İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/435 E. 2026/40 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/435
Karar No
2026/40
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/435 Esas KARAR NO : 2026/40

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/02/2021 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hisselerinin devri amacıyla davalılardan müvekkili şirketin eski yetkilisi olan ... ile dava dışı .... arasında "30.12.2015 tarihli Şirket ve Gayrimenkul Devir Sözleşmesi" adı altında bir sözleşme imzalanmış olduğunu, bu sözleşmeye diğer davalı ve kendi ifadeleri ile Mehmet' in gayri resmi ortağı ...'ın da tanık olarak imza atmış olduğunu, bu sözleşmenin amacının bir kısım taşınmazlar üzerine kurulacak güneş enerjisi santrallerinin kurulacağı taşınmazların devri ve yine güneş enerjisi santralleri için hak sahibi olan davacı ve diğer şirket hisselerinin devri amacıyla yapılmış olduğunu, davacı ve dava dışı diğer şirketlerin gerek sözleşme öncesi tarihte ve gerekse de sözleşme tarihinde aktif bir ticareti bulunmadığını, davacı müvekkili şirketin kurulma tarihinin 12.06.2015 ve davalı ...'in yetkileri ile birlikte hissesini devretme tarihinin de 11.01.2016 tarihi olduğunu, sözleşmeden bir zaman sonra ...'in müvekkili şirkette bulunan hisselerini devrederek artık müvekkili şirketin hisse sahibi ve yetkilisi olmaktan çıkmış olduğunu, ilerleyen zamanlarda gerek taşınmazların sözleşmeye uygun ve süresinde devredilememesi ve gerekse de güneş enerjisi santrallerinin kurulması için yasal sürelerin daralması ve/veya bitmesi sebebiyle davalı ... ve İsmail ile dava dışı sözleşme imzalayan kişiler arasında ödeme-alacak/verecek-tapu devirleri-hisse devirleri meseleleri yüzünden hukuki ihtilaf çıkmış olduğunu, bu arada geçen sürede de müvekkili şirketin hak sahibi olduğu çağrı mektubu gereğince güneş enerjisi santrali kurulmuş olduğunu ve şirketin nominal ve gerçek anlamda kıymetlenmiş olduğunu, davalı ... ve ....'in dava dışı sözleşme imzalayan kişilerle olan hukuki ihtilaflarını barışçıl, uscul ve hukuki yöntemle halletmek yerine hukuka aykırı ve suç teşkil eden eylemleri ..... ile birlikte işleyerek haksız ve kötü niyetli olarak kısa sürede müvekkili şirketin mağduriyetine yol açacak muvazaalı şekilde, gerçek bir alacağa taalluk etmeyen, içerik olarak sahte bir senet düzenleyerek Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 24.07.2019 tarihinde icra takibine girişmiş olduklarını, oysa ne sözleşmenin imza aşamasında, ne sonrasında yapılan şifahi görüşmelerde ne şirketin devrinde, ne daha sonrasında .....'in gönderdiği ihtarnamelerde bu senetten hiç bahsedilmemiş olduğunu, şirketin kayıtlarında da hiç yer almamış olduğunu, senet incelendiğinde "07.07.2015 Düzenlenme tarihli, 07.07.2018 vade tarihli, 60.000 Euro bedelli, alacaklısı/lehtarı(emruhavalesi) ..., keşideci-borçlular ... ile ... olan, arka yüzünde lehtar ...' ın cirosu olan ve sonrasında ...' ın cirosu olan, bedelinin nakden ve/veya malen alındığına ilişkin kayıt içermeyen, keşide yeri olmayan ancak sonradan ekleme yapılarak TC Küçükçekmece ibareleri eklenen" olduğu görülen ve sahte olarak-gerçek bir alacağa dayanamadan üretilen bir senet olduğunu, bu senet ve yapılan icra takibinin tamamen muvazaalı, haksız ve kötü niyetli olduğunu, sahte olarak üretilen senet için haber alınır alınmaz derhal tüm davalılar(keşideci ...., lehtar ... ve hamil ... hakkında şikayetçi olunduğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı ..... Soruşturma sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçlarından tahkikatın devam ettiğini, davalı ... tarafından takibe konulan senede ilişkin müvekkili firmanın kimseye herhangi bir borcu söz konusu olmadığını, takibe ve davaya konu senedin müvekkili şirket açısından bedelsiz olduğunu, müvekkilinin davalılar ile şirket bağlamında herhangi bir ticareti, borcu, alacağı, vereceği bulunmadığını, davalılardan ..... ve ...... in savcılık dosyasında alınan ifadelerinde ve ifadelerinin ekinde sundukları protokolde de şirketin kendilerine herhangi bir borcu olmadığını doğrulamakta olduklarını, davalı hamil ....'in vadeden önce senedi iktisap ettiğini ve vadesinde ödenmememesi üzerine icra takibi yaptığını belirtmiş olduğunu, senedin vadesinin 07.07.2018 tarihi olduğunu, ancak takip tarihinin ise 24.07.2019 tarihi olduğunu vadeden 1 sene sonra takibe geçmesinin hamilin de haksız ve kötü niyetli olarak senedi iktisap edip diğer davalılar ile muvazaalı şekilde müvekkili şirket aleyhine zararlandırıcı işlem tesis ettiğini ispatladığını, takip ve davaya konu senedin protesto edilmemiş olduğunu, davalı hamilin takip yetkisi olmadığını, ayrıca işlemiş faiz ve faiz oranları da yasanın belirlediği orandan fahiş olduğunu beyanla; öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, ilk olarak senette sahtecilik iddialarına binaen iddialarının ciddiliği ve davalılar hakkında müsnet suçtan savcılık tahkikatı olduğu gözetilerek HMK 209 maddesi gereğince teminatsız olarak dava konusu icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte olursa İİK 72/3 maddesi gereğince kanunen mahkemece belirlenecek dava değerinin %15'ine tekabül eden miktarca teminat yatırıldığında icra dosyasına-veznesine girecek paraların alacaklıya ödenmemesine, Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve bu dosyada takibe dayanak edilen bono sebebiyle müvekkilinin tüm davalılara(lehtar ve hamil) İİK 72.madde gereğince borçlu olmadığının tespitine ve Küçükçekmece ... İcra Dairesi .... Esas sayılı takibin iptaline, müvekkilinin zararına karşılık olarak İİK 72/5 maddesi gereğince takip miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine ve davalılar aleyhine zarar/tazminata ve bu zarar/tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, HMK 326 gereğince yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların HMK 326 maddesinde sayılan yargılama giderlerinin haricinde/dışında ayrıca HMK 329/1 gereğince müvekkili ile aralarında kararlaştırılan yasal ve nispi vekalet ücretinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinden kaynaklanan huzurdaki uyuşmazlık için arabuluculuk zorunlu olduğunu, davacının arabuluculuk yoluna başvurmaksızın huzurdaki davayı açmış olduğunu, davacıya son tutanak aslını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesini aksi takdirde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini talep ediyor olduklarını, davalı müvekkilinin iyi niyetli 3. Kişi olduğunu, sadece son cirantayı tanımakta olduğunu, davalı müvekkili ...'ın, sadece diğer davalılardan ...'ı tanımakta olduğunu, diğer davalı ve davacı şirketi tanımamakta, bilmemekte olduğunu, müvekkilinin bir arsa alım satım işlemi için ... ile görüşmüş, davalı ...'a Çatalca'da bulunan arsaları için kendisine satışı konusunda anlaşan ve bir kısım ödeme yapan müvekkilinin arsa satışının uzaması sebebiyle iş bu ödemelerin karşılığı olarak huzurdaki dava konusu senedi ...'tan almış olduğunu, ...'ın uzun süre arsaların devri için resmi sıkıntıları var biraz bekleyelim diyerek müvekkilini oyalamış, resmi işlemleri çözülmediği için bu nedenle müvekkilinin belli bir süre beklemiş ve daha sonra senedi tahsil etmek amacıyla icra takibi açmış olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli olmadığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin de bu iş sebebiyle çok mağdur olmuş olduğunu, iyiniyetli olmadığı ve muvazaa iddiaları doğru olmadığı gibi, dava dilekçesindeki gibi varsayımsal iddialar ve senaryolar ile ispatı söz konusu bile olamayacağını, senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereği yazılı delille ispatlanmak zorunda olduğunu, söz konusu bononun kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmekte olup, bononun tüm unsurlarını taşımakta olduğunu, davacı vekili senette unsurları taşımadığı iddiasında bulunsa da bu iddiasının yerinde olmayıp kabulünün mümkün olmadığını, dava- takip konusu senedin zorunlu olan bütün unsurları ihtiva etmekte olduğunu, bu sebeple borç ödemeden kaçınma ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, önce imza itirazı davası açmış, davanın reddedilmiş olduğunu, davacının icra takibinden sonra Küçükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde borca ve imzaya itiraz davası açmış davasının ... Esas ..... Karar sayılı ilamla reddolunmuş olduğunu, daha sonra uzun süre müvekkili ile pazarlıklar yapılmış, ancak müvekkilini de oyalamış, ödemelerini yapmamış olduğunu, davacının kötüniyetli tutumunu haciz aşamasında da devam ettirmiş olduğunu, davacı borçlu şirket aylarca müvekkiline karşı ödeme sözlerini yerine getirmediği için icra dosyasından davacının şirketinin şubesine fiili menkul haczine gidilmiş, davacının muvazaalı kira sözleşmeleri ve sahte faturalar ve muvazaalı vergi levhaları ile istihkak iddiasında bulunmuş, istihkak iddiasının da Küçükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamıyla Reddolmuş olduğunu, huzurdaki davanın takip açıldıktan, hacizler yapıldıktan "557 gün"sonra açılmış, haklı olduğunu düşünen kişinin 557 gün beklemeyeceğini, İcra Hukuktaki borca imzaya itiraz ve istihkak davası reddolununca dava açılmasının kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koymakta olduğunu, dava konusu icra takibinin 2019 yılında açılmış, borçlunun ödeme emirlerini almış, borca itiraz etmemiş, menfi tespit davası falan açmamış, hatta alacaklı müvekkilini arayıp ödeme için süre istemiş olduğunu, alacaklı müvekkili tarafından da süre bile verilmiş, ancak bu da suistimal edilmiş olduğunu, daha sonra davacı borçlu aldığı tüm sürelere rağmen ödeme yapmaması sebebiyle haciz işlemleri yapılmış. aradan 2 yıla yakın - 557 gün geçtikten sonra davacının fiili haciz yapıldıktan sonra istihkak iddiası da çökünce birden borçlu olmadığı aklına gelmiş olsa gerek son çare ve son kurşun olarak huzurdaki davayı açmış olduğunu, huzurdaki davanın yegane amacının alacağın tahsilini geciktirmek ve uzatmaya matuf bu davayı da pazarlık aracı kullanmak olduğunu, bu nedenle huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, davacı-borçlunun dava konusu bono nedeniyle borcu olmadığını senedin karşılıksız olduğunu ve sonradan düzenlendiğini - sahte senet olduğunu iddia etmiş olduğunu, bu yazılı itirazların iyiniyetli 3.kişi müvekkiline ileri sürülemeyeceğini, bu iddiasını senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davacının gerçek ve hukuk dışı iddialarla açtıkları bu dava ile alacağın tahsilini geciktirmekte kendi hür iradesi ile imzalanan senet bedelini ödemekten kaçınmakta olduğunu, bu sebeple senede karşı senetle ispat yükümlülükleri dışında tanık ve sair delillere muvafakatleri bulunmadığını, davacı borçlu tarafından takibe konu senedin müvekkiline olan borcu sebebiyle imzalanmış ve müvekkiline vermiş olduğunu, söz konusu bononun kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmekte olup, bononun tüm unsurlarını taşımakta olduğunu, dava ve takibe konu senedin tüm şartları taşıyan ve imzası ikrar edilmiş bir kambiyo senedi olup sebepten müceret olduğunu, temel ilişkiyle bağlı tutulamaz ilintilendirilemez olduğunu, davacının davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının iş bu davayı açmakta kötüniyetli olup icra takibini sürüncemede bırakmaya çalışmakta olduğunu beyanla; öncelikle; arabuluculuk dava şartı yönünden davanın usulden reddine, icra takibini sürüncemede bırakmak için iş bu davayı açan davacı-borçlunun icranın tedbiren geri bırakılmasına dair verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ispatlanamayan davanın reddine, kötü niyetle borcu inkar eden davacının % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yapılacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise davacı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve ...'a usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; takibe konu senet nedeni ile davacının davalılara borçlu olup olmadığı, senedin bedelsiz kalıp kalmadığı, senette tahrifat yapılıp yapılmadığı, davalıların muvazaalı işlemlerle davacı şirketi borçlu göstermeye çalışıp çalışmadığı, son hamil davalı ...' in senedi iktisapta ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığı, söz konusu senet nedeni ile davacı şirketin davalılara borçlu olup olmadığının tespiti ile takibin iptali gerekip gerekmediği hususlarındadır. Dosyanın mahkememize Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar ve 16/02/2021 tarihli gönderme kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davalı ... tarafından davacı .... Enerji San.ve Tic. Ltd. Şti., davalı ... ve davalı ... aleyhine 60.000,00 Euro bono, 5.983,56 Euro işlemiş faiz, 180,00 Euro bono komisyonu olmak üzere toplam 66.163,56 Euro üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşıldı. Takibe konu senedin incelenmesinde davacı şirketin keşide olduğu, davalı ...'in kefil olduğu, davalı ...'ın lehdar olduğu, düzenlenme tarihinin 07/07/2015 tarihi olduğu, senet vadesinin 07/0/2018 olduğu, bedelinin 60.000,00 TL olduğu ve senedin arka yüzünde davalılar ... ve ... ait ciroların yer aldığı ve senet üzerinde nakden ya da malen ibaresinin yer almadığı görülmüştür. Dava, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine yöneliktir. Davacı vekili, temel borç ilişkisine dayalı sebebin gerçekleşmemiş olmasına, senette tahrifat yapılmasına ve davalılarının muvazaalı işlemlerle davacı şirketi borçlu göstermeye çalışmaları sebeplerine dayanmaktadır. Takibe konu senet kıymetli evrak niteliğinde olup TTK m.776 uyarınca taşıması zorunlu unsurları ihtiva etmektedir. Her ne kadar davacı vekilince senet üzerinde yer alan "TC Küçükçekmece" ibaresi ile vade tarihinin sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de belirtilen hususların sonradan doldurulması senedin geçerliliğini etkilemeyecek nitelikte olduğundan ve davacı vekilinin imza itirazının bulunmadığı hususu nazara alınarak bu itiraz yerinde görülmemiştir. Yine davacı vekilince temel borç ilişkisine dayalı şartın gerçekleşmemiş olduğuna ve senedin davalı ... ve davalı ... arasındaki 07/07/2015 tarihli protokole istinaden düzenlendiği ve ...'ın savcılık ifadesinde söz konusu protokolün kabul edildiği ileri sürülmüş ise de senet üzerinde açıkça belirtilen protokole istinaden düzenlendiğinin belirtilmemesi ve protokolün ... ve ... arasında düzenlenmiş olmasına rağmen senet borçlusunun davacı şirket olması ve belirtilen protokolde davalı ...'in davacı şirket yetkisi olarak hareket ettiğine dair bir kayıt yer almaması nedeni ile davacı şirketin protokol nedeni ile borçlanacağı kabul edilemeyecektir. Yine davalı ...'ın savcılık ifadesinin incelenmesinde de davacının takibe konu senet nedeni ile HMK m.201 anlamında borçlu olunmadığına delil olarak kabul edilemeyecektir. Davalıların muvazaalı işlemlerle davacı şirketi borçlu göstermeye çalıştığına dair delil mahiyetinde bir belge dosya kapsamına sunulabilmiş değildir. Davacı vekili, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş ise de ödeme emrinin ve takip talebinin incelenmesinde davalılar ... ve ...'in de davacı gibi dosyada borçlu olarak yer aldığı, takibe konu senette ...'in kefil olarak olarak imzasının bulunması sebebi ile bu davalıların işbu dosya kapsamına pasif husumetlerinin bulunmadığı kanaati ile belirtilen davalılar yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davalı ...'ın takibe konu senette ciranta olarak yer alması, ciro silsilesinin usulüne uygun olması ve kıymetli evrakın tedavül niteliği göz önünde bulundurulduğunda davalının takibe konu senet nedeni ile alacaklı olmadığının kabul edilebilmesi için senedi iktisapta kötüniyetli ve ağır kusurlu olması gerektiği, ne var ki savcılık dosyasında verilen takipsizlik kararı, soruşturma dosyasında tarafların mahkeme dışı ikrarını içerir herhangi bir kaydın yer almaması ve yukarıda belirtilen sebepler bir arada değerlendirildiğinde davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 18/04/2023 tarih ve .... Esas ..... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 29/04/2025 tarih ve ... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile; "davanın, icra takibinden sonra açılan borçsuzluğun tespiti davası olduğunu, davacı vekilinin istinaf talepleri incelendiğinde; her ne kadar mahkemece davanın kabulüne dair gerekçe yazıldığı halde davanın reddine karar verildiği belirtilmişse de, Mahkeme gerekçesinde buna ilişkin bir çelişkinin bulunmadığının tespit edildiği, davacı vekilinin yemine ilişkin istinaf talebi incelendiğinde; davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı, mahkememizce davacı vekiline davalılara yemin teklif etme hakkını hatırlatmadan davanın reddine karar verilmişse de, davacı tarafça senedin sahte olarak düzenlendiği iddia edildiğinden, HMK’nun 226/1-c maddesi uyarınca bu husus yemine konu olamayacağından, istinaf talebinin kabul edilmediği, davacı vekili ticari kayıtlarının incelenmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde, defter ve kayıtlarda bulunmayan senedin muvazaa iddiasını kanıtlanamayacağı, bu nedenle incelenmesinin de muvazaa iddiası için gerekli olmadığı, mahkememizce inceleme yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığının tespit edildiği, ancak, her ne kadar mahkememizce davalı ... hakkındaki davanın icra dosyasında alacaklı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmişse de, davacı takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle de dava açılmış olduğundan, bonoda lehtar ve ilk ciranta olan ve taraf sıfatı bulunan davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf talebi ile davacı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı ... tarafından Mut C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı hazırlık soruşturmasına delil olarak sunulan ve davalılar ... ve ... arasında imzalanan 07/07/2015 tarihli protokolün ve davalılar ... ve ...'ın hazırlık soruşturması sırasında alınan ifadelerinin davacının iddiaları kapsamında incelenerek, davalı ...'ın davada taraf sıfatı bulunduğu da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkememize iadesine karar verildiği NETİCETEN; davalı ... vekilinin istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, mahkememizin 18/04/2023 tarihli ... E. - ... K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın mahkememize GÖNDERİLMESİNE" karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 29/04/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı uyarınca Mut C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş ve davalılar ... ve ...'ın ifadeleri ayrı ayrı incelenmiştir. Davalı ...'ın ifade tutanağının incelenmesinde "... isimli şahıs hatırladığım kadarıyla 2015 yılında kendi adına kurduğu şirketi ile Adana İli ... İlçesi ... Köyü Turgut mevkiinde güneş enerjisi santrali projesi işine girmişti. ... bir akrabalığım, yakınlığım olmayıp, sadece ismen tanıdığım birisiydi. ... bana yapacağı iş ile ilgili ortaklık teklif etti. Ben de gayrı resmi olarak bu şirkete ortak oldum. ... bu şirketi 110.000-Euro paraya şirket alacak ve borçları ile birlikte sattı. ..... ile konuşuldu. ... şirketin ...'a yani bana 60.000 Euro borcu olduğunu biliyordu. ...'den şirketin satışı için vekalet aldığı larihten itibaren şirkete ait burcu yok yazısını istedi. ... şirketin ...'a yani bana 60.000 Euro borcu var, bunun dışında olan tüm borçlarını kabul eder, imzalarım dedi. ..... bu konuya itiraz etmedi, gülümsedi. Bu konu orada kapandı. Bu satış sonrası konuşulan rakama karşılık ...'le sözleşme ..... arasında sözleşme imzalanmıştı. Bu sözleşmeye tanık olarak imza atlım. ... bu sözleşme gereği şirketi devir etmişti. ... ile aramızda satıştan yaklaşık 5 ay önce bu şirketin satılması durumunda değerini 120.000-150.000 Buro olarak belirleyerek, 120.000 Euro altında satılmayacağını da kararlaştırmış, bu konuda aramızda protokol yapmıştık. Bu protokolde anlaştığımız en alt rakamın yarısı olan 60.000 Euroluk senedi 07.07.2015 tarihinde ...”'den almıştım. Bu senedin ödeme tarihi 07.07.2018'di. Ancak ... satışı alan ..... isimli şahıstan parasını alamadı, hali ile bana da borcunu ödeyemedi. Ben de başka alış verişime karşılık ...'a bu senedi cirolayıp vermiştim. Ben ... isimli şahsa İstanbul ilinde bulunan kendime ait üç adet hisseli tapusu olan arsayı 60.000, Buro karşılığı satmıştım. Aldığım parayı başka işlerim için kullandım. Arsa tapularının devrinde bizden kaynaklanmayan sorun yaşandığı için ... ile telefonda görüştüm. Benden verdiği parayı geri isledi. Ben de nakil param olmadığı için ...'den aldığım şirket adına olan senedini kendisine cirolayarak verdim. Bu senedin karşılığı ödenmediği için ..... İstanbul'dan icra takibi başlattı. Ben ismi geçen şahıslar ile bir araya gelip sahte senet düzenlemedim. Bu konuda senedimin karşılığını alamadığım için ben de mağdurum. 07.07.2015 tarihli protokolün aslı bende var. Ancak aslının bende kalmasını istiyorum Bu nedenle bu protokolün fotokopisini rızam ile teslim ediyorum. (.... ile teslim etmesi üzerine bir sayfa protokol teslim alındı) 2015-2019 yıllarında şu an kullandığım iş yerim vardı. Kendime ail evim, aracım, eşimin adına 13 dönüm Kayısı bahçem, yaklaşık 300.000 Lira civarında nakit para vardı. İstanbul .... İlçesi ... Mahallesi kain sokakta .... ada ... parsot, ... ada ... parsel, 190 ada GÜ parsel sayalı arazilerde hisseli tapulu olarak benimdi. Ancak bu parsellerin metrekarelerini hatırlamıyorum. Bu üç parseli ...'a satmıştım. Bunun karşılığı 60.000 Buro para almıştım. ...'i Mut İlçesinde uzun zamandır esnallık yaptığım İçin ismen tanırım. Bu ortaklığımıza kadar her hangi bir yakınlığımız olmadı. Her hangi bir akrabalığım da yok. Bu konu ile ilgili ortaklığımız gayri resmiydi. Ben bu senedi ... ile gayri resmi ortak olduğum iş yerine yaptığım bir iş karşılığı almadım. Bu senedi aramızda yaptığımız protokol çerçevesinde teminat olarak almıştım. Bu senet ...'in adına olan şirketi adınaydı. Ben senedi aldığımda şirketin kurucusu ve resmi sahibi ...'di. Bu yüzden kendi şahsi adına ya da sahibi olduğu şirket adına olan bir senedi almam suç değildir. Bu şirkete şahsım tarafından da ödeme yapıldı. Çünkü başladığımız işle yapılan masrafları (Yeme, içme, şirkel alanına gidiş-geliş, danışman ücretleri, resmi kurumlara yapılan ödemeler Vb.) ... ile birlikte karşılıyorduk. Yapılan ödemelerde kesilen fatura ve düzenlenen belgelerde gayri resimi ortak olduğum için benim adım geçmedi. Konu olan senet 07.07.2015 tarihinde düzenlendi. Aynı gün senedi teslim aldım. Senet üzerinde bulunduğu söylenen ve bana sorulan TC Küçükçekmece ibaresi, teslimi ile il gili bir şey hatırlamıyorum. Senet üzerine birisinin yazı yazıp yazmadığını da bilmiyorum. Bu senedin şirket adına olması nedeni ile şirkete ait her hangi bir deftere işlenip işlenmediğini bilmiyorum. Şirketin resmi takip işlerini ... yapıyordu. Ben gayrı resmi ortak olarak ...'in olası bir satıştan sonra zorlanmadan ödeme yapması amacıyla senedin vadesini uzun tutmuşluk, Alacağım para döviz cinsi olduğu için kaybım olmayacağını düşünmüştüm. Döviz cinsinden senet yaptığımız için vadeyi uzun tutmuştuk. Bu senedi ...'a tam hatırlamamakla birlikte 2018 yılı içerisinde cirolayarak verdim. Bu senedi ...'a 60.000 Furo karşılığı parasını peşin alarak sattığını ancak bazı nedenlerden dolayı devrini yapamadığım arsaların parasının iadesi için cirolayarak vermiştim. 30.12.2015 tarihli tanık olduğum sözleşmede, ...”e ait şirketten almış olduğum 60.000 Euroluk senedi şerh düşmem gerektiğini bilmiyordum. Bu yönde yasal zorunluluk olup olmadığını da bilmiyorum. Bu sözleşme yapıldığında ...'ın da şirketin bana 60.000 Euro borcu olduğunu ve bu borca karşılık şirketin bende sendi olduğunu biliyordu. Benim senedi cirolayarak verdiğim ... bu hali ile senedi kabul etmişti. Benim de işlerimin yoğunluğu nedeni ile icra konularını takip cdemeyeceğimden proteslo etmedim ve ...'e cirolayarak verdim. Sencdi şahsa vermemden sonra ...'in bundan haberi oldu. Senedi cirolayarak verdiğim .... isimli şahsı İstanbul'da bulunan hisseli tapularıma müşteri olduğunda ortak arkadaşım vasıtası ile tanıdım. (.... Telefon numarası 0 ....9, açık adresini bilmem, İstanbul-Esenyurt'ta ikamet eder. Emlakçılık ile uğraşır) ..... ile daha öncesinden lanışlığımız, görüşmüşlüğümüz yok....'in ne iş yaptığını bilmem. Aramızda ki satış alış veriş işini sürekli telefonla görüştük. Senedi de kargo ile kendisine gönderdim. ..... ile yüz yüze hiç görüşmedim. Senedi .....'e 60.000 Buro karşılığı peşin para ile sattığım ancak çıkan bazı sorunlar nedeni ile devredemediğim, (Peşin aldığım 60.000 Euro parayı başka işlerim ve borçlarım için kullandığım için elimde nakil param olmaması nedeni ile) yukarıda betirttiğim hisseli arsalarımın parasının iadesi amaçlı senedi cirolayarak verdim. Senedin vade tarihi olan 2018 yılı ve senedin takip tarihi olan 2019 yıllarında kendime ait ev, dükkân, sertavul yaylasında S00 metrekare arsa vardı. Bu taşınmazlar ile ilgili her hangi bir kimse ile sözleşme yapmadım. Ben senedi .....'e devretmiştim. .....'in neden bir sene beklediğini bilmiyorum. Ben ismi geçen şahıslar ile anlaşarak sahte senel yapmadım. Bu olayda bende mağdur oldum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." şeklinde olduğu görülmüştür. Davalı ...'in ifade tutanağının incelenmesinde "2015 yılında kendi adıma kurduğum şirket ile Adana İli ... İlçesi .... Mahallesinde .... yazı mevkii ... ada ... parsel ve ... ada ... parselde ve ... İlçesi .... Köyü .... mevkiinde güneş enerjisi santrali projesi işine girmiştim. İlerleyen zamanda, her hangi bir akrabalığım olmayan, ismen tanıdığım Mut İlçesinde elektronikçi olarak bildiğim ...'a ortaklık teklif cttim. ... gayrı resmi olarak bu şirkete ortak oldu. ... ile aramızda bu ortaklıktan sonra protokol düzenledik, Bu protokole göre şirketin satılması durumunda 120.000-150.000 Euro arası paraya satılabileceğini, en alt rakam olan 120,000 Euro altında satılamayacağını imzalayarak kabul etmiştik. Yine bu en alt rakamın gayri resmi de olsa ortak olarak yarısı ...'ın olacağı için protokol tarihinde ...'a şirketin adına 60.000 Euroluk senet verdim. Bu senet yazılma tarihi protokol tarihi olan 07.07.2015'dir, yine ödeme tarihi de 07.07.2018 di. Ben bu şirketi 110.000-Euro paraya şirket alacak ve borçları ile birlikte sattım. ..... ile konuşuldu. ..... şirketin ...'a 60.000 Furo borcu olduğunu biliyordu. ..... benden şirketin satışı için vekalet aldığı tarihten itibaren şirketle ait borcu yok yazısını istedi. Ben, şirketin ... 'a 60.000 Euro borcu var dedim, ..... bu konuya itiraz etmedi, konuyu orada kapattı. Bu satış sonrası konuşulan rakama karşılık ..... ile aramızda 110.000 Buro paraya sözleşme imzalandı,... 'ta bu sözleşmeye tanık olarak inıza attı. Ben bu sözleşme gereği şirketi devir ettim. ... isimli şahısta ..... isimli şahsa kendisine ait şirketleri satmıştı. ....., bana ve ...l'e, ...'a sizin şirketinizi alacak-borçları ile birlikte aldığımı söylemeyin diye islekte bulundu. Ancak satış sonrası ..... isimli şahıstan paramı alamadım. ....'in elinde bulunan çeki başka alış verişinde kullandığından sonradan haherim oldu. Bu konular hakkında bilgim yok. Ben ismi geçen şahıslar ile bir araya gelip sahte senet düzenlemedim. Bu konuda ..... ile aramızda yapılan satış sözleşmesinde belirlenen 110.000 Curo parayı alamadığım için ben de mağdurum. 07.07.2015 tarihli protokolün aslı bende var. Ancak aşlının kendimde kalmasını istiyorum. Bu nedenle fotokopisini .... ile Polis Merkezine leslim ediyorum. (... ile teslim etmesi üzerine bir sayfa protokol teslim alındı) 2015-2018-2019 yılları arasında ... mahallesi .... İlkokulu Caddesinde keskin yapı market isimli iş yerim var. Bu iş yeri kiradır. 31.12.2019 günü bu iş yerimi kapattım. İkamet ettiğim cv kendime ait, Gazi ilkokulu caddesinde kendime ait 136.75 metrekare arsa üzerine 4 daire bir dükkanı sattım. Babamdan miras kalan ve diğer kardeşlerimin bazılarından değişik tarihlerde salın aldığım yaklaşık 21 dönüm boş tarlam var. Bu 21 dönüm boş tarla yanı sıra yine değişik tarihlerde satın aldığım toplam 65 dönüm meyve bahçem var. Kendime ait Otomobilim var. Yatırtaş mahallesinde 500 metrekare civarı boş arsam var. ...'ı şahsen tanırım. Her hangi bir akrabalık, yakınlık, köylü olma durumumuz yok. Şirketimin gayri resmi ortağıydı. Bu gayri resmi otaklıktan dolayı ticari yakınlığımız vardı. ...'a söz konusu senedi şirketin borcuna karşılık vermiştim. Şirketin masraflarına karşılık borçlanmıştım. Gayri resmi de olsa şirket ortağı olduğu için masrafları ödüyordu. ...... 'in yaptığı masraflara karşılık adına olan dekont, irsaliye, fatura yok. Zaten gayri resmi orlaklı, Bu belgeler benim adıma kesildi. Ayrıca belge düzenlenmeyen harcamalarda vardı. Bunlar iş sahasına gidiş-geliş, yeme içme, otel-konaklama, danışmanlık, iş takibi, Devlet su işleri, çevre ve şehircilik il müdürlüğü, valilik, ... olan harçlar, Adana il tarım müdürlüğüne yapılan masraflarıydı. ..... yapılan harcamaların belgesini rızam ile teslim ediyorum. (...... ile teslim elmesi üzerine bir sayla belge alındı.) ......'in yaptığı masrallara şirket içindi. Şirkel adına harcama yapmıştı. Bu yüzden şirket adına senet düzenledik. Ben borçlarım derken şirketin borçlarını kastettim. ....'in harcamaları yukarıda da belirttiğim gibi iş sahasına gidiş-geliş, yeme içme, otel-konaklama, danışmanlık, iş takibi ücretleri masraflarıydı. ...... , şirkete nakit girişi de sağladı. Bu girişleri ben takip ediyordum, ancak defterlere işlememişim. Senet 07.07.2015 günü düzenledi. Aynı tarihte ...'a verdim. Senet üzerinde bana sorulan TC Küçükçekmece ibaresinin kim tarafından eklendiğini bilmiyorum. Ben bu senedi .....'e verdiğimde böyle bir ibare yoktu. Kimin eklediğini bilmiyorum. Bana daha önce ifadem alınırken Polisin göstermesi ile bu ibarenin eklenmiş olduğunu gördüm. Söz konusu senedi işlerimin yoğunluğundan dolayı deftere işlemeyi unuttum. Şirketin olası zor durumunda şirket adına olan bu senedin ödenmesinde olabilecek aksaklıklar düşünülerek senedin ödeme tarihi uzun tutuldu. Bundan dolayı ...... in kaybı olmaması için aramızda konuşarak bu senedi Döviz üzerinden Euro olarak yaptık. ... isimli şahsı tanımam. Her hangi bir bağım. ticaretim, alış verişim yok. Şirketi devir ulan kişi zaten alacak vereceği ile şirkeli almıştı. Ayrıca ...'a olan şirket borcu da alıcı tarafından bilinmekteydi. Bu nedenle sözleşmeye yazılmadı. 13.06.2019, ihtarname çektim. Karşı Taraf 27.06.2019 tarihinde ihtarnamceye cevap verdi. Satış sözleşmesinde belirtilmeyen senedi ihtarnamede de belirilmedim. Bu şikayetim dışında ihtarname çektiğim şahıs ile her hangi bir davam yak. ...'ın olan 07.07.2018 ödeme tarihli senedin icraya konulması, takibi hakkında bilgim yok. Eğer kötü niyetli olsaydım. Aynı tarihlerde satmış olduğum 2 adet şirket vardı. Mutlu sonar enerji sanayi ve ticaret limited şirkeli. keskin solar sanayi ve ticaret limitet şirketi isimli şirketlerim yardı. Satışımdan sonra bir borçları çıkmadı. Bu da alıcılara sorulabilir. Bu kişilerden birisi .....'tır Bu kişi şu an bildiğim kadarıyla yurt dışında oturur. Açık adresini bilmiyorum. İkinci şirketi sattığım ..... isimli şahsa da sorulabilir. Bu şirket şuanda Feke ilçesinde faaliyettedir. ..... şu an Mersin ilinde ikamet eder. Mersin Akbelen Bulvarı üzerine karayolları karşısında iş yeri var. Açık adresini bilmiyorum. (0 .....). Ben ...'a veya başka birisine verdiğim senetle takamı daha fazla yazmadım. Böyle bir şeye tenezzül etmem. Ayrıca ..... şirketin alacaklarını almış, şirketin borcunu ödememiştir. Kölü niyetli birisi varsa o da .....''tır. Vekaleti kötüye kullandığı aşikardır. Ben ismi geçen şahıslar ile anlaşarak sahte senet yapmadım. Bu olayda bende mağdur oldum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." şeklinde olduğu görülmüştür. Davalılar ... ve ...'ın ifadelerinin davacı taraf iddiaları doğrular nitelikte olduğu görülmüştür. İkrar, yapıldığı yere göre “mahkeme dışında ikrar” ve “mahkeme önünde ikrar” olmak üzere ikiye ayrılır. Mahkeme dışında ikrar, bir tarafın karşı taraf veya başka kişiler veyahut da (idari) kurumlar önünde karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıayı kabul etmesidir. Mahkeme dışı ikrar takdiri delil niteliğinde olup, hâkim tarafından bunu doğrulayacak delilin veya belirtinin (emarenin) bulunması hâlinde hükme esas alınabilir. Hem mahkeme dışında ikrar hem de mahkeme önünde ikrar mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) düzenlenmesine rağmen olay ve dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) sadece mahkeme önünde ikrar düzenlenmiş, mahkeme dışı ikrar ise düzenlenmemiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, savcılıkta, haciz sırasında, icra takibine itirazda ya da polis önünde yapılan ikrar, mahkeme dışı ikrar olup; bir belge ile ispat edilebilirse, kesin delil hükmünde olacağı ve ikrarda bulunanı bağlayacağı açıktır (Bkz. Yargıtay 3. HD'nin 25/01/2021 tarihli, 2020/11610 E. ve 2021/406 K. sayılı ilâmı). 6100 sayılı HMK’nın “ispat ve deliller” bölümünde 188.maddesinde düzenlenen İkrarın ispat kuvveti, yapıldığı yere göre belirlenir. Buna göre; ikrarın mahkeme içinde veya mahkeme dışında yapılmasına farklı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır. Kural olarak mahkeme dışı ikrar, kesin bir delil olmayıp, takdiri delildir. Bununla ancak takdiri delillerle ispat edilebilen hususlar ispat edilebilir. Bu bakımdan kesin delille ispatı gereken bir hukuki işlemin varlığı mahkeme dışı ikrar ile ispat edilemez. Ne var ki mahkeme dışı ikrar bir belge ile ispat edilebilirse kesin delil hükmünde olur. Yapılan bu açıklamalar, Mut C. Başsavcılığının ..... soruşturma sayılı dosyası dosyasında yer alan ifade tutanakları ve ..... yazı cevabı uyarınca menfi tespit talebine konu senedin gerçek bir borcu içermediği, temel borç ilişkisine dayalı sebebin davalılar ... ve ... yönünden gerçekleşmediği, davalılar ... ve ...'ın savcılık ifadeleri ve ..... yazı cevabının davacı iddialarını doğrular nitelikte olduğu, davalıların mahkeme dışı ikrarının savcılık dosyasında da yer alan 07/07/2015 tarihli protokol ve ..... yazı cevabı uyarınca desteklendiği, davacının takibe konu senet nedeni ile davalılar ... ve ...'a borçlu olmadığının tespiti yönünden davacı taraf iddialarının ispatlanmış sayılması gerektiği, diğer talepler yönünden Mahkememiz bozma öncesi kanaatin aynı olduğu, bozma sonrası dosyaya celp edilen bilgi ve belgelerde de davalı ...'ın senedi iktisapta kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatlat delilin yer almadığı anlaşılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle Davalı ... yönünden; açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; savacının Küçükçemece ..... İcra Dairesi ..... E. sayılı takip dosyasına konu keşidecisi ..... Enerji San.ve Tic. Ltd. Şti., lehtarı ... düzenlenme tarihi 07/07/2015, ödeme tarihinin 07/07/2018, aval veren ... 60.000,00 Euro bedelli senet nedeni ile davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kötüniyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I- Davalı ... yönünden; Açılan davanın REDDİNE, II- Davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; Davacının Küçükçemece ..... İcra Dairesi .... E. Sayılı takip dosyasına konu keşidecisi ..... Enerji San.ve Tic. Ltd. Şti., lehtarı ... düzenlenme tarihi 07/07/2015, ödeme tarihinin 07/07/2018, aval veren ... 60.000,00 Euro bedelli senet nedeni ile davacının davalılara borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, III- Kötüniyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından REDDİNE, 1-Alınması gereken 25.985,12 TL harçtan peşin alınan 7.163,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.821,50 TL eksik harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA, 2-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 7.222,92 TL'nin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça sarf edilen tebligat ve posta masrafı 952,50 TL yargılama giderinden kabul oranı (%90,68) ret oranı (%9,32) dikkate alınarak hesaplanan 863,73 TL'nin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı ... tarafından sarf edilen 259,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 60.864,00 TL ücreti vekaletin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 39.076,97 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/01/2026

Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/435, K. 2026/40, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-435-e-2026-40-k-13b2f446f27c