İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/405 E. 2026/430 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/405
Karar No
2026/430
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/405 Esas KARAR NO : 2026/430

DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 02/06/2025 KARAR TARİHİ : 23/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ... A.Ş., 30.04.2025 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli çeke dayanarak ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, ve bu karara istinaden ... 24. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, ancak söz konusu çek müvekkilleri şirket nezdinde kaybolmuş/zayi olduğunu, bu hususta ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiği ve bu durum banka ile ilgililere bildirildiğini, buna rağmen davalı taraf, ödeme yasağını bilmesine ve kendisine noter ihtarnamesi ile tedbir kararının tebliğ edildiğini, çekin hukuka aykırı şekilde tedavülünü sağlayarak ihtiyati haciz talep ettiğini ve icra takibi başlattığını, oysa müvekkilleri şirketin davalıyla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, dava konusu çek nedeniyle de herhangi bir borcu mevcut olmadığını, müvekkilleri çekin zayi olması sebebiyle ilgili cari hesap borçlarını ayrıca banka havaleleri ile ödediğini, bu itibarla, ödeme yasağı bulunan ve zayi olduğu sabit olan bir çekten dolayı müvekkilleri aleyhine kambiyo takibi yapılması açıkça hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilleri borçlu olmadığı hususu, çekin ciro zincirinde yer alan şirketlerin ticari kayıtları ve bilirkişi incelemesi ile de sabit olacağını, bu nedenlerle açılan menfi tespit davasında, ihtiyati hacze dayanak icra takibinde müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile birlikte, yargılama sonuna kadar verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının devamına ve davalının kötü niyeti nedeniyle alacağın %40'ı oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilleri firmanın hamili olduğu; ... bankası A.Ş. ... (... Şubesinin hesabı üzerinden keşide edilen ... tarihli,... seri numaralı, 200.000,00- TL tutarlı 1 adet çekin karşılıksız çıkması nedeniyle ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş Sayılı ihtiyati haciz kararı ... 24.İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından infaz edildiğini, akabinde 21.05.2025 tarihinde davacı tarafça tarihinde 200.000,00-TL dosya borcuna istinaden dosyaya ödeme yapılmış ve icra dosyası infazen kapatıldığını, müvekkillerinin, çekin iyi niyetli ve yetkili hamili olduğunu, çek süresinde ibraz edilmiş ancak ödeme yasağı nedeniyle ödenmediğini, ödeme yasağı bulunması, çek hamilinin icra takibi ve ihtiyati haciz talep etmesine engel olmadığını, müvekkilleri çeki usulüne uygun ciro silsilesiyle ve faktoring sözleşmesi kapsamında iktisap etmiş olup kötü niyetli olduğu yönündeki iddialar mesnetsiz olduğunu, davacının ileri sürdüğü bedelsizlik, şahsi def'i niteliğinde olup yalnızca temel borç ilişkisinin tarafları arasında ileri sürülebileceğini, iyi niyetli hamile karşı dinlenemediğini, keza ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, müvekkillerinin yetkili hamil sıfatını tevsik eden tüm belgeleri sunduğunu, icra dosyasına yapılan ödeme teminat niteliğinde olmayıp, borcun ifası mahiyetinde olduğunu, ihtirazi kayıt olmaksızın yapılan bu ödeme borcun kabulü anlamına geldiğini, zayi olduğu iddia edilen çek yönünden müvekkillerinin ağır kusuru veya kötü niyeti bulunmadığını, zira müvekkilleri zayi davasının tarafı olmadığını ve çekin çalıntı olduğunu bilmesi beklenemediğini, davacı tarafın keşideci imzasını ikrar etmiş olması sebebiyle ; imza incelemesine ilişkin talebi bulunmadığından ve dava konusu icra dosyasına konu ve henüz müvekkil uhdesinde iken 161025 seri numaralı çeke herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmeden davacı tarafça ödenmiş olduğundan davacı tarafın huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddine, ayrıca davacı tarafından yatırılan paranın istirdadına yönelik bir talep bulunmadığından istirdat davasına dönüşen davanın taleple bağlılık ilkesi uyarınca esastan reddine, Davacı tarafın iddiasının aksine müvekkil çeki kanun aramış olduğu tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirerek iktisap etmiş olup, iyi niyetli hamil konumunda olan müvekkilin çekin çalıntı olduğunu bilebilecek durumda olmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, davacı taraf haksız ve hukuksuz işbu davayı tamamen kötü niyetli açmış olduğundan dolayı %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 12/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı Şirketin ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu ... Bankası ... şubesine ait 30.04.2025 keşide tarihli, keşidecisi ...Şti. Olan ... seri numaralı, 200.000,00 TL bedelli çeki ... tarihinde ... yevmiye madde numarası ile ticari defterlerinde 101 numaralı alınan çekler hesabının “...Portföydeki çekler...” alt hesabına kaydettiği, ilgili çekin bu sefer 25.02.2025 tarihinde 2902 yevmiye madde numarası ile ticari defterlerinde 101 numaralı alınan çekler hesabının “...Ödeme yasaklı çekler...” hesabına kayıt ederek Portföydeki çekler hesabından çıkışını yaptığı gözlemlendiği, Davalı şirketin incelenen ticari defter ve dökümleri neticesinde ise dava dışı ihbar olunan ... Şti. ile arasında faktöring işlemi yapıldığı, Dava konusu çeki dava dışı ihbar olunan ... Şti.'den 14.02.2025 tarihli Alacak Bildirim Formu (ABF) ve Çek/Senet Tevdi Bordrosu ile faturaya dayalı olarak dava konusu çeki devir ve temlik aldığı, davaya konu çekte davacıdan sonraki ciranta konumunda bulunan ... Şti.'nin incelenen e-ticari defter ve dökümlerinde, davacı şirket ile herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığı, bu kapsamda dava konusu çeke ilişkin herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı ve söz konusu çekin defterlerde kayıtlı olmadığı, Davalı şirkete dava konu çeki devir ve temlik eden ...Ltd. Şti.'nin alacağın varlığına konu ettiği, dava dışı ...Ltd. Şti. Adına düzenlemiş olduğu, 14.02.2025 tarihli ... numaralı 200.002,00 TL tutarlı faturanın dava dışı ... Şti.'nin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu bağlamda yukarıda ve rapor içeriğinde detaylıca anlatıldığı üzere, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Sayın Mahkemece dava konusu çekin zayi / 3. Kişilerin eline geçtiği veya kaybolduğu yönünde karar vermesi halinde ise, davacı şirketin dava konusu çekten dolayı davalı şirkete borcu olmayacağı, görüş ve Kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas,... karar sayılı emsal ilamında; "..13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Faktoring (Factoring)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl islediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. 14. Türkiye’de faktoringin gelişmesi 1980 sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir. 15. Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren faktoring hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konulmamış, faktoring işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik", daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK’ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve ...tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için... tarihinde ... sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Şükrü: Yargıtay Kararları Işığında Faktoring, Ankara 2013, s. 43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde faktoring işlemleri, 6361 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır. 16.Factoring (mevzuatta kullanılan şekliyle Faktoring) Latince “Factor” kelimesinden türetilmiştir. Faktoring; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya işgörme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi işgörme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (Kocaman Arif: Faktoring İşlemlerinin Hukuki Niteliği, Ankara 1992, s. 21). 17. Türk Hukuk Lûgatında da vadeli mal satışı yapan işletmelerin bu satışlardan doğan alacaklarının finans kurumunca satın alınması olarak tanımlanmış ve böylece tahsil rizikosunun satın alan firmaca yüklenildiği dile getirilmiştir. (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 41). 18. Faktoring’in amacı, firmalara satışlarının ve kârlarının artması konusunda yardımcı olmaktır. 19. Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticari borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticari işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçlularının hesap hasılalarını factor satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür. 20. Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar; a) Müşteri (firma): Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme, b) Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket, c) Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir. 21. Faktoring hizmetleri ise; kredi riskini karşılama; tahsilat ve muhasebe; fonlardan avans, şeklinde özetlenebilir. 22. Faktoring şirketlerinin yapamayacakları iş ve işlemler 6361 sayılı Kanun’un 9. maddesinde düzenlenmiş olup anılan maddede; “Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.” hükmüne yer verilmiştir. 23. Bu düzenlemenin, uygulamada bir kısım boş ve hileli kambiyo senetlerinin, faktoring şirketlerince ciro yolu ile devralınmasının engellenmesi amacıyla sevkedildiği anlaşılmaktadır. Kanun hükmünde belirtilen koşullara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirilmediğinde, faktoring şirketi kambiyo senedinin yetkili hamili olmamaktadır. 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi, kamu düzenine ilişkin emredici bir hüküm olduğundan, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. 24. Kanun’da açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre faktoring şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından doğan alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, faktoring işleminden haberdar olduğu andan itibaren, faktoring müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî def’ileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir. 25. Şahsî def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senedi düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile lehtardan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî def'îleri, faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi def’ileri faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. 26. Az önce bahsedildiği üzere; uyuşmazlık çıkaran kambiyo borçlusunun, faktoring işleminin taraflarından biri olup olmadığının 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi hükmünün değerlendirilmesi yönünden bir önemi yoktur. Yani menfi tespit davası açan kambiyo borçlusu, faktoring işleminin dışında kalan keşideci veya cirantalardan biri olsa bile son ciranta tarafından faktoring sözleşmesi çerçevesinde faktoring şirketine ciro yoluyla devredilmiş olan bir senetten dolayı da mutlaka 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesinde aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Şahsi def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği sorunu ise belirtilen bu ön sorun aşıldıktan sonra gündeme gelebilecektir. Yani bono veya çekin faktoring şirketine ciro yoluyla temliki işleminin 6361 sayılı Kanun’un 9/2 maddesinde aranan koşullara uygun olduğunun saptanması hâlinde kambiyo borçlusunun kendi akidine karşı ileri sürebileceği şahsi def'îleri faktoring şirketine karşı da ileri sürüp süremeyeceği tartışılıp değerlendirilebilecektir. 27. Özetlemek gerekirse; faktoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 188/1. maddesi uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani satıcı firmaya (müşteriye) karşı ileri sürebileceği def’i ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedi sebebe bağlandığından kambiyo senetlerinin soyutluk ve kamu güvenliği ilkesi ortadan kalkacak ve bunun sonucu olarak şahsi def'îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesinde öngörülen "bile bile borçlunun zararına hareket etmesi” koşulu aranmayacaktır. Zira, 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedindeki alacağın mutlaka bir mal veya hizmet satışından kaynaklanması gerekmekte ve senetteki alacak sebebe bağlanmaktadır. Sebebe bağlanan bu alacağın faktoring şirketine devri ciro yoluyla olmakla birlikte işlemin temelinde alacağın temliki hükümleri yatmaktadır. 28. Çek/senette ciro zinciri içinde yer almakla birlikte faktoring işlemi içinde yer almayan kambiyo borçlusunun durumunun TBK’nın 188/1. maddesine göre değil 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerekmektedir.." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı emsal kararında ".. Tüm bu mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü üzere, faktoring şirketleri ancak sahih ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olup alacakları devralabilirler. Bir başka söyleyişle, anılan hükümler gereğince, faktoring işlemi bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik olunması yeterli olmayıp faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiği, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılmasının öngörüldüğü açıktır. Nitekim, 6361 sayılı Kanun’a dayalı olarak 1.1.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5., 6. ve 8. maddelerinde de yukarda belirtilen hususlar hakkında hükümler sevkedildiği, söz konusu hükümlerin yürürlükten kalkan bir önceki yönetmeliğe dayalı olarak çıkarılmış olan ve faktoring şirketlerinin uymakla yükümlü oldukları hususlara ilişkin 8.7.2010 tarihli genelgede belirtilen prensipleri geliştirerek pekiştirdiği görülmektedir. Faktoring şirketlerinin imtiyazlı kuruluşlar olduğu da gözetildiğinde, yukarda belirtilen usul-esaslar çerçevesinde bir inceleme-araştırma yapılmaksızın faktoring işlemi yapılması halinde, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hasıl olacak sonuçlar bakımından ağır kusurlu kabul edilmeleri gerektiği izahtan varestedir.." şeklinde gerekçe yer almaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı, dava dilekçesinde, Davalı ... Faktoring A.Ş., 30.04.2025 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli çeke dayanarak ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, ve bu karara istinaden ... 24. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, ancak söz konusu çek müvekkilleri şirket nezdinde kaybolmuş/zayi olduğunu, bu hususta ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiği ve bu durum banka ile ilgililere bildirildiğini, davacı şirketin davalıyla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, dava konusu çek nedeniyle de herhangi bir borcu mevcut olmadığını, müvekkilleri çekin zayi olması sebebiyle ilgili cari hesap borçlarını ayrıca banka havaleleri ile ödediğini, bu itibarla, ödeme yasağı bulunan ve zayi olduğu sabit olan bir çekten dolayı müvekkilleri aleyhine kambiyo takibi yapılması açıkça hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, tarafların ticari defter kayıtlarının yapılan incelemesinde, davaya konu çekte davacıdan sonraki ciranta konumunda bulunan... Şti.’nin incelenen e-ticari defter ve dökümlerinde, davacı şirket ile herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığı, bu kapsamda dava konusu çeke ilişkin herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı ve söz konusu çekin defterlerde kayıtlı Olmadığı, bu nedenle HMK 222. Maddesi gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarındaki tespitlere göre davacının davalıya dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜNE, 1-Davaya konu ... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. takip dosyası ve dosyaya konu 30.04.2025 keşide tarihli, keşidecisi ...Şti. olan, ...Bankası ... Şubesi ... seri numaralı 200.000,00 TL bedelli çek sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 13.662,00 TL nispi karar harcının peşin alınan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 10.246,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 4.118,40 TL(615,40 TL BVH, 87,50 TL VSH, 3.415,50 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 21.030,80 TL (1.030,80 TL tebliğler ve posta, 20.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/405, K. 2026/430, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-405-e-2026-430-k-65537c0f55a2