İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/490 E. 2026/579 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/490
- Karar No
- 2026/579
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/490 Esas KARAR NO : 2026/579
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/07/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ... Başkanlığı'na ait olan ve müvekkili şirket nezdinde ... vadeli, ... numaralı ... ile teminat altına alınan ... plakalı aracın, 12.11.2024 tarihinde park halindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini; kaza tespit tutanağına göre davalıya ait araç sürücüsü ...'ın %100 kusurlu olduğunun saptandığını; kaza anında sigortalı kamyon cinsi aracı sevk ve idare eden sürücünün, mevzuat gereğince bulunması zorunlu olan "C Sınıfı" sürücü belgesinin (ehliyetinin) olmadığını (yetersiz ehliyetle araç kullandığını); Karayolları Trafik Kanunu ve...Genel Şartlarının B.4-(b) maddesi uyarınca yetersiz/gereken ehliyetnameye sahip olmayan sürücülerce sebebiyet verilen zararların sigortalı işletenden rücuen talep edilebileceğini; bu kapsamda zarar gören üçüncü kişiye poliçe limitleri dahilinde 26.11.2024 tarihinde 28.500,00-TL ve 03.12.2024 tarihinde 1.250,34-TL olmak üzere toplam 29.750,34-TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını; davalının belediye olması sebebiyle tüketici sıfatının bulunmadığı ve uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen mutlak ticari dava niteliği taşıması karşısında Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girdiğini beyanla, toplam 29.750,34-TL rücuen tazminat alacağının; 28.500,00-TL'lik kısmının 26.11.2024 ödeme tarihinden, 1.250,34-TL'lik kısmının ise 03.12.2024 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faiziyle birlikte davalı ... Başkanlığı'ndan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketinin rücu talebinin yersiz olduğunu, ... sistemi gereği sigortacıya tanınan rücu hakkının istisnai ve sınırlı durumlarda kullanılabileceğini; somut olayda araç sürücüsünün ehliyet türü tartışmalı olsa dahi belediyenin çalışanlarının ehliyet sınıflarını sistematik olarak denetleme yükümlülüğü bulunmadığını, sürücünün bireysel ihlalinin kuruma rücu sorumluluğu doğurmayacağını ve kazanın oluşumunda belediyenin organizasyonel veya idari bir kusurunun bulunmadığını; ... Genel Şartları B.4 maddesi uyarınca rücu edilebilmesi için sigortalının kasıt veya ağır ihmalinin bulunması gerektiğini, olayın ise bir anlık dikkatsizlik sonucu meydana geldiğini; davanın dayanağı kılınan trafik kaza tespit tutanağının tek taraflı düzenlendiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca uzmanlığı belli olmayan polis memurlarınca hazırlanan kusur raporu ile ekspertiz hasar tespitlerinin hükme esas alınamayacağını, kusur olgusunun tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini; illiyet bağının bulunmaması ve idarenin kusursuzluğu nedeniyle tazminat yükümlülüğünün doğmadığını savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasına Makine Mühendisi bilirkişi ve Sigorta Bilirkişi'nden rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti sunmuş olduğu raporda özetle; "Davalı ... Belediye Başkanlığı'nın maliki olduğu ... (metinde sehven ... yazılan) plakalı kamyon cinsi aracın sürücüsü ...'ın; her ne kadar diğer sürücü sınıflarında geçerli bir sürücü belgesi bulunsa da, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 75/g ve 75/h maddelerinde düzenlenen kamyon ve çekici kullanımı için aranan "C1 ve C" sınıfı sürücü belgesine haiz olmadığı, dolayısıyla kaza anında yetersiz sürücü belgesi ile araç sevk ve idare ettiği anlaşılmıştır.Davalı sürücüsünün bu eylemi ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 36. maddesinde yer alan "Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır." amir hükmünü ihlal ettiği sabittir.Bu doğrultuda sürücü ...'ın, 12.11.2024 tarihli çift araçlı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda ASLİ VE TAM KUSURLU (%100 KUSURLU) olduğu,Zarar gören ... (metinde sehven ... yazılan) plakalı araç malikinin kazanın meydana gelişinde herhangi bir müterafik kusurunun bulunmadığı ve KUSURSUZ olduğu kanaatine varılmıştır.B) HASAR VE ÖDEME MİKTARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:Dava konusu zarar gören araçtaki hasarın, dosya münderecatında yer alan kaza dinamikleriyle uyumlu olduğu ve aracın hasar onarımının yapılmasının ekonomik olduğu saptanmıştır.Davacı sigorta şirketi tarafından hasar onarımı kapsamında yedek parçaların iskontolu olarak tedarik edildiği; yedek parça bedeli olarak dava dışı ...A.Ş. adına 03.12.2024 tarihinde 1.250,34-TL, hasar onarım işçilik ücreti olarak ise araç maliki ...adına 26.11.2024 tarihinde 28.500,00-TL olmak üzere banka kayıtlarıyla sabit toplam 29.750,34-TL fiili ödeme yapıldığı görülmüştür.Davacı sigorta şirketi tarafından taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda, ödenmiş olan toplam 29.750,34-TL hasar bedelinin rücu şartlarının oluştuğu tespitiyle; nihai hukuki takdir ve değerlendirme Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere heyetimizce mütalaa olunmuştur." şeklinde belirtmiştir. Dava, zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın ehliyetsizlik nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlığa emsal teşkil edecek nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin ...Esas,...Karar sayılı kararında; "Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 (E) ve 9 (K) sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olayda davacıya sigortalı aracın sigorta poliçe belgelerinden kamyon niteliğinde yani ticari olduğu, davalının ise kamu kurumu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda sigorta şirketi ile davalı arasındaki ilişki tüketici ilişkisi olmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığı, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından ve araç ticari olmakla birlikte davalı tacir olmadığından uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf itirazı yerindedir." denilmiştir. Alıntılanan bu içtihatta vurgulanan esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; davalı mülkiyetinde bulunan davacıya sigortalı aracın sigorta poliçe belgelerinden kamyon niteliğinde yani ticari araç niteliğinde olduğu, davalının ise kamu kurumu olduğu, bu durumda davacı sigorta şirketi ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olarak nitelenemeyeceği gibi, davalının tacir olmaması sebebiyle salt aracın ticari araç olmasının davada görevli mahkemeyi asliye ticaret mahkemeleri haline de getirmeyeceği, uyuşmazlığın haksız fiil niteliği ve tarafların sıfatları dikkate alındığında alıntılanan içtihatta da ifade edildiği üzere uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmış, bu itibarla; mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından; açılan davanın HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen mahkemenin görevli olması yönündeki dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır