İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/5 E. 2025/413 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/5
- Karar No
- 2025/413
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/5 Esas - 2025/413
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/5 KARAR NO: 2025/413
DAVA : Marka Tecavüzü DAVA TARİHİ : 25/02/2020 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 Yazım Tarihi: 07/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ( 25/02/2020 ve 13/03/2020 ) ÖZETLE ;Müvekkili şirketlerin .... nezdinde ".... ve "..." ibaresi geçen onlarca tescilli markası bulunduğunu, müvekkil şirketler, "...." adlı resmi internet sitesi kanalıyla ürün ve hizmetlerini tanıttığını, müvekkil şirketin bayileri, fiziki ortamda müvekkil şirket adına internet abonelik işlemlerin yaptığını, bunun dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, ilgili markaları kullanma ve abonelik işlemi yapma hak ve yetkisi bulunmadığını, hal böyleyken davalı tarafın ....adresinde müvekkil şirketlere ait " .... ve ..." markalarının hukuki dayanaktan yoksun olarak tabelalarda, afişlerde ve her türlü görsellerde kullanıldığını ileri sürerek marka tecavüzünde bulunan ve yine müvekkili şirketlerin onayı olmaksızın ürün tanıtım görsellerine yer vererek satışı yapmak suretiyle haksız rekabette bulunan davalının fazlaya ve tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu marka tecavüzü ile haksız rekabet eylemlerinin, öncelikle teminat istenmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına ve tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve bayi dış cephesinde ve bayi içerisinde yer alan ve müvekkil şirketin markalarını ve ürün ve tarife isimlerinin içeren tüm tabelaların, görsellerin ve materyallerin ihtiyati tedbir kararı verilerek kaldırılmasını ve toplatılmasını talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı şahısa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü içerir tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da gelmediği veya vekil de görevlendirmediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük tarihli) Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü , 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü yer almaktadır. ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıların ...., ... ve diğer tescilli marka haklarının davalı tarafça izinsiz olarak işyerinde ticari etki yaratacak şekilde kullandığı iddiasına bağlı marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşup oluşmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafa ait; a) .... sayılı " ...." ibareli , b) .... sayılı " ...." görselli , c) .... sayılı "...." ibareli , d) .... tesçil sayılı " ..." ve " ..." .... e) .... tesçil sayılı " ...." ibareli , tesçilli markaları olduğu , dava tarihinde de koruma altında olduğu ... kaydı ile anlaşılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde aynı zamanda ihtiyati tedbir de talep ettiğinden Mahkememizce 13/03/2020 tarihli karar ile ".... sayılı tesçilli markalar ( .... ) ile AYNI veya iltibas oluşturacak şekilde BENZERLERİNİN " ..." ve " ..." ibaresini taşıyan işyeri tabelasında, işyeri vitrininde sergilenen görsel bröşürlerde ticari etki yaratacak şekilde tanıtım, satış ve pazarlama şeklinde sergilendiği yönünde kanaat uyandıran GÖRSEL DELİLLER sunulduğundan ; Yukarıda geçen tesçilli markalar açısından İHTİYATİ TEDBİR talebinin KABULÜNE, Yukarıda geçen markalar ile aynı veya iltibas oluşturan benzer her türlü TABELA, BROŞÜR, AFİŞ VE SAİR TANITIM ÜRÜNLERİNİN davalıya ait işyerinden sökülüp KALDIRILMASINA , TOPLATILMASINA ve bu ürünlere EL KONULUP davalıya gerekli sorumluluk da hatırlatılarak .... olarak verilmesine, " şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Tahkikata geçildiğinde marka uzmanı Bilirkişi tarafından alınan 22/02/2021 tarihli raporda ÖZETLE; "Marka Hakkına Tecavüz Açısından ; Davalının iş yerinin üst tabelasında ... ibaresinin altında ve dükkanın yan cephelerinde kullanılan .... markaları ile davacılardan .... A. Ş. adına ... sayılı , ... sayılı , ... sayılı ,... sayılı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Haksız Rekabet Açısından ; Davalının iş yerinin üst tabelasında ... ibaresinin altında ve dükkanın yan cephelerinde kullanılan .... markaları ile davacılardan .... A. Ş. adına ... sayılı , ... sayılı , ... sayılı ,... sayılı markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğu bu nedenle davalının kullanımlarının davacılardan ... A. Ş.’nin ..., ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaları ile karıştırılma ihtimali yarattığı, Uyuşmazlığa Mesnet Diğer Markalar Açısından ; Davalının iş yeri vitrininde kullandığı ... ve ... markalarını ihtiva eden broşürlerin orijinal olup olmadığını, nasıl ve hangi amaçla kullanıldığını tespit etmek mümkün olmadığından, davalının bu kullanımlarının davacıların markalarından doğan haklara tecavüz veya haksız rekabet yapıp yapmadığı konusunda kanaat oluşturulamadığı ve dava dosyasında yer alan dış cephe fotoğraflarında davalının ... veya ... markalarını kullandığın gösterir herhangi bir delil bulunmadığından davalının dava dosyasındaki kullanımlarının davacının bu markalarından doğan haklarına tecavüz veya haksız rekabet oluşturmadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 24/05/2021 tarih ve .... sayı ile " davalı taraf kullanımı ile davacıların "...., ... ,..." ibareli tesçilli markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama (hedef) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede iltibas düzeyinde benzerlik oluştuğu, davalı eyleminin SMK 7 ve 29.ncu madde kapsamında marka tecavüzü, TTK 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne , Davalı taraf eyleminin davacılara ait "...., ... ,..." ibareli tescilli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu ibarelerinin davalı tarafça her türlü şekilde kullanılmasının men'ine , önlenmesine," şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .....nin17/12/2024 tarih ve .... sayı ile "....Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalının müvekkiline ait markayı nerelerde kullandığına ilişkin olduğunu bildirdiği ve davacının çalışanları tarafından çekildiği anlaşılan bir kısım fotoğraflara dayanılmış, bu fotoğraflar dışında mahkeme huzurunda yaptırılmış herhangi bir delil tespiti incelemesi veya başka bir delil sunulmamıştır. Dosyanın incelenmesinden yargılama devam ederken mahkemece verilen 13.03.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararının .... E. sayılı dosyasında infaz edildiği anlaşılıyor ise de bu konudaki belge veya tutanaklar da dosyaya sunulmamıştır. Anılanlar dışında dava konusu eylemlerin işlendiği ileri sürülen "...." adresinde bulunan işletmenin kimin tarafından işletildiğine veya davalı olarak gösterilen ...'ın bu işletme veya tecavüz eylemi ile ilgisinin ne olduğuna dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de bu inceleme dosya üzerinden ve davacı tarafından sunulan fotoğrafların, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı konusu ile sınırlı olarak yapılmış, mahkemece davalının somut davada ileri sürülen eylemlerle ilişkisi açıklığa kavuşturulmamıştır. İlk derece mahkemesince 13.03.2020 tarihli tensip tutanağının .... no'lu ara kararı ile mahalli mahkemesince delil tespiti yaptırılmasına karar verilmişse de davacı vekili ile görüşülüp bu ara kararının gereğinin yerine getirilmesinden vaz geçildiği belirtilmiştir. Oysa 6100 sayılı HMK.'nın 194. maddesi uyarınca taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Bunun dışında tarafların yerinde tespit edilebilecek delilleri önceden tespit ettirmek ve sunmak gibi bir zorunlulukları bulunmamaktadır. Davalının dava konusu eylemler ile ilgisinin ne olduğunun, diğer bir deyişle husumetin davalıya doğru yöneltilip yöneltilmediği hususunun mahkemece re'sen incelenmesi gerektiği tabiidir. Bu gerekliliğe uyulmaması, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halini oluşturur. Her ne kadar dava dilekçesi ve bilirkişi raporları davalıya bizzat tebliğ edilmiş ve davalı tarafça yargılama boyunca bir savunmada bulunulmamış ise de bu durumun, davalının HMK'nın 308/1. maddesi anlamında kendisine husumet yöneltilmesini kabul ettiği anlamına gelmeyeceği açıktır. Nitekim ilk derece mahkemesi kararının tebliği üzerine, davalı vekili mahkeme kararına karşı bu yönden istinaf itirazında bulunmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, gerekli görülürse mahallinde keşif yaptırılması veya 13.03.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararının infaz edildiği .... E. sayılı dosyasındaki belge veya tutanakların getirtilmesi veya resmi makamlardan bilgi sorulması suretiyle davalı ...'ın dava konusu fiil ile ilişkisi açıklığa kavuşturulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına " şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. YENİDEN DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE; ... '.nin iade kararı çerçevesinde ihtiyati tedbir kararının infazının yapıldığı .... Esas sayılı icra takip dosyasının belge ve tutanakları celbedilmiştir. Diğer yönden davalı şahsın iş yerinin bulunduğu .... ilgili işletmenin ne zamandan beri kim tarafından, hangi ünvan altında, hangi marka ibaresi kullanılmak suretiyle hangi tarihten beri kullanıldığı konusunda ilgili işletme ve vergi ruhsat örnekleri de istenilmek suretiyle müzekkere yazılmıştır. Gelen bilgi ve belgeler, müzekkere cevapları kapsamında dosya bilirkişiye tevdii edilip ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişinin sunduğu 26/08/2025 tarihli ek raporda ÖZETLE: " Kayıt ve Belgelerin İncelenmesi Neticesinde Bölge Adliye Mahkemesinin kararından sonra ilgili yerlerden celp edilen kayıt ve belgelerin incelenmesi neticesinde: söz konusu kayıt ve belgelerin davalı ...’ın dava dilekçesinde davalı adresi olarak belirtilen ve uyuşmazlık konusu kullanımların da yapıldığı “....” adresi ile bağlantısını göstermediği tespit edilmiştir. Söz konusu kayıt ve belgeler davalı ...’ın .... adresinde 19/02/2004-31/12/2017 tarihleri arasında faaliyette bulunduğunu ve davalı ...’ın ... unvanlı iş yerinin adresinin ise dava dilekçesinde belirtilen “....” değil “....” olduğunu göstermektedir. Marka Hakkına Tecavüz Açısından Uyuşmazlık konusu kullanımların yapıldığı “....” adresindeki iş yerinin üst tabelasında ... ibaresinin altında ve dükkanın yan cephelerinde kullanılan .... markaları ile davacılardan ... A. Ş. adına ... sayılı ... sayılı , ... sayılı ,... sayılı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Haksız Rekabet Açısından Uyuşmazlık konusu kullanımların yapıldığı “....” adresindeki iş yerinin üst tabelasında ... ibaresinin altında ve dükkanın yan cephelerinde kullanılan .... markaları ile davacılardan ... A. Ş. adına ... sayılı , ... sayılı , ... sayılı, ... sayılı markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğu bu nedenle “....” adresindeki kullanımların davacılardan ... A. Ş.’nin ...., ... ve ... sayı ile tescilli markaları ile karıştırılmaya neden olduğu, Uyuşmazlığa Mesnet Diğer Markalar Açısından Uyuşmazlık konusu kullanımların yapıldığı “....” adresindeki iş yeri vitrininde kullanılan ... ve ... markalarını ihtiva eden broşürlerin orijinal olup olmadığını, nasıl ve hangi amaçla kullanıldığını tespit etmek mümkün olmadığından, .... adresindeki bu kullanımların davacıların markalarından doğan haklara tecavüz veya haksız rekabet yapıp yapmadığı konusunda kanaat oluşturulamadığı ve dava dosyasında yer alan dış cephe fotoğraflarında “....” adresinde ... veya ... markalarını kullandığın gösterir herhangi bir delil de bulunmadığından .... adresindeki bu kullanımlarının davacının ... ve ... markalarından doğan haklarına tecavüz veya haksız rekabet oluşturmadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeniden bilirkişi raporu alınması ve keşif yapılması yönündeki talebi HMK 30 uncu maddesi kapsamında değerlendirilerek reddine karar verilmiştir. Tüm bunlardan sonra; (Marka Tecavüzü iddiasında); Her şeyden önce davacı taraf ... '.nin iade kararından önceki yargılamada talimat yoluyla keşif yapılmasını istemediğinden dosyaya sunduğu görsel fotoğraflara göre daha önceden karar verilmiş ise de; bu kez dava dilekçesinde bahsedilen " ...." adresinin davalı ile adiyetini tespit için ilgili kurumlara yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda " davalı ...’ın dava dilekçesinde davalı adresi olarak belirtilen ve uyuşmazlık konusu kullanımların da yapıldığı “....” adresi ile bağlantısını göstermediği tespit edilmiştir. Söz konusu kayıt ve belgeler davalı ...’ın .... adresinde 19/02/2004-31/12/2017 tarihleri arasında faaliyette bulunduğunu ve davalı ...’ın ... unvanlı iş yerinin adresinin ise dava dilekçesinde belirtilen “....” değil “....” olduğunu göstermektedir." tespiti de yapıldığından dava dilekçesinde bahsedilen " ...." adresinde davalının faaliyet göstermediği gibi davalının faaliyet gösterdiği yerin .... adresi olup 19/02/2004-31/12/2017 tarihleri arasında faaliyette yani davadan önceki tarihlerde faaliyet gösterdiği, ancak bu adreste davacılara ait markalarının kullanılıp kullanılmadığı belirlenemediği, (dosyada bu adreste herhangi bir delil tespiti olmadığı ) ... iade kararından sonraki keşif talebinin reddi gerekçesi o adreste ( “....”) davalının faaliyet göstermediği resmi yazı ile anlaşıldığı gibi yeni adresin ( .... ) de 19/02/2004-31/12/2017 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği resmi yazıda geçtiği gibi ... unvanlı iş yerinin adresinin ise dava dilekçesinde belirtilen “....” değil “....” olduğundan bu konu yeni bir dava konusu olması gerektiği ; Tüm bu sebeplerle; ... iade kararından önce davacı taraf talimat yoluyla keşif/tespit talebinden vazgeçtiği; Dosyaya sunduğu fotoğraflar dışında davalı şahsın dava dilekçesindeki adreste davacılara ait mesnet tescilli markaları izinsiz kullandığı her türlü şüpheden ayrı bir şekilde kanıtlanamadığı; davacı tarafca sunulan görsel kullanım fotoğraf delillerinin de tek başına ihlal konusu oluşturamayacakları gibi bu fotoğraflar bir delil tespiti işlemi ile de alınmadığı; Kanaatiyle davanın reddi gerekmiştir. (Haksız Rekabet açısından) ; ise .... .H.D.nin .... sayılı emsal kararında geçtiği şekilde "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı .... nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (..... Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve .... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve .... sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, " şeklinde geçtiği üzere davacı taraf marka ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete dayanamayacağından haksız rekabete bağlı açılan davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye 561 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3- Davalının yaptığı 68 TL yargılama giderinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, 4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 15/10/2025
Katip .... e-imzalı
Hakim .... e-imzalı