İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/331 E. 2026/58 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/331
- Karar No
- 2026/58
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/331 Esas KARAR NO : 2026/58
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2026
I.İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan börekçi dükkanını almak için ... İli ... İlçesindeki ... ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölümdeki evini takas etme hususunda anlaştığını, dükkanın devir bedelinin ... TL, dükkanın devir bedelinin ... TL olarak belirlendiğini, davalının takas sonrası oluşan alacağını ödeyeceğini beyan ettiğini ancak ödeme yapmadığını, müvekkilinin de ödeme yapılmaması nedeniyle taşınmazın tescilini davalı adına yapmayı kabul etmediğini, ardından tarafların sözleşmeyi fesh ettiğini, daha sonra davalının müvekkilini ölümle tehdit ettiğini, davalının dükkan meselesi nedeniyle eşi ile arasının bozulmasına üzüldüğünü bu nedenle davalı ile görüştüğünü, davalının işletmenin devri için müvekkiline ... TL para verdiğini, kendisinin de davalı ve davalının eşi ile aralarının bozulmaması için ... TL teminat senedi düzenlediğini, müvekkilinin evi satınca bu parayı davalıya vermeyi taahhüt ettiğini, davalının da dükkan sahibinden 5 senelik işletme devir izni alacağını taahhüt ettiğini ve tarafların tekrar anlaştığını, ancak davalının sahte imza ve yazı ile müvekkili adına senet keşide ederek takibe konu ettiğini, müvekkilinin bu takip neticesinde taşınmazını kaybettiğini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, imzaların müvekkiline ait olmadığını, icra takibi sonucu haksız yere satışa çıkarılan taşınmazdan elde edilen haksız kazancın müvekkiline iade edilmesini, taşınmazın satış bedeli ile taşınmazın o dönemki ve şuanki piyasa rayicinin altında olduğunu, taşınmazın icra dairesinden yok pahasına satıldığını, bu nedenle de müvekkilinin zarar ettiğini, müvekkilinin evinin değerinin çok altında satılması ile zararının net olmadığını, bu aşamada kısmi dava ikame ettiğini, anlatılan sebepler ile müvekkilinin Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, taşınmazın icra yoluyla satışından tahsil edilen ... TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminatsız olarak davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla dava değeri karşılığında davalının taşınır, taşınmaz ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. II. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın davaya konu talep ve iddialarının zamanaşımına uğramış olduğundan ve süresi içerisinde dava konusu edilmediğinden hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının davaya konu beyan ve iddialarının tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, hükme esas alınamayacağı gibi gerçekleri de yansıtmadığını, davacının delil olarak dayanmış olduğu uzman bilimsel görüş mütalaasında dahi davaya konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiş olmakla yine davacının Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu ... tarihli dava dilekçesinde de senetteki imzanın kendisine ait olduğunu açıkça beyan etmesi karşısında tam aksi iddiayla imzanın kendisne ait olmadığını iddia ederek huzurdaki davayı ikame etmesinin son derece kötüniyetli olduğu gibi davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, huzurdaki davaya konu talep ve iddia bakımından ispat yükünün davacı borçlunun üzerinde olduğunu, davacı yanın davaya konu talebini yazılı delillerle ispat etmek durumunda olduğundan tanık dinletilmesine de muvafakatının bulunmadığını, icra takibine konu kıymetli evrakın kambiyo vasfına haiz geçerli bir senet olduğunu, vadesinde ödenmeyen borç karşılığı olarak takibe konu edildiğini, haksız, mesnetsiz ve hukuki temeli bulunmayan davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde ise esastan reddine, davacı borçlunun, huzurdaki davayı haksız ve kötüniyetli olarak ikame etmiş olması sebebiyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesine, davacının kötüniyetli ve haksız olarak işbu davayı açmış olması göz önüne alınarak, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 329. maddesi uyarınca akdi vekalet ücreti ile birlikte dava vekalet ücreti ve tüm yargılama harç ve giderlerinin de davacıya yükletilmesini talep etmiştir. III. ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 1-Antalva Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası, 2- Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Soruşturma sayılı dosyası, 3- Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Soruşturma sayılı dosyası, 4- Davacının imza ve yazı örnekleri, 5- Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır. IV.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE VARILAN SONUÇ Davanın, kambiyo senedine özgü icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve icra takibinde satışı yapılan taşınmaz bedelinin istirdadına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı kambiyo senedine dayalı icra takibine ilişkin bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı, tarafların dilekçelerindeki iddia ve savunmaları kapsamında bononun geçersiz sayılıp sayılamayacağı, davacını ... ili ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel ... katı ... numaralı bağımsız bölümdeki evin icra kanalı ile satışı sonucu davalıya ödediğini iddia ettiği ... TL’nin davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı belirlenmiştir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK'nın 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları) HMK'nın 188 inci maddesinde; taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar. Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre Mahkeme dışı veya Mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, Mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Mahkeme dışı ikrarda davacı iddiasını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasına sunulan ... tarihli dava dilekçesinde davacı; "Olaylar/ İlgili Antalva Genel İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı ödeme emrini ... ... ten öğrendim, ... tarihinde öğrendim. Benim böyle bir borcum Yoktur. Ancak senetteki imza benimdir. Ben bu senedi alacaklıya bana bir dükkan işletmem konusunda benden teminat olarak senet vermiştim. Verdigim tarih ... tarihinde verdim. Ancak kendisi bana dükkan kullanma hakkını verecekti vermedi şimdi ise alel acele ben borçlu imişim gibi beni senede vede atarak takibe koymuştur." şeklinde vakıalar sunmuştur. Tüm bu açıklama ve belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü davalıya borçlu olmadığına ve lehine bono düzenlemediğine yönelik vakıaların yukarıda alıntılanan dava dilekçesi beyanları ile çeliştiği, davacının yukarıda alıntılanan beyanlarının dava dilekçesinde yazılı olması ile mahkeme içi ikrar mahiyetinde kesin delil niteliğini haiz olduğu, şu durumda davacının imzanın kendisine ait olmadığına dayanamayacağı kanaatine varılmıştır. Davacı vade tarihinin sonradan doldurulduğunu beyanla bu hususta yazı incelemesi yapılmasını talep etse de TTK’nın 776/2-f ve 680. maddelerine göre, açığa bono düzenlenebileceği, bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun yazılı delille ispatı gerektiği, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, bononun düzenlenmesine neden olan hukuki ilişkinin ispat edilmesi zorunluluğu bulunmadığı, iddiaların yazılı belge ile ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Manevi cebir iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; davacının hile ve dolandırıcılık iddiası yönünden senetlerin tanzim edilme tarihinden itibaren 1 yıl içinde eldeki davanın ve yukarıdaki belirtilen mahkeme dosyalarında görülen davaların açılmadığı yahut iddianın TBK 31. Maddesi kapsamında hak düşürücü süreye uğradığı, öte yandan davanın süresi içinde açıldığı kabul edilse bile davacının, davalı tarafından senetleri hile altında, hukuka aykırı olarak alındığını ispat edemediği değerlendirilmiştir. Kaldı ki, yine davacı tarafça yapılan suç duyurusu üzerine ikame edilen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Soruşturma sayılı dosyası ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden verilen takipsizlik kararları ile de manevi cebir iddiası ispat olunamamıştır. Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış ise de bedelsiz senedi işleme koymak TCK da düzenlenen suçlardan olup ceza kovuşturmasına sebebiyet verebileceğinden HMK 226/1.c maddesi uyarınca yemin hakkı hatırlatılmaksızın yazılı delille ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına, 3-Alınması gerekli ... TL harçtan alınan ... TL peşin harcın mahsubu ile artan ... TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 4- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 6- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Artan gider avansının HMK'nın 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, Davacı vekili ile Davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır