Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1800 E. 2026/132 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1800
Karar No
2026/132
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1800

KARAR NO : 2026/132

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 25/10/2023

NUMARASI : 2022/646 E. - 2023/706 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ile aleyhime icra takibi başlatıldığını ancak, davalı ... ... isimli şahsa böyle bir borcum bulunmadığını, davalı ...'ın eşi ... araç kiralama işi yapmakta olduğunu, 2018 yılı içerisinde tarafına ait olan fakat arkadaşı ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracı, acil nakit paraya ihtiyacı olması nedeniyle ...' a 50.000 TL bedel karşılığında sattığını, ancak, aracın satışından eşinin haberinin olmaması ve onun tepkisi karşılaşmak korkusu ile, satmış olduğu bu aracı ...' dan aylık 2.000 TL kiralama ücreti karşılığında kiraladığını, söz konusu aracı kiralarken, ... ile araç kiralama sözleşmesi yaptıklarını, ...'ın ticari defterleri ve muhasebe kayıtları incelendiğinde söz konusu araç kiralama ilişkisi ortaya çıkacağını, ayrıca bu konuda tanıklarının da mevcut olduğunu, zira ...'ın banka hesapları incelendiğinde bu kişiye göndermiş olduğu araç kiralama ücretlerinin de görüleceğini, davalı ...'ın tarafına karşı İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine konu senedin ise bahsettiği araç kira sözleşmesinin altında yani ekinde bulunan senet olduğunu, söz konusu senet incelendiğinde üzerindeki kira sözleşmesinden koparıldığının açıkça anlaşılmakta olduğunu, davalının eşi ... ile aralarında düzenlenen araç kiralama sözleşmesinin imzalanması sırasında, o anki deneyimsizliğinden yararlanmak suretiyle, kiralama sözleşmesi altındaki senede de imza attırdığını, söz konusu icra takibi ile birlikte öğrendiğini, nitekim, senet üzerinde yer alan yazı ve ibarelerin hiçbirinin kendisine ait olmadığı, tüm yazı ve ibarelerin ...'a ait olduğu ve hatta düzenleme tarihinin imzanın üzerine sonradan yazıldığının bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, miktar kısmına 1.000,000,00 TL yazılarak, senedin alacaklı kısmına davalının adının yazıldığını ve ... ile aralarında hiçbir alacak-borç ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu senedin bedelsiz olduğunu ve davalı ... da bu senedin bedelsiz olduğunu bildiği halde icra takibine koyduğunu, kendisinin davalıya ya da davalının eşi ...'a herhangi bir borcunun bulunmadığını tüm bu nedenlerle davalı ... ile aralarında mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin bulunmadığının ve davalıya borcum olmadığının tespitine, takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla, alacağın davalıdan kötüniyet tazminatı alınarak davacıya verilmesine, İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü' nün ... Esas Sayılı dosyası ile başlatılan haksız icra takibinin - durdurulmasına bu mümkün olmaz ise, icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesi için teminatsız şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine konu Bono (senet) altındaki imzasının inkâr etmemiş, imza itirazında bulunmadığını, davacının, icra takibine konu senedin oto kiralama sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunu, oto kiralama sözleşmesinin son bölümünün boş olarak imzalatıldığını ve bu bölümün daha sonra doldurulmak suretiyle senede dönüştürüldüğünü, aracın kiralama bedelinin ödendiğini ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediğini ancak davacının, ileri sürdüğü bu iddialarını senetle ispatlamak zorunda olduğunu, senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını senet (kesin) delili ile ispatlaması gerekmekle davacının, senedin bedelsiz kaldığı iddiasını senet (kesin) delil ile ispatlayamadığı takdirde davanın reddi gerektiğini, kayıtsız şartsız borç ikrarını havi ve alacağın kesin bir belgesi niteliğinde olan ve aynı zamanda illetten de bağımsız olan bonoya karşı, senet (kesin) delili dışında başkaca ispat vasıtaları ileri sürülemeyeceğinden, senede karşı tanık dinlenmesine ve başkaca delillerin ileri sürülmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı tarafın takibe konu senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak nitelikte, kesin delil (senet) sunmadığını tüm bu nedenlerle ispattan yoksun haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir.(Yargıtay HGK'nın 2020/11-698 E. - 2022/1545 K. Sayılı ve 17.11.2022 tarihli kararı). Davacı senet borçlusu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille ispatlayabilecektir. Ancak davacı taraf iddialarını ispata yarar delil hasredememiş ve davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı görüldüğünden 05/07/2023 tarihli celsede kendisine yemin deliline dayandığı hatırlatılmış, davacı, davalıya yemin teklif etmiştir. Sonuç itibariyle; ispat yükü üzerinde olan davacı takip dayanağı bonoların bedelsizliğini ispatlayamamış,... sübut bulmayan davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Taraflar arasında dava konusu senedi borçlanacak herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, Müvekkilinin araç kiralama işi yapan davalının eşine 2018 yılında kendisine ait fakat arkadaşı ... adına kayıtlı ... plakalı aracı 50.000 TL bedelle acil nakit ihtiyacı nedeniyle sattığını, daha sonra eşinden korktuğu için aynı aracı ...'dan kiraladığını, kiralama ücretlerinin parça parça Müslüm'e gönderildiğini, Müvekkili aleyhine tanımadığı ... isimli kişi tarafından davaya konu senetle icra takibi başlatıldığını, müvekkili araştırma yaptığında davalının Müslüm'ün eşi olduğu ve araç kira sözleşmesi imzalanırken müvekkilinin deneyimsizliğinden yararlanılarak sözleşmenin altındaki senet kısmının da imzalatıldığını ve onun koparılarak boş vaziyetteki senedin davalı adına doldurularak takibe konulduğunu öğrendiğini, senedin sözleşmeden koparıldığını, davalının eşinin mesaj yolu ile müvekkilden alacağı olduğunu bildirdiğini, hesap defteri ve çizelgesi şeklinde şeyler gönderdiğini, daha sonra boş imzalanan senedin hukuka ve gerçeğe aykırı olarak doldurularak takibe konulduğunu, hem içerikte hem bedelde açıkça gerçeğe aykırı doldurma söz konusu olduğunu, Müvekkilinin hem davalıya hem davalının eşine herhangi bir borcu yokken takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının eşinin hesap hareketleri getirtilmediğini, senedin koparıldığı iddiası ile ilişkili bilirkişi incelemesi yapılmadığını ve olaya dair tanık dinlenmediğini, yemin delilini kullanmak zorunda bırakıldıklarını, dava konusu senedin sebepten ari soyut borç ikrarı içerir belge olmadığını, Davalının eşine araç kiralama işi nedeniyle teminat olarak verildiğini, senedin tarih bedel kısımları davalı yada eşi tarafından doldurulduğunu, senedin teminat senedi olarak verilmesi hususunda tanıklar olmasına rağmen mahkemece dinlenmediğini, Davalının gerçeğe aykırı yeminde bulunduğunu, alacağı olmamasına rağmen alacağı varmış gibi yemin ettiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir,

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın icra takibine konu olan senede karşı imza itirazında da bulunmadığını, Davacı taraf senedin araç kiralama ücreti olarak verildiğini iddia etmekte olup bu iddiaları mesnetsiz olmakla birlikte bu iddialarını senetle ispat etmek zorunda olduğunu, senedin mahiyeti gereği tanık dinlenmesi mümkün olmadığını, bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerektiğini, Davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına konu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve senedin bedelsiz olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı ( borçlu ), davalının varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.Bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir.Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, 680.maddesinde "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun" hükmü bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Bu nedenle imzası inkar edilmeyen bonoların diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz .( Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/7704 - 2022/14143 Sayılı Kararı). Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir. Teminat senedi (bedelsizlik) iddiası ise, Türk Ticaret Kanunu’nun 687. Maddesi kapsamında bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir ve bu iddiaların yazılı delil ile ispatı gereklidir.Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasındaki araç kira sözleşmesinden kaynaklandığı iddiasına dayandığı, ancak araç kiralama ilişkisi tarafının davalı ... olmadığı, davalının eşi Müslüm olduğu, davalının araç kiralama ilişkisi nedeniyle bononun verildiğini kabul etmediği, bu nedenle kambiyo senedine göre değerlendirme yapılması gerektiği, davalının araç kiralama ilişkisinde taraf olmadığı, bu nedenle dava dışı ...'ın ticari defterleri ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinin de dava sonucuna etkili olmadığı, Dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, davacının bonodaki imzasını inkar etmediği, senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olmasının senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı, senedin teminat amaçlı verildiği, açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğu, senedin bedelsiz olduğu iddiası davacı tarafından yazılı delil ile ispat edilemediği, Dava konusu senedin keşidecisinin davacı, hamilinin davalı olduğu, sonuç olarak ispatlanamayan davanın reddi yönündeki kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2023 tarih ve 2022/646 E. 2023/706 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1800, K. 2026/132, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1800-e-2026-132-k-0fc742700f82