sonrası isteklere ilişkin olup bu alacakların hesaplanması ve miktarı bakımından uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ortada likit bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini, bu nedenle, Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olup bozmayı gerektirdiğini, davalının dava dışı ...Şirketi ile herhangi bir bağlantısının olmaması ve temsil yetkisinin olmaması nedeniyle ve diğer izaha çalışılan sebeplerle davanın usul ve esastan reddi gerektiğini belirterek davacının haksız ve hukuki mesnetten uzak davasının reddine, alacağın %20’si olmak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, vergi kayıtları, sicil bilgileri dosyamız içerisine alınmıştır. Dava, itirazın iptali davasıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır. 6102 sayılı TTKnun 4.maddesinde hangi davaların ticari dava ve çekişmesiz yargı işleri olduğu sayılmış olup, buna göre her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, TTKnun da TMKnun 962 ile 969.maddelerinde; 6098 sayılı TBKnun 202-203, 444-447, 487-501, 515-519, 532-545, 547-554, 555-560, 561-580 maddeleri, Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta borsa, sergi ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve son olarak da bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava olarak sayılmıştır. Bilindiği üzere, 12.05.2018 tarihli ve 30419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Esnaf ve Sanatkâr Odaları Arasında veya Esnaf ve Sanatkâr Odaları ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Bünyesindeki Odalar Arasında Üye Kayıt Zorunluluğu Bakımından Çıkacak Anlaşmazlıkları Çözümlemek Üzere Oluşturulan Mutabakat Komitelerinin Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ"e göre mutabakat komitesi kararlarında esas alınması gereken mevzuat arasında 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri yer almaktadır. Anılan Bakanlar Kurulu Kararının "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı" başlıklı 1 inci maddesinde aynen; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır." hükmü amirdir. İlave olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler: 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar; 2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar; 3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar; ..." denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2024 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir. Buna göre, 2024 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; yukarıda yer verilen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısı (fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 700.000 TL, Mal Satış Tutarı: 1.000.000 TL, fıkra 3 - Satış Tutarı: 700.000 TL) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır (Gayri Safi İş Hasılatı : 690.000 TL) Ayrıca, Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. Nitekim, TTK’nın “Ticari iş karinesi” başlıklı 19.maddesinde “(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. (2)Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Dosyaya celp edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 19/11/2025 tarihli yazı cevabında;".. ... vergi kimlik numaralı ...'ın Dairemizde 17/10/2014-17/04/2015 tarihleri arasında TEZGAHLAR VE PAZAR YERLERİ VASITASIYLA SEBZE VE MEYVE (TAZE VEYA İŞLENMİŞ) (ZEYTİN DAHİL) PERAKENDE TİCARETİ (SEYYAR SATICILAR HARİÇ) mükellefiyet kaydı bulunduğu, ayrıca 2023-2024 yıllarında mükellefiyet kaydının olmadığı, Vergi Usul Kanununun 177. Maddesinin birinci fıkrasının 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı hadleri gösteren tablo şeklinde tarafınıza sunulmuş olduğu .." şeklinde belirtildiği, yine Ziyapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünün 15/01/2026 tarihli yazı cevabında;"... 9580308280 vergi kimlik numaralı ...'ın Dairemizde 17/10/2014-17/04/2015 tarihleri arasında TEZGAHLAR VE PAZAR YERLERİ VASITASIYLA SEBZE VE MEYVE (TAZE VEYA İŞLENMİŞ) (ZEYTİN DAHİL) PERAKENDE TİCARETİ (SEYYAR SATICILAR HARİÇ) faaliyetlerinden basit usul olarak mükellefiyet kaydı bulunduğu, defter tutma ve Ba Bs formu verme yükümlülüğünün bulunmadığı, ayrıca 2023-2024 yıllarında mükellefiyet kaydının olmadığı.." belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan ARGE ve Üyelik Sözleşmesi incelendiğinde; ... ile firma ünvanı ..., firma ismi ... arasında "Akıllı Cevaplama Yazılı İletişim Sistemi ve listeleme " ile tanıtım ve reklam hizmeti konulu olduğu, aylık ödenek tutarın 8.559 TL olduğu, ödeme planında ödeme şeklinin KK Aylık ödeme, İlk ay ödenecek tutarın 1 TL, vade tarihinin 10/11/2023, tarihin her ayın 10'u şeklinde olacağı imza altına alınmıştır. Mahkememizce celp edilen ... Ticaret Sicil Müdürlüğü 26/01/2026 tarihli yazı cevabında ;"...-...'nın müdürlüklerinde kayıtlı olmadığı, ...A.Ş.'nin adresinin ... olduğu, şirketin merkezinin yine Yüreğir / ADANA adresinde olduğu, şirketin kurucusu ve yetkilisinin dava dışı ...olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen 10/11/2023 tarihli " ARGE ve Üyelik Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile hizmet sunan davacı ile davalı arasında reklam ve ilanın yayınlanması amaçlandığı, sözleşmeden doğan yükümlülüğün ihlal edildiği, ödemenin yapılmadığı iddiası kapsamında alacağın tahsilinin talep edildiği, davacı tacir sıfatına sahip ise de davalının basit usul olarak mükellefiyet kaydının bulunduğu, 2023-2024 yıllarında mükellefiyet kaydının bulunmadığı ve Vergi Usul Kanununun 177. Maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan alım ve satımlara ilişkin nakdi limit tablosu incelemesinde yıllık alış-satış veYıllık G.Safi İş Hasılatının esnaf faaliyet sınırları içinde kaldığı dolayısı ile tacir sıfatına haiz olmadığı, uyuşmazlık kapsamı itibari ile mutlak ticari dava kapsamında olmadığı ayrıca yukarıda açıklandığı üzere ticari iş karinesinin uygulanmasının Mahkemenin görevine etki etmeyeceği değerlendirilmekle somut uyuşmazlıkta davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmakta olup davacının davasının görev yönünden reddine, görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilerek, aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına , 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 13/04/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/507, K. 2026/262, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-507-e-2026-262-k-a7a52fc1a20f